Ses ve Öfke
Ses ve Öfke

Kitapyurdu Fiyatı: 221,38TL

281Yorum
KY-652307
18.04.2012
okuduğum en etkileyici kitaplardan birisi. çevirisi oldukça başarılı ilk 2 bölüm bilinç akışı tekniği ile yazıldığından üst düzey bir dikkatle okunmayı gerektiriyor. özünde dönemin aile yapısını ve ilişkilerini irdelese de içinde bulunduğu siyasal kültürü de başarılı aktarmış bir kitap. hasılı ses ve öfke'yi okuduktan sonra edebiyat beğeni kıstasınız son derece yükselecektir. okuyun, okutun.
yaslibaliknine
03.04.2012
modern edebiyatın başyapıtlarındandır.ilk iki bölümde romanın kurgusunu anlamak pek de mümkün değil. hatta bu kitabı ele alan çoğu kişinin ilk iki bölümü bitirmeden kitabı okumaktan vazgeçmesi muhtemeldir. mamafih üç ve dördüncü bölümler okunup kitap bitirildiğinde etkisi uzun süre okuyucunun üzerinde kalacak dev bir eserin parçaları tamamlanmış olur.
masatci
27.03.2012
bilinç akışı yöntemini belki de en yoğun şekilde kullanan yazarlardan (bir diğeri de joyce tabii ki). okuması emek isteyen bir kitap. öyle yatmadan önce yarım saat okuyup ertesi gün kaldığınız yerden rahatça devam edilebilecek türden değil. özellikle ilk iki bölüm bir gerizekalı ile onun hayli akıllı ağabeyinin bilincinden anlatılıyor ve okuyucuyu gerçekten çok zorluyor. okura şimdiden kolay gelsin...
MichELL_10
07.03.2012
Edebiyat ve modernizm kavramları biraraya geldiğinde "Bilinç Akışı" tekniğini, "Bilinç Akışı" ise J.Joyce, V.Woolf ve W.Faulkner'ı akla getirir. Bilinç akışı tekniği ile yazılmış kitaplar zoru seven okurun kitaplarıdır. Ses ve Öfke kahramanlarından, zihinsel özürlü Benjy'nin bilinç akışını okumak unutulmaz deneyim olacaktır. Ayrıca dünyanın en iyi yüz kitabı arasında yer alır Ses ve Öfke.
tongell
19.01.2012
anlaşılması çok güç. onun için dikkatli okumak gerekiyor. tabiiki buda kitabın başında okuyucuyu sıkıyor. ama sayfalar ilerledikçe farklı bir tarzı olduğu anlaşılıyor. güzel kitap.
t.s.eliot
22.04.2011
büyük bir hevesle başlayıp hayal kırıklığıyla elimden bıraktığım bir kaç kitaptan biri ses ve öfke.kitaba başlamadan önce bir ön araştırma yapmıştım üstelik.ve bunlara dayanarak heyecanla kitabı okumaya başladım.ancak itiraf etmeliyim ki daha ilk 20 sayfadan itibaren bitmesini istedim.ya ben eseri gözümde fazla büyüttüm ya da gerçekten eser çevirinin azizliğine uğramış.ve umarım sorun benden kaynaklanıyordur.çünkü bir daha ne zaman william faulkner okumaya cesaretimi toplarım bilmiyorum.
ahmetoguz3434
Kitapkurdu
22.12.2010
klasik olmayı hakketmiş az sayıdaki başyapıttan biri zaten yazarı nobelli...
KY-865783
18.12.2010
ilk modernist eserlerdendir. ama bence en etkilisidir. bu kitapla birlikte faulkner edebiyata bir sürü yeni teknik getirmiştir. mesela stream of consciousness tekniğini amerikan edebiyatında en etkili kullanan yazardır. aynı zamanda multiple narration(olayların farklı karakterlerin gözünden verilmesi tekniği) çok çarpıcı bir şekilde kullanılmıştır. modernist bir kitabın taşıması gereken bütün özellikleri taşıyan bir kitap. bazı bölümlerde farklı zaman kalıplarını kullanarak okurun uyanık kalmasını sağlamak istemektedir yazar. örneğin geniş zaman kalıbıyla kullanılan cümleler bir anda değişiyor ve geçmiş zaman kalıbı kullanılmaya başlıyor.bunlar teknik özellikler. ama bir de içerik var tabi. bence endüstriyel çağın amrerikaya yarardan çok zarar getirdiğini söylemeye çalışmaktadır yazar. toplumdaki yozlaşmayı ve insanların nasıl da yalnız kalmaya mahkum edildiğini anlatır. kitaptaki topluma aykırı alkolik baba, hastalık hastası anne, herhangi bir iş edinemeyen kardeş ve tabiki hayat kadını olmaya itilen baş karakter aslında toplumun nasıl da yozlaştığına dair yoruma pek de mahal bırakmıyor.
netzah
15.12.2010
Her ferdi sorunlu bir ailenin iç dinamikleri, çürüyüşü ve çözülüşünün romanı. Ruhsal hastalıklı anne, alkolik baba, biri zihinsel engelli üç erkek ve bir kız kardeşin iç içe geçmiş yaşantılarının farklı anlatıcılar tarafından aktarılması. Kız kardeş anlatıcı değil dolayısıyla düşük ahlaklı yansıtılan hikayesinin içyüzünü iyi gözlemleyemiyoruz. Zihinsel engelli kardeşin ilk kısmı oluşturan anlatısı bilinçakışına iyi bir örnek keza kızkardeşiyle ensest ilişki yaşayıp intiharla hayatını noktalayan Quentin'inki de, ağabey kardeşler arasında sağlıklı fakat sinsi ve içten pazarlıklı tavırlarıyla ailesini yanıltan; bencil, çıkarcı çabalarıyla kendine hizmet eden biri. Erkek kardeşlerin kendilerine özgü anlatımları aile içi olayları farklı yönlerden görmemizi sağlıyor ve yazarın ağzından verilen son bölümle tamamlanıyor.

