Şah ve Sultan
Şah ve Sultan

Kitapyurdu Fiyatı: 297,20TL

2934Yorum
ayaz319
şah ve sultanı her sünni ve her alevi okumalı. kendini şah padişah sananların nasıl tek halkı ikiye böldüğü ve sonra birbirine kırdırttığının belgesidir. şahada sultanada lanet okumak elde değil. iyi okumalar
Okan Sen
Kaşif
İki deha İsmail ve Selim, iki sanatçı Hıtayi ve Selimi, iki hükümdar Şah ve Sultan... Onlar kardeştiler ama kardeşçe yaşayamazlardı çünkü bir dünyaya iki hükümdar olamazdı. Ve bir savaş Çaldıran kazanan Yavuz oldu kaybeden Hatayi. Bu kitap bir film olsa fragmanı da böyle olurdu herhalde. Tavsiyem kitabı okuyanlar bir daha okusunlar, okumayanlar en az bir defa okusunlar, okumayı düşünenler ise çabuk olsunlar.
ofaruksah
Sevginin ve aşkın tarifini arayanlar ya da sevgiyi ve aşkı tanıdığını düşünüp kıyaslama cesareti olanlar... Bu kitap onlara ithaf olunmalı. İskender Pala, aşk üzerine söyleyebileceği sonsuz sözü, doğruluğundan şüphe edilmeyecek tarih bilgisiyle harmanlayarak sunuyor okuyucuya. Taliplerin dikkatine...
pdrci20
Kesinlikle okunmaya değer bir kitap, üslup ve dil çok güzel akıcı, bir çırpıda okuduğum bir kitap.
fatmanevcihan
Hem cihan hakimiyetine talip ol,hem de aşk konusun da bu kadar mahir.İşimizle ailemiz arasında bile basit dengeyi kuramayan bizler gerçekten onların torunları mıyız diye soruyorum kendime...
Serkan Göker
Aynı konuyu başka yazarlardanda okudum amam İskender PALA bambaşka. Anlatım o kadar etkileyici ve sürükleyici ki kendinizi olayların içinde buluyorsunuz. Kesinlikle tavsiyemdir.
KY-770570
Bu kitabı okurken her cümlesinde tekrar tekrar düşündüm,bu olaylar bundan daha güzel nasıl anlatılabilir diye.Ama İskender Pala nın dili öyle güzel ki .....
mustfyildirim
Kitapkurdu
Şah İsmail & Yavuz Sultan Selim... ikiside kararlı ve amaçlı... ikiside cihan hakimiyetinin peşinde... ikiside acımasız... biri o kadar Sünniyi katletmiş, öbürüde bi o kadar Aleviyi katletmiş... ikiside aynı devrin insanı... ikiside genç yaşta hayata gözlerini yummuş...<br />İskende Pala, sana teşekkürü bir borç bilirim. tek kelimeyle muhteşem... <br />Objektif tarih anlayışı ancak bu kadar güzel kullanılır...<br />kesinlikle tavsiye ederim...
muratkaban
Sadece Şah ile Sultan'ı değil; Ömer'le Bihruzeyi, Hasan ile Hüseyin'i, Taçlı ile Kanber'i, Gülizar Begüm'ü de bulacaksınız..Hatta Ömer ile Bihruze beni Şah ve Sultan'dan daha çok etkiledi diyebilirm..Tarihe dair birşeyler öğrenirken aşkı, öfkeyi, zekayı, stratejiyi, devlet adamlığını, şiiri, şairliği de vs. bulabilmek isteyenlere, kesinlikle tavsiye edilir..<br />Teşekkürler İskender hocam..Mevlam sağlık sıhhat versin..
gülşahkırgın
Kimi eleştirileri okudum bu kitaba dair milletin geçmişinin yüceltileceğine yerildiğine dair.Bence bir millet yaptığı hatalarla yüzleşebilmeli ve İskender Pala ŞAH-SULTAN'da bu muhasebeyi doğru şekilde yapmış.Anlatılan olayların gerçekliğini tarihçiler ölçecektir elbette ama ben bu kitabı okurken merak ve keyifle okudum.Okuyucu arkadaşlara tavsiyem bu kitabın hemen ardından Oktay SİNANOĞLU'nun YAVUZ isimli kitabını okuyun,olaylar yerli yerine oturuyor zihinde.Siteden kitabı bulabilirsiniz fiyatı da ço uygun,keyifli okumalar...
volkanckr
okurken insanın elinden bırakası gelmeyen bir İskender Pala klasiği yine..tarih,savaş,aşk,acı hepsi iç içe nakşedilmiş..tarihin sayfalarında aşkın,kardeşliğin,ayrılığın tarifleriyle halleriyle tadına doyumsuz bi yolculuk..
KY-406418
Başlaması bitmesi bir oldu. <br />Sanki 1 sayfadan diğerine geçerken gereken zaman kadar sürdü.<br />Çok ilginç bir deneyim oldu.<br />Ama kafamda garip sorularla ayrıldım kitaptan sanki hasan ile hüseyin karakterleri hikayaye sanki sonradan konulmuş gibi geldi.
deyados
"her şafak, elinde fenerle gezen bir hırsız gibidir, ömürleri çalıp götürür.uyanık dur."<br />"seven ile sevilen kılıç ile kın gibidir.bazen biri diğerini kuşatır, kaplar;bazen de diğeri bu birini zağlayıp süsler.arada canıyla oynayan ise sevenden gayrısı değildir."<br /><br />iskender pala'dan okunmaya değer güzel bir kitap.
murat doğan
Kitabı okuyup bitirdikten sonra ne anladığıma karar veremedim. Ne devşirmiştim bu eserden, ya da müellifi bu eseri kaleme alırken hangi amacı gütmüştü. Ne vermek istiyordu talibe? Yoksa sadece süsleme sanatını mı kullanmıştı? Elime tekrar kitabı aldım genel başlıklarına baktım, birkaç isim ve yine kitabın sayfaları sağ elimden sol elime kayıverdi.

Kitabın iki kahramanı İsmail Şah ve Sultan Selim niçin savaşmıştı peki? Rutin bir iş miydi ki savaşmak? Tarihin tozlu ve küflü sayfalarında yad edilmek için mi, yoksa inançları uğrunda mı savaşmışlardı? Şia( ya da Kızılbaşlık, Alevilik, Bektaşilik) ya da Sünni akım mı inancı uğruna bir müslümanı katletmeyi emrediyordu. Sahi iki taraf karşıdakini Müslüman olarak görüyor muydu ki? Müslümanlık ama gerçek Müslümanlık hangisinin inandığıydı? Kutsi Nebi ve yıldızlar gibi parlak olan sahabisi ve kutublardan sonra kim katıksız Müslümanlığı yaşıyordu da herkes birbirini sapkın olarak ilan ediyordu. Kerbelaya kim daha çok üzülüyordu Kızılbaşlar mı Sünniler mi?

Yazar bu muamma karşısında hayrete düşmüş kendisi de bu muamma içinde gidip geliyordu. Zira kendi kahramanı olan Hüseyin Can Kızılbaştı ama Sultan’ın yanındayken Şah’ı, Şah’ın yanındayken Sultan’ı düşünüyordu. İskender Pala’da Şah’ı anlatırken Sultan’ı, Sultan’ı anlatırken Şah’ı önceliyordu. Kimin yanında olduğumda doğru yapmış olacağım diye ikilem yaşanıyordu, kitapta.

Ya İsmail Şah’a sadakati gün gibi aşikâr olan Begüm Hatun yerine yine ikilem ya da daha fazla git gel yaşayan Bihruze(Taçlı) Hatun’un aşkının bütün esere yayılmasına ne demeli. Evet, biteviye eserde yazar ikilem üzerinden hakikatin kanatlarını çırpıyordu. Tek kanatlı değildi hakikat kuşu. Bir bülbül kadar narin bir kartalın kanatları kadar genişti hakikat kuşu kanatları. Adildi bu kanatlar. Tebriz’de Şah İsmail’in Sünnilere reva gördüğü zulümler de Sultan Selim’in Çaldıran’a varasıya kadar Kızılbaşları yaftalaması da payını alıyordu kınanmaktan.

Kitapta sürekli bir vurgu vardı esasında. İkisi de Türk ikisi de Müslüman ne gerek vardı ki bu kıyıma. Ne gerek vardı Çaldıran’a diye. İhtiras ve insan nefsinin dünyayı yutsa “daha yok mu?” yaratılışı. Doymamak. Yazar bu nedeni de heybesinde tutarak sürekli soruyordu ne gerek vardı?

Bazen kitabı okurken bu çelişkiyi unutup ikileme gönlünü kaptıran bütün çelişenlerin ve ikilemdekilerin gönlünü kaptırdığı Taçlı’nın gönül serüvenine kapılıyordu insan. Aşk her yerde vardı, savaşlarda bile. En güzeli de dünyevi bir kavuşmanın değmediği aşklardı galiba. Sahi aşk neydi ki kavuşamamak mı yoksa gönlüne taş bastırıp ebedi bir kavuşmaya adanmak mı!?

