Kitabı çok beğenmek için okurken "saplantılı olmak" gerekir herhalde. Bazen yazının içinde kaybolduğumu hissettim, ya da yazarın ruh haliyle görebilmek için çok uğraştım. Olumlu şeyler söylemek zor..
Zahir Zahir... Dilimize Arapça'dan geçmiş olan bu kavram, apaçık, görünen,belli anlamında kullanılır.. Kitapta ise, vazgeçilemeyen, tutku, saplantı anlamında kullanılmış.. Bununla ilgili kitabın başında şöyle bir not var:
"Yazar Jorge Luis Borges'e göre Zahir kavramı İslam geleneklerinden gelmektedir ve 18. yüzyılın bir döneminde doğduğu düşünülür. Zahir , Arapça'da "görünen , var olan, görünmez olamayan" anlamına gelir. Bir zamanlar karşılaştığımız bir kişi ya da düşünce, başka hiçbirşeye yer vermeyecek biçimde yavaş yavaş bütün düşüncelerimizi kaplar. Bu durum bir tür delilik ya da kutsal bir düşünceye kendini kaptırmak şeklinde tanımlanabilir. "
Faubourg Saint Peres
Encyclopedia of Fantastic, 1953
Coelho Zahir'de insanı şöyle bir düşünmeye itiyor . Kararlarımdan ne kadarı "öyle olması gerektiği için" değil de, "ben öyle olmasına izin verdiğim için" sorusunu gözden geçirtiyor insana.. Geçmişte yaşananlara bir tür vefa borcu ile mi yaşamaya devam etmekteyim sorusu da şekilleniyor insanın kafasında.. Onun bu içsel yolculuğu ve hesaplaşmalarına, farkında ve elinizde olmadan , siz de kendi adınıza eşlik ediyorsunuz.. Karısı Esther ile zaman içinde aralarında açılan derin uçurumu farketmeyen ünlü yazar, bir gün karısının savaş muhabirliği mesleği adına uzaklara gittiği güne dek herşeyin, özellikle de evliliğinin normal işleyişinde ve yolunda gittiğini düşünüyor. Her daim yaptığımız gibi, maddesel değerler ya da başka biri gibi nedenler arıyor karısının gidişinde.. Bir yandan da onun hayatından endişe ediyor.. Bu terkediliş, onda Zahir saplantısına neden oluyor. Yani bütün dünyasını dolduran, her yerde ve her zaman onunla birlikte olan düşünce halini alıyor..Karısının en son birlikte görüldüğü Kazak genci Mikhail ile bir şekilde karşılaşıyor ve onun da aracılığıyla önceleri ürkerek te olsa, bir iç yolculuğuna çıkıyor.. Birlikte Orta Asya steplerine bir yolculuk yapıyorlar. Kendini ve yaşamını, evliliğini sorguluyor, üzerinde düşünüyor.. Hiç tanıdık olmadığı ortamlara girip çıkıyor ve değişiyor.. Sonunda.....
En iyisi okuyun bu kitabı.. Simyacı kadar değilse de, güzel bir Coelho eseri..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İsteklerimizin ve sevgimizin bir süre sonra nasıl saplantı haline geldiğini ve bundan kurtulmanın yolunun yine bizim beynimizde olduğunu anlatan ve okurken kendi içinize dönüp saplantılarınızla ve korkularınızla yüzleştiğiniz bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Orta yaş gurubunun üzerinde Paris’te yaşayan bir insanın aşkı uğruna dilini yolunu bilmediği epilepsi hastası bir gençle yola çıkması, Kazakistan’a gidişi Almaata’dan sonra steplerinde yaptığı yolculuğu çok ilginç karısının daha genç birini sevmiş olabileceğini ve buralarda öleceğini düşündüğü anlarda bile biricik aşkı Esther’e yakın olmak istemesi çok anlamlı sevgi bu olmalı dedirtiyor insana. Mikhail epilepsi (sara) hastası bir genç bütün özellikleri taşıyor Paris’te bir lokantada kriz geldiğinde orada bulunan insanların Mikhail’e bilinçli bir şekilde yardımcı oluyorlar, bizde olsa hemen soğan getirin feryatları ile yardıma koşulur hastanın etrafı etten duvarla örülür bu tamamen yanlış bir uygulama. Yapılması gereken rahatsızlanan kişinin elinde her hangi bir alet varsa kendisine ve çevresine zarar vermeyecek şekilde kontrol altına almalıyız bir de yere düşmesi anında başını her hangi bir yere çarpmasına mani olacak şekilde yardımcı olmalıyız. Mikhail rahatsızlıktan sonra kendini kuş gibi hafif hissediyor oysa rahatsızlık sonrası kişi kendini çok yorgun hisseder ve uyumak ister. Zahir giriş bölümünden sonra adeta kitabı elinizden bırakamıyorsunuz çevirisi çok iyi kitap okumayı seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim
Bundan önce Coelho'nun 6 kitabını okudum. Zahir bunların içinde bir numara değil elbette; fakat, coelho'nun üslubunu buram buram hissedebileceğiniz bir eser.. Tertemiz bir dil ve dikkat çekilen bilindik olaylar.. <br />Tavsiye ederim..
doğulu kriterlere tamamen yabancı bir hayatı anlatırken aynı zamanda doğuya yönelmek tutkusunun hikayesini güzel bir aşk hikayesiyle anlatıyor coelho. ama benim dikkatimi çeken en önemli çelişki yazarın doğu özlemini doğululaşarak değil doğuyu batı potasında eriterek giderebileceğini sanması. beğenmediğim bir kitap. içerisindeki 2-3 deneme vari hikayeden başka hiçbirşeyi yok bu kitabın.
yazarın okuduğum ilk kitabı ve gerçekten beni çok etkiledi hatta uzun bi süre elimde tutmak için yavaş yavaş okudum..şimdi diğer kitaplarını da edinip okumaya başladım..gerçekten kelimeleri dağıtıp öle bi hale sokuyoki anlamak için bi çaba sarf etmiyoruz ve cümleler gerçekten çok etkileeyici olmuşş..
Paulo Coelho’nun kitaplarında genelde mistik bir yolculuğa çıkar okuyucu. Ya da Coelho, bu yolculuğa okuyucuyu davet eder, seçtiği konu ve kitabının kurgusu ile… Ünlü ve büyük bir okuyucu kitlesi olan bir yazarın, gazeteci eşinin evi terk etmesi ile başlıyor kitap. Eşinin bu kayboluşunu kendi kendine çözmeye çalışırken, Zahir’e dönüşüyor kayıp eş yazarın zihninde. Kendi yaşamını ve eşine karşı olan davranışlarını sorgulayan, iç hesaplaşmaya dönüşen, zaman zaman çeşitli dinlerin ritüelleri ile bezenmiş bir yolda ilerliyorsunuz okurken… Beni kendine fazla bağlamayan bir eser ZAHİR. Mistik romanlardan hoşlananlar okuyabilirler…
zahir'i okudum, yorum yazmadan önce diğer okuyan insanların yorumlarına bakmak istedim. kitaptada yazarın eserlerinin filmleştirilmesini istememe nedeni olarak, her insanın kitabın kendi filmini çekebilmesi husunun manasını, apaçık yorumlardan anlayabiliyoruz. herkes farklı bir yorum yapmış.fakat iki itfsiyeci hikayesindeki gibi herkes kendi içine dönük okumayı bırakmış karşısındakini yüzündeki lekeyle yıkamış yüzünü. ayrıca bir yazarın her kittabında aynı tarzları beklemek statükocu bir tutum ve çok yanlış. bir kitabı yazan maddi kaygılarla yazsa zaten hep tutan hikayelerinin benzerini yazar. yazar bu romanında kendinin yaşayıp yaşamadığı önmeli değil, çok önmeli içsel bir muhakeme yapmış. evlilik üzerine, sevgi üzerine, özgürlük üzerine hepimizin doğru olarak bildiği yanlışları kitapta yaşayarak çözmüş. bir şey yapabilmek için önce herşeyden vazgeçmek gerektiğini daha önce de öğrenmiştim kendi kendime. bunu yazan bir kitapsa ilk kez okuyorum. eğer bilinçli bir okursanız önce bütün beklentilerinizi çöp kutunuza atın. boş bir kaba daha çok şey sığacaktır vekarmaşa önlenecektir. zahir zamanımızda herkesin yarım yamalak yaşadığı, bazılarının o kadarını bile yaşamaya korktuğu üç şey; sevgi, evlilik ve özgürlük...
Coelho'nun diğer kitaplarının yanında bu kitabın o kadar da etkilemeyeceğini söylemem gerek. Bu bir yazarın kendi ile hesaplaşmasını anlatan, genç yazarlar için iyi bir örnek olacak bir kitap. Yazarlık ile ilgili çok geniş bilgi içeriyor. Fakat tam vermek istediklerini verememiş, sonu tüm kitabın ağırlığına göre çok basit bitirilmiş. Genel olarak aşkın , evliliklerin neden sonlandığını ve bunda erkeklerin rolünü anlatan bir kitap. Herşeyden bir parça var ama hiç biri tam olarak sergilenememiş. Coelho hayranlarının okuması gereken bir kitap ama edebi olarak diğer eserlerinin çok gerisinde kaldığını düşünüyorum.
Arapça Zâhir “görünen, var olan ve görmezden gelinemeyen” anlamına geliyor. Yaşantımız içinde bir an için var olan canlı ya da cansız bir varlık, birden bizim için tek bir amaç, düşünebileceğimiz tek imge haline bürünüyor. Zihnimizde onu kutsal bir yere koyuyoruz. Asla değişmeyecek ve sürekli artan bir bağlılıkla bütün benliğimizi ve düşüncemizi kaplamasına izin veriyoruz. İşte ‘Zâhir’, aynı biçimde başlayan ve bütün benliğimizi kaplayan bir öyküyle gerçekliğin ve dürüstlüğün aşkın içindeki yerine ayna tutuyor. ‘Zâhir’deki roman kahramanı, Fransa’da yaşayan uluslararası üne sahip bir yazardır. 10 yıldır evli olduğu karısı Esther bir savaş muhabiridir. Tanınmış, başarılı bir kariyeri olan ve bağımsız bir kadındır. Esther, arkadaşı Mikhail ile birlikte bir gün ortadan kaybolur. Mikhail’in Esther’ın sevgilisi olup olmadığı belli değildir. Yazar sorguya alınır. Esther kaçırıldı ya da öldürüldü mü yoksa her evlilikte olabilecek türden bir terk etme olayı mıdır yaşanan? Bir gün, Esther’ın en son birlikte görüldüğü Mikhail ortaya çıkar, yazarı bulur ve onu karısına götürmeye söz verir. Böylelikle yazarın Paris’ten Kazakistan’a uzanan büyülü yolculuğu başlar. Mikhail’in doğduğu yere, trajik bir öyküsü olan kasabaya uzanan yolculuk sırasında yazar, kendisi ve evliliği hakkında şaşırtıcı keşifler yapacak, yaşamına yeniden değer biçmek zorunda kalacaktır.
sonuçta kitabın yazarı simyacının alında imzası olan kişi ve okumaya değer diyecek olursanız yanılmazsınız ana düşünce daha çok kaybettikten sonra bazı değerlerin daha iyi anlaşıldğı hissini veriyor ve bunu da belli bir düzeye kadar gayet iyi sağlamış ve bir çok cümleninde altı çizilebilir bakarsınız sevgilinize mesaj olarak yollarsınız bir kaçını;)ama kitabın sonuçlandırlması verilen emeğin boşa çıkaracak nitelikte olduğu için tam bir edebi doyuruculuk söz konusu olmayabilir...<br />
paulo coelho nun simyacı dan sonra yazdığıhiç bir kitap tat vermiyor.yazarlar misyonlarını tek kitapla gerçekleştirirler.sonraki yazdıklarında ise hep en iyi kitaplarını yakalamak ve onu geçmektir oysa onlar tek kitapta herşeyi bitirmişlerdir.diğer kitaplarına pek birşey kalmamıştır.ama en azından bu kitabında yazar biraz daha iyi herkes simyacının tadını bulacağını sanıyor fakat bu pek mümkün değil bu nedenle okuyucuların hayal kırıklığına uğraması mümkün görünmekte.hayal kırıklığı yaratmayan kitaplar okumamız dileklerimle...
kitabı sistematikleşmişcesine alıyorsunuz.ünlü yazarların ünlü kitabı havasına bürünüp kitabı okumaya başlıyorsunuz ama hayal kırıklığı...Zahir sanki Paulo Coelho'nun içindeki gizli sözleri bi itirafcasına okurları ve de karısıyla paylaşma ihtiyacı gibi..sanki kendini anlatmış ve diğer kitaplarının okunması adına bu bir reklam kitabı gibi düşünlmüş..evet komik bi yorum bence de ama ne yalan söyliyim kitabı okurken aklıma gelen bunlar.her zaman içi dolu yazarlar içi dolu kitap yazamıyorlr demek ki.....
Yazarımız bu kitapta biraz düşüşe geçmiş anlaşılan..kitapta kadının muhabir üstelik eşini evlilikleri zarar görücek diye araya mesafe koyması tartışılır..sanki biraz arklı bir kitap yazılmaya çalışılmış.fakat tekrar simyacıyı yazsaymış yeni uyarlanmış olara daha çok satardı.. bence sevilmek sevmek kitabı güzelleştirebilir ama ZAHİR adlı kitabı pek etkilememiş.
Ünlü bir yazar ve onun gazeteci karısı Esther. Kadın bir gün aniden ortadan kayboluyor. Pasaportu ve bazı özel eşyaları ortada olmadığından adam onun kendi isteğiyle ortadan kaybolduğu sonucuna varıyor. Karısının kaybolmasıyla daha önce sahip olduğu hayatı, yaptığı başarısız evlilikler, Esther in onu kitap yazmaya teşvik edişi gibi konular üzerinde derin bir iç hesaplaşmaya giren kahramanımız bu içsel yolcuğunun yanısıra Esther in peşine düşüyor. Sıradışı bir hayat ve sıradışı düşünceler üzerine oldukça başarılı bir çalışma. Coelho nun bu kitabı karısına ithaf etmesi de ayrıca ilgi çekici.
Kitap okumayı gerçekten çok seven biri olarak,özellikle kitaplarını okumaya özen gösterdiğim yazarların kitaplarında yaygınlaşan sırandanlık beni son derece rahatsız ediyor.Aşk ve ruh kavramlarınn aynı tarzlarda anlatılış biçimi kitapların artık edebi eser olma özelliğinden çok, parasal kaynak olma özelliği taşıdığı hissini uyandırıyor.Ve kendi edebi tarzı olduğuna inandığım yazarların böyle gidişat içinde olduklarını düşünmek beni hayal kırıklığına uğratıyor .Bunu söylerken başarılı olan edebi eserlere haksızlık etmek de istemem.Umarım yazarın yeni yeni kitapları kırılan edebi zevkimi düzeltecek boyutta olur.
Simyacıdan aldığım gazla Onbir Dakikayı ve akabinde Zahir'i okudum.İtiraf etmek isterimki aldığım hazzı grafike edecek olursak düşey bir eğri takip etti.Simyacıyı okurken aldığım amatörce hazzın zerresini bulamadım.Sıkıcı diyaloglar, zorlama kurgular, ayrıca okurum mistik ögeler de istiyor diye araya resmen tıkıştırılmış unsurlar.Neyse Paulo Coelho' nun vermek istediği mesajı aldım."Yeteri kadar kazandım.Artık laf ola beri gele yazayım. Nasıl olsa okunuyor." Hele kitabın finalindeki hayal kırıklığını anlatmaya dahi gerek yok.Eski zamanlarda yazılı metin olayı yaygın olmadığından ozanlar şiirlerini, methiyelerini topluluklara anlatarak ulaştırırlarmış.Beğenilirse alkışlanır beğenilmezse kovulurlarmış.Yazarımız dua etsin günümüzde bu işi icra ettiğine....
Birbirini seven,sağlıklı,ihtiyaçları olabilecek herşeye fazlasıyla sahip olan ama birbirleri ile konuşmayı beceremeyen,devamlı erteleyen bir çift;erkek ünlü bir şarkı sözü ve roman yazarı,kadın ise bir savaş muhabiri.Kadın zaman geçtikçe bir şeylerin yitirildiğinin farkındadır ve evliliğinin daha fazla bozulmasını izlemektense ondan uzakta olmayı tercih eder.Hiç bir ip ucu bırakmadan evinden ayrılır.Olaylar bundan sonra başlar;erkek kendiyle hesaplaşmaya başlar. Bazı sayfalarda özellikle son bölümde (steplerde geçen olaylar) okuduklarım bana Marlo Morgan'ın Sonsuzluğun mesajı adlı kitabını hatırlattı. Bence çok çok başarılı bir kitap değil. Üç ayrı sayfada basım hatası var,cümleler başlamış ama yarım bırakılmış.Umarım daha sonraki baskılarda bu hatalar giderilir (benim elimdeki ilk basım).
simyacıdan sonra oldukça vasat kalıyor konu olarak.zahir kelime anlamına uymayan kendince bir kurgulamış yazar.bu kitabın çok daha önce simyacıdan önce yazıldığı kanısındayım.okumassanız bir şey kaybetmessiniz.okursanız kelime haznenize bie zahir kelimesi katılır o kadar.