benim adım kırmızıyı orhan pamuk tam 9 senede yazmış! müthiş bir kitap.orhan pamuğun ''kara kitabı'yla birlikte kütüphanemde ki en güzel yeri aldı 'benim adım kırmızı''.dostoyevskinin hemen yanında orhan pamuğun kitaplarını dizdim rafıma.. renklerin,ölülerin,katillerin,şeytanların konuştuğu bir kitap... ayrıca ilginçtir romanın kadın kahramanı şeküre orhan pamuğun annesinin adı.''öteki renklerde'' orhan pamuk bu durumu,romanda ki şeküreyle kendi öz annesi şeküre ve çocukları arasında büyük benzerlikler olduğunu,ama şekürenin romanda ki sevdiği adam ''kara'' ile kendi annesinin hayatı arasında hiçbir benzerlik olmadığını anlatıyor.orhan pamuğun babası annesini ve kandilerini bırakıp fransaya gidiyor,romanda ki şekürenin kocası ise savaştan geri gelmiyor.bu arada şekürenin kızlık yıllarında onu çok seven kara birden bire ortaya çıkıyor.dul şeküreyi eskisi gibi sevdiğini anladığında ve şeküreye tekrar yaklaşmak isteğidiğinde kendisi bir kumpasın içinde buluyor.şeküreyle birleşmeleri için bir cinayetin bütün esrarını çözmesi gerekiyor.çünkü ölen adam şekürenin nakkaşlık yapan basıdır.katili bulmanın esrarlı yolları diğer nakkaşların yapmış oldukları eserlerde gizli.tabi perspektif resim yapmanın kesinlikle haram olduğu,insanların yüzlerinin resmedilemediği osmanlının en katı uygulamalarının sahnelendiği zor dönemler,katili bulmak için osmanlı hukukunun uyguladığı sert yöntemler,yine o dönemde padişahın emriyle bir paşanın kafasını kesip içinde bal dolo bir küfeye koyup getirmesi emredilen bir celladın hikayesi bizlere orhan pamuğun tarihci yönünü gösteriyor.. ''benim adım kırmızı'' dünya edebiyat tarihin de büyük bir yer işgal etmektedir ve edecektir...
"Benim Adım Kırmızı" edebi açıdan bakıldığı zaman -ki bu kişiye göre değişir- bence güzel bir roman. Özellikle ilk başta bir ölünün konuşturulması, bir köpeğin konuşturulması ve romanın geneline yayılan roman kişilerinin kendi ağızlarından anlatımı bakımından oldukça etkileyici. Eleştirilmesi gereken belki tek nokta cinselliğin biraz fazla ön planda tutulması olabilir. Özellikle usta-çırak ilişkilerinde anlatılanların gerçek tarihimizle ilişkili olması imkansız. Zaten romanlar birer kurgu ürünü oldukları için, bu hususların üzerinde pek fazla durmamak gerektiği kanaatindeyim.
Orhan Pamuk "Türklüğe Hakaret" davasından yargılanıp hüküm giyse de bu durum onun romancılığını ve sanatını etkilemez; etkilememesi lazım. İnsanların dünya görüşleri üsluplarına elbette yansır; ancak eserin edebi değerine artı ya da eksi bir değer katmazlar. Orhan Pamuk'un eserlerini okumak isteyenler, onun düşünce yapısını gözardı ederek okusunlar. Çünkü edebi açıdan bakıldığı zaman romanı gerçekten standartların üzerinde...
orhan pamuk'un türklüğe hakaret davası ile yargılandığı şı günlerde okudum kitabı.çokça argo kullanımı okuyanı rahatsız ediyor,mide bulandıran cinsellik anlayışı ile bu kitabı atlaya atlaya okudum ki katilin kimliğini öğrenmiş olayım.tarihimizden bihaber olan insanımızın bu ve benzeri kitaplarda anlatılan saçmalıklara inanacakları bir gerçektir.insanımız o kadar şehvet düşkünü olarak gösterilmiş ki tüylerim ürperdi.ustaların çırak oğlanlarla ilişkileri vs vs.ayrıca işkence boyutu da çok abartı.işkencecileri öyle bir tasvir edişi varki insanın kanı donuyor. avrupa çok sevmiş orhan pamuk'u nedeni gayet açık.birçok ödüller almış tabi. ama kendi geçmişine böylesine önyargılı ve tiksinti duyan bir kitap daha okumadım.ben hiç tavsiye etmiyorum.
olayları farklı kişilerin ağzından dinlemek romanı çok zenginleştiriyor. kişiler dediğime bakmayın ama, bu romanda herkes, herşey konuşuyor; yaşayanlar, ölüler, köpekler, ölümün kendisi, resimler... romanda bir katil ararken, aşkı buluyorsunuz, duygusallığı buluyursunuz, cinselliği buluyorsunuz... her ne kadar cinsellik konusunun fazlaca yer aldığını düşünsem de, bu kitabı gölgeleyemez yine de. kurgu ve anlatım yeterince iyi çünkü! kitapta eski zamanların tadını bulabilmek de keyifli, ama osmanli tarihi ve eski resim sanati ile pek ilginiz yoksa bazi bölümler fazla uzun ve tekrar edici gelebilir.
Kocasının savaştan dönmesinden iyiden iyiye umudunu kesen Şekürenin babası padişahın emriyle avrupa usulü resmedilecek bir kitap hazırlamaktadır.<br />Bu esnada işlenen bir cinayet olayları iyiden iyiye karıştırır.<br />Osmanlı tarihi ve eski resim sanatıyla bir ilginiz yoksa kitap size sıkıcı gelebilir ama Pamuk'un en okunabilir romanlarından biri olduğunu söyleyebilirim.
Osmanlı İmparatorluğunda minyatür sanatını, İslam kültürünü, İslam kültürünün anlatıdaki toplum üzerine etkilerini, yer yer de bu kültürün baskılarını anlatan ve bu konuda fikir veren bir yapıt. Nakkaşlar toplanır, ölen konuşur, öldüren konuşur, gerçeklik tarihin sayfalarında ellerimizin arasından kayıp gider; akan zaman gibi.
" Şimdi bir ölüyüm ben,bir ceset, kuyunun dibinde. Son nefesimi vereli çok oldu, kalbim durdu;ama alçak katilim hariç kimse başıma gelenleri bilmiyor." der ölü. Kim bilir ? Belki zaman içinde katilin de gerçeği bilmediği anlaşılabilir.
NOT : Selim İleri'de cinselliğe şiddetle karşı çıkan Fethi Naci Usta bu satırlarda anlatılan cinselliği de -haklı olarak- gereksiz bulmuş ve yazara işaret parmağını sallamış olmalıdır.
Yapıta ilişkin bu sayfalarda farklı yorumlar yapılmış. Bu da romanın çok anlamlılığını gösterir.Belirli bir anlamın olmayışı, anlamın her okurca yeniden yaratılışı, anlamsızlığı getirmez mi?
Belki de yazarın ( postmodern edebiyatın) istediği bu. Peki öyle olsun!
umberto eco'nun gülün adı kitabından daha iyi..pamuk, karakterlerinin herseyini giyip karsımıza cıkıyor farklı aralıklarla ve hicbir topallama olmadan surduruyor romanını ve biz okurlar bu olaganustu denecek anlatımlarla donatılmıs bu dunyada gozlerımızı alamıyoruz.sadece okumuyorsunuz bu kitabı:hissediyorsunuz düslüyorsunuz ve ısıltılı gözlerele görüyor,seyrediyorsunuz...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okuduğum ilk Orhan Pamuk kitabı. Fazlasıyla sözü edilen üslubunu çok merak ediyordum. Kitabı sabırla okudum. Yoğun bir emek harcandığı kesin, fakat sırf Osmanlı resim sanatını tanıtmak için bazı bölümlerde peşi sıra anlatılan hikâyeleri çok sıkıcı buldum. Kimi arkadaşların değindiği gibi cinsellik de gereksizce abartılı, anlaşılmaz... Yine de okurun satırlar arasında Pamuk'un oyunlarına rağmen katili araması harika bir fikir. Bu kitabı "farklı bir kitap okumak istiyorsanız" okuyun.
