peyami safa'nın psikolojik tahlillere geniş yer verdiği bir romanı daha..<br />eski istanbul ve gençliğin belli başlı düştükleri bataklar.<br />çok başarılı bir anlatımı var ayrıca...
Çok güzel bir kitap.çok beğenerek okudum. peyami safanın okuduğum ilk okuduğum romanı.çok önceki yıllarda yazılmış fakat sanki daha yeni yazılmış hissi veriyor.yani sanki bugünü anlatıyor.ayrıca çok sürükleyici.çok çabuk bitiyor.herkese bu kitabı okumasını tavsiye ederim.<br />
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fatih – Harbiye de olduğu gibi, Şark ve Garp kültürlerinin toplum üzerinde meydana getirdiği kargaşayı mükemmel bir Türkçe ile anlatan bir kitap “sözde kızlar”. Vatanı için her şeyini feda eden bir ailenin kızı, her şeyini çıkarları için feda eden bir ailenin yanına sığınmak zorunda kalır ve hikâye başlar. Sonunda yine karar verilir bir taraf seçilir. İbret alınması gereken bir hikâyesi olan bu esirin okunması için tavsiye edilmemesine imkân yok. Saygılar…
Peyami Safa ve cumhuriyet döneminin daha yeni yeni yaşandığı zamanlarda Türkiye... Sözde Kızlarda o dönem Türkiyesini bir nebzede olsa tanıtmak istenmiş... Kadın erkek ilişkileri ve herzamanki gibi batılılaşma... Kitabı okurken nostaljik bir tat alacaksınız...
Bu kitabı okuduğunuzda Kurtuluş Savaşı zamanında tüm halkın topyekun can siperhane mücadele etmediğini anlıyorsunuz. Bir çok iman sahibi vatanperver canını ortaya koymuş savaşırken diğer bir çoklarının da günleri nasıl daha iyi geçirecekleri ile ilgili kafa yorduklarını görüyorsunuz..
Peyami Safa bu eserinde toplumu analiz yeteneğini usatca konuşturmuş. Modernleşme sürecinde İstanbul insanlarının, özellikle de kızların ruhi çözümlemelerini ustalıkla bize aktarmıştır.<br />Kitap ona harcadığımız zamanı kesinlikle boşa çıkarmıyor. İnsanı derin derin düşündürdükten sonra kendi vicdan muhasebesine zorluyor.<br />Okunulması gereken bir kitap.
sözde kızlar peyami safanın bi kaç kitabını okuyanların hiç yabancılık çekmeden bir çırpıda okuyabilecekleri akıcı bir kitap.20. yüzyılın başlarındaki istanbulu ve hiç bir dönem değişmicek olan kadın erkek ilişkilerinin anlatıldığı batılılaşma adına sahip olduğumuz değerlerin nasıl yozlaştığını aile, sevgi, zengin bir yaşam gibi olguların peyami safa tarafından yorumlanışını bulacağınız güzel bir kitap...
Kurtuluş savaşı döneminde yunalıların Türkiye’yi işgal etmesi sırasında babasının kaçırıldığını düşünen Mehrure İstanbul’daki uzaktan akrabalarının yanına yerleşir. Evin sahibi Nazmiye hanımın Behiç adında bir oğlu ve Nevin adında bir kızı vardır. Nevin güzel,bakımlı ve arkadaş ilişkilerine önem veren bir kızdır. Abisi Behiç ise ahlaksız biridir. Mehrure’ nin eve gelmesini fırsat bilen Behiç bundan faydalanmak ister ve Mehrure’ ye saldırır ama Mehrure tam bir Türk kızıdır ve namusuna düşünkündür. Behiç’ in bu tutumuna sert bir tavır gösterir. Mehrure İstanbul’ da birçok yerde babasını arar ana hiçbir sonuca ulaşamaz. Bu arada Behiç Mehrure’ yi ele geçirmek için ona karşı daha kibar bir erkek gibi görünmeye çalışır. Bunun için kardeşi Nevin ve yakın arkadaşı Siyret’ den yardım ister. Nevin aynı zamanda Siyret’ in dostudur. Behiç’in de Belma adında bir dostu vardır. Behiç’ in arkadaşı olan Nadir; Behiç’ in ve Siyret’ in aksine mütevazı, kibar ve ahlaklı bir adamdır.Nadir Bey, Mehrure’ ye babasını bulma konusunda yardım eder.Mehrure de ona güvenir. Mehrure ile Nadir Bey gazeteye