insanı sevmenin sadeliği doğallığı ve etkileyici büyüsü karşısında tolganay ananın çektiği sıkıntıları aytmatov kaleminden soğuk savaşın gölgesinde acıyı hissederek okumak isteyenlere harika bir kitap...
Bir çırpıda okunan, yürek burkan ve savaşa lanet ettiren cengiz aytmatov romanı. Üniversite hocamızın ısrarla üzerinde durduğu, derslerde konu olarak işlediği, oktup üzerinden not verdiği Kitap. Liselerde ve üniversitelerde bu kadar vurguyla üzerinde durulmayı hakeden dramatik kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı yeni aldım vede yeni bitirdim... Yani demek istediğim, çok akıcı bir dille yazılmış, sürükleyici bir kitap. Tolgonay isimli yaşlı kadın, hayatı boyunca yaşadıklarını, ailecek çektiği sıkıntıları, birer birer tüm ailesini bir savaş uğruna yitirmesini Toprakla konuşarak anlatıyor... Gerçekten okunması gereken bir kitap!!!
Okuyanların kesinlikle tavsiye ettiği bu eseri sonunda ben de okudum ve gerçekten de tavsiye eden dostlarıma hak verdim.hem hüzünlü hem de bizden bir yazın.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
üniversitede Edebiyat hocamız ödev olarak vermişti aldım okudum ve iyikide okumusum bir kitap ancak bu kadar akıcı ve etkileyici olabilir kesinlikle okunması gereken bir kitap
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
cengiz aytmatov gerçekten mükemmel bir yazar daha önce gün olur asra bedeli okudum ve devam niteliğinde olan bu kitabı da çok merak ettiğim için hemen sipariş ettim
Toprak ana. . . bukadarda acı çekilirmi diyoruz kitabı okuyunca, iki oglunu ve eşini <br />savaşa kurban eden ananın gözyaşlarını içinde hissediyor insan. bagımsızlık ugruna,<br />namus ugruna kaybedilen binlerce can... ve savaşta herşeyinin kaybeden bir anayla , savaşın üzerinde oldugu toprak ananın yürekli sızlatan bir sohbeti . . . <br />kesinlikle okunması , ve yüreklere kazınması gereken bir yapıt .<br /><br />
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cengiz Aytmatov bu kadar içten bir roman yazmayı nerden öğrenmiş bilmiyorum ama ödül almasının çok haklı yanları var.ilk önce neyin önemli olduğunu hürriyet olamayınca hiçbirşeyin olamayacağını öğretiyor bize.Seven insanların sevgilerini ülkeleri için nasıl feda ettiklerine şahit oluyorsunuz. Çok çalışkan bir anne ve onun biricik eşi ve çocuklarıyla nasıl bir mücadele verdiği ve TOPRAK için neler yapılabileceğini öğrendim.Türklerin doğasında olan KUTSALI koruma duygusu ile nelere göğüs gerildiği daha bir anlam kazanıyor.İnsanların büyük taşlarının ne olduğu ve onları nasıl sıraya koyduğu çok önemli.TOPRAK ANA bize hem duygu hem düşünce itibariyle vermek istediğini çok akıcı ve anlaşılır bir dille vermiş.Tüm kitap severlerin mutlaka okumasını istediğim bir kitap.Kitap kurtlarına bol okumalı günler....
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üstadın Gün Olur Asra Bedel romanını okuduktan sonra tüm eserlerini okumaya özen göstermeye başladım çok şükür. Bütün eserlerinde allegorik bir anlatım yöntemini seçtiğini keşfettim ben bu zaman kadar. Türk milletinin asimile edilmeye çalışıldığı ve bu konuda da Rusların başarılı olmaya başladığını gören yazar Türk milletini uyarmak için semboller kullanmış ve onu da hikaye kuralları çerçevesinde yapmıştır. <br />Toprak anada da yazar savaşa karşı oluşunu hikaye kuralları içerisinde insanlara sembollerle sezdirmeye çalışmaktadır. <br />Bu kitabı okumayan kitap kurtlarına tavsiye ederim.
uzun zamandır okumak isteyp de bir türlü okumadığım Aytmatov okuduğumda beni büyük bir pişmanlığa sürükledi evet geç kalmıştım ama çok da değil.ikinci dünya savaşının etkilerini anlatan kitabımz insani olguları evrensel bağlmada birleştirerek çok dokunaklı ve gerçekçi bir yapıt sunuyor bizlere.kendimizden motiflerin sık sık bulunduğu kitap sosyal açıdan uzak gelmiyor bizlere.kendimizi küçümseyişimiz yok mu başa bela belki Aytmatov mu bırak canım ne kadar iyi olabilir diye düşünüyoruz ama ger.ekten iyi ne kadar mı??çok çok iyi...