Bence Orhan Pamuk'un roamanlarını sıralamaya alsalar "Benim Adım Kırmızı" okuyucuyu kitaba bağlayan en başarılı romanı seçilirdi. Sanki tarihi bir serüven; bir tarafta nakkaşlar, bir tarafta Şeküre, bir tarafta Kara.. Okuyucu aslında kitabın içine hapsolmuş ama hayatından da gayet memnun. Bazı arkadaşlar eleştirerek kitabın dilinin ağır olduğunu söylemişler bence gayet güzel bir anlatım. Herşey gayet açık. Kitabın en güzel yanı ise herkesin kendi dilinde konuşmasıdır. Eğer bu kitabı okuduysanız yine Orhan Pamuk'a ait Yeni Hayat'ı okumanızı tavsiye ediyorum.<br /><br />Saygılarımla.
orhan pamuk"u henüz lisedeyken okuduğum sessiz ev adlı yapıtıyla tanımıştım. o kitabı okuduktan sonra tam bir pamuk hayranı oldum. kimilerinin eleştirilerine rağmen dilindeki akıcılık beni mest etti ve etmeye devam ediyor. benim adım kırmızı ise bence tam bir başeser. herkesin bu kitabı okumasını tavsiye ediyorum. Türkiyede muhalif yönlerini gördüğümüz yazarları hemen vatan düşmanı etiketiyle karalamak nerdeyse moda olmuş durumda. Pamuk"u sevmeyen(görüşlerini) insanlar "zaten ne anlattığı anlaşılmıyor diye" kendilerince eleştirmeye çalışıyorlar. oysa onlar kafalarındaki örümcek ağlarının farkında değildirler. Orhan Pamuk her dönemde okunmaya ve okutulmaya devam edecektir, bütün engellemelere rağmen.
Açıkçası Orhan Pamuk'un okuduğum tek kitabıdır. Diğer kitaplarına göre hafif olarak görülen bu kitabın daha ağır nasıl olabileceğinide düşünemiyorum. Ağır bir dille anlatılmış. Şu anda kitabı düşününce aklıma gelen şeyler nakkaşlar ve oğlan çocuklarına ilgileri, kadının kocası ve çocuklarıyla olan ilişkisi, Kara'nın karısıyla ilişkisi v.s Ayrıca her şeyin konuşmasıda ilginç bir tarz olmuş kabul etmek lazım. Özellikle cesetin konuşmaları ve hayattan beklentileri ilginçti. Açıkçası tavsiye etmiyorum. Polisiye bir kitap okumak isteyenler farklı bir yazara yönelsinler.
uzun bir araştırma sonucu ortaya çıktığı içeriğinden belli olan benim adım kırmızı,yer yer sıkıcı olmasının yanı sıra, tarih açısından hangi dönemi anlattığı konusunda da yazarı Orhan Pamuk tarafından tam bir muamma haline dönüştürülmüş bir kitap olarak karşımıza çıkıyor.Nakkaşlarla ilgili olarak yeterince bilgi sahibi olabiliyorsunuz kitabı okurken.ancak o kadar.daha öteye gidemiyor benim adım kırmızı.Bu kadar emek verilerek hazırlanmış kitap çok daha iyi olmayı hak ediyordu zaten almış olduğu 4 puan sadece bundan kaynaklanıyor.Orhan Pamuk'un okuduğum ilk kitabıydı.bir şans daha vermek açısından cevdet bey ve oğulları'nı okumaya karar vermiştim ama şu andaki durum onu da okumaktan vazgeçirdi beni.herkes işini yapsın.
Elden bırakılmadan, büyük bir merakla okunan romandaki hikayeler ilginç ve heyecan dolu. Hem gizemli ve şüpheci hem de aydınlatıcı. Polisiye tadı yanında tarihsel içerikli bir kitap. Aşkı unutmayalım, o da var. Sanatsallığı tartışılmaz bir boyutta. Derin bir anlatımı var, konı içeriği zengin… Yaratıcılık hakim, canlandırma müthiş, başarıyla kurgulanmış, yazım tarzı farklı ve altında Pamuk imzası… Okunmak için yetmez mi?..
