Son derece sürükleyici ve gerçekçi bir kitap. Kullanılan dil o kadar doğal ki başta yadırgıyorsunuz, ama sonra alışıyorsunuz. Uzak kaldığımız köy yaşamı gerçekçi bi şekilde işlenmiş...
Yazarın Tozak köyünün ütopyasını ve bunu gerçekleştirmek için gösterdikleri çabayı fakat devlet mekanizasının bu çarkı bozuşunu yalın bir dille anlatan baş ucu kitabı..bir başka açıdan sosyalizm ile kapitalizmin mücadelesini köy imecesi adı altında anlatan ve her insanın kendini görebilaceği mükemmel bir roman..
Beni Fakir Baykurt ile tanıştıran "Kaplumbağalar" romanını tereddütsüz olarak, okuduğum en iyi romanlar arasında sayabilirim. Çorak Tozak Köyü'nün yoksul ama kanaatkar, cahil ama çalışkan insanları, Kır Abbas ve Eğitmen Rıza'nın önderliğinde canlarını dişlerine takıp elele vererek, bir üzüm bağı yeşertirler köylerinde. Bağı kurarken kendilerine "nasıl biliyorsanız öyle yapın" diyen bir "Devlet Ana" vardır. Lakin bağlar yeşerip, üzümler küfelere dolduğunda, üzümü yemek isteyen, aynı zamanda bağın da hesabını soran br "Devlet Baba" çıkar karşılarına... Bu muhteşem köy romanını okurken, ilk satırından son satırına kadar siz de bir Tozak köylüsü olursunuz. Bağ çapalanırken yorulur, üzümlerin olmasını beklerken sabırsızlanır, bağbozumu yaparken sevinirsiniz. Fakat kitabı bitirdiğinizde bağından edilmiş bir Tozaklı olmanın hüznü ruhunuza bu kitaptan yadigar kalacaktır. Okumanız şiddetle tavsiye edilir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Birbirini takip eden bir şablon niteliğinde olan sosyalist gerçekçi roman kalıbının dışına çıkabilmiş, oldukça başarılı ve sürükleyici bir roman. Tozak köylülerinin tabiatla ve bürokrasi ile olan mücadelesi...
Fakir Baykurt'un yazgığı Kaplumbağalar adlı romanı okudum! Anadolunun bozkırında hayatı hep asgarilerde yaşamış bir köyün, hayallerinin peşinde, imkansızı zorlayarak üzüm yetiştirmeleri ve bir amacın<br /><br />insanların yaşayışlarını nasılda değiştirebildiğinin yanında kamu otoritesinin bu kendi kabuğunu kırmaya çalışan insanları nasıl dışladığının hikayesini yazar, bazen neşeli bazen hüzünlü ve son damlasına kadar köy kokan bir anlatımla aktarmış...<br />
Bu roman okuduğum Fakir Baykurt romanlarının en iyisi.Gerçek bir köy romanı ve gerçek bir devlet-vatandaş çelişkisi.Hoş,düşündürücü,gülümseten ve birebir yaşadığınız bir roman.Şiddetle tavsiye ediyorum.
"köylü milletin efendirsidir" derdi birisi.işte bu kitapta anadolmuzun yine garip köylerinden birinde geçen insanların istediklerinde neyi başarabişleceklerini kanıtlayan bir roman.çok sade yazılmış olup okuyuncunu hayran kalacağı bir roman..
Romanda Tozak Köyü tasvir edilmektedir. Tozak köyü susuz ve kıraç topraklardan oluşan bir köydür. Halkı okuryazar olmayan köy halkının sezgileri güçlüdür. Köyde yaşayan kaplumbağaların sıcak ve susuzlukta nasıl yok olduklarının anlatıldığı yazarında köy gerçeklerini akıcı ve sade bir dille okuyucularına anlattığı güzel ve okunur bir kitap yazmış.
Ülkemizdeki sistemi ve işleyişini çok güzel ifade ediyor.Köylüler delisi dahil bir silkiniş gösterip,üzerlerindeki ölü toprağını atıyorlar.Başlarındaki hükümete de gölge etmeyin mesajını veriyorlar.Ancak aziz nesin hikayelerinde çokça rastladığımız trajikomik bir son onları bekliyor.Mutlaka okunmalı.
