Hayattan hiçbir beklentisi olmayan, yaşamayı ızdırap çekmekten farksız gören genç bir kızın psikolojisini çok güzel anlatmış. Bu yönü ile çok etkileyici. Fakat bu arada hayatı, Tanrı'yı sorgulamış. Tanrı'nın yerinde bir insan olsaydı, Tanrı'nın yaptıklarına hangi gözle bakardık? İşte böyle bir mantıktan yola çıkarak mantıklı (!) varsayımlarda, çıkarımlarda bulunmuş, eleştirmiş evrende yaşananları. Tabi insanın kendi evreninde yaşadıklarını da sorgulamış Tanrı'nın insanı bir kuklacı gibi yönettiği tezini farzederek. Velhasıl; ilginç, akıcı bir kitap. Zihin cimnastiği yaptırıyor okuruna.
akıcı ve okuyucuyu sürükleyen bir kitap veronika ölmek istiyor,paulo coelho'nun bu kitabı pak fazla ünlenemese de bence başarılı bir kitap,kitapta kısaca konu olarak veronika adındaki bir kadının intihar girişimi ama bu intihar girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması ve ardından hastaneye kaldırılması ile gelişen olaylar,hastanede başından geçen yeni keşfettiği duygular;aşk,korku gibi,etkileyici bir kitap,kısa sürede bitireceğinizden eminim,mutlaka okumalısınız,teşekkürler...
Ben yazarın bu kitabını beğendim.Simyacı iyiydi ama bir yerinde kahraman uçuyordu."Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım"ise çok güzel seçilmiş bir konuydu ama çok sıkıcı anlatmıştı."Şeytan ve Genç Kadın"adlı kitabı ile bu kitabı yazarın en beğendiğim kitaplarıydı.
Simyacı kadar ünlenmedi, ama en az onun kadar insanlara birşeyler vermeye çalışan bir kitap.Bunda başarılı olduğu söylenebilir.Özellikle değişik ruh halindeki ,farklı düşüncelere sahip insanların ruh dünyalarında gezinmek isteyenlere önerilebilir.Kitabın bütüne yakın kısmı hastanede geçtiğinden 'sinir hastalıkları hastaneleri' hakkında da bilgi edinmiş oluyorsunuz.Ayrıca söylemeliyim ki tasvirlerde başarılı olmuş bir kitap..
Kitapta Veronika adlı bir genç kızın başarısız bir intihar girişimi, kaldırıldığı hastanede başına gelenler ve hastaneden kaçışı okuyucuya sunuluyor. Ana düşünce olarak bizlere hayattan zevk almasını bilmemiz gerektiği, ve sonradan pişman olacağımız işlere girişmememiz gerektiği vurgulanıyor.
Yine harikasın Paulo Coelho yine mükemmelsin.. diğer eserlerini de okudum ve hepsini teker teker birini okuduktan sonra gittim, açlık çeker gibi bir öğünümü kaçırmış gibi yine başka bir eserini istedim kitapçıdan.. günümüzde "DELİ" olmak, o kadar güzel nüksettirmişki bu kelimenin içeriğini aslını Coelho, kendinden başkalarını sürekli gözlemleyen kendi eksiklerini hatalarını başkalarında görmeye çalışanlar..aslında birileri birilerini kınarken eleştirirken kendini kınıyor kendini kötülüyor.. çoğunluğun yaptığı söylediği hep doğrudur hep süregelmesi gerekendir... neden insanlar kendine bahşedilen hayatı kendi yaşayamasın istediği dilediği gibi yaşayamasın kana kana yanlışları doğruları ile... varlığımızın farkında değiliz....Paulo Coelho Tabularla yaşamanın ve en kötüsü de farkında olmadan bu şekilde yaşamanın her yüzüne açıklık getirmiş bu kitabında... bir hırsız bütün dünyanın hırsız olduğunu düşünür, çünkü bu onu rahatlatır, egosunu tatmin eder .. herkes kendine göre doğrudur en doğru şekilde o yaşıyordur.. ailelerimizde