197Yorum
Ebru Erbay
17.10.2002
Altan'ın bu kitabı aşk kitaplarını aratmayacak bir titizlikte!kitap çıktığından beri konusu, içeriği dışında herşeyi dolayısıyla tartışma konusu oldu zaten. yine de insan ruhu ve kişiliği kousunda söylediği hiçbirşey yok.Türkiyeli okura okuma zevki bu tür kitaplarla aşılanacaksa gerçekten çok vahim bir durumdayız demektir.ama ben kesinlikle böyle düşünmüyorum,Ahmet Altan medya ve düşük beğenili insanlar tarfından fazlasıyla şişiriliyor bence.kitap sıkıcı ve insana bir şey vermiyor. insan neden heyecen peşinden koşar? insan neden tutkulara sahip olur? ya da insan neden tutarsız bir varlıktır sorularına cevap aranmıyor, bunlar doğal bir olgu gibi kabul ediliyor. Oysa ki insan toplumsal bir varlıktır ve davranışlarının sebebi iyilik ve kötülüğün ötesinde anlamlar taşır. İnsan ne erdemli "yüksek" bir varlık ne "aşağılık" bir varlık ne de Altan'ın dediği gibi değişken bir yaradılıştır. edebiyat insanı bir şekilde varsaymaz ama bu yaradılışı yani insanın yapıp ettiklerini sorgular. sorgusu olmayan bir kitabın hakkında bu kadar söz ediliyorsa, bunun sadece reklam amaçlı olduğunu düşünmek çok yanlış olmaz. insanın "dengesi" bozulabilir, heyecan peşinde koşarken birilerine haksızlık edebilir veya bastırılmış heyecanlarına hayatın diğer alanlarında anlamlar aramaya çalışabilir. ama bu konular böyle kısaca kestirilip atılmış bir romanda ele alınıyorlarsa bu romanın anlam değerinden şüphe etmek gerekir.
peyami necip
07.10.2002
klasik bir ahmet altan kitabı...konusunu daha çok kadın ve sex üzerine kurmuş bir yazar...aldatmak ta bu fikrin aynası olmuş...yalnız şunu söylemeliyim ki gerçekten insanın içinde kalmış yasak duyguları iyi anlatıyor..onları gün ışığına çıkarıyor ve onlarla dans ediyor.bu dansı okuyucuyu da içine alarak yapıyor...aldatmak bir nevi 'tehlikeli masallar,ın bir versiyonu diyebilirim..tavsiye de etmiyorum.…
Berna Çelik
04.10.2002
Bence bu tür kitaplar insanların psikolojilerini bozuyor..kitabı bırakın konusu bile..kitabın adı bile insanın dengesini bir an da bozmaya yeterli "ALDATMAK"..bu tarz yapılmış filmleri izlemekten bile hoşlanmıyorum..insanların manevi değerlerini bitirmeyi abuk sabuk arayışlar içine girmesini körüklüyor.. neden daha bilimsel daha kendini tamir edici daha sosyal daha çok psikoloji felsefi eserleri okuyup kendimizi, iç dünyamızı keşfedici, çevremizdeki olup biteni bir nebze de olsa anlatabilen ışık tutan eserler okumuyoruz..sadece kitap okumuş olmak için mi???
hakancemo
03.10.2002
Ben edebi bir yaklaşımın dışında kalarak sadece ve sadece kendi beğenimle ilgili bir eleştiri yapmak istiyorum... Altan'ın bu kitabı, bence çok düzeysiz ve yararsız bir çalışma olmuş... Sanki kendi yaşadığı ya da tanık olduğu bazı olayları romanlaştırmış... Ama bu da Duygu Asena'nın zamanında çıkıp da yine olay yaratan kitabı (Kadının Adı Yok)gibi çok tepki alıyor... Bu tepkileri de yazarın taşıdığı misyonla ilgili olarak görüyorum... Bana kalırsa bu kitabı okumak zaman kaybı... Bu kitabı zevkle okuduğunu iddia edenler, bence fantezilerini başka şeylerle güçlendirmelidir...!!!
