Eser edebiyat ve politika derslerinde okutulacak derecede dönemin siyasi algısını ele alıp kurgusal bağlamda güçlü bir şekilde işleyen bir yapıdadır. Biraz uzun olmakla birlikte karakter çokluğu ile birlikte ana konuyu destekleyen yan konuların esas yapı üzerine kurulmuş olması da konu bütünlüğünün kopukluğunu engelliyor. Bu bağlamda Tarık Buğra'nın Yağmur Beklerken romanı da okunmalıdır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kitap önceki iki serisi kadar mükemmel değil ama yine de akıcı. özellikle o dönemin siyasi havasını anlamak isteyenlerin okuması gereken bir kitap. Diğer iki seri gibi muhteşem denemez ama yine de güzel ve gerçekçi bir kitap
Esir Şehir Üçlemesi'nin son kitabı olan Yol Ayrımı ilk iki kitaba göre kurgusal açıdan biraz sönük kalıyor.Yol Ayrımı 1930'lu yılların siyasi ortamına ışık tutuyor.İlk iki kitabı okuyanların bu kitabı da mutlaka okumaları gerekiyor.Esir Şehir Üçlemesi ile okuyucu adeta bir tarih koridoru içine giriyor.Kemal Tahir'in kalemine sağlık...
1930 yılında Serbest Fıkra'nın açılması ve kapatılması sürecindeki gözlemlere paralel şekilde , kahramanların geçmişlerine, ittihatçılığa ve milli mücadeleye bakışları irdelenmiş. Dil etkileyici ve sürükleyici. İktidara gönülden bağlı olan ancak aynı şekilde iktidar gücünden epey uzakta olan insanların bir süre sonra temelsiz iddialarla iktidar tarafından tasfiyesi ancak menfaat ve çıkar elde edenlerin dönemin şartlarına uymaları anlatılmış. Gazeteciler Murat, Selim Nuri, Avukat Kadir ve Şükran Hanım ekseninde insana dair gözlemlerde çok etkileyici. Kemal Tahir'e yakışır mükemmel bir kitap.
Üçlemenin son kitabında artık tarih 1930'a gelmiştir. Kamil Bey bu kitapta da yine varolmasına rağmen biraz daha sanki yan role kaydırılmış. Ayrıca şunu da belirtmem gerekir ki, üstat bu kitabı diğer ikisinden daha sonra yazmıştır. Dolayısıyla romanda anlatım değişikliği vs. olması da çok doğaldır. Diğer iki kitaba göre daha farklı çünkü genç Cumhuriyet'in demokratikleşme yolunda emeklediği döneminden bir kesit anlatılıyor. Serbest Fırka'nın kuruluşundan kapanışına kadar olan olayları anlatıyor içine siyaseti de katarak tabii ki. İnsanların kamplaşması da gözardı edilmiyor değil. Kamil Bey, kızı Ayşe'nin de onunla aynı fikirleri paylaştığını öğrenip mutlu oluyor.
Her ne kadar yazarın bazı fikirlerine katılmasam da genel olarak Kemal Tahir'i başarılı buluyorum. Eserlerinde mutlaka okuyucuyu şaşırtan konular buluyor ve bunları çok güzel kullanıyor. Genel olarak Türkiye'nin emekleme dönemi ile ilgili havayı okuyucuya başarılı bir şekilde soluttuğunu düşünüyorum. Diğer kitaplarla birlikte mutlaka okunması gereken eserlerdendir.
Bazı arkadaşlara hiç katılmıyorum. Serinin son kiatbı olan Yol Ayrımı bu serinin bana göre en iyisi. Kesinlikle harika. Seri, ilk kitabından sonuncuya doğru daha güzel ve heyecanlı. Kemal Tahir'in her kitabı okunmalı. İlk olarak Kurt Kanunu'yla başlamıştım-İzmir Suikasti nin iç yüzünü mükemmel şekilde anlatıyor- ve hemen hemen bütün kitaplarını okudum.
Kemal Tahir'in en ünlü kitabı..Eser, türk edebiyatının önde gelen yazarlarından Kemal Tahir'in, cumhuriyet sonrası yaşanan sorunları kapsayan çok başarılı eseri... 'Yol Ayrımı' nda Kurtuluş Savaşı sonrası ülkemizin demokrasi yolunda adım atma çabaları da var.. Tavsiye ederim...
Esir Şehir İnsanları’nda başkarakter olan Kâmil Bey hapisten çıktıktan sonra ayrıldığı eşi Nermin’in evine giderek kızıyla görüşmek ister. Fakat bu süreç, romanın yarısından sonra başlar. 1930’daki Serbest Fırka deneyimi, yazarın karakter çeşitlemesiyle anlatmaya çalıştığı konudur. Kuvayı Milliye saflarında bulunmuş insanların siyaset arenasından uzak tutulmaya çalışıldığı, meydanın kraldan çok kralcı olan parti kodamanlarına kaldığı bir dönem. Esir Şehrin Mahpusu’nda karşımıza çıkan hapishanedeki kötü adam Faytoncu Osman Ağa’nın Serbest Fırkacılığı ile İstiklal Savaşı’nda önemli mücadelesi olan Ramiz Dayı’ya kafa tutmaya çalışması yazarın dönem siyasal yapısının alt yapısını iyi vurguladığı, çelişkileri anlatmaya çalıştığı iyi bir anlatım. CHP'li önemli mebusların bir süre sonra Serbest Fırkacılara karşı aşırıya varan tepkileri, Kâmil Bey’in kızına gerçekleri anlatmaya çalışması, Gazeteci Murat’ın arkadaşı Selim’in bir dergi çıkarmaya çalışması ve dergide sarayların öğrenciler için yurt anlamında kullanılması gerektiğinden bahseden yazısı eserin bam telidir neredeyse. Selim’in bu görüşü, Atatürk’ün kaldığı saraya lafı getiriyor gibi algılanır, sivil memurlarca öldüresiye dövülür, bir daha da kendini toparlayamaz ve hastanede can verir. Doktor Münir’in Kurtuluş Savaşı ve kahramanlık üzerine söylediği şu söz önemli: “Bence Kurtuluş Savaşımızın bir tek kahramanı var o da Kurtuluş Savaşı’nın kendisi.” Yazar, diğer birkaç eserinde olduğu gibi Doktor Münir üzerinden kendi görüşlerini okuyucuyla paylaşıyor ve ortaya, dolu, yiğit bir roman çıkıyor. İyi okumalar…
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üçlemenin ilk iki kitabını bayıla bayıla okumuştum ancak bu kitabın başında hiç Kamil Bey'den bahsedilmemesi, üç kitapta da var olan ama bu kitapta daha derinden hissettiğim konudan konuya geçişlerin sertliği ve yöre dolaylamalarının fazlasıyla kullanılması hevesimi kırdı açıkçası.