Dan Brown'un Da Vinci Şifresi romanıyla popüler olan bir tür var edebiyat dünyasında: Gizem sosuyla bulanmış aksiyon dozu yüksek süpriz finalli bir roman türü. Bu türün dinamiklerini iyi uygulayan yazarlardan biri de Adam Fewer. Olasılıksız romanıyla çok daha geniş bir kitleye ulaşmayı başaran Fewer, Empati ile yine benzer bir formülü uyguluyor. Hikayenin içine yerleştirilmiş bilimsel ve felsefi bilgiler, bolca kelime oyunu, sonu gelmeyen benzetmeler, süslü kelime oyunları, cinsellik, aksiyon ve süpriz bir final. 635 sayfalık romanı okumakta güçlük çekmiyorsunuz çünkü metnin hafifliği nedeniyle sayfalar su gibi akıp gidiyor. Bilim dünyasına, dine ve felsefeye yönelik göndermeler de tatmin edici. Fakat bu kadarıyla yetinmek zorundasınız çünkü Fewer'in romanlarının edebi bir değeri yok. Çabuk tüketilmeleri için dizayn edilmiş gibi bir halleri var. Romanın kurgusu ise biraz Tarantinovari izler taşıyor. Kurgu parçalı ve zaman akışını geçmişle şimdiki zaman arasında gidip gelerek bozuyor. Bu yüzden eser bazı okuyuculara bütünlükten yoksun gelebilir. Kilit ifade şu bence: Fewer romanlarıyla okuyucuda edebiyat duygusu yaratmaktan ziyade sinema duygusu yaratıyor. Bu iyi bir şey mi? Bence bir edebiyatçı için hiç de iyi değil!