Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ahmet altan işte yine kendini ghösterdi gerçekten en uzun gece türkü filimi sevenlerin ve büyük bir aşkı sevenlerin okuması gereken harika bir eser ahmet altan yine farkını konuşturnmuş herkese tavsiye ediyorum. eğer bunu okuyupta buna benzer bir kitap olarakta benim hüzünlü oraspularım diyen gabriel marquez i de okumanız gereken bir kitap sevgiler bol okumalar kolay gelsin...
En Uzun Gece; kendimi bir türk filmi izlermiş gibi hissettiğim nadir kitapların arasında yerini aldı. Son bölümde ise kendimi gülmemek için zor tuttum. Yaşanan ilişkileri anlamak ve mantıklı bulmak akıl alır gibi değil. Bu nasıl bir ilişki yumağı… Kitaba hakimiyet çok kötü. İşlenen konuyu ise zaten hiçbir zaman anlayamadım . Güneydoğuya giden bir araştırma grubunun töre cinayetlerini araştırmak yerine birbirlerine karşı olan ilgilerini bence ortaya koyuyorlar . Hatta bu ilişkileri yaşamak için de doğru bir mekan olduğu da söylenemez. Karakter ise sanki birbirleriyle yarışır bir dengesizlik içinde. Kısaca kitap için söylenecek çok fazla bir şey yok. Sadece zaman kaybı bence. Büyük yayın evlerinin neden Ahmet Atlan ile çalışmak istemediklerini şimdi daha iyi anlıyorum. Ahmet Atlan, her defasında bana okuma zevkini kaybettiren bir yazar olarak yerini alacak…
Ahmet Altan gönül tahtımdaki yazarlar arasındaki yerini giderek kaybediyor. Aldatmak faciasından sonra belki bildiğimiz Ahmet Altan'a kavuşuruz beklentisi içerisinde bu kitabı alıp okumaya başladım. Nedendir bilinmez beklentiler ne kadar büyük olursa hayalkırıklığı da o denli büyük oluyor maalesef. Yazar kendi uslubunu terketmiş durumda. Eski kitaplarına baktığımızda bizi sarıp sarmalayan ve okuyup bitirdikten sonra bile etkisinde bırakan bir hikayeyi o akıcı uslubuyla beynimize kazırdı. Bu kitap ise belli bir noktadan sonra hep aynı şeyler etrafında dönüp dolaşıyor. Aşkın büyüklüğü anlatmak isteniyor belki ama kahramanların yaşadığı aşk da ne tuhaf bir aşktır bilinmez. Biri diğerin kızıyor başkasının koynuna koşuyor diğeri de hakeza. Yanılıyor muyum bilmiyorum ama bu tür şeyleri gözümüzde bir sıradanlaştırma çabası var sanki bazı yazarlarda. Toplum ve aile yaşantımıza tamamen ters olan bu durum bir çok kitap ve makalede karşıma çıkıyor. Mesela çok okunan bir kadın yazarımız gençlik yıllarında iken daha da meşhur olan ve de evli olan bir yazarla yaptığı kaçamakları köşesinde futursuzca anlatabiliyor. Yine kitapları çok satan bir başka hanım hanımcık yazarımız küçük kızına aşkım diyen erkek arkadaşının ve ona canım benim diyen küçücük kızının hikayesini gururla TV'de anlatabiliyor. Bu kitapta da bu işleniyor sanki. Birisini deli gibi severken başkaları ile de delice sevişmenin sıradanlığı. Ruhum sana aittir ama bedenime karışma. Yazdıkalarımdan aşka karşı olduğum anlaşılmasın sakın. Ben aşka aşık olanlardanım ama bu anlatılan aşk olamaz bence. Yazar hakkındaki aşk ve kadınları en iyi anlatan falan fistan gibi tanımlamaın etkisinden mi bilmem yazar kısıtlıyor kendini sanki. Kılıç Yarası Gibi ve Tehlikeli Masallar'la kalbimi fetheden ve ne yazarsa okurum diye düşündürten Ahmet Altan Aldatmak'la bu düşüncemi sekteye uğrattı, bu romanıyla da iflas ettirdi. Kitap ismiyle müsemma bir şekilde okurken çok uzun ve sıradan geceler yaşattı bana. Galiba artık aşkı anlatayım derken hikayeyi unutuyor.
ahmet altanı beğenmek kadar beğenmemek de medya dayatması.... ben ahmet altanın tüm kitaplarını okudum çıkacaklarıda okuyacağım iyi yazar hele anladığınızda veya anlamaya çalıştığınızda kadınları çözebilir ve kendinize çevrenize huzur verebilirsiniz... okuyun da ahmet altan okuyun eleştirecekseniz edebi yönünü yada kurguyu yada gerçeklikle alakasını sorgulayın... iyiyi söyleyin yada susun
Temel kitap okuduğunu söylemiş...<br />-Mesela ne okumuştun?<br />-Her Türk vatandaşı gibi Cin Ali’yi okumuştum. Ha,bir de yazarlardan en çok Ahmet Altan’ı severim. <br />-Peki, Ahmet Altan’ın hangi kitaplarını okudun<br />-Hiçbir kitabını okumadım. Hem zaten ben, Ahmet Altan’ı okurum demedim ki,severim dedim. Moda olduğu için alırım kitaplarını …
bence bir ahmet ALTAN klasiği ondan beklenilen bir kitap..!<br />bunu kitaplarını okumadığım halde medyanın yorumu..!<br />inanın ben ahmet altanı ilk bu kitapta tanıdım ve daha önceki bütün ön yargılarım gitti çünki çok güzel bir dil akıcı ve olayları çok iyi analiz etmiş ve lağan bir durumu farklı bir önekle tamamlama yeteneği mükemmel <br />tek eksik olduğunu düşündüğüm şey tam kitap hareketlendiği halde kitabın bitmesi..!<br />
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kitap kadın psikolojisine her zaman olduğu gibi çok iyi inmiş.töre cinayetlerine inilmesi bence arada genel kültür kıvamında çok da yakışmış.<br />son ise biraz aceleye gelmiş gibi.kitaptan aldığım tadı bu son iyi noktalamadı.belki de ben aceleye getirmiş olabilirim.<br />yine de kitap okunası bir ahmet altan kitabı.vermek istediği bir şeyi yine veriyor...
AHMET ALTAN YİNE KADIN VE İLİŞKİLER DÜNYASININ DERİNLİKLERİNE DALIYOR. AHMET ALTAN'IN KADINLARIN DUYGU VE DÜŞÜNCELERİNDEN ÇOK İYİ ANLADIĞI TÜM ROMANLARINDA AÇIKÇA GÖRÜLÜYOR. ŞAŞIRTICI OLAN; BİR KADINI NASIL BU KADAR İYİ ANLAYIP ONA TERCÜMAN OLABİLDİĞİ. ROMANLARINDA AŞK, EVLİLİK, CİNSELLİK ASIL KONUYU OLUŞTURUYOR, DİĞER OLAYLAR YA DA BAŞLIKLAR BUNLARIN ETRAFINDA GELİŞİYOR. EN UZUN GECE DE BUNLARDAN BİRİ. KEYİFLİ AMA HÜZÜN KOKAN BİR KİTAP, İÇİNİZİN SIZLADIĞINI HİSSEDECEKSİNİZ. ŞAHSEN BEN ÖYLE BİR SON BEKLEMİYORDUM. DİĞER TARAFTAN AHMET ALTAN'DAN, KILIÇ YARASI GİBİ YA DA İSYAN GÜNLERİNDE AŞK ESERLERİNDEKİ GİBİ DAHA ETKİLEYİCİ, HAFIZALARIMIZDA YER EDECEK KİTAPLAR YAZMASINI BEKLİYORUM. EN UZUN GECE YA DA ALDATMAK KİTABINI BİRAZ KLİŞE BULDUM AÇIKÇASI. YİNE DE AHMET ALTAN TAKİPÇİSİ OLANLARA TAVSİYE EDERİM, BEN ONUN TARZINI, USTALIĞINI SEVDİĞİM İÇİN HER KİTABINI OKUMAYA DEVAM EDECEĞİM...
Ahmet Altan,gene kadın psikolojisinin görünmez yanlarını ortaya çıkarmış bu eserde.Asla aldatmaz dediğiniz kadının sizi her an her fırsatta aldatabileceğini kadına güven konusunun her daim tartışılması gerektiğini bize bir kez daha düşündürmüş.Ama Doğu daki töre cinayetleri konusu kitabın içinde salonda yeri hiç uygun olmayan bir vazonun duruşu gibi duruyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitap hakkında söylenmiş övgü dolu sözlere pek katıldığımı söyleyemiyeceğim.Konu ve uslüp son derece sıradan adeta bir Türk filmi edasında.Ahmet Altan'ın diğer kitaplarını okumuş biri olarak kesinlikle bu kitabın Ahmet Altan kitabına benzemediğini düşünyorum.Bu kitabın ön sıralarda yer almasının iki nedeni, fiyatının düşüklüğü ve iyi reklam.Kısaca ben kristal denizaltıya binip, yüreğimde kılıç yarasının sızısını hissetmek istiyorum.İyi bir edebiyat okuyucusu olarak Ahmet Altan'dan iyi bir edebiyat yapıtı bekliyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ahmet Altan'ın kitaplarının çoğunu okudum ve bu kitaba daha başlar başlamaz artık başka kitabını okumak istemediğime karar verdim. Çünkü ne kitaplardaki karakterler iyi bişeyleri temsil ediyor ne de yazar herkesin iddaa ettiği gibi insan duygu ve davranışlarını iyi analiz edebiliyor. Duygu ve davranış sebebi analizlerinin çoğunu hatalı buluyorum. Üstelik kitabın arka kapağında iddaa edildiği gibi kitaptaki iki kişinin birbirlerini "başka kimsenin kimseyi sevmediği kadar" sevdiği idaasını da gülünç buluyorum. Yelda ve selim birbirlerinde gördükleri kendilerinden başkasına aşık değiller. Aşk kelimesinin anlamını dahi bilmiyorlar. Merak duygusunu yenmek için evet ama zevk için okunabilecek bir kitap değil. Ahmet Altan bir kitabında da ahlaken yozlaşmamış karakterler kullansa nasıl bir şey ortaya çıkar acaba merak ediyorum.
İlgimi çeken bir şey yorumlarda, bir yazarı bir kitabı ile değerlendiremez arkadaşlar o zman bütün yazarları silip geçeriz. Kitapta ince nokta şu töre cinayteleri değil, doğudaki insan başlık parası ile kadına bir mal gibi sahiplenmeyi kabul ediyor halbuki romanın kahramanları modern bir sahiplenmeyi yaşıyolar akılları ile birbirlerine hükmetme ve üstün gelme çabalarındalar, ilginç olan bir diğer yanı ise sevdikleri için kaçan kadınlar doğuda tore cinayetine kurban gidiyolar batıda ise zaten ölü yaşıyorlar.Kitabın sonu da zaten bunu ifade ediyor bence.
Kurgusu zayıf,klişeleri aşamayan,sırf bahsigeçen coğrafyadan nemalanmaya çalışan, ucuza maletmek için çok basılan ve reklam bombardımanıyla çok satan Ahmet Altan çizgisini aşamayan,sokaktaki ortalama insanın haz ve beğenilerine hitap eden ama bunun dışında gözleri yormaktan başka bir işe yaramayan sığ bir roman. Üzüldüğüm nokta bu tür romanları manşetlere taşıyanların değerleri yapıtları görmezden gelmesi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
En Uzun Gece isimli kitap bence süper bir yapıt. Kelimenin tam anlamıyla muhteşem bir kitap. Ahmet Altan yine üstün yazar özelliğini kullanarak muhteşem bir eser meydana getirmiş. Bu kitapta hayatı bulacaksınız. Hayata dair herşey bu kitapta mevcut. Mutlaka herkesin okuması gerektiği bir kitap En Uzun Gece. Herkese tavsiye ederim bu kitabı. Yazar Ahmet Altan a böylesine muhteşem bir eser meydana getirdiği için teşekkürlerimi sunarım.
Ben Ahmet Altan ı bu eseri ile tanımış oldum. Çünkü normalde önyargılı bir kişiliğe sahip değilimdir. Ve eseri arkadaşlarımında tavsiyesi üzerine okudum. Gördüğüm kadarı ile kitabın artı ve eksi yönleri vardı. Eksi yönleri bu kitap insanın ahlakını zorlayacak nitelikte, kitaplığımda bile durması beni tedirgin ediyor açıkçası (o kadar edebi eser içerisine yakışmıyor aslında), bir diğer eksi yönü de karakter olarak kullanılan kız Yelda nın bizim gelenek ve adetlerimize sığmayan yaşantısı yani bir gün o erkek, diğer gün başka bir erkekle birliktelik bu hiç hoş değil. Artı yönleri olarakta yazarın teşbih sanatını iyi kullanması olarak görüyorum ve betimlemeleri çok hoş bu yüzden olsa gerek beni can evimden vuruyor. Kitabın aslında en önemli yanı kahraman olarak kız kullanılmasına rağmen Yazarımızın bir erkek olması ve kızın yaşadıklarını, duygularını bize aksettirmesi. Burdaki yazdıklarımdan etkilenenler kendi kararlarını verebilirler tabiki. Ama yinede kitabı kimseye tavsiye etmem.
ahmet altanın daha önce denemelerini okumuştum ki bence onun kelimelerle oynama biçimini bu kitabına da yansıtmış hiç bir zaman yabancı kaynaklı bir kitaptan alamayacağımız hazları yaşatabiliyor bize bu bizim öz türkçemiz ve öz kültürümüzle çok daha iyi hissedebiliyoruz helimelerin renklerini ve tadlarını bu kitapta da birçok yazar tarafından bence en çok işlenen konu olan aşkı yine kendi tarzıyla işlemiş ve kendini yeterince kanıtlamış olan yazarın reklama ihtiyacı yok diye düşünerek okunmaya değecek bir eser olduğunu söyleyebilirim...
Ahmet Altan' ın okuduğum ilk kitabıydı ve köşe yazılarından onunla ilgili edindiğim önyargılarımdan kurtulmamı sağladı. Kitabı bitirir bitirmez, Kristal Denzaltı'yı aldım. Kitap vardır anlatır, kitap vardır yaşatır, kitap vardır ağlatır...İşte bu kitapta bunların hepsini en yoğun şekilde bulabilirsiniz. Okurken, hissedip de kelimelere dökemediğiniz duygularınızla karşı karşıya kalacaksınız. Harika bir kitap, herkes okumalı...
Bu kitabı okuyupta yorum yapmadan geçmek olmaz...bu Ahmet Altan ın okuduğum ikinci kitabı ve bundan sonra bu yazarın kitabı alıp okumayacağıma kesinlikle eminim.Ne anlattığı konu çok ilgi cekici nede bu konuyu değişik anlatımlarla süsleme zahmetinde bile bulunmamış,Sedece araya töre cineyetlerini serpiştirmiş,kitapta daha fazlası yok bence zaman kaybı....
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Sabaha karşı, zihninin bir çığlıyıla uyanıp sustalı bir çakı gibi doğrularak yatağın içine oturmuştu. Zihni, cepheden karargâha yollanan bir telgraf gibi kısa,keskin bir mesaj gönderiyor ve hep aynı cümleyi tekrarlıyordu: Başka biri var... Başka biri var... Başka biri var. " Selim ve Yelda... İçlerinde bir yara gibi taşıdıkları olgunlaşmamış, eksik kalmış yanlarının kırılganlığıyla yaşadıkları, onlar için yaşamakla aynı anlama gelen bir aşk. Çok kırıcı, çok can yakıcı olduğundan bir bağımlının kurtulmak isteyişi gibi çırpınıyor ama aşklarını hatırlatan her izin peşinden yine ona dönüyorlar. Selim bağlanmaktan kaçsa Yelda ona sımsıkı sarılıp bırakmıyor,gecelerce nöbette onu gözlüyor. Yelda Selim'den gerçek bir kaçışla Güneydoğu'ya gitiğinde ise Selim aynı nöbete kalıyor. Selim'in fark ettiği keskin bir gerçek var: Aldatılmak. Bu fark ediş , onun zihnine Yelda'nın artık öldüğü anlamını taşıyor. Diğer tarafta, Güneydoğu'da bir genç, kızkardeşinin bir başkasına kaçmasıyla ölmesinin aynı anlama geldiğini, çünkü namusu olmayan kadının bir hiç olduğunu, bu yüzden de onu öldürmenin gerekliliğini anlatıyor. Aşkın kazandığı son noktada ise Selim ve Yelda ölümden korkmuyorlar artık. Çünkü aşkları, teslim aldığı kalplerine hiçbir korkuya yer bırkamayarak doluyor bu son noktada. Tüm yaraları iyileştiren büyülü bir iksir gibi..
Popüler bi yazar olarak Ahmet Altanm hakkında hep olumsuz yorumlar okudum. Hep reklamlarla çok sattığı söylendi ancak ben onu Dört Mevsim sonbahar'la keşfettim. gerçekten harka bir edebiyatçı insan ruhunu psikolojisini ve olayları çok güzel görüp yorumluyor. bu son kitabı da kürtlerle ilgili hiç aklıma gelmeyen bir konuda yazmış. Ahmet Altan bence klasik denilen birçok kitaptan daha iyi eserler çıkarıyor ve çok övülen bir çok yazardan da daha iyi yazıyor bence mutlaka okunması gerekiyor.