öyledir.. Veronika Ölmek İstiyor çünkü bir kopya kağıdı gibi yaşamak istemiyor hayatında başka bir zevk ahenk kalmadığını düşünüyor, arayış içinde, herşeyi yaşadı bitti çevresindeki gibi ailesi gibi yaşamak istemiyor geri kalan hayatını..."Yaşama gibi bir özgürlüğü vardı ölmek için de özgürdü"ona göre.. Ama o hiç farkına varamamıştı çünkü onu aramak yani içindeki VERONİKA'yı bulmak....Ta kii ölmek isteyerek aldığı ilaçlardan sonra yatırıldığı akıl hastanesinde geçirdiği günlere kadar.....VERONİKA artık yaşamak istiyordu....çünkü varlığının farkına varmıştı ...Kendiliğindenliği biliyordu... kalan bir saniyesini bile yaşamak yaşayabilmek istiyordu... geç farkettiği en güzel armağanı HAYATI kabul etmişti... Lütfen okuyun, okumuş olmak için değil..farkında olarak okuyun…
Bu kitabı okuyan herkes in şunu düşündüğüne eminim.Bende Deliyim,kesinlikle.Evet kabul ediyorum ben de deliyim.Hem neden olmayayım ki.Dünyaya en doğru açıdan bakan kesinlikle<br />bizler değiliz.Herşeyi belli kalıpların içine<br />sıkıştıran bizler değilmiyiz.Bu kitabı okuyun<br />ve özgürlüğün tadını çıkartın.Paulo Coelho nun en muhteşem eseri.Teşekkürler Sayın Paulo.
Paulo Coelho hiçbir zaman beni hüsrana uğratmadı.İnanılmaz bir sadelik ve akıcılıkla dünyayı, doğruyu,yanlışı felsefi ve psikolojik açıdan sorgulayabilme yeteneğine sahip başka bir yazar daha görmedim.Bu kitabı da belkide en iyilerinden. Deliliğin tarifi ancak bu denli açık ve tanımlayıcı olarak yapılabilirdi.Herşeyin yolunda gittiği bir ülkede halk su ihtiyaçlarını bir kuyudan, kralda kendi bahçesindeki özel kuyusundan giderirmiş.Bir gün bir büyücü halkın kullandığı kuyuya herkesi delirten bir zehir atmış. Bundan içen herkes delirip, farklılaşıyormuş. Yavaş yavş ülkedekiherkes delirmeye başlamış.Bir olup, bu kral bir acayip, bizi idare edemiyor, bunu krallıktan indirelim diye galeyana gelmeye başlamışlar.Ve sonunda ülkedeki herkes o sudan içmiş. Durumun vehametini farkeden kral ve kraliçe neyapacaklarını şaşırmış bir durumdalarmış. Kral en iyisi krallığı bırakalım diye teklif etmiş. Karısı da ne gerek var herkesin içtiği o sudan biz de içip onlar gibi olalım demiş. Ve nitekim onlarda o sudan içmişler ve onların arasına katılmışlar. O günden sonra hiçbir sorun kalmamış.Halk krallarında memnun, kralda halkından memnun olarak yaşamış gitmişler. Gerçektede öyle değil mi? Kendimiz gibi olmayanları dışlayıp, kötü ve hatta daha ileri giderek DELİ olrak nitelemiyormuyuz. Bu kitapta ayrıca son günlerde popüler olan varoluşçuluk felsefesinin psikiyatrideki kullanımı gözler önüne serilmekte.Hastaların biliçli olarak hipoglisemi komasına sokularak, ruhlarının bedenlerinden ayrılması (ki bu astral yolculuk olarak bilinmekte ) ve buesnada birbirlerine rastlaması, psikozlu hastalarda vitriol denilen bir maddenin artışı gibi bilimsel açıklamalrıda içeren, ölümün düşünsinin Nietzche'nin de dediği gibi hayatımıza katkıda bulunduğunu, gerçeklerle yüzleşmeden yaşamın değerini anlamanın pek mümkün olmadığını anlatan bu kitabı ben birkaç saat içinde, sıcaktan bunaldığım bir anda buz gibi bir bardak suyu içer gibi kana kana okudum. Ellerine ve zekana sağloık Poulo Coelho.