Mehrure’ nin kayıp babasını bulmak için ilan vermeye karar verirler. Aradan günler geçer ama bir sonuç yoktur. Her hafta bu ahlaksız insanlarla dolu köşkte partiler,eğlenceler verilir ama Mehrure bunlardan memnun değildir.Nevin bir gün Mehrure’ nin abisiyle evlenmesi için konuşur. Mehrure ‘nin bir kez gülümsemesi herkes için evet anlamına gelir ama Mehrure daha evet dememiştir, çünkü; Behiç’ i ahlaksız, dolandırıcı biri olarak görüyodur. Behiç ve Mehrure’ nin evleneceklerini duyan Belma yataklara düşer ve Mehrure ile konuşmaya karar verir. Belma Mehrure’ ye Behiç’ in gerçek yüzünü anlatır. Behiç’ le 6 yıldır dost olduklarını, Behiç’ den hamile kaldığını ve doğan çocuğun babası gibi frengi hastası olarak doğduğunu, Behiç çocuğunun ağlamasından ve onun görüntüsünden nefret ederek çocuğunu diri diri gömmeye karar verdiğini ve Belma’ nın karşı çıkışlarına rağmen bunu yaptığını anlatır. Tüm bunları duyan Mehrure çok şaşırır. Belma ondan bir daha o köşkte kalmayacağına ve Behiç’ le evlenmeyeceğine dair söz ister ve bu arada ilaç yutma bahanesiyle zehir içerek kendini zehirler. Mehrure Belmaya söz verir. Belma ölür ve Belma’ nın ölmeden önceki tek sözü; “Dün sizin gibiydim, yarın benim gibi olacaksınız.” olur. Behiç tüm bu olaylardan sonra, gerçeğin öğrenilmesi ile hapse girer. Mehrure babasından bir mektup alır ve babasının yanına dönmeye karar verir,giderken de yanına evlenmek üzere Nadirin en yakın arkadaşı Fahri Beyi alır.
Kitabın özeti bundan ibaret ama sonu okura bırakılmış. Tavsiye ederim.
Roman 1918'den sonra İstanbul'daki ahlak düşüklüklerini anlatır.Bu romanın başarısı bir insanın aklı ve duyguları arasındaki bocalamayı başarılı bir üslup içinde vermesidir.Eser kurgu itibariyle de çok başarılıdır...
Mütareke döneminin bunalımlı günlerinde, babasını aramak amacıyla İstanbul\'a gelen bir genç kızın macerası çerçevesinde, yüksek tabakanın içinde bulunduğu ahlaki çöküşü ele alır. Peyami Safa\'nın ilk romanlarındandır. Yazılışı eski olmakla beraber, konu günümüzde de tazeliğini korumaktadır. Bugünün kızlarını, onları mesud yahut bedbaht edebilecek hususları birer ibret levhası şeklinde yansıtmaktadır. <br /><br /><br />
Bu kitap Peyami SAFA'nın 1923'te yazdığı ilk romanıdır.Toplumumuzda görülen aksamalar ve ahlaki çöküntüyü bir aile çevresinde işleyerek canlı bir tablo halinde gözler önüne sermektedir.Kendi milli ve manevi değerlerini I. Dünya Savaşı sonucu çıkan buhrana feda eden alafranga tipler eleştirilmektedir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yakup Kadri'nin Kiralık Konak ve Sodom ve Gomorresi ile paralel okunduğunda daha bid anlam kazanacağını düsünüyorum. Acaba biz egrçekten milli bir mücadele mi verdik yoksa bir takım tuzu kurular aristokrat saltanatlarına devam mı etti? Behiç karakteri günümüzde sıklıkla karşılaşabileceğimiz Beyaz Türk kavramının 1920 lerdeki yansıması gibi duruyor!
Peyami Safa romanlarında en sevdiğim özellik tarihi bir havasının olması.Tarih bence sadece tarih kitaplarında değil bu tür kitaplarda da var.Hayatın ne olduğunu bilmeyen saf bir anadolu kızı ve batağa saplanmış ne yapacağını bilmeyen başka bir kız.Biri sevgilisinden hastalık kapmış yaşamak için mücadele ediyor diğeri babasını ararken aşık olduğu insanı doğru insan zannediyor.Savaş ve sonrasında insanların içine düştüğü kimlik bocalamasını çok iyi anlatan kitaplardan.Unutmayalım ki her millet ancak kendi kültürüyle var olabilir.