Ahmet Madenci
03.10.2002
Medyada Ahmet Altan'a bu romanına yöneltilen eleştiriler ne yazık ki roman üzerine değil de daha çok karalama ve çamur atma biçiminde oldu. Bir kitabın yüz binin üzerinde basılması Emin Çölaşan gibi, Fatih Altaylı gibi iftira atıp kenara çekilenler yüzünden Ahmet Altan bir anda Best seller yazarı konumuna girdi. Emin Çölaşan bu tip iftiraları daha öncde de yazıp mahkum olduğu halde gene büyük bir umursamazlık ve yüzsüzlükle bu kitaba da aynı şekilde saldırdı. Bu ülkede bir kitap bu miktarlara ulaşmışsa buna ancak sevinilir. Yazıklar olsun. Ahmet Altan'ın kalitesi belli,şu anda bizler gibi kitap dostlarının bu karalamalara karşı koyması gerekir. Eleştiri her zaman yapılır, ama bu rezilliğe bir son verme zamanı geldi. Herkesi buna çağırıyorum.
ozy06
02.10.2002
Ahmet Altan’den her ne kadar kadın ruhundan çok iyi anlayan bir yazar olarak bahsedilse de bu kitabı okuduktan sonra Ahmet Altan’a mı kızayım yoksa ona bu ünvanı verenlere mi bilemedim. Kadın ruhu bundan mı ibaret yani. Şehvet mi? Bu kadar basit yaratıklar mı kadınlar? Seks oyunları için ailelerini, işlerini, itibarlarını, gururlarını bu kadar kolay mı hiçe sayıyorlar. Aşık olduğu erkek kendisini terk ettikten sonra yaşadığı bunalımla hırsızlıklar yapmaya başlayan kadın! Vay canına demek aşk yatay bir duygu imiş. Roman kadın ruhundan çok erkeklere bir el kitabı niteliğinde bence; bir kadını elde etmek için neler yapmalısınız, yatakta nasıl davranmalısınız... Gündemden düşmeyen alıntı kleptomani meselesine gelince; bu konu aslında romanda küçük bir yer alıyor ve bence gayet gereksiz bir sansasyon yaratıldı. Sonuçta kadın yaşadığı bunalımlardan kurtulmak için seri cinayetler işleyen bir katil olabilirdi, bu mantıktan gidersek bütün cinayet romanları da birbirlerinden mi alıntı yapıyor.

Ertuğrul Uzun
Kitapkurdu
02.10.2002
Son günlerde hangi gazeteyi elimizi alsak veya hangi kanalı açsak karşımıza Ahmet Altan ve “Aldatmak” çıkıyor. Genelde eleştiriler kitabın reklamdan dolayı sattığı yolunda. Bence asıl reklamı yapan medya. İnsanların merakını uyandırıyorlar kitap hakkında.
Kitabı okuyan insanların ilk aklına gelen şey cinselliğin çok yoğun olarak işlendiği olabilir. Fakat bana göre Ahmet Altan’ın bu kitapta anlatmak istediği iki konu var. Birincisi evliliklerde ne kadar sorun yok gibi gözükse de içten içe problemler vardır ve genelde erkekler bu problemlere duyarsız kalıp kadınlarını yalnız bırakmaktadırlar. Kadınların sorun olduğu zaman direkt kendilerine söyleyeceğinden emin olan erkekler, eşlerinin ses tonlarını dinlemeyi veya yüz ifadelerine bakmayı ihmal etmektedirler. İkinci konu insanlar çılgınca şeyler yapmaya başlayınca geri dönmeleri zor oluyor. Günahın, çılgınlığın sınırı yok. Yeni heyecan arayışları her zaman devam ediyor.
Kitabın başka bir kitaptan alıntı olması konusundaki eleştirilere de katılmıyorum. Sonuçta kitabın konusu klasik bir konu. Çoğu yazar tarafından incelenmiştir. Bu kitapta ise klasik bir konu karşımıza Ahmet Altan farkıyla çıkmaktadır.