Paulo COELHO'nun muhteşem bir eseri daha. En çok okunan yazarlardan biri olmayı fazlası ile hakeden bir yazar COELHO. Kitap insanı alıp başka bir dünyaya, delilerin dünyasına, götüren bir eser. Çok hoş ve sürükleyici. İnsanlara kendileri olmalarının önemini çarpıcı bir şekilde anlatan güzel bir eser. Okumayanlara hararetle tavsiye ederim.
Bu kitabı daha dün bitirdim ve gerçekten çok etkilendim.Yazarın okuduğum 4.kitabı."Simyacı" ile tanıyıp çok etkilendiğim yazarın tüm kitaplarını okumaya çalışıyorum.Bu kitap "delilik" olgusuna ve onun "yaşama bağlılık" ile ilgisine değişik bir açıdan bakmamızı sağlıyor.Kitabın başlığı "ölüm"le ilgili olsa da aslında yaşamı ve bizim küçücük şeylerle bile ona nasıl bağlı olabileceğimizi gösteren,kısacası yaşama sevinci aşılayan bir kitap.Aynı zamanda bu kitap sayesinde yazarla ilgili bilinmeyen ilginç bir sırrı da öğrenmiş oluyoruz ve daha önce pek duymadığımız bir ülkeyi de tanımış oluyoruz,yani "Slovenya"yı.
simyacıdan sonra bunun nasıl olduğunu merak ederek alıp okudum ve gerçekten çok beğendim. bir insanın yasadığı psikolojik bunalım, aslında yaşama isteğinin ne kadar ufak şeylere bağlı olduğu ve bu bunalımdan çıkıp insanın yeniden yaşama bağlanabileceği o kadar güzel anlatilmış ki. sonunu kestiremeyeceğiniz, merakla elinizden bırakamayacağınız bir kitap. anlatımı güzel, insana bir anda hayatın aslında nasıl değerli, güzel olabileceğini ve bunun bizim elimizde olabileceğini gösteren, belki birçok kişiye basit gelebilecek ama kendini iyi hissettirebilecek bir kitap..
Bir solukta okuyabileceğiniz,sizi hayata bağlayacak ve bulunduğunuz hayatın tum olumsuzluklarına gulumsemeyle baktıracak müthiş bir eser.Şiddetle tavsiye ediyorum.
kitap zaten konu olarak tam bir bütünlük içinde.bu akıcılığını ve kendinizi tam olarak kaptırmanızı sağlıyor.genel olarak bahsedilen konu günümüzün "delilik olgusu", bu da çoğu insana yakın gelmekte ve insanlar kendini biraz da olsa kitabın içinde bulmakta."delilik" olgusunun garip bi çekicilikle işlenen bir anlatımı var. örneğin ben kendimi deli olarak kabul ettim kitabı bitirdikten sonra! ayrıca kitabın sürpriz sonu da ayrı bir orjinallik katmış kitaba.kesinlikle okunması gerek...
"Veronika Ölmek İstiyor" bize günümüzde bir çığ gibi büyüyen teknolojinin hüküm sürdüğü ve bununla beraber bütün insanların bir üstünlük savaşı verdikleri bir dünyada kendilerini yalnız hisseden ve kendilerini tüm bu olanların dışında tutan, sadece kendileri gibi olma mücadelesi veren ve sırf böyle mücadeleden dolayı deli damgası vurulan insanların yaşamlarından birer kesit sunuyor.