En çok konuşulan kitapları ne zaman elime alıp okusam kitabı yetersiz buluyorum, fakat yazarın hakkını inkar etmemek lazım, hat sanatını nakkaşlığı çok detaylı inceleyip araştırmış, okuyan yazarı o dönemlerde yaşamışta görmüş sanır, çok ince detaylara tekrar tekrar girmesi kitabı sıkıcı bir hale getirsede , insana çizim sanatının tarihiyle ve sanatçılarının fikirleriyle ilgili önemli gerçekleri vurgulaması açısından yararlı olmuş, resim sanatına duyduğum ilgi doğrultusunda anladımki geçmişteki resim sanatıyla ilgili düşünceler çok dar kalıplara sığdırılmaya çalışılmış, tekdüzelik,bilinen kuralların dışına çıkılmaması gerekliği savunulmuş, dış ülkelerden etkileşim taklitçilik ve işe yaramazlık hatta dinsizlik olarak görülmüş, çünkü o dönemde frenk usulü hat sanatından etkilenen nakkaşların kavgası ve bunun nedenleri anlatılıyor, frenk usulü etkileşimde ahlak dışı resimlerinde geçerlilik görmesinden kaynaklanıyor, günümüzün resim anlayışındaysa farklılık değer kazanıyor, fikirlerin geçmişten bu yana her konuda değişim geçirdiği gibi bu konuda da önemli ölçüde değişim kaydettiğini farkettiriyor kitap. Ayrıca kitabın yazım biçimide oldukça farklı yazar canlı cansız varlıkları dillendirerek mesajlarını onlar aracılığıyla da ilginç bir biçimde vermiş, kitaptaki görünür hikaye bunca ayrıntı arasında neredeyse kaynamış ve sonu ışık hızıyla bağlanmış adeta kitabın sonuç bölümünü çok yadırgadım bu yüzden, sanki yazar sıkılmışta bir an önce bitirmek istemiş gibi geldi bana. Bunun dışında verilen mesajlar etkileyiciydi.
Yazarın en iyimser romanım dediği, geniş kitlelerce okunmasını ve hatta anlaşılmasını sağlayan yegane kitap. Konusu, 1591 yılının soğuk 9 kış gününde geçen kitap; saray nakkaşları, hat sanatı, ölüm , aşk ve mutluluk üzerine yazılmış hatta sıkılmadan okunabilecek bence en iyi Orhan Pamuk kitabı.
Benim Adım Kırmızı Orhan Pamuk'un bence en başarılı romanlarından biri.Akıcılığı,kullandığı uslup ve anlatıcı çokluğu romanı daha enteresan kılıyor.Romanda tüm canlı ve cansız varlıkların konuşması romandaki anlatıcı çokluğu içinde boğulmamızı aynı zamanda da konuyla ilgili olmayan bölümleri atlamamızı sağlıyor.Benim Adım Kırmızı esnekliğiyle ve tarihi yorulmuşluğuyla mükemmel bir eser.
Kitap büyük bir hevesle aldığım bir kitap olmuştu, ancak oldukça ağır ilereleyen ve olayın yanısıra bir sürü başka şeyden bahsetmesi beni hayal kırıklığına uğrattı.İçinde bir çok argo sözcüğün geçmeside cabası.Kitap yabancı dile çevrilmiş olabilir ama yine de çok güzel bir roman değil...
güzel bir roman.benim adım kırmızı topyekün dünya konuşuyor ve insanlara kendini tanıtıyor aslında bu eşyalara ve imgelere v.s tanınmış ilk hak hadi onları dinleyelim.çok ta sürükleyici bir roman
Akıcı ama karanlık bir kitap. Konu ilginç, kurgu daha da ilginç. Okuyan pek çok kişi kitabın ortalarında katili tahmin ettiklerini söylediler; ben edemedim. Yani benim için sonu sürpriz oldu. Ayrıca eski bir Türk-Osmanlı sanat türünden bahsetmesi de çok hoş. Özellikle ünlü nakkaşlar uzun yıllar çalıştıktan sonra kör oldukları için, sonra gelen nakkaşların da usta sayılmak için körlüğü özlemeleri ve kitaptaki baş nakkaşın kendisine yaptığı şok edici. Sembolizm hatırı sayılır derecede mevcut. Ama benim favori Orhan Pamuk kitabım değil.
Bence o kadar da muhteşem bir kitap değil.<br />Avrupalılar bu kitabın neresini beğenmiş anlayamadım.Kitabın bazı bölümleri o kadar sıkıcı ki insan "bu kitap ne zaman bitecek?" demeden edemiyor...<br />(KIZILSUNGUR)