Peyami Safa'nın Matmazel Noraliya'nın Koltuğu, 9. Hariciye Koğuşu adlı romanlarındaki usta anlatım bu yapıtta yok. Doğaldır; çünkü bu yapıt yazarın ilk romanı. Romancılık anlayışında Fransız yazar Maupassant'tan roman tekniğini yani eserin yapısını aldığını belirtir yazılarında. Yaşanmış konuları yazma konusunda kuralcıdır. Yine bilinen bir başka tekniği de yalnızca dışı vermemek, dışın yanında bireyin iç dünyasını da vermektir. Sanat yaşamının üç bölüme ayrılması halinde bu roman ilk bölümde kalır; yani kusurun fazla olduğu, gençlik rüzgarının fazlaca estiği bir roman. İstanbul'un işgali yıllarında İstanbul'da yaşayan üst sınıfın ahlaki yozlaşmasını konu alır. Eserin yayımlandığı dönem halk bu sınıfa ve bu sınıf eliyle halka dayatılan Batılılaşma züppeliğine karşıdır. Bu nedenler kitabın ilgi çekmesini sağlamıştır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta İstanbul’un yaklaşık 1 asır önceki halini görüyorsunuz ve hayret ediyorsunuz. Bir yanda Vatanın kurtarmak için canını dişine takan insanlar, bir tarafta zevk-ü sefa içinde yaşayan insanlar. Kişiliğini yitirmiş, ahlaki değerlerini kaybetmiş, insani vasıflarını unutmuş bir İstanbul kimliği ile karşılaşıyorsunuz. Tarih kitaplarından 1920’li yılların kurtuluş ve mücadele yılları olduğunu okuduğumuz için öyle sanıyorum ki bu türlü bir halini düşünememişiz. Bugün yaşanılan bayağılıkların bir çoğunu o dönemde de görmek insanı hayrete düşürüyor. Kitabın konusu tarihi niteliği de olduğu için benim ilgimi çekti, içerik olarak yazarın dokuzuncu hariciye koğuşunda yakaladığı derinliği yakalayamadığını düşünüyorum. Mebrure’nin köşke gelişi, kokuşmuş ilişkilere sahip bir grup avam insan, bununla birlikte Behiç’in onu elde etmek için yaptığı fesatlıklar sıradan bir şekilde sıralanırken birden Belma ve Salih’in bu avam gruptan dışlanışı ve bunun hiçbir açıklamasının olmayışı kitabın konu bütünlüğüne darbe vuruyor, üstelik sonlarda Belma’nın itirafı ile birden farklı bir mecraya çekilen konu ile heyecanlanıyorsunuz, fakat bütünlük sağlamakta zorluk çekiyorsunuz. Aynı durum Salih’in hazin sonunda da fark ediliyor. Behiç’e çok büyük bir kötülük yapacağını söylüyor, bekliyorsunuz sonunda hazin sonuna şaşırıyorsunuz.
Kitaptan alınacak pek çok ders var, diğer yorumlarda da değinilen gençlerin dikkat etmeleri gereken hususlar bence çok çarpıcı, özellikle kızlarımızın sözde birer kız olmalarını engellemek için en azından bir kere bu kitabı okumalarını istemek sanırım onlar için yapılacak iyiliklerin büyüklerinden ve zahmetsiz olanlarındandır.
batılaşma sürecimizde gençlerimizi avrupaya asıl özendirdiğimiz....bu arda yitirdiğimiz değerlerimizi...erkeklerin fırsatçılığından ..kızların mağdur duruma nasıl düştüğünü anlatan bir kıtap...günümüz gençlığimizide öz değerler ve yenılerı arasındakı çatışmaya güzel bir örnek...
kültürler arası diyaloglar da yaşanan sorunlar ve bunun sonucunda iletişim noktasında yaşanan anlaşmazlıkların tercih noktasında ne gibi değişikliklere neden olabileceğinin en iyi örneği olarak okunacak bir kitap.kişilik analizleri ve tasvirlerin mükemmel olması ise okura farklı bir haz veriyor....
Sözde Kızlar'da Peyami Safa İstanbul'da yetişmiş ancak İstanbul Hanımefendisi olamamış şımarık havalı genç kızlarla Anadolu'da yetişmiş hanım hanımcık kızları karşılaştırmış sanki. Kitap insanı kendisine çekiyor. Herkese tavsiye ederim.
Tek kelime ile mükemmel bir yapıt. Safa'nın ilk romanlarından olduğu için başarısız diye nitelendirilmesi ihtimalini çürütecek kadar teknik bir dil ve üslûp ile kaleme alınan bu kitabın, hiçbir şey için olmasa bile, o eski dil'e hasret kalanların o hasretliğini dindirmesi için okuması gerektir sanıyorum. Mutlaka tetkik edilmeli...
Sözde Kizlar kitabi, zamanin dünya düzeni ile türkiye nizaminin bir mukayesesi. Istanbul'da yasayan bir Anadolu kültürü ile Bati'ya gark olan hevesdar insanlarin ahlâkî yapilari , örfî düzlemleri ve öze dönüsün mükemmel misalleri. Her zamanki gibi Peyami' nin, o şarkî usülleri , garbî temayüllere nasil tercih ettigini, sanilan bati'nin sahib olunan dogu'ya maglubiyetinin bir emaresini anlatiyor hem de bu kitab. yaprak timsali olan insanlarimiz var, batili olacak deyû... iste Sine-i Millete dönüsün enfes dile getirilisi!