Feyzi Kantar
30.09.2002
Ahmet Altan bir yazar ve Aldatmak onun ilk eseri değil. Yılların birikimini yansıtıyor okuyucusuna. Eleştirilerin bir bölümü eserden ziyade yazara yönelik. Birisi bu hikayenin çalıntı olduğunu söylüyor. Bu çok daha önemli bir konu. Okuyucular yıllar önce okuduğu ve ya okuyamadığı hikayeleri yeniden okuma fırsatı buluyor. Zaten her şey bu şekilde sık sık ısıtılıp gelmiyor mu önümüze.<br />Ben eleştirenlere şu sözü hatırlatmak istiyorum:"Küçük beyinler kişileri, orta beyinler olayları, byük beyinler sistemleri sorgular"<br />Büyük Beyin Olabilmek dileğiyle<br />
truetype
28.09.2002
Ahmet Altan, edebi değeri tartışılan bu kitabı kendisi bile zayıf bulmuş olacak ki, birçok t.v. programında edebi eserlerin basit yazıldığı zaman güzel olacağını(!) savunup durdu. Örnek olarak da, Tolstoy'u verdi. Benim buradan yapacağım en iyi tavsiye, Önce Ahmet Altan'ı okumanız, sonra örneğin Tolstoy'u, Gide'ı okumanızdır ve aradaki büyük farka dikkat etmenizdir. İyi yazar illa popüler olmak durumunda değildir; hele Türkiye'de. Ahmet Altan bence çoğu insandan farklı olarak, cinselliği kat ve kat kendine sorun etmiş, ilginç biridir ve yazdıkları hep bu konularda yoğunlaşmıştır. İyi edebi eserler verdiği gün, (basit yazsın sorun değil, ama eserin bir ağırlığı olsun bari) kitabını belki almayı düşünebilirim.
Elmas ÖZDEMİR
27.09.2002
Yazar kitabın sonunu çok basit ve saçma bir şekilde bitirmiş. Oldukça gerçeklikten uzak. Kitabın içeriği ve işlenen konu bakımından en çok satanlar arasında girmeyi hiç hak etmiyor. Bu kitapla birlikte çıkan birçok kitap var ve nedense toplumsal olarak işin edebiyat yönüne bakmayız da magazinsel ve medyatik yönüyle ilgileniriz. Bence Ahmet Altan medyaya bu kitabı bu kadar haksız yere methettikleri ve okuru bu kitabı mutlaka okuması gerekmiş gibi yönlendirdikleri için teşekkür etmeli. Bu kitabı okuduktan sonra aslında yaşanılanların sadece Aydan-Haluk ve Cem arasında olduğu zannediliyor. Ama bütün bunların ardında küçücük ve savunmasız bir kız çocuğu var, Selin ? Yani durum bu kadar basit mi?
myangie
Kitapkurdu
27.09.2002
ahmet altana yakışmayan bir kitap olduğunu düşünüyorum maalesef. bütün kitaplarını okuduktan sonra böyle bir kitapla hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Konu basit, anlatım sade ve tatsız tuzsuz.. belki altanı tanımadan önce okusaydım belki iyi diyebilirdim ama bu kadar kitabın üstüne bu kitap çok basit geldi. altan'ın diğer romanlardaki karakterlerden sonra bu karakterler çok basit, diğer anlatımlarından sonra bu çok vasat, diğer konularından sonra bu çok sıradan, diğer psikolojik tahlillerden sonra bu çok yavan... aydan diğer romanlarında yardımcı karakter olamayacak kadar gereksiz bir kişilikken üzerine roman yazılması galiba diğer romanlarındaki karakterlerini üzmüştür.niye böyle bir kitap yazdığına anlam veremedim. bu konuyu denemelerinden birinde 3 sayfada daha güzel anlatabilecekken kendini bu kadar kasarak koca bir kitap yapmasını anlamak zor. bence bu kitapla ahmet altan kendini aldatmış tabii ki biz altan severleri de...
kursat1071
Kitapkurdu
27.09.2002
yapılan eleştirilere katılmıyorum sırayla cevap vereceğim
1:kitabın pazarlanma tekniğini mübalağalı bulupta ticarileşmesini eleştirenleri haklı bulmak mümkün değil bu olsa olsa takdir edilmesi ve diğer yazar ve yayınevlerine örnek olması gereken bir yöntem .Esas olan zaten az olan kitap saatış ve okunma oranını artırmak değilmi bunun neresi yanlış söylermisisniz?
