Can yayınlarından çıkmış "Ve Yedinci Gün" adlı üçlemenin son parçası. Coelho bu kitabında da Simyacı da olduğu gibi okuyucuyu kendi değer yargılarıyla ve ahlâkıyla başbaşa bırakıyor. Kısaca bu kitapta küçük bir köyde sıradan ve monoton bir hayat yaşayan insanların hayatlarını değiştirecek olan 11 külçe altına sahip olmak için köydeki birini öldürüp öldürmeme kararı üzerine gidip gelmeleri konu alıyor. Kitap daha mistik olsun diye aralara dinsel ufak notlar da mevcut. Sonuç bölümünde bir kişinin ölüm kararı veriliyor fakat alıştığımız üzere filmlerde ve romanlarda olduğu gibi "iyi" her zaman kazanıyor...
Paulo Amcamız da her kitabında Hıristiyanlığı konu malzemesi etmeden yazamıyor sanırım. Öncelikle Coelho Amcamızın bu kitabı neden veya nelerden etkilenerek yazdığını öğrenelim.Böylece kitap hakkında genel bir yargıya varabiliriz. Kitap, İncil'den alınan üç cümle ile başlıyor.Özü ise insanın iyi ve(ya) kötü olmasının sorgulanması.Kısacası yazar bu kitapta 'iyi' ve 'kötü'yü sorguluyor. İnsanın özünde ne yatar? İyi mi, kötü mü? Kuşkusuz bu sorunun cevabını Yaşlı Adam'ın hayatında aramalıyız.Çünkü o, Chantal'ın önüne iki seçenek sunuyor. Yaşlı Adam'ın köye gelmeden önceki yaşamına baktığımızda onun zengin bir silâh tüccarı olduğunu öğreniyoruz.Bir gün her şey yolundayken bir gurup terörist, Yaşlı Adam'ın kızını ve eşini esir alırlar.Fakat kaçırma olayının sonunda Yaşlı Adam'ın karısı ve kızı kendi ürettiği silâhların biriyle katledilmiştir.Bu olaydan sonra Yaşlı Adam kendi hayatını sorgulamış ve hayata ironi ile bakmaya başlamıştır.Artık hayattan tek bir isteği vardır: Kendisine iyiyi ve kötüyü öğretmesi.Yaşlı Adam'a göre dünya ya sadece iyi'dir; ya sadece kötü'dür; ya da iyi ve kötü'den ibarettir.Yaşlı Adam bu üç önermeden sadece birinin geçerli olabileceğine inanıyor.(Bak.S-28,29) Yaşlı Adam "On Bir Külçe Altın Oyunu"nu kötü'nün kazanması için oynuyor.Çünkü altınlar çalındığı zaman veya biri altınlar yüzünden öldürüldüğü zaman kazanan 'kötü' olacaktı ve en önemlisi karısını ve kızını öldüren teröristlerin 'kötü' olduğu kanısına varabilecekti.Fakat altınlar çalınmadığı zaman veya biri altınlar yüzünden öldürülmezse karısını ve kızını öldüren teröristlerin 'iyi' olduğu kanısına varacaktı.Bu da onun en büyük korkusunu gerçek kılacaktı: Tüm insanlığın özünde iyi olduğunu ve mutlak adalet kavramının aslında var olmadığını.Bu yüzden Yaşlı Adam'ın asıl amacı bir bakıma Tanrı'dan intikam almak.(Bak.S-179)Bu arada Yaşlı Adam'ın Bescoslulardan 'öldürmek' veya 'çalmak' eylemlerinden birisini gerçekleştirmesini istemesinin nedeni bu iki eylemin Eski Ahit'de sözü geçen "On Emir" olması.Buradan da Coelho'nun Eski Ahit'den etkilendiğini öğreniyoruz. Kitabın 71. sayfasında yazarın "bir Alman filozofu" diye tabir ettiği ve "Tanrı'nın bile bir cehennemi vardır: insanlara duyduğu sevgi." diyerek alıntı yaptığı bu ünlü düşünür aslında Nietzsche'dir.(Bak.Zerdüşt Böyle Buyurdu,Acıyanlar Üstüne)Nietzsche'nin bir başka sözü kitabın 125. sayfasında geçiyor.Yazar Nietzsche'den de etkilenmiştir; çünkü Nietzsche de onu ünlü yapan Zerdüşt Böyle Buyurdu adlı kitabında 'iyi'yi ve 'kötü'yü sorgulamıştır. Kitapta genel olarak iyi ve kötü sorgulansa da bazı kavramlar da sorgulanıyor.En göze çarpanı 'korku'.(Bak.S-91,116,154)Hattâ kitabın 91. sayfasında yazar öyle bir çıkış yapıyor ki paragrafa "Korku,korku,korku." diyerek başlıyor.Daha önce böyle bir çıkışı Coelho'nun hiçbir kitabında görmemiştim. İkinci olarak 'ölümden sonra ceza çekilen yer' sorgulanıyor ve anlatılıyor.Yazar İslâmiyet'deki, Hıristiyanlık'daki, Hinduizm'deki ve Çin'deki bazı inançlardaki 'cehennem' kavramını örneklerle açıklıyor.(Bak.S-92,93,94) Kitabın sonuç bölümünde kahramanımız Chantal Prym yavaş yavaş her şeyi anlamaya başlıyor: Bir insanın öyküsünün bütün insanlığın öyküsü olduğunu anlıyor. Her şeyin aslında bir özdenetim sorunu olduğunu anlıyor. Yaşamın kısa ya da uzun olabileceğini; fakat önemli olanın onu nasıl yaşadığımız olduğunu anlıyor. Yaşlı Adam ise aradığı yanıtı bulamadan köyden ayrılıyor. Özetle Yaşlı Adam 'Şeytan'ı, Chantal ise 'Genç Kadın'ı temsil ediyor. Sağlıcakla ve kitapla kalın
kurgusuyla kitabı elinizden düşüremeyeceksiniz.şeytan ın oyunları gerçekten zekice ve köy halkı ise tipik yurdum insanı.içindeki bir iki anektot ise enfes.
Chantal ve yabancı lakaplı kahramanımız merkezli bu romanın konusu hakkında bilgi vermek gerekirse: Chantal Bescos'ta yaşayan, bekar, zaman zaman turistlerle düşüp kalkan bir bargirldür.Günün birinde yabancı diye adlandırdıkları bir adam çıkıverir ortaya..der ki ben iyi ile kötünün savaşında hangisinin galip geleceğini sizin üzerinizde deneyeceğim,göreceksiniz kötü kazanacak..ama benim amacım bunu göstermek zaten.kötü kazanırsa yani plana göre Bescos'ta biri ölürse, öldürene kