Bazı arkadaşlarında belirttiği gibi kitap Mahir Kaynak ve Ömer Lütfi Mete ile yapılmış olan röportajlardan oluşuyor. Ömer Lütfi Mete ve Mahir Kaynak bazı noktalarda birbirlerinden ayrılsalar da bir çok nokta üstüne paralel görüşler sunuyorlar. Ömer Bey Mahir Kaynak'tan çok daha farklı bir bakış açısı taşıyor, Daha çok her zamanki değişik bakışı ile bir edebiyatçının bakışı ile bakabiliyor bazen Mahir Kaynak ise yılların verdiği tecrübe ile yaklaşıyor konuya, Ömer Lütfi Mete'ye MİT hakkında sorular geldiği zaman MİT'i pek tanımasam da diye başlarken Mahir Kaynak aynı sorulara yıllarca MİT'in içerisinde görev almış olmanın tecrübesi ile cevap veriyor. Sizlere tavsiyem eğer konuyu daha öncede takip ediyorsa idiniz ve Mahir Kaynak ile Ömer Lütfi Mete takdir ettiğiniz insanlar ise kitabı okumanız. Ama her ikisi de ilginizi pek fazla çekmeyen insanlar ise sizlere tavsiyem en azından bu konu üstünde biri Türkiye'nin sevilen yazarlarından aynı zamanda değerli bir senarist olan Ömer Lütfi Mete'yi diğeri ise yıllarca MİT içerisinde çalışmış olan bir insanın bu konu üstüne olan görüşlerini okuyun. Sonuç olarak kitap bence değerli bir kitap ve zaman ayırılabilir bir kitap......
Devletin kuramsallığı üzerine yazılmış bir tecrübeler dizini.Bildiğiniz gibi Mahir Kaynak emekli bir mit mensubudur.Kitapta anlatılmak istenen devletsiz derin devletin ve derinleşmeden de devletleşmenin olamayacağıdır.Çünkü derin devlet meşru devletlerin savunma mekanizmasıdır.Dünya üzerindeki en güçlü derin devlet yapılanması olarakta İsrail'i işaret ediyor bence bir kısmı haklı olmakla beraber kuruluşu eski olan devletlerin derin yapılanmaları bence daha köklüdür.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Derin Devlet" uzun zamandır herkesin kafasını kurcalayan sorularla dolu bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Henüz kimse bu tanımın ne olduğu konusunda hem fikir olamamış. Ancak halkımız buna inanıyor, yani görünmeyen bir derin devletin var olduğuna... İçinde MİT'i, askeri, emniyet teşkilatını da taşıdığı için kime sorsanız herkesten farklı bir cevap alınır bu "DERİN DEVLET" in ne olduğu ve kimler olduğu konusunda... Kitapta tüm bunları konunun uzmanları da olan saygı değer iki isim açıklıyor Ömer Lütfi Mete ve eski MİT'çi Mahir Kaynak... Okuduktan sonra bir çok sorunuza ışık tutmuş ve cevap bulmuş olacaksınız, bilinçleneceksiniz. Sır perdesi aralanmamış cinayetler, Susurluk olayını, gizli servisleri ve nasıl çalıştıklarını, darbeleri ve arkasındaki güçleri; asker, emniyet ve istihbarat arasındaki koordinasyonu ve nasıl işlediği gibi birçok konuya değinilmiştir. Belki ülkemizde de 11 Eylül'ün ardından Amerika ve İngiltere'nin yaptığı gibi istihbarat ve güvenlik sistemimizde tamamiyle değişikliğe gitmek gerekir. Zamanında diğer ülkelerin istihbarat birimlerince kullanılmış, sömürülmüş olduğumuzu düşünerek ve evvela birimlerimizdeki kişilerden başlayarak ne dersiniz? Sistem içinde görüş ayrılığı çıktığında da kimi zaman olaylar kişiler arasındaki çatışmalar şeklinde de gösteriyor kendini... Bu kitap tüm bunlar açısından çok yararlı ve içinizdeki sis bulutlarını dağıtacaktır. İyi okumalar...
Aslında derin devlet kadar normal devletin de sorgulandığı bir kitap. Ayrıca 11 eylül sonrası istihbarat ve güvenlik sisteminde revizyonun gerekli olup olmadığı, istihbarat birimleri arasında koordinasyonun nasıl olması gerektiği gibi konularda fikirler var.
Derin devletin ne demek olduğunu, Türkiye'de ve dünyadaki derin devlet oluşumunu açıklayan ve bence herkesin okuması gereken bir kitap. Özellikle bugünlerde tv dizilerine konu olmuş ve Türk derin devlet masallarının ne kadar hayali olduğunu anlamak için bile bu kitap okunmalı. Mahir Kaynak'ın Susurluk ve Uğur Mumcu cinayeti ile ilgili tespitleri ilgi çekici. Kesinlikle tavsiye ederim.