Romandaki yer tasvirleri beni tekrar acem mülküne götürdü. Bu sefer hikâyesini bilerek gezeceğim oraları dedim. Gök Mescit’i, Heşt Behişt’i, Çihel Sütun’u, Mehran Nehri’ni.

Sultanın ya da Şah’ın yaverlerinin ağzından da olsa yapılan zulümleri Hükümdarlığın gereği olarak görmek sanırım kitapta beni en çok rahatsız eden şeydi. Kamber Can’ın “Saltanat sürmek için acımasız olmak lazım gelirmiş” sözü gibi.

“Ezelden harekete geçen eşya (…)”[1] sözü de kulakları tırmalayan başka bir sözdü.

Roman çok akıcı bir üslupla insanı alıp götürüyor. Ve hiç bırakmıyor. Şah ve Sultan’dan öte Taçlı’nın aşkı arayışı ya da bulamayışı belki de asıl aşkı buluşu tüm satırlarda yüreğinizi dilinize yoldaş ediyor.

Galiba su akıcılığında bir üslup ve su azizliğinde bir aşk hikâyesi demek lazım kitaba.
umut4628
İskerder Pala'nın muhteşem eserlerinin yeni bir tanesi. belkide aşkın bütün şekillerinin anlatıldığı,son derece hassas noktaları muhteşem betimlemeler ile anlatılması harika bişey. kitabın bitmesine öyle üzüldüm ki, keşke hep devam etsin istedim.Taçlı Hatun'un zümrüt gözlerini hayal edip, Şah ismail küçük yaşta olan hakimiyetine imrenip,Yavuz'un cihan mertliğine hayran olmamak mümkün mü?böyle tarihi bilgilerin bu şekilde anlatılmasına çok ama çok ihtiyacımız var, umarım İskender hocamız bunlara devam eder.bir sonraki kitabını şimdiden merakla bekliyorum...Yüreğine ve ömrüne sağlık İskender Hocam...
srdrk_88
yine harika bir iskender pala kitabı.elinizden bırakmak istemiyorsunuz bir yandan da bitmesin istiyosunuz.iki lideri,iki mezhebi,iki şairi ve bir güzeli anlatan aşk ve tarih kokan mükemmel bir eser.okurken hem tarihi öğrenecek hem de aşka doyacaksınız.
KY-932506
Ne şah olmak yetiyor bir kadının gönlüne sahip olmaya nede sultan olmak yetiyor bir kadınla aranızdaki kılıcı kaldırıp atmaya.Şah olmanın kudreti sultan olmanın onuru engelliyor sizi aşıkınıza maşuk gibi sarılmanıza engelliyor sizi köylü rıdvan ağa gibi sevdiğinizi sırtınıza vurup kaf dağının arkasına kaçırmaya engelleri aşmaya kalkışıncada karşınızda en büyük engeli buluyorsunuz yani kendinizi,yani korkaklığınızı yani çekingenliğinizi buluyorsunuz karşınızda.

Belki bir tarih kitabı belki bir kardeşlik kitabı evet belkide bir kızılbaş kızının sünni bir kıza vurulmasının ilmik ilmik işlendiği sıradan bir kitap ancak mısralar arasında sevgiden ve bir kadına sahip olamamanın dayanılmaz acısı böyle anlatılabilirdi .

Sıradan 29 harf ile yazılabilecek en sıradışı hikaye sizi bekliyor.
figenyildiz
Tarihi bu şekilde romanlar ile okumak oldukça zevkli. Ama bir yandan da insan anlatılanların doğru olduğundan emin olmak istiyor. Çünkü romanın içinde yer alan bazı olaylara bazen de "bu kadar olmaz" gözüyle bakıyor. Şah ve Sultan da, okurken bolca "bu kadar olmaz" dediğim bir kitap ama gayet keyifli. Dönemin ve konunun meraklıları mutlaka okumalı.
sayaralem
Kitapkurdu
Kitap Divan Edebiyatı lezzetinde yazılmış bir roman. Romanın o kurgusal yapısından ziyade Tarihi bir kitap olarak da okuyucunun önünde. Divan şiirindeki mazmunlar romanın içine inceden inceye yerleştirilmiş. Elinize aldığınızda bir çırpıda okuyabileceğiniz bir kitap.
chemengineer
Kitapkurdu
Her okurun kütüphanesinde bulunması gereken cinsten güzel ve akıcı bir eser. Yavuz hakkında pekçok ayrıntı da içeren güzel bir tarihi roman olmuş . Tavsiye edilir.