gerçekten farklı bir kitap oldugunu düşünüyorum. bir yandan bir katil arıyorsunuz ve merak içerisinde okuyorsunuz, ama bir yandan da yeter bu resim nakış deyip sıkılıyorsunuz.<br /><br />kitabın yazılış şekli biraz değişik geldi bana. Sırayla kahramanlar konuşturulmuş ve bu şekilde ilerlenmiş.yani olayın ilk 10 dakikasını katilin gözündden kalan kısmını kurbanın gozunden dinleyebiliyorsunuz. <br />dediğim gibi ara sıra nakış açısından baysa da guzel ve okunmalı bence
Ben aslında bir tarihçiyim. Hatatların ne iş yaptığını nasıl bir şeyle uğraştığığın bilmezdim. Bunu bana bu eser verdi. Hatta hattatların yapmış olduğu eserlerin konuşma özellikeri ve her eserin büyüsünün olduğunu bu mesleğin edebiyat dili ile barışık bir şekilde verilmesini bu kitapta buldum. Harikulade bir eser. Orhan pamuğun okumadığım eseri kalmadı. Heresibir birinden güzel teşekkürler ORHAN PAMUK
Osmanlı Dönemi’nde geçen romanda her türlü olayın iç içe geçmiş bir karmasını bulmanız mümkün. Bazen fazlaca ayrıntı var. Ve sanırım okuyucuya daha fazla bilgi katabilmek amacıyla. Bunun incelenmesi için oldukça yoğun bir çaba harcanmış, belli de bazen sıkıyor ve bu kısımlarda pek çok kişinin kitabı sonra okurum diye yarım bıraktığını biliyorum. Bu kadar kitabı doldurmak gayreti içine girilmeseydi, daha keyifli okunacak bir kitap olabilirdi. Kitabı sevdim tavsiye edebilirim diyemem. Adın da neden bu kadar sık söz ediliyor onu da anlamadım. Çok daha iyi edebiyatçılarımız, iyi kitaplarımız varken neden vasat bir kitap Türk edebiyatının bu dönemin başeseri gibi gösteriliyor Pamuk’un kitapları bilmiyorum.
Orhan Pamuk'un hemen tüm romanlarını okumuş biri olarak, en iyimser romanı olduğu konusunda hemfikirim. Ama bu kadar basit bir tanım yapacak değilim. Orhan Pamuk'un hakikaten çok usta bir edebiyatçı olduğunu daha ne kanıtlayabilir ki? Bana Umberto Eco'nun "Gülün Adı" romanını çağrıştırdı. Her iki romanda da aynı tad var. En iyi dedektiflik romanı deseler, bu iki romanı, en iyi kurgu deseler, yine bu iki romanı söylerim. Hala okumayanların okumasını şiddetle tavsiye ederim. Daha fazla geç kalmayın derim.
orhan pamugun önce kar romanını okudum,daha sonra istanbul hatıralar ve şehir kitabını yarıda bıraktım,çokk sıkıcıydı.benim adım kırmızıyı ama çok begendim.kitabı okurken aynı andada bilgilendiriyor,nakkaşlık sanatı ilede.ayrıca çokta sürükleyici özellikle insan gerçek katile giden ipuçlarını okuyup bir araya getirdikçe.
Orhan Pamuk hakkında çok da olumlu düşüncelerim yok. Bunda söylediği sözler, takındığı tavır çok etkili ve kitaplarını okumamam. Nobel'den sonra geç kaldığım Orhan Pamuk okumalarına başladım. İlk kitap olarak bu kitabı bitirdim. Bu kitap için ciddi bir ön çalışma yaptığına şüphe yok. Zaten yazarın Osmanlı tarihi hakkında bilgi birikiminin yüksek olduğunu biliyordum. Ama bu genel bir Osmanlı bilgisinin de ötesinde nakkaşlığın tarihi hakkında derin fikirler sunuyor. Hem tarih, hem felsefe bilgisi bir arada. Kitabın sürükleyiciliği de cabası. Çok kısa bir sürede okudum. Ama ne yalan söyleyeyim oturup da düşünülmesi gereken bazı yerleri cinayetin cezbine kapılarak yüzeysel geçtim. Kitabın kurgusu çok güzel, orijinal. Yazmayı deneyenler bilirler. Durup düşünürsünüz ben fikirlerimi nasıl etkileyici biçimde sunabilirim diye. Orhan Pamuk'un bölümler yöntemi ile anlatımı da değişik ve çarpıcı bir tarz olmuş. Bundan sonra yazarın hangi kitabını okuyacağıma karar vermedim ama mutlaka okuyacağım. Nobel alabilecek kapasitede bir yazar mıdır sorusuna cevap verebilecek kadar edebi derinliğe sahip değilim. Diğer yandan Nobel ödülleri edebi başarıya ne kadar önem veriyor?????????
Azıcık gündemi takip edenler, sinemaylka ilgilenenler bilirlker ki Oscar (Birçok Türkün köpeğine verdiği isimdir) artık tamamen siyasi bir amaç gütmektedir. Bilimin Oscarı sayılan Nobel ödüllerine de bu amaçları taşıyan kişiler tarafından birçokları hakettikleri saygıyı görseler de Türkleri soykırımcı suçuyla ithaf eden edebi(y)atçılar gibi kendini belli değerlerin üzerinde sayan, değer-çıkar çatışması yaşayan sözde aydınlar yüzünden herkes tarafından tanınmamaktır. Örneğin Sn Sİnanoğlu da birçok defa nobel'e aday gösterilmiştir.Bizim edebiyatımızda ilkleri yazan birçok efsane olmuş literatüre geçmiş aydın-yazarlarımız varken yeni yetme bir bana göre Batı yandakçısı bir edebiyatçı nasıl alabiliyor. Ben kendilerini kınıyorum. O ödüle layık olmak ayrı, layık olmadan gidip (bir safsatayı dillendirerek) almak birçok Türkü derinden üzmüştür. Bu ülke kimler ne yaparsa ypsın, sözde aydınlara neler dedirtirseler dedirtsinler yinede bizi biz yapan asli değerlerinden vazgeçmeyecektir. Bizim Yaşar Kemallerimiz,Nazımı, Necibi, Atilla İlhanı vardı...Eminim onlar bu duruma sevinemediler.Sanki çok klişeleşmiş bir cümle olacak ama Orhan Pamuk gibileri şu meşhur "Türkün Türkten başka dostu yoktur" ifadesini rafa kaldıracaklr gibi.Bu toprağın değeri üzerinde yaşanlardan geliyor. Ama bie bunu unutturdular diye düşünüyorum.Saygılarımla
16 yy. Osmanlı döneminde geçen bir olayı anlatan kitap bu kitap bizi geçmişe götürüyor. Cinayet ve aşk temasını nakkaşlar ve sanatsal öğelerle bezeyen ve iyi bir uyum yakalayan yazarın bu kitapta kullandığı uslüp hayli güzel. zira her bir bölüm ayrı ayrı kişilerin ağzından anlatılmış. Bu da anlatımı hayli renklendirmiş.
Orhan Pamuk2un en iyi romanıdır bence.kişiler röportaj tekniğiyle olayı kendi bakış açılarıyla anlatıyorlar.Okunması gereken bir eserdir.Orhan Pamuk bu eseri yazmak için 9 yıl uğraştığını söylemişti.Emeğinin karşılığını almış bence.
Türkiye'yi ziyaret etmiş olan herkes büyük ihtimalle kendini minyatürlerin güzelliğine kaptırmıştır. (...) Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı isimli tarihi cinayet-gizem kitabının merkezini de bir 16. yüzyıl el yazması oluşturuyor. Türkiye'nin çok satan yazarlarından olan Orhan Pamuk, ülkesinin sanatının tarihini din, yaratıcılık ve insani arzular arasındaki ilişkileri incelemekte kullanıyor. Sonuç, tutkulu, çekici ve yer yer 'bilmiş' bir roman. Umberto Eco'nun Gülün Adı gibi, Benim Adım Kırmızı da entrikayla postmodern bir hassasiyeti birleştiriyor. Birçok perspektiften yazılmış olan roman yakın zaman önce ölmüş olan insanların, bir köpeğin, bir ağacın hatta kırmızı rengin anlatıcı rolü üstlendikleri bölümlerden oluşuyor. (...) Böyle bir sanat eserinin sosyal sistemi nasıl tehdit ettiğini göstermek adına Pamuk canlı bir 16. yüzyıl sonu İstanbul'u çiziyor. Hastalıkların, ateşin ve savaşın hüküm sürdüğü, dinin yoz sosyal ve cinsel tavırlarla iç içe olduğu bir İstanbul. (...) Benim Adım Kırmızı zirve noktasına ulaştığı bölümlerde çok etkileyici ve tarihi İstanbul sanat camiasının yaşantısından büyüleyici manzaralar sunuyor. Calvino, Borges, Kafka ve Eco gibi (ki tüm bu yazarlarla kıyaslanmıştır) Pamuk da avangard edebiyat teknikleriyle genel hayal gücünü yakalayan hikâyeleri birleştirme ustalığını gösteriyor.
bu hafta içinde nobel ödülü dolayısyla orhan pamuk'un konuk olduğu programları izldim.bu kitabın kaç ülkde satışta olduğunu bilmiyor da 34 dilde çevirisi olduğunu söyledi.hiç Orhan Pamuk kitabı okumadığım için ve de kimse bana tavsiye etmediği için utandım.34 dilde okunan kitabın ana dilinde okunma sayısı o kadar az ki. kimseye bahane bulmamak gerek ki yakınımdaki birçok kişi de okumamış. hakikaten utandım.
hayatımda okuduğum en sıkıcı kitapdı. kitaplardan nefret eder derecesine gelmiştim adete. şimdiki gibi okuma formuma gelene kadar nerdeyse 2 ay kitap kapağı kaldıramadım. tavsiyem dışındadır.<br />
Orhan Pamuk'un ilk okuduğum kitabıydı. Ve söylenilenin aksine akıcı bir dille yazılmış bir roman. Romanın farklı kişilerin ( kişlerden ziyade ; bir ölü, bir köpek, resim vs...)ağzından anlatılması çok güzel bir renk katmış romana. Dahada zenginleştirmiş romanı..
Nakkaşlara ilgim arttı Kitabı, Orhan Pamuk'un, "en renkli ve en iyimser romanım", sözü için aldım. Yazarın kitabı hakkındaki sözüne güvenim boşa çıkmadı. Daha ilk anda kitabın içine girebildim ve bitirene dek aralıksız okuyabilmeyi istedim. Kitapta hepsi birbiri gibi ama hepsi ayrı, hepsi birbirinin aynı olmak isteyip, yinede birbirinden farklılığa çaba sarf eden nakkaşların, Osmanlının şartlarındaki yaşamları hayli ilgi çekiciydi. Sadece birkaç sayfasının bile anlatım zenginliğini, derinliğini, hele hele canlı cansız herkesin kendi dilinde, kendince konuşmasını çok etkileyici buldum. Hakkında çok az şey bildiğim nakkaşlar artık daha fazla ilgi alanımdalar.
Türkiye'de en çok satan ama en az okunan yazarların en önemlisi bence Orhan Pamuk'tur. Orhan Pamuk'un sadece Yeni Hayat adlı eseri gerçek anlamda pek çok kişi tarafından okunmuştur, öteki eserler genellikle kulaktan dolma bilgilerle eleştirilmiştir. Bu kitapta kulaktan dolma bilgilerle eleştirilmiş veya anlaşılmamış bir kitap.<br />
Kitap denince icinde yaşam olmalı, heyecan olmalı, gizem olmalı ama en önemlisi edebi olmalı ve okuyucuya birşeyler vermeli. Bütün bu özellikleri taşıyan 'Benim adım Kırmızı' her ne kadar son 100 sf'da biraz okuyucuyu zorlasa da okuduğum en güzel kitaptı. Fakat sunu da belirtmek isterim ki cinsel öğelerin sansürsüz olarak yazılması kitaba pek yakışmamış. Tasvirler mükemelledi özellikle unutulmuş osmanlı resim sanatını anlatımı çok etkileyici fakat bu kitabın resimli olarak ta basılmasını çok isterdim. Pamuk için bu hakaret gibi gelebilir ama okuyucu için anlatılan her resmi ayrıca karşısında görmek üstatların, çırakların gerçek hislerini, duygularını anlamamıza çok yardımcı olup kitaba duraksadığı noktalarda akıcılık kazandırırdı. Yavaş yavaş okuyup, edebiyatının sindire sindire keyfine varmalıyız. Kesinlikle tavsiye ediyorum..
Romanı iki kısımda incelemeliyiz bence.Birincisi romanın edebi kısmı İkincisi ise fikirlerimin ve bazı konlardaki görüşlerimin romana uyup uymaması.Edebi olarak baktığımız zaman yazarı tebrik etmek gerekiyor bence.Yani bir nevi yiğidi öldür hakkını yeme.Olayların kişilerin ağzından birebir anlatılması özellikle roman tekniği açısında Dünya Edebiyat tarihine geçecek.Mükemmel bir roman edebi açıdan. İkinci kısımdan baktığımız zaman kitaba yansıyan Osmanlı gerçek Osmanlıyla hiç uyuşmuyor.Yazar uydurma şeyler yazmış bana göre.Özellikle de usta-çırak ilişkileri ve Kara-Şeküre ilişkisi
karakterler kesinlikle havada. (özellikle kara karekteri) cinsel bölümlerde kullandığı dil kesinlikle iğrenç ve mide bulandırıcı.Ayrıca kitapta aynı olaylar onlarca kez anlatılıp okuyucuyu canından bezdiriyor (ferhat ile şirinin tanışma tasvirleri gibi) çok merak ediyorum acaba bende bir kitap yazıp türklüğe hakaret etsem benide nobel adayı yaparlarmı.
Orhan Pamuk'un ilk okuduğum kitabıydı.Kitabı okumaya başladığımı söyleyince birkaç kişiye,pek fazla birşey anlayamayacağımı söylediler.Bu bende daha fazla merak uyandırdı ve çok kısa zamanda bitirdim kitabı.Diyebilirimki okuduğum en iyi kitaptı.Benim Adım Kırmızı'yı okuduktan sonra kitap okuma anlayışım değişti.<br /><br />