Yazılmış en iyi köy romanlarından biri 'Kaplumbağalar'.Bana kalırsa çok ciddi bir fon oluşturmak için kendini heder etmemiş bu kitapta Fakir Baykurt.Evet,alevi köyünde geçiyor hikaye.Farklılıklar var literatürle.Bu yazarı bağlar.Ama diyelim yoksulluk var,diyelim apaçık bir köy gerçeği var.Çırılçıplak bir cehalet var,ama zararsız,şehre çıkınca kendini belli eden,ama köyde sırıtmayan.Mesela çok ciddi bir tespit var ki;bugün hala geçerliliğini koruyan,ve ciddi bir çoğunluğu ilgilendiren bir tespit.Şehirden tapu için gelen memurlara yumurta pişirir köylüler,ve 'şehirli' bir memur yumurta yerken,bir tavuğun heladaki dışkıları eşelediğini görür,yumurtayı yiyemez.Bu bir statü göstergesi,mesela bu bir imgeye dönüşür,tiksinmek olarak zuhur eder..Sonra küçümsemek olarak zuhur eder.Halbuki o memur da aslında köylüdür.Halbuki tavuğun dışkıyı eşelemesinin bilimsel bir açıklamaya ihtiyacı yoktur.Bunu herkes bilir.Yumurta daha güzel olur öyle.Ama o memur,ve onun gibiler geldikleri yerleri çabuk unuturlar;ve kötü birer eleştirmen olurlar.Toplumsal dönüşüme en ufak katkıları yoktur. Öte yandan köylü ciddi bir çaresizliğin içerisinde kıvranmaktadır..Köye kil satmak için gelen adamın,kadınların çocukların önünde:'İyi-si-kil-in haaa!' diye bağırmasına dahi ses çıkaramaz. Daha buna benzer birçok şey var elbette.Ama kaderine terk edilmiş bir sınıf,köylü sınıfı,kendi kendine birşeyler yapmak istiyor,yapıyor da..Fakat,kendi kendine pek birşey yapamayan üst sınıfların,üst düzey yöneticileri,küçük hesapların peşinde koşan küçük adamlar oldukları için,hiçbir fırsatı kaçırmazlar.Hikaye de bunun üzerine kuruludur.Çok can yakan bir sonu olan bu kitabın satır aralarında birçok mesaj var.
10 Ekim 2008 tarihinde son sayfayı okudum ve bitirdim. İçimde bir sızı oluştu, Yazarın anlattığı 1962-1966 yılı ile günümüz köylüsü arasında fark yok o zamanlarda yoksulluktan eziliyorlardı şimdi küresel sermaya<br />e eziyor. Okumayanlara tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Köylülerin dayanışmasını; birlik ve beraberlikle nelerin elde edilebileceğini gösteriyor yazar. Argo ifadelerin çokluğu romanı berbat ediyor; bir de alevilik doğru mu yansıtılmış bunu araştırmak lazım diye düşünüyorum...
bir alevi köyünde insanların muhtaç olmanın utancından kurtulmak için imece usulü bir bağ kurmaları ve enteresan bir şekilde bu emeklerinin kamulaştırılarak ellerinden alınışı hazin bir olayın edebi yansıması gibi gözüküyor ancak tam bir ideolojik eser
genellikle fakir baykurt hep eleştirilir.KÖy gerçekleri çok sade dili var. sanat yapsın diye<br />AMA KÖY GERÇEKLERİNİ ANLATAN PEK ÇOK YAZAR KÖYÜ NASIL SANATLI ANLATSIN?Bİ DE KENDİ GÖRÜŞLERİNİ BENİMSETİYOR, SİYASET YAPIYORMUŞ.eLEŞTİRMENLERİMİZ KİTAPLARINI ÖZVERİYLE OKUSUNLAR.Belki bizim anladıklarımızı anlarlar.3 kitabıbı okudum gerçekler mükemmel anlatılmış.Keşke içimizde bir kaç abbas daha olsa dedim.Ve köy enstitüleri..Neden kapayıldı?Hala nalamış değlim.
Fakir Baykurt2un okuduğum ilk romanı ve gerçekten çok beğendim, elimden bıramadım. ölen kaplumbağanın acısını kır abbasla yaşayı, üzümün olmasını köylülerle bekledim ve sevivölerine ortak oldum ama... ama son anda tapu kadastro memurların gelmesi ve akabindeki gelişmelere hak veremedim, üzüldüm ve tahammülüm zorlandı. çok akıcı bir üslupla yazılmış harika bir roman...
ben beğendim özellikle kelime oyunlarına dikkat edin okuyanlar!!! :)<br /> birbirine bağlılığı anlatırken bir taraftanda farklı görüşlerin birbirlerine karşı olan tutumlarını da aktarıyor.<br />eğer okumak iserseniz tavsiyem şu ki FAKİR BAYKURT'UN SOSYAL KONULARI İŞLEDİĞİNİ UNUTMAYIN!!!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fakir Baykurt'tan sade ve bir o kadar da sürükleyici bir köy romanı. Çalışkan köylülerin çaresizlikleri okuyucuyu da kara kara düşündürtüyor.<br />Kır Abbas karakteri de karşılaşabileceğiniz en özgün roman kahramanlarından. Tavsiye edilir.
fakir baykurt'un okuduğum ilk kitabı.<br />tozak köyünde purlu bir arazide bağ kurmak isteyen köylülerin tam bağlarına kavuşacakken devletten yedikleri darbe beni çok şaşırtmıştı.emeklerinin boşa gidişi ve zorlu köy hayatı baykurt'un kaleminden ustalıkla anlatılmış.