çok güzel bir kitap bu konuda bilgi sahibi olmak isteyenler için önemli bir kaynak aşağıdaki yazıyıda yazar ö.lütfi mete yazmıştır. Cehennem 'Derin Şirket' kusar Bir yayınevinin Profesör Mahir Kaynak ve benimle yapılan mülakatlardan oluşturduğu 'Derin Devlet' isimli kitap için Akşam'dan Aykut Aykanat'ın ikimizle yaptığı söyleşinin gazetedeki başlığını görünce
Bir yayınevinin Profesör Mahir Kaynak ve benimle yapılan mülakatlardan oluşturduğu 'Derin Devlet' isimli kitap için Akşam'dan Aykut Aykanat'ın ikimizle yaptığı söyleşinin gazetedeki başlığını görünce derin derin (!) gülümsedim: - Derin devlet para basıyor! Ömrünüzün 30 yıldan fazlasını, -matbaa çıraklığından yayın yönetmenliğine kadar- gazetecilik çarkında öğütmüşseniz her şey üstüne ukalalık edebileceğiniz gibi böyle bir başlığa da takıverirsiniz! Derin Devlet bulutunun altında tedavül eden cümle varlık için 'para basıyor' ifadesi pek hafif kaçmış. Türkiye'de bugün yüzikiyüz trilyonluk cirolara 'para basmak' derseniz, 'Ya sayı saymayı bilmiyorsunuz, ya da dayak yemediniz' diye kınanırsınız! Oysa bu ülkede Derin Devlet değil 'Derin Şirket' para basar. Kaldı ki 'derin devlet yok, derin çeteler var' demekten de vazgeçmiş değilim. Kurtlar Vadisi'ni yazan ve yapan dostlarım ise Türkiye'deki Derin Devlet açığını 'sanal derin devlet' ile kapatıyorlar. Pek çok vatandaş da bu dizi sayesinde Türkiye'nin hala devlet olduğuna inanmaya devam edebiliyor. Ne var ki benim Derin Şirket'im Polat abimizin de, başkalarının da Derin Devlet lerini döver. Peki Derin Şirket nedir? - Ne olduğu belirsiz, ne ettiğinden belli şey... İşte o şirketin 'ne ettiğine dair' gerçek bir öykü: Bir ilde emniyet müdürü olan arkadaşım gece yarısı faks emriyle sürülür. Sebebi, o günkü 'birader'in verdiği talimatla sanığı salıvermemesidir. İktidar değişir; arkadaşım zamanın içişleri bakanı ile görüştürülürken aldığı teklifi aktarır: - Bana İstanbul'un filan ilçesinin emniyet müdürlüğünü önerdiler ama ayda -1991 ile 1995 yılları arasının parasıyla- yedi milyar lira ödemem şartıyla! (Hikayenin hakikatinden emin olup hukuki belgelerine sahip bulunmadığım için zamanı nokta atışıyla belirtmedim.) Bu söylem karşısında güngörmüş bakan 'Evladım hiç öyle şey olur mu, sen kenara itilmişliğin öfkesiyle konuşuyorsun' der. Aracılık eden partili 'ağabey' de müdürün ayağına basar ama bir kere ok yaydan çıkmıştır. Genç müdür yeni iktidarın eskisinden farklı olduğunu sandığı için saf saf üsteler: - Efendim gerçeği söylüyorum. İstanbul'dan her ay 40 milyarlık bir haraç toplanıyor ve Ankara'ya gönderiliyor. Orada bazı muhalefet liderleri de dahil cümle 'ekabir' arasında pay ediliyor. İşte Derin Şirket böyle bir şey ama hepsi bu kadar değil! Başından beri her dönemin Derin Şirket'i olmuştur ve olmaktadır. Zira hiçbir iktidar 'Ben Derin Şirket edinmeyeceğim' diyecek kadar temiz, 'Var olanı da ortadan kaldıracağım' diyecek kadar yiğit değildir. Birileri çıkıp 'Cumhuriyet'in kutsal çağına da dil uzatıyorsun' diye gazaba gelebilir. Onlar için başlarını sokmaya devam edecekleri 'serin' ve 'derin' kumlar diliyorum! Özellikle İkinci Meclis'e giren vekillerin ve bürokratların pek çoğu yasal komisyoncu durumundadırlar. Maalesef yolsuzlukları siyasetin önlenemez parçası sayan Gazi'nin tek tesellisi kalmış gibidir: - Hiç değilse karşıtlar değil, devrimlerime inananlar zengin oluyor! Dünün Derin Şirketi'nin meşruiyet temeli devrimler adına gericilikle savaşmaktı. Şimdikinin fetvası ise 'İslam düşmanları' ile cihat!