Bu kitabın son 1 yılda Kitapyurdu'nda bestseller olması ile bir yorum yapma ihtiyacı hissettim.
Bu gibi bir kitaba 1 kuruş vermeyeceğim için de, kitabı internetten indiren bir arkadaştan alıp okudum. Bu kitabı bestseller yapan kelimeler 'Olagan ustu bir servete sahip olmak istemez misiniz?' satış sözüdür diye tahmin ediyorum. Oysa şu anda Kitapyurdu'nda satılan özellikle Scala Yayınları'nın Türkçe'ye kazandırdığı o kadar önemli eserler var ki, gerçekten para kazanmak için dünyalık sebepleri yerine getirmeye çalışan her aklı çalışanın okuması gerekiyor, diye düşünüyorum. (Örnek olarak Tanrılara Karşı: Riskin Olağan Üstü Tarihi'ni ve Marka Yaratmanın 22 Kuralı'nı verebilirim)
Yalnız bu kitabın bestseller olmasına şaşırmadım, çünkü:
1. Şu anda 30-45 yaş aralığında olan nesil, Kemal Sunal filmleriyle büyüdü. Kemal Sunal filmleri, bize başarıya giden yolun şans'tan geçtiğini söyledi. Örneğin, mafya babasının nasırına basmasıyla adamı perişan etmesi bir tesadüftü. Nihat Genç abimiz bu filmler hakkında, Karagöz'ün Hacıvat'ı alt etmek için yaptığı bir PLAN, bir CİNLİK'ten uzak olduğunu, ve tamamen balkondan düşen tuğla gibi şansına bir başarı kazanıldığını yazmıştır. Kemal Sunal filmleri bu nesilin Allah'tan çok şansa inanmalarında büyük rol oynamıştır.
2. Seçimlerden bir örnek vermek istiyorum. Beyoğlu Belediyesini Refah Partisi kazandığı zaman, Atv'de Beyoğlu'nda bir taksi şoförüyle yapılan röportajı net olarak hatırlıyorum. Taksi şoförü 'herkes rüşvet yiyordu, bunlar da yerler, ama az yerler diye bunlara verdim diyordu'. Çok ilginç bir VAKA. Toplumun hakkını rüşvet yoluyla yiyecek, 74 milyon kişinin hakkına girecek diye inandığın bir kişiye daha az yer belki diye oy verilir mi? Türkiye buna da alışmıştır. Hangi hükümet döneminde olursa olsun, bugüne kadar devlete yakın olan işadamları teşvikleri kapmışlar, yeni yeni işler kurmuşlar, bu arada bilgiye ve tekniğe karşı duyarsız kalmışlar, ve bugün Türkiye'nin dünya çapında ne bir marka olmuş ürünü, ne yazarları (Latin Amerika yazarları bile var), ne futbolcusu (Brezilya futbolcu piyasasını yakında Borsa'ya açarsa şaşırmayalım), ne de başka bir rekabetsel gücü vardır. İşte bundan dolayı, Türkiye bu kadar maden, akarsu, petrol bulunan, 3 tarafı denizlerle çevrili muhteşem bir coğrafyada, Osmanlı gibi muhteşem bir kültürün devamı olmasına rağmen hala ve hala FAKİR'dir. Dış ticaret açığı da her geçen gün iyice açılmaktadır. İşimiz yine ŞANS'a kalmıştır. Bu fakirlik içerisinde ne yapılabilir? Hükümete yakın olmak, veya ona yakın olana yakın olmak, vs. vs. İş yine çalışmakla değil, kişisel ilişkiler ve 74 milyonun hakkını yiyerek yapılmaktadır.
3. Okullarda -özellikle ilköğretimde- yok din dersleri olsun mu olmasın mı, yok 8 yıllık eğitim olsun mu olmasın mı gibi uyduruk tartışmalarla, eğitim sistemine çomak sokulmuş, MANTIK ve DÜŞÜNME eğitimi verilmeden, öğrenciler üniversiteden mezun olur hale gelmişlerdir. Bir üniversite mezununun düşünememesi, bir plan yapamaması, biliyorum dediği konuda bir kelime bilgisinin gerçekte olmadığını iş hayatında geçirdiğim son 10 sene içinde değişik sektörlerde gördüm. Çok üzülerek şahit oldum.
Bu maddelerin sayısını daha da artırabilirim. Sonuç olarak, biz Türkler, müslümanız ama Kur'an okumamışız (gerçekten Türkiye'de bıraktım tefsirini, meal okumuş kaç kişi vardır?), her işi yapacağımıza inanırız ama hiçbir iş hakkında detaylı bilgi bilmek istemeyiz, bayan başına günde ortalama 5-6 saat tv seyrederiz ama kitap okuyamayız, ikindi çayı-altın günü çok önemlidir ama kütüphaneye gitmeyiz, VE milli piyango, sayısal loto alırız, iddia oynarız, eskiden at yarışlarında da saatler (toplu olarak hesap edince belki kaç) harcadık.
Kısacası, biz İnek Şaban gibi kopya ile, şansla, kısa yoldan köşeyi dönmek istiyoruz. İstiyoruzki, zenginliğin bir reçetesi olsun, bir kitapta yazsın, alalım okuyalım, direk zengin olalım. İşte bu kitabın bu nedenlerden dolayı 'son 1 yılın en çok satan' kitabı olmasını yadırgamıyorum.
Oysa kitabın içinde hiçbirşey yok. Tamamen bomboş bir kitap. Aynı Herşey Seninle Başlar, Yürü be Koçum, İçindeki Devi Uyandır adlı kitaplar gibi.
Müslüman olan okuyuculara Kur'an'ı okumalarını öneririm. Kur'an'a gerçekten inanırsanız öyle bir güç, öyle bir torpil hissediyorsunuzki, değil füzeler, bütün dünya üstünüze gelse, yine de telaşlanmazsınız. Tevekkül'ü ve Dua etmeyi bilen bir kişi bu kitaplarda bir kelime yararlı bir bilgi bulamaz.
Kitabın tek su götürmez tarafı ise yazarını, insanlardaki boşluğu görerek yaptığı pazarlama harikasıyla, olağanüstü bir servet sahibi yapmasıdır.
Son söz olarak ise, Türkiye'nin geleceğini belirleyecek nesil şu anda 22 yaş altı olan nesildir diye düşünüyorum. Çok mantıklı, ahlaklı, insan haklarına saygılı, köklerimizi ve Osmanlı'yı araştıran, altın gibi bir nesil geliyor. Gelecekten o nesile bakarak, çok ümitvârım. O nesil, bunun gibi uyduruk kitaplara tamah etmeyecek inşaallah.