Toprak Ana...toprak kadar güçlü,saygılı,sevgi dolu...okuyun beğeneceğinize eminim...insana insanlığını hatırlatıyor...Tolgunay Ana ' ya,Aliman'a siz de yürekten bağlanacaksınız... gözyaşları içinde okudum...Kitaptan bazı alıntılar bile yaptım...''Bütün hayatları yarınları düşlemekle geçti....Söz sıcak demir gibidir,zamanında söylemedin mi soğur,taş gibi olur...Söyle bana ey toprak insanlar savaşsız yaşamaz mı? '' Ne de güzel anlatmış dünya edebiyatının o büyük yazarı Aytmatov...Yazarın okumuş olduğum ilk eseri , bir yolculuk sırasında gözlerim yaşlanarak okudum.... O insana yani Tolgunay Ana'ya hayran kaldığımı iafde etmeliyim... Üç oğlunu ve eşini savaşta kaybeden o olağanüstü,sevgi dolu,saygı uyandıran ,yüce gönüllü kadın...Düşünün ki gelininin evlilik dışı çocuğunu dahi sevgi ile yüreğini basan,onu büyüten '' o yaşıyorsa ben de yaşarım diyen''bir kadın... ''İnsan ölmeyince umutta ölmez'' diyor Aytmatov...
Cengiz Aytmatov'un okuduğum ilk eseri GÜN OLUR ASRA BEDEL olmuştu ve bu eseri okuduktan sonra Aytmatov ve eserlerine tutuldum. Dil bu kadar akıcı ve anlaşılır olabilir mi ? Demek olabiliyormuş. Özellikle İlk okuduğum bu eserle kalbimi dolduran güzel duygular Toprak Ana ile en üst seviyeye yükseldi her sayfasını gözyaşları içinde okudum. Kendimi o ananın yerine koydum. ben olsam yapabilir miydim , başarabilir miydim ? diye sordum. Belki yapardım ama o ananın ki kadar yapamazdım bundan eminim.
Geçmişte yaşadığımız zorlukları gerçekten iyi anlayabilmek adına okunması gereken eserler arasında en üst seviyede yer alması gereken bir yapıt. Mutlaka okuyun ve görün neler olmuş , neler yaşamışız zamanında ve insanlarımız neler yaşamış , yaşadıkları olaylara nasıl karşı koymayı başarabilmişler.
Cengiz Aytmatov'un ustalığının en belirgin olarak görüldüğü eserlerden biri.Yaşlı Tolgonay'ın eşini ve çocuklarını savaşa göndermesi ve savaş sırasında gelini ile birlikte hayata karşı yaptıkları mücadele anlatılmış.Eşi ve üç çocuğu öldükten sonra geliniyle birlikte yaşama savaşı veren,ahlaksız bir çobandan hamile kalan gelini doğum sırasında öldükten sonra bebeği kendi torunuymuş gibi seven fedakar kadının hayatı. Aslında böyle fedakar kadınlara biz milletçe yabancı değiliz.Şerife Bacı,Nene Hatun da bizim fedakar analarımız. Cengiz Aytmatov da bu analardan birinin hayatını roman haline getirmiş ve mükemmel bir eser ortaya çıkarmış.Herkesin mutlaka okuması gereken harika bir eser.Saygılar...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
CENGİZ AYTMATOV OKUMAK YA DA OKUMAMAK...
“Cengiz Aytmatov okudunuz mu demiyorum!.. Adını duyan kaç kişi var aranızda?” Sınıfa girdiğimde bu soruyu sordum öğrencilerime... Bir-iki mütereddit parmak kalktı havaya. Onlar da beyhude bir çabayla,birkaç kelam edebildiler sadece. Hazin ama sıradan bir tablo bu... Öğretmenlik mesleğinin içinde olanlar böyle şeylere alışkın olmalılar. Saçma sapan kitapların en çok sattığı bir pop-nesilde ne Aytmatov tanınır,ne Cemil Meriç ne Cengiz Dağcı,ne Tanpınar ne de Tarık Buğra... Halbuki Cengiz Aytmatov mühim bir yazar...Üstelik bu ehemmiyet yalnızca kendi ülkesi ya da Türk Dünyası için geçerli değil;bütün dünyanın en çok tanıdığı ve okuduğu yazarlardan birisi ve aynı zamanda bir Kırgız Türkü O... Kuru bilgilerle dolu ansiklopediler ondan genellikle ”Dünyaca meşhur Kırgız yazarı,mütercim,gazeteci ve siyasetçi.12 Aralık 1928’de Kırgızistan’ın Talas eyaletine bağlı Şeker köyünde doğdu. Babası Törekul,annesi Necime’dir. Bişkek Veteriner Fakültesinden mezun oldu. Yazarlığa 1952’de başladı. Moskova Üniversitesi Edebiyat Bölümünü de bitirdi. 1959’da Kırgız Pravda’sı muhabiri oldu. “Dağlar ve Steplerden Masallar” adlı hikâye kitabıyla büyük şöhret kazandı. Kitap,1963’te Lenin ödülü kazandı. Bu ödül ayrıca onu,en genç Lenin ödüllü yazar yapmıştır. Eserlerini Kırgızca ve Rusça kaleme alan Aytmatov,eserlerinin çoğunda tema olarak aşk,dostluk,savaş devrinin acıları ile Kırgızların gelenek ve göreneklerini işlemiştir. Totaliter sistemleri eleştiren eserler de vermiştir. Eserleri Türkçe’nin yanı sıra 150’den fazla dile tercüme edilerek milyonlarca baskıya ulaşan Aytmatov, 1958’de Kırgız Yazarlar Birliği Prezedyumu üyeliğine,1962’de Kırgız Sinematografi İşçileri Birliği Birinci sekreterliğine getirildi. 1966’da SSCB Yüksek Sovyeti üyeliğine getirildi. 1967’de SSCB Yazarlar Birliği Yürütme Kurulu Üyesi oldu. 1968’de Sovyet Devlet Edebiyatı ödülünü aldı. Aytmatov, halen Kırgızistan’ın Benelüks ülkeleri büyükelçiliğini de yapmaktadır.” şeklinde bahsediyor. Müsaadenizle en baştaki kısma ricat edelim;öğrencilerime onu tanıtmak için anahtar bir filmden bahsediyorum. Başrollerini Türkan Şoray ile Kadir İnanır’ın paylaştığı, yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın yaptığı,meşhur film müziklerine ise Cahit Berkay’ın imza attığı “Selvi Boylum Al Yazmalım” filminin Cengiz Aytmatov’a ait aynı adlı hikâyeden senaryolaştırıldığını söylüyorum onlara. Daha bir şaşırıyorlar tabii;hatta alâkadar olmaya başlıyorlar da… Henüz çocuk yaşlardayken İkinci Dünya Savaşı’nın acılarını cephe gerisinde yaşamış olan yazar halen hayatta. (kim bilir,belki de ölmesini bekliyoruzdur;ne de olsa yaşayanlara pek kıymet vermiyoruz!) “Gün Olur Asra Bedel” ve “Beyaz Gemi” adlı romanları MEB’in tavsiye ettiği 100 Temel Eser arasında yer alıyor...Uluslar arası Cengiz Aytmatov Vakfı Onur Başkanlığının yanı sıra DA(Diyalog Avrasya) Gazetesinin Yayın Kurulu Üyeliğini de yapan Aytmatov, uluslar arası diyalog çalışmaları içinde de yer almaktadır. Benim kendisiyle tanışmam ise üniversite yıllarıma denk geliyor. (Tanışmak dediysem hemen heyecanlanmayın canım;kitaplarından bahsediyorum.) Lise edebiyat müfredatında yer almasına rağmen demek ki,ders hocamız müfredatı yetiştirememiş ya da o esnada bendeniz ders dinlemek yerine okulu asmakla iştigal ediyormuşum. İlk olarak Toprak Ana’yı okumuş,savaşın ne büyük bir felâket olduğunu ucundan kıyısından da olsa idrak edebilmiş ve abartısız söylüyorum bir hafta içersinde tam on kişiye de cebren ve hile ile okutmuştum kitabı. Sonra bir İstanbul seyahâti sırasında Beyaz Gemi’yi bir gecede bitirmiştim. Hikâyeyi okuyanlar bilir;efsane ve masallarla harmanlanmış bir duygu sağanağıdır ve ben uyuyup uyanıp,rüyalarla karışık okumuştum o güzel hikâyeyi…Ardından bazı edebiyat çevrelerince “dünyanın en güzel romanı” olarak takdim edilen bir şaheseri;”Gün Olur Asra Bedel” adlı romanını okudum üstadın…İşi bilenler söylemiş zaten,ayrıca bir şey demeye lüzum görmüyorum. Sonra Cemile,Dişi Kurdun Rüyaları,Yüzyüze ve diğerleri… Üstelik bir kez de değil birkaç kez okudum bütün eserlerini…Sonra da taze bir Aytmatov sevdalısı olarak çevremdekilere okuttum. Beşir Ayvazoğlu’nun ifadesiyle sosyal-psikolojiye “Mankurtizm” kavramını dahil eden Aytmatov her ne kadar farklı bir coğrafyada dursa da kendi ifadesiyle “köklerini Türkiye’de bulmuş bir Türk yazarıdır” ve “bizden niçin dünya çapında bir yazar çıkmıyor?” suâline verilebilecek en güzel cevaplardan birisidir. Ülkesinde milli bir kahraman olarak kabul edilen üstadı hadi Ruslar,Kazaklar,Azeriler falan bizden daha çok tanıyıp okuyorlar ve ben bunu anlayabiliyorum ama Almanya’da,Fransa’da,Benelüks ülkelerinde bile Türkiye’den daha çok tanınıp okunması doğrusu bizim için büyük bir ayıptır. Ne dersiniz?Haksız mıyım?
Günlük hayatımızda ,sohbetlerimizde hani bazen savaşın çözüm olduğuna inanan ,olayı hep Vatan-Millet-Sakarya edebiyatına getiren ,bir tümen askerle ülkeleri ilhak eden tiplerle karşılaşırız ya,işte onların şiddetle okuması gereken bir kitap<br />Savaşların , savaşan ,ölen veya yaralananlar için değilde geride kalanlar için daha büyük acılara sebep olduğuna inandıran bir roman.Herkesin okuması gerekir diye düşünüyorum.
Aytmtov'un en seçkin eserlerinden biridir.. Kocasını ve Tüm çocuklarını Savaşta kaybetmiş olan acılı ama toprak kadar sağlam bir ananın hikayesini anlatıyor Aytmatov.. Tolgonay ana ğullarını askere yolladıktan sonra köyün eb sevilen saygı duyulan, azimli, çalışkan, yiğit kişisi olduğu için köyün kolhoz başkanı oluyor..Toprak ve hayvanlarla ilgili işleri düzenliyor köyün muhtarı gibi oluyor...Bütün acılarını tarlalara gidip toprakanayla dertleşerek paylaşarak azaltıyor.. En büyük sırdaşı,yoldaşı,arkadaşı,dostu toprak oluyor... Köyde kocasını yitiren kadınlara,babalarını yititen teimlere,evlatsız kalan yaşlılara kol kanat geriyor ve onları kötüğlüklerden koruımya çalışıyor.. Kitabun bazı bölümlerinde özellikle toprakl derteleştiğinde okuyanı yoğun duygu seline kaptırıyor ve gözyaşı dökmemek büyük maridfet olur......... Şahane bir dram mükemmel arı,sürükley,ici ve duygulandırcı tüyleri diken diken edici,başından aşağı kaynar sular dökümüş hiisini veren bir dil, dünyada KIRGIZLARIN GÜNEŞİ eserleri 150 dile çevrilmiş ...artmıyorum küçük toplumların devleti olmayan milletlerin dillerine bile çevrilmiş)
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aytmatov’un bu eserinde diğerler eserlerinde de olduğu gibi savaşta ezilen Halk ve çektikleri sıkıntılar, bir annenin gözünden yansıtılarak farklı bir zaviyeden ele alınmış. Kocası Suvankul, Oğulları Kasım, Maysalbek ve Caynak’ı savaşta kaybeden bir anne, oğlu Kasım’ın karısı Aliman ile birlikte yiğitlerini yitirdikten sonra çektikleri katmerli acılar…İnsanların zirai üretim kooperatifinde canlarını dişlerine takarak cepheye nasıl buğday yetiştirdikleri, kendi milletinden bile olsa insanların ne kadar çirkefleştiği, öksüz ve yetimlerin lokmalarına kadar çaldığını, savaşın insanın iyisi ve kötüsü ortaya çıkardığını bir çoğunu kitapta okuyorsunuz. Aytmatov’un bir tarzı var o savaşı, melankoliyi eserlerinin bütününde işleyebilen, ve bunu sizi gözyaşlarına boğarak yapabilen bir usta. Savaşı cephe gerisinde, yiğitlerini ateş hattına gönderen,ezilen, bütün işleri omuzlayan insanların penceresinden öyle sanıyorum ki Aytmatov kadar iyi betimleyebilecek bir yazar daha yoktur…