2:kitabı daha önceki ALTAN kitapları ile kıyaslayarak sıkıcı bulanlara ise gerçekten şaşırdım.kitap okumak konusunda pek iştahlı olmayan ben ve karım birer günde bitirdik bu kitabı ve bitirdiğimizde her nekadar romanda takdim edilenden farklı bir sosyo-ekonomik çevreye ait olsakta temelde aykırı,yasak olandan duyulan heyecan ve bu heyecanın verdiği garip duyguların işlenmesi bence oldukça akıcı bir üslup kullanılarak başarılmış
3:roman kahramanlarının bu ülke toplumunda pekte yaygın olmayan bir sosyal dokunu parçası oluşlarını ise eleştirilmesi bile abes olan bir husus olduğunu düşünüyorum zira burada bence vurgulanan şey sıradanlığa ,rutine hapsedilen bir hayat akışında her insanın içinde biryerlede kıpraşan aykırı düşüncelerin insanı nereden nereye savurduğudur.ismi aldatmak ama bence esas olan bu sıradanlığa isyan
narin
26.09.2002
Bu ülkede insanlar niçin Ahmet Altan gibi ne yazdığından kendinin dahi haberi olmayan,laf ebesi,edebiyat ve dil fakiri bir insanın kerameti kendinden ve ulu(!) Türk medyasından menkul,promosyon mucizesi kitaplarını okur anlamak mümkün değil.Bunu arkadaş muhabbetlerinde kullanacakları sosyal bir yatırım mı sayarlar yoksa kitap okumaktan bihaber halkımın çoğu kez ve bir çok alnda yaptığı seçim yanlılarından birisi midir bu da .(???)
cesur yalçın
26.09.2002
Zaten bu ülkede her zaman böyle olur bir kitap yazılır ve sonra bir metaa gibi pazarlanır.sonra okuyucu(!) o kitaba hücum eder.Çok satanlar listesinde bir numara olur.Ayrıca kitabın yazarı kendini kadın ve aşk üstadı görüyor ya işte buna gerçekten bayılıyorum.Aldatmak diğer Ahmet Altan kitapları gibi.Ben okumaya başladım ve bitirmek için sonuna geldim
Gonca Erdal
25.09.2002
ahmet altanın okuduğum en kötü kitabı diyebilirim. konu ve anlatım o kadar sıradan ve basitki kitabı okumak için savaş vermek zorunda kaldım. günümüzdede butür yanlış sapmalar yasanıyor ancak bunun edebi anlatımı bence yetersiz ve sıradan kalmış
Nilgün Baykoç
23.09.2002
Ahmet Altan'ın diğer kitaplarından sonra konu ve kişiler bana çok sıradan geldi. Hele aldatma sonrası Aydan'da kloptomaninin oluşması ve bunu kaybettiği ilişkisinin yerine koyması bana eski türk filimlerini hatırlattı. "İsyan Günlerinde Aşktan" sonra sıradan romanlardan pek farkıyok çok fazla duygu tasviri yapılmış okurken akıcılık kayboluyor.
muratdereli
Kitapkurdu
23.09.2002
Aslında kitabı okumaya başladığımda hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Bitmek tükenmek bilmeyen,sonu gelmeyen, 8-9 satırlık cümleler okuyucuyu oldukça sıkıyor.Yalnız bu romanın başlarında böyle. Ya da daha sonra bu cümlelere alıştım mı nedir pek birşey fark edemedim.Roman dar bir mekanda geçiyor.Romanın kahramanları Aydan, Haluk ve Cem. Bu üç kahramanda da ortak tek özellik var o da maneviyat duygularından oldukça yoksun olmaları.Kocası Haluk'ta bulmadıklarını sevgilisi Cem'de arayan Aydan manevi bir boşluk içerisinde, sonu hırsızlıkla biten olaylara kadar sürükleniyor. Günah duygusundan yoksun, hiçbir sınır tanımayan Aydan'ın tam da sonu geldi derken kocası Haluk tarafından affedilmesi (daha doğrusu affedilmeyip Haluk'un ilişkilerini bir daha denemek istemesi) gerçekten de çok ilginç.Gerçek hayatta da böyle insanların var olduğunu düşünmek bile insanın midesini yeterince bulandırıyor.Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim,kitabın arka kapağında yazan "Bu kitabı okuduktan sonra hayatınıza ve ilişkilerinize bir kez daha bakacak, hepsinin size şimdi daha değişik göründüğünü fark edeceksiniz" cümlesi hayli ilgimi çekti ve kitabı okuduktan sonra hayatıma ve ilişkime bir kez daha bakmadım. Onlar bana hiç te değişik görünmediler. Sığınacak bir dal arayanların, yanlış dala tutunmaları ne kadar kötü!