KY-694555
21.10.2010
yazar nobel ödüllü ama yorumcular değil.bilinç akışı tekniği içrek(ezoterik) bir yöntem değildir. tekniği bilmeden de(-aynı yöntemle yazılmış diğer kitaplara göre özelikle göndermelerin azlığını da düşünürsek) kitabı rahatlıkla okuyabilirsiniz. Bir kovboy filminde dekor olabilecek insanların çelişkileri, basit insanların hayatlarındaki zorluklar (trajik) cok güzel anlatılmış.
SALTY
19.10.2010
Zihin akış tekniğini sevenlere göre iyi bir kitap. Ama 100 temel eserden dediniz mi orada biraz durmak lazım. Bu kitabı 100 temel esere koymak çok doğru gelmedi bana. Hiç kolay anlaşılır bir kitap değil. Zihin akışı tarzda olan kitaplarda konu bütünlüğünü yakalamak çok zordur. Ben çok haz etmem böyle kitaplardan. Çok yorucu olurlar. Büyük beklenti içinde olmayın derim.
safer
21.09.2010
Yazar Nobel ödüllü. ama çevirmenler değil. kitap o kadarda karmaşık değil. ama çeviri berbat olunca okuyucu doğal olarak yanılıyor.
MarjinalDerviş
19.12.2009
İç içe geçmiş, karışmış, birbirinden dağınık ama kalbi toplayan bir kitap.Kronolojik olarak kitapta olduğu üzre bir karmaşa var ve kolay bir şekilde kendini ele vermeyen bir yapısı.<br />Kitap yazar tarafından defalarca baştan yazılmış ve en önemli kitabı olarak görmektedir.Dramatize edilmiş bir sosyoloji ile darma duman bir aile yapısını paye ediyor.
Scorpion4646
14.12.2009
Bu roman diğer romanlardan çok farklı.Romanı anlayabilmek için baya bi çabalamak gerekiyor.Basit anlaşılır bir roman değil.Anlaşılması güç yani...
selahattin_ay
07.05.2009
yazar nobel ödüllüymüş.bu da en önemli romanı.birçok kişi “ hadi canım sende “diyordur eminim.
Bu romanda parçalanan bir aile var.herkesin başında da bir bela.
.”Yahu şunu doğru düzgün yazsana be adam,amma kafa karıştıyorsun.Anlattığın da ne ki sanki?” sorusunu kim bilir kaç kişi sormuştur yazara?
diyelim romanın konusunu anlamaya başladınız kitabın ortalarına doğru.bu sefer size keyif verecek garantisini de veremem.Modern şairlerin üstü kapalı ifadelerini seven,ne demek istiyor deyip bir şiiri tekrar tekrar okuyan kişilerin çoğu, bu romanı eninde sonunda az çok beğenecekler gibi geliyor bana.ama normal bir okur , bu romana katlanamaz herhalde.
ve hiçbir okurun yazara ve romana ısındığını sanmıyorum.
İlk bölüm 100 sayfa kadar.”zihinsel özürlünün aklından geçenler kağıda ancak bu kadar aktarılır” demek istiyor yazar bize belki de. Yer yer yarı anlaşılır yarı anlaşılmaz,kimine hoş,kimine boş gelen cümleler istemediğiniz kadar.(Aklıma nedense t.s.eliot’un şiirleri geldi.)bu bölümde yoğun bir sis var.
(demek kurt dumanlı havayı sever)
İkinci bölümü üniversiteye giden oğul anlatıyor.burada da karmaşık bir anlatım var ama ilk bölümdekinden daha az.”içinde kimseyle paylaşamayacağı yoğun duygular taşıyan bir gençten , kendisini anlaşılır cümlelerle ifade etmesini nasıl beklersiniz ki” mi demek istiyor bize yazar bu bölümde. sis yavaş yavaş dağılmaya başlıyor ama.
bundan sonra –yani kitabın yarısını geçince- yazar anlaşılır bir dil kullanmaya başlıyor artık.
Üçüncü bölümü üçüncü oğul anlatıyor. Neredeyse dünyadan elini eteğini çekmiş anasına, kendisini kuzu gibi gösteren kurt demiyelim de hayata tutunmaya çalışan bir i…..
Artık sis kalktı.
Dikbaşlılığı marifet sayan ahlaksız kızlar,elinden bir şey gelmeyen bir ana,alkolik bir baba, artık ailenin bir parçası olmuş zenci hizmetçiler,maddi sıkıntılar…of ki of…( bu kişilere ait özellikleri şimdi söylediğime dua edin.yoksa bu özelliklerini kimbilir hangi sayfada , belli belirsiz söylendiğine şaşarsınız.yazar bu gıcıklığı niye yapar,anlamam?)
bir de yazarın ,olaylar karşısındaki duygusuzluğu mu desem tarafsızlığı mı desem okuyucuda bir hissizlik uyandırıyor.romandaki kişilerin dertleriyle dertlenemiyorsunuz, ağlanacak hallerine ağlayamıyorsunuz.taş kesiliyorsunuz.heykel gibi..ama üstünüzde bir ağırlık,bir sıkıntı,sormayın gitsin.nasıl bir anlatım tarzıysa artık kalben,fikren romandan uzaklaşıyorsunuz.yine de romanın lanet havası,kokusu belli bir süre üstünüze bulaşıyor.
Rahatsız oluyorsunuz.
Mantığınız ,meraktan başka herşeye benzeyen o uyuklayan merakınızı son bir gayretle dürtüklüyor :
“şşşşt,kendine gel,sona yaklaştık , ne olacak dur bakalım”
Dördüncü bölümü yazar anlatıyor.
Kısa bir süre sonra da bitiyor.oh be,kurtuldum,diyorsunuz.üstünüzde acaip bir tatsızlık…

Son bir şey söyleyim :
Türkiye’de bir yazar böyle bir roman yazsaydı,ömrü boyunca yayınlatacak bir yayıncı bulamazdı herhalde.sebebini öğrenmeye gitse alacağı cevap aşağı yukarı şöyle bir şey olurdu :
Önce eski usta yazarları bol bol oku,hikaye anlatmasını ,yazmasını öğren…!
Ne tuhaf di mi? Ama orada bir yazar buna benzer bir düzine roman yazıyor.ve koskoca nobeli alıyor.(diğer roman yorumlarına da bakarak söylüyorum
shewckenko41
shewckenko41 12 Aralık 2020
Kesinlikle haklısınız hocam.Bir hikaye zor yazılabilir fakat kapıları bu kadar kapalı tutmak çok saçma.
KY-659562
01.04.2009
Romanın kahramanı Beny’nin hayatının anlatıldığı kitapta olaylar biraz karışık verilmiş. Ama karışık olmasına rağmen anlamada sıkıntı yaşamıyorsunuz. Roman benim olduğu gibi okuyan herkesin ilgisini çekebilecek bir eser
mustafakoray
Kitapkurdu
10.07.2008
Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar William Faulkner'in 1929 yılında basılan üç yılda beş defa yeniden yazarak hazırladığı dördüncü romanıdır.

Ses ve Öfke, bilinç akışı tekniğinin en iyi örneklerinden biridir. Romanda olay örgüsü karmaşıktır; ayrı parçalar ayrı zaman dilimlerine aittir, genel bir bakışla romanın sondan başa doğru olduğu söylenebilir. Kitap dört bölümden oluşmaktadır; ilk bölüm zihinsel özürlü olan olan Benjy nin ağzından anlatılmıştır, ikinci bölüm ise Benjy'nin kardeşi Quentin'in intihar ettiği gün aklından geçenlerden oluşmaktadir, üçüncü bölümde 6 Nisan'da olanlar diğer erkek kardeş Jason'ın ağzından anlatılmıştır, dördüncü bölüm ise her şeyi bilen hikayeci tarafından anlatılmıştır. ilk iki bölümde şimdiki zaman için geçmiş zaman kullanılır ve diğer bölümlere göre okuyucuyu yorucudur.
Bülent Sürme
Kitapkurdu
01.06.2008
çoğu klasik yapıtın olduğu gibi bu kitabın da zor bölümleri mevcut. Benjy bölümünde epey zorlandıktan sonra kitabın kalanı çok güzel yazılmış. Hatta Quentin bölümü yazıp duvara asacağınız epigraflarla dolu. ilk bölüm çok edilgen Benjy yaşadıklarını hiç duygu katmadan nesnel ve başkasının başından geçer gibi anlatıyor. Quentin idealist ve gururlu. Jason'u ise sevmemiştim içten pazarlıklı güç ve para düşkünü. Para çaldığı ve Benjy'i hadım ettirdiği için hikayenin sonunda başına gelenleri hakediyor.
KY-491553
10.12.2007
İnsanı herşeyi üstünde tutan nobelli yazar ve onun beş kez yazdığı unutulmaz eseri
windflower
30.09.2007
"Stream of consciousness" diye bir teknik vardır Amerikan ve İngiliz edebiyatında. Bu kitapta onu fazlasıyla hissediyorsunuz. Alanlar ve bu tekniği bilmeyenler sevmeyebilir. Fakat fazlasıyla usta bir kalemin ürünüdür.