Toprak Ana
Toprak Ana

Kitapyurdu Fiyatı: 130,50TL

Ürüne Git
2308Yorum
Çepni55
Kitapkurdu
CENGİZ AYTMATOV OKUMAK YA DA OKUMAMAK...

“Cengiz Aytmatov okudunuz mu demiyorum!.. Adını duyan kaç kişi var aranızda?” Sınıfa girdiğimde bu soruyu sordum öğrencilerime... Bir-iki mütereddit parmak kalktı havaya. Onlar da beyhude bir çabayla,birkaç kelam edebildiler sadece. Hazin ama sıradan bir tablo bu... Öğretmenlik mesleğinin içinde olanlar böyle şeylere alışkın olmalılar. Saçma sapan kitapların en çok sattığı bir pop-nesilde ne Aytmatov tanınır,ne Cemil Meriç ne Cengiz Dağcı,ne Tanpınar ne de Tarık Buğra...
Halbuki Cengiz Aytmatov mühim bir yazar...Üstelik bu ehemmiyet yalnızca kendi ülkesi ya da Türk Dünyası için geçerli değil;bütün dünyanın en çok tanıdığı ve okuduğu yazarlardan birisi ve aynı zamanda bir Kırgız Türkü O...
Kuru bilgilerle dolu ansiklopediler ondan genellikle ”Dünyaca meşhur Kırgız yazarı,mütercim,gazeteci ve siyasetçi.12 Aralık 1928’de Kırgızistan’ın Talas eyaletine bağlı Şeker köyünde doğdu. Babası Törekul,annesi Necime’dir. Bişkek Veteriner Fakültesinden mezun oldu. Yazarlığa 1952’de başladı. Moskova Üniversitesi Edebiyat Bölümünü de bitirdi. 1959’da Kırgız Pravda’sı muhabiri oldu. “Dağlar ve Steplerden Masallar” adlı hikâye kitabıyla büyük şöhret kazandı. Kitap,1963’te Lenin ödülü kazandı. Bu ödül ayrıca onu,en genç Lenin ödüllü yazar yapmıştır.
Eserlerini Kırgızca ve Rusça kaleme alan Aytmatov,eserlerinin çoğunda tema olarak aşk,dostluk,savaş devrinin acıları ile Kırgızların gelenek ve göreneklerini işlemiştir. Totaliter sistemleri eleştiren eserler de vermiştir. Eserleri Türkçe’nin yanı sıra 150’den fazla dile tercüme edilerek milyonlarca baskıya ulaşan Aytmatov, 1958’de Kırgız Yazarlar Birliği Prezedyumu üyeliğine,1962’de Kırgız Sinematografi İşçileri Birliği Birinci sekreterliğine getirildi. 1966’da SSCB Yüksek Sovyeti üyeliğine getirildi. 1967’de SSCB Yazarlar Birliği Yürütme Kurulu Üyesi oldu. 1968’de Sovyet Devlet Edebiyatı ödülünü aldı. Aytmatov, halen Kırgızistan’ın Benelüks ülkeleri büyükelçiliğini de yapmaktadır.” şeklinde bahsediyor.
Müsaadenizle en baştaki kısma ricat edelim;öğrencilerime onu tanıtmak için anahtar bir filmden bahsediyorum. Başrollerini Türkan Şoray ile Kadir İnanır’ın paylaştığı, yönetmenliğini Atıf Yılmaz’ın yaptığı,meşhur film müziklerine ise Cahit Berkay’ın imza attığı “Selvi Boylum Al Yazmalım” filminin Cengiz Aytmatov’a ait aynı adlı hikâyeden senaryolaştırıldığını söylüyorum onlara. Daha bir şaşırıyorlar tabii;hatta alâkadar olmaya başlıyorlar da…
Henüz çocuk yaşlardayken İkinci Dünya Savaşı’nın acılarını cephe gerisinde yaşamış olan yazar halen hayatta. (kim bilir,belki de ölmesini bekliyoruzdur;ne de olsa yaşayanlara pek kıymet vermiyoruz!) “Gün Olur Asra Bedel” ve “Beyaz Gemi” adlı romanları MEB’in tavsiye ettiği 100 Temel Eser arasında yer alıyor...Uluslar arası Cengiz Aytmatov Vakfı Onur Başkanlığının yanı sıra DA(Diyalog Avrasya) Gazetesinin Yayın Kurulu Üyeliğini de yapan Aytmatov, uluslar arası diyalog çalışmaları içinde de yer almaktadır.
Benim kendisiyle tanışmam ise üniversite yıllarıma denk geliyor. (Tanışmak dediysem hemen heyecanlanmayın canım;kitaplarından bahsediyorum.) Lise edebiyat müfredatında yer almasına rağmen demek ki,ders hocamız müfredatı yetiştirememiş ya da o esnada bendeniz ders dinlemek yerine okulu asmakla iştigal ediyormuşum. İlk olarak Toprak Ana’yı okumuş,savaşın ne büyük bir felâket olduğunu ucundan kıyısından da olsa idrak edebilmiş ve abartısız söylüyorum bir hafta içersinde tam on kişiye de cebren ve hile ile okutmuştum kitabı. Sonra bir İstanbul seyahâti sırasında Beyaz Gemi’yi bir gecede bitirmiştim. Hikâyeyi okuyanlar bilir;efsane ve masallarla harmanlanmış bir duygu sağanağıdır ve ben uyuyup uyanıp,rüyalarla karışık okumuştum o güzel hikâyeyi…Ardından bazı edebiyat çevrelerince “dünyanın en güzel romanı” olarak takdim edilen bir şaheseri;”Gün Olur Asra Bedel” adlı romanını okudum üstadın…İşi bilenler söylemiş zaten,ayrıca bir şey demeye lüzum görmüyorum. Sonra Cemile,Dişi Kurdun Rüyaları,Yüzyüze ve diğerleri…
Üstelik bir kez de değil birkaç kez okudum bütün eserlerini…Sonra da taze bir Aytmatov sevdalısı olarak çevremdekilere okuttum.
Beşir Ayvazoğlu’nun ifadesiyle sosyal-psikolojiye “Mankurtizm” kavramını dahil eden Aytmatov her ne kadar farklı bir coğrafyada dursa da kendi ifadesiyle “köklerini Türkiye’de bulmuş bir Türk yazarıdır” ve “bizden niçin dünya çapında bir yazar çıkmıyor?” suâline verilebilecek en güzel cevaplardan birisidir. Ülkesinde milli bir kahraman olarak kabul edilen üstadı hadi Ruslar,Kazaklar,Azeriler falan bizden daha çok tanıyıp okuyorlar ve ben bunu anlayabiliyorum ama Almanya’da,Fransa’da,Benelüks ülkelerinde bile Türkiye’den daha çok tanınıp okunması doğrusu bizim için büyük bir ayıptır.
Ne dersiniz?Haksız mıyım?
okur01
Kitapkurdu
Günlük hayatımızda ,sohbetlerimizde hani bazen savaşın çözüm olduğuna inanan ,olayı hep Vatan-Millet-Sakarya edebiyatına getiren ,bir tümen askerle ülkeleri ilhak eden tiplerle karşılaşırız ya,işte onların şiddetle okuması gereken bir kitap<br />Savaşların , savaşan ,ölen veya yaralananlar için değilde geride kalanlar için daha büyük acılara sebep olduğuna inandıran bir roman.Herkesin okuması gerekir diye düşünüyorum.
kerimow
Aytmtov'un en seçkin eserlerinden biridir..
Kocasını ve Tüm çocuklarını Savaşta kaybetmiş olan acılı ama toprak kadar sağlam bir ananın hikayesini anlatıyor Aytmatov..
Tolgonay ana ğullarını askere yolladıktan sonra köyün eb sevilen saygı duyulan, azimli, çalışkan, yiğit kişisi olduğu için köyün kolhoz başkanı oluyor..Toprak ve hayvanlarla ilgili işleri düzenliyor köyün muhtarı gibi oluyor...Bütün acılarını tarlalara gidip toprakanayla dertleşerek paylaşarak azaltıyor..
En büyük sırdaşı,yoldaşı,arkadaşı,dostu toprak oluyor...
Köyde kocasını yitiren kadınlara,babalarını yititen teimlere,evlatsız kalan yaşlılara kol kanat geriyor ve onları kötüğlüklerden koruımya çalışıyor..
Kitabun bazı bölümlerinde özellikle toprakl derteleştiğinde okuyanı yoğun duygu seline kaptırıyor ve gözyaşı dökmemek büyük maridfet olur.........
Şahane bir dram mükemmel arı,sürükley,ici ve duygulandırcı tüyleri diken diken edici,başından aşağı kaynar sular dökümüş hiisini veren bir dil, dünyada KIRGIZLARIN GÜNEŞİ eserleri 150 dile çevrilmiş ...artmıyorum küçük toplumların devleti olmayan milletlerin dillerine bile çevrilmiş)
İşbaraalp
Aytmatov’un bu eserinde diğerler eserlerinde de olduğu gibi savaşta ezilen Halk ve çektikleri sıkıntılar, bir annenin gözünden yansıtılarak farklı bir zaviyeden ele alınmış. Kocası Suvankul, Oğulları Kasım, Maysalbek ve Caynak’ı savaşta kaybeden bir anne, oğlu Kasım’ın karısı Aliman ile birlikte yiğitlerini yitirdikten sonra çektikleri katmerli acılar…İnsanların zirai üretim kooperatifinde canlarını dişlerine takarak cepheye nasıl buğday yetiştirdikleri, kendi milletinden bile olsa insanların ne kadar çirkefleştiği, öksüz ve yetimlerin lokmalarına kadar çaldığını, savaşın insanın iyisi ve kötüsü ortaya çıkardığını bir çoğunu kitapta okuyorsunuz. Aytmatov’un bir tarzı var o savaşı, melankoliyi eserlerinin bütününde işleyebilen, ve bunu sizi gözyaşlarına boğarak yapabilen bir usta. Savaşı cephe gerisinde, yiğitlerini ateş hattına gönderen,ezilen, bütün işleri omuzlayan insanların penceresinden öyle sanıyorum ki Aytmatov kadar iyi betimleyebilecek bir yazar daha yoktur…
Himmler
Ben 12 yaşında iken kitap okumayı hiç sevmeyen bir coçouktum.Bu kitabı annem okumam için almış.Bende zorla biraz okudum.Daha sonra ise kitabı tekrar bırakamadım.Kitap 2.dünya Savaşında İnsanların maruz kaldığı zorluklardan bahsediyor.Savaş 3 oğlu ve kocasını kaybeden bir kadının öykü.Kadın kitabında toprak ile konuşuyor.İnsanı Psikolojik olarak etkisi altına alan filmi çekilesi bir kitap.
Mehmet Can Tanyolu
İkinci Dünya Savaşı'nda erkeklerin askere gitmesiyle tarlada yalnız başlarına çalışan ve ürettikleri buğdayın büyük bir kısmını orduya gönderen Kırgız kadınlarının çilesi anlatılıyor.Bir yandan çocuklara bakmak bir yandan köyün bütün işlerini idare etmeye katlanan eşlerin ve annelerin çoğu gelen ölüm haberleriyle yıkılıyor.Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, bu eseriyle Sovyetler Birliği insanının bundan elli sekiz yıl önce savaş sırasında yaşadığı dramı anlatıyor.Mutlaka okuyun.
muratdereli
Kitapkurdu
Aytmatov'un eserleri arasında beni etkileyen en çok bu kitap olmuştur.Bir annenin inanılmaz,acıklı hayat hikayesini ancak Aytmatov gibi bir yazar bu kadar güzel anlatılabilirdi.Mutlaka okumalısınız...
SALTY
Kitapkurdu
Her sayfası acı,sevgi ve hasret ile yoğrulmuş bir eser.Bir ananın çile dinmez<br />öyküsü.Savaş'ın neler getirdiğini hiç bu açıdan görmemiştik.Bir ana ki toprak kadar<br />yadigar,toprak kadar vefalı.Duygu seline kapılıp gidiyor insan sayfaların arasında.<br />Otoprakları sanki ben biçiyordum,ilk ekmeği ben tadıyordum sanki.İşte bukadar gerçeklerle<br />dolu bir hikaye.