Azil'den sonra okuduğumda büyük beklentiyle başladım ve beklediğime değdi. tek kelimeyle iç acıtıcı. kitap sizi gerçekliğine o kadar inandırıyor, o kadar içine alıyor ki, sonunda sanki bende birşey yapabilecekken yapmamışım gibi suçlulukla, iç burukluğuyla gözyaşlarım kendiliğinden aktı gitti. sokakta bu insanlardan o kadar var ki. özellikle henüz okuyan, henüz hayatlarına bir yön vermemiş olan gençlerin muhakkak okuması gereken bir kitap.
Hakan Gündayın kitaplarını severekokuyorum. Bambaşka bir anlatım ve tarzı var. Bu kitabıda okuduklarım arasında en iyisiydi. Geriye bir tek kinyas ile karya kaldı sanırım en güzelini en sona bıraktım.
Hakan Günday yine tarzını konuşturmuş. Çok hoş ilginç tespitler ve düşünceler var. Oldukça sürükleyici ve etkileyici bir kitap. Kitapta piç diye tabir edilen kendine özgü kuralları olan serseri tipindeki 4 insanın başından geçenler anlatiliyor. Tavsiye ederim.
Yazarın mükkemmel zekiliğiyle yazılmış ve oldukça akıcı bir kitap. Yazar piç diye bir kavram ortaya atmış ve bunun manifestosunu ortaya koymuştur. Ve bu piçliğin dört gencin üzerindeki yansımalarını göstermiştir. Yeraltı edebiyatı sevenlerine şiddetle tavsiye ederim :)
Yazar Kinyas ve Kayra'yla başladıgı yeraltı edebiyatına kaldıgı yerden devam ediyor. Yine hiçlik ekseninde bir roman. Romanın son kelimesi de HİÇ zaten ve romanın adıyla da uyumlu. <br /><br />Kitapta yine insanı hayran bırakan cümleler var. Dört "kopuk" arkadaşın şaşırtıcı felsefeleri okunmaya deger.
Demek ki edebiyatçı olmak için yaşlanmaya gerek yokmuş. İnsanın yeterli birikimi olunca böyle de güzel yazabiliyormuş. Oğlum istedi aldım. Okunacak tüm kitaplarım bitene dek yüzüne bakmadım. Okurken ve okuduktan sonra öyle etkilendim ki anlatamam. Kullandığı dil, dili kullanış biçimi, kelime oyunları bazı cümleleri tekrar tekrar okuttu bana. Çevremdeki "piçleri" hatırlattı ve tabii ki ağlattı kitaptaki "piç"lerin sonlarına...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her sayfasında merakımın arttığı, sürükleyici,ilginç tespitleri olan, bir yerlere kaydetmek isteyeceğinizi düşündüğüm sözlerle dolu,son sayfalarında 4 piçin başına gelenleri öğrendiğimde ise kafama balyoz yemişim gibi hissettiren kitap."Tutunamayanlar"la ilgili iseniz şiddetle tavsiye ederim.
hakan gündayın okuduğum tek kitabı,piç. özellikle çarpıcı sonunu çok beğendim. bu çeşit çarpıcı sonları yalnızca boris vian gibi yazarlarda okuduğumu sanırdım.<br />anlatımı biçim olarak çok başarılı. merakla ve haz alarak okudum kitabı. kitabın türk yeraltı yazını adına nerede durduğu ise gerçekten çok önemli.
Kadınlar piçlerle tanışırlar. Sorumsuzluklarına ve hayatın işlevsel alanlarının dışındaki uzmanlıklarına hayran kalırlar. Geçmişin, geleceğin, hatıraların, ve ideallerin konuşulmadığı masallarda uzun uzun tarif edilerek hazırlatılan kokteyller içerler..." 'Piç', Bu çağın zor ve acımasız şartlarından kendi şartlarını yaratan ve babaları belli olmadığı için değil babalarının yaşam şartlarını reddettikleri, babalarına ihanet ettikleri için yazar tarafından 'piç' olarak tanımlanan dört gencin hikâyesini anlatıyor. Türk edebiyatına Batılı bir ses getirmeye çalışan Hakan Günday kitabında 21. yüzyıl gençlerine içeriden ve zaman zaman da dışarıdan bakıyor.
Kinyas’ın, Kayra’nın, Zargana’nın ve yeni romanındaki “piç”lerin ortak noktası duygusal ve düşünsel bir iflasa sürüklenmeleri. Öyle bir iflas ki, görünürdeki bencilliklerine rağmen kendileri bile kendi hayatlarının öznesi olmaktan çıkıyor, zaman ve mekan duygularını yitiriyor, varılacak bir son vaad etmeyen kaçışları sonsuz bir boşluğa düşürüyor onları. Bu noktada Hakan Günday’ın romanlarında içinde yaşadığımız toplumsal yapıya yönelen bir eleştirinin varlığından, modern insanın “hiç”leşme sorunsalının ele alınışından söz edebiliriz. Ancak onların geçmişlerini hiç deşmiyor Günday, cennetin cehenneme dönüştüğü kopuş anlarını sorgulamıyor. Bu nedenle kahramanlarının kişiliklerini netleştiremiyoruz zihnimizde. Üstelik sınıfsal aidiyetleri ve sosyal çevreleri gereği pek çok okuyucunun hiç tanık olmadığı türden bir hayat içinde izliyoruz onları. Sonuçta sadece izliyoruz; yakınlık hissetmiyoruz, empati yapamıyoruz, romanın iç gerçekliğinden dış dünyaya bir göndermede bulunamıyoruz. Yazar okuyucuyu sert dili ve hikâyeye serpiştirdiği şiddet sahneleri ile etkilemeyi, irkiltmeyi hedeflliyor ve zaman zaman da başarıyor bunu. Kişi ve olayların inandırıcılığını sağlayamadığı bölümlerde ise şiddet sadece biçimsel bir tercihe dönüşüyor, hikaye hedeflediği duyguları yaratamıyor. Ama yine de iyi bir anlatıcı Günday; hikayesini aksamayan bir dille akıtıyor, tempoyu düşürmüyor, sıkmıyor okuyucusunu. Alışılmışın dışında kalan hikayeleri ve kahramanları ile romanımıza –ilerisi için çok şeyler vaat eden- yeni bir soluk getiriyor.
Hakan Günday romanları, yazar ve okuyucuların son yıllarda ilgisini çeken “underground”/”yeraltı” edebiyatının sınırlarında dolaşıyor. Türkiye’ye özgü bir yer altı anlayışı bu. Çünkü ne Günday’ın ne diğer yazarların kahramanları gerçekten yeraltına inebiliyorlar. Tersine, hayatın parlak yüzeyine her an çıkabilecek maddi ve manevi birikimleri var bu gençlerin. Takıldıkları karanlık sokakları, batakhaneleri, barındıkları izbeleri istedikleri an terk edebileceklerini biliyorlar. Yazarlar, o dünyanın gerçek “sakinleri”nin rolünü çalan üst sınıflara mensup “beyazlar”a dair hikayeler anlatırlarken, “underground”, romanı eğlenceli kılan bir mekandan ileri gitmiyor. Doğrusunu isterseniz, yazımından yayımına, dağıtımından tanıtımına kadar üretimin ve tüketim süreçlerinin her anında sistemle iç içe geçmiş metinlerin “underground”lık halinin bir “şıklık”tan öteye gitmediğini düşünüyorum.
Piçliğin ne olduğu ancak bu kadar iyi anlatılabilrdi ve ben piçlere ancak bu kadar acıyabilirdim.Kitabı okuduktan sonra siz de çevremde ne kadar da çok varmış diyeceksiniz ve içiniz burkulacak aman ha acıdığınızı belli etmeyin bundan pek hoşlanacaklarını sanmam.Hakan günday'ın etkileyici dünyasıyla tanısmanız için önce Piç'le tanışmanızı öneririm.