Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
john verdon yine yapmis yapacagini harika bir kurguyla bizlere yine icinden cikilmasi zor labiretler hazirlamis kitap surukleyici yanliz bazi alanlarda galiba ceviri hatasi diye dusunuyorum anlasilmasi zor cumleler kurulmus ama alinip sonuna kadar okunmasi gerekiyor ozellikle polise severlere tavsiyemdir
bu kitap sessiz ve evin bir köşesinde okunası bir kitap olaylar arasında geçişler çok fazla ipin ucunu bir kaçırırsanız toparlayamıyorsunuz ve kitap sıkıcı gelebiliyor.ben 3 defa baştan başladım sonuncu okumamda kitap anlamlı geldi ve beğendim.okuyucuyu yoran şey hikayedeki ve olaylar arasında geçişler ama yazar bunu ustaca yapmış belli bir nizam var.<br />
uzun zamandır okumak istediğim ancak hep ertelediğim ve bitirdiğimde'neden daha önce okumadım ki?' dediğim kitaplardan biri. başlarında oldukça sıkıldım ve aylar süreceğini sandım 3 hafta gibi bir sürede bitirdim.okudukça merak ettim.yazar benimle konuşuyor gibiydi,okuyucuyla bütünleşebilen nadir eserlerden biri.<br />ortalarda bir bölümden sıkılmıştım hani sayfalarca noktalama işareti kullanılmayan kısımdan,okudukça bu kısım ne zaman bitecek diye düşündüm.bitti ve ilerledikçe hayata bakış açımda önemli değişikler sağladı.umursarken bir yandan umursamamayı öğrenmek gibi..
herkes bilir bu kitabı. okuduğunuzda şimdiye kadar okuduğunuz kitaplardan farklı bir duygu hissedeceksiniz. sonrada neden yazar tam olarak her şeyi anlatmamış diye hayıflanacak kitap bitince de üzüleceksiniz.
Sıkıla sıkıla okuyarak sayfa 412. sayfaya kadar geldim. Ve düşündüm buraya kadar aklında ne kaldı diye... Ve gördüm ki bölük pörçük sahnelerden başka aklımda kalan bir şey yok. Oysa okunması gereken bir kitap olarak almıştım elime. İlk başlarda kendimi sorumlu tuttum bu sıkıntıdan ve ben anlamıyorum dedim. Öyle ya, onca övgü almış bir kitap nasıl olurdu da beni bu denli sıkar, haz vermez ve anlaşılmaz olurdu. Sonra sorular diziliverdi önüme. Anlama kabiliyetim mi kıttı acaba? Yoksa okur olarak bir seviyede mi olmak gerekiyordu?.. 412. sayfaya bunlardan başka bir düşündüğüm yok kitapla ilgili. 412. sayfadan sonrası içinse bir şey diyemem. Hani ola ki bundan sonraki sayfaları okuduktan sonra iyiki okumuşum bu kitabı diyecek olurum. Yazarın ölmüş olması (Allah rahmet eylesin) böylesi bir yorum yazdığımdan dolayı ruhuma sıkıntı veriyor lakin bunları da yazmasam dayanamazdım. Kitabı okuyup da anlayan ve bir şahaser olarak gören arkadaşları da tebrik ediyorum,..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şanı şöhreti sayfa sayısından çok olan bu kitabı bir türlü okuyamadım. Her elime alışım en fazla 100 sayfa ilerlememle son buldu. Nedenini bilmiyorum, okurken bir şekilde içine çekse de sonrasında yeniden alime alasım gelmiyor. Umarım bir gün bitireceğim.
"Başkalarınin hatalarını silmeye çalıştım.mürekkepli kalemle yazmışlar oysa..Ben kurşun kalem silgisiydim,azaldığimla kaldım"gerçekten acı,özlem,çaresizlik ve yalnizlik üzerine tüm edebiyatseverlerin okuması gereken bir eser..Edebiyat nasıl ki okuyanın ruhuna dokunur kelimelerle,işte bu kitap da böyle.
insanı etkileyen, yaşamdaki olaylara daha net bakmasını sağlayan bir kitap.. insanı, bu ruh halindeki kişilerin durumunu kelimelerle ifade edemeyenlerin duygularını, söylemek istediklerini yazıyor yazar.. SELİM IŞIK bence 20. yy da kariyer sevdasından, daima var olan yarıştan bıkmış bütün insanları anlatıyor. herkes okumalı. tek kelimeyle mükemmel bir kitap
herkes bu kitabı okuyamazdan öte herkes böyle bir kitap yazamaz demeliyim.başta sıkılıyorum sanıyorsunuz, ama sonra kitabın diline ve dünyasına öyle alışıyorsunuz ki selim oluveriyorsunuz, turgut sizi anlatıyor sanki.kitap bittiğinde bir dünyanın kapısını kapatmış sanıyorsunuz.öylesine yakın ama öylesine uzak bir dünya.kitap okumayı seven ve görev bilen her bünyenin bu kitabı okumasını tavsiye ediyorum
Başlarken hemen belirteyim ki elbette okunması gereken bir eser. 1- Eserin olumlu yönlerine değinecek olursak şunları söyleyebiliriz: Oğuz Atay postmodernnizmin gereği, çok değişik bir üslupla kaleme almış bu kitabı. Yazarın anlatım biçimi çok etkileyiciydi; bir bütün halinde, içsel konuşmalardan diyaloglara geçiş, oradan da dış gözleme dayalı anlatım hakikaten takdire şayan bir durum. Selim Işık’ın, Turgut Özben’in ruh hali insanın içine işliyor. Bir de Olric’le yapılan diyaloglar keşke fazla olsaymış hissine kapılıyor insan. Bunalımlı bir kitap olması nedeniyle okuyucuda bir huzursuzluk yaratmayı başarıyor. 2- Eserin olumsuz yönlerine değinilecek olursak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki keşke yoğun olarak kitabın ilk yarısında kendisini hissettiren konuyla hiç ama hiç alakalı olmayan metinlere yer verilmeseymiş… Hakikaten sıkıcı hale getiriyor bu pasajlar… Zaten kitap bittikten sonra bunların hiçbir önemi de kalmıyor, hatırlamaya değer hususlar değil. Yazar biraz postmodern üslubu abartmış bu bölümlerde, her şeye bir parça dokunmak istemiş.(Hiç anlaşılmayan eski Türkçe metinler, kitap içinde kitap, anlatımın bir müddet sonra kim tarafından yapıldığının anlaşılmaz hale gelmesi gibi.) 3- Olumlu, olumsuz görüşlerimden sonra bir de belirtmek isterim ki bu kitabın gerek medyada, gerek internette yerli yersiz her ağızda sakız yapılmasından da ciddi bir şekilde rahatsızım. Öyle ki bu kitabı henüz okumayanlar kötü okurdur, demek yanılgısına düşmemek gerekir ve buradan hareketle bu kitabı okuyanların bunu entelektüel malzeme yapmasını gülünç buluyorum. (Hem belirtmekte fayda görüyorum ki kitabın fiyatı oldukça yüksek.) 4- Kitabın hedef kitlesine değinmeden geçmek istemiyorum. Bu romanın lise öğrencileri tarafından okunması kitabın anlaşılabilirliği ve sürekliliği açısından beklenemez, ağır gelir diye düşünüyorum. Zaten Oğuz Atay’ın da belirttiği üzere kendisi Kafka, Dostoyevski gibi yazarlardan etkilendiğine göre öncelikle bu yazarların kitaplarına göz atmakta fayda görüyorum. 5- Beni etkileyen kitaplardan biri oldu... Yazar, Tutunamayan’ların ne olduğunu, kim olduğunu kitabın pek çok yerinde belirtse de ben bu kavramı ancak romanı bitirdiğimde özümseyebildim ve sarsıldım. Okurları huzursuz edeceğini bilsem de bu “tuhaf” romanı herkesin okumasını tavsiye ederim.
Kitap güzel fakat herkesin okuyabileceği bir kitap değil.Yazar Turgut Özben karekteriyle adeta kendinden birşeyler katmış.Kitap oldukça hacimli olmasına karşın kitapta hareketlilik unsurları az ve bireysel psikolojinin derinliğine inmekte başarılı.Kimisine sıkıcı gelebilir hatta ilk on sayfadan sonra bırabilir kimini ise inanılmaz sarıp hacmine bakmadan bir solukta kendini okutabilir.
Bu kitabı elime aldım okudum okudum ama bana bir şey katmayacağını düşündüm ve bıraktım. Sonra tekrar okumam gerektiğine karar verdim. Çünkü edebiyatımızın ilk post modern romanıydı. Ama beni bir türlü içine alamıyor ya da ben onu hayal dünyama bir türlü yerleştirmesini bilmiyorum. Garip bir kitap.
Büyük merakla okunmaya başlanıyor ama kitaba gerçekten tutunmak zor. Çünkü gereksiz birçok ayrıntıya yer verilmesi ve gereğinden fazla uzun cümleler okuru sıkıyor. Hikayesinin ve anlattıklarındaki üslubu düşünülürse keşke daha az sayfada bu roman yazılsaymış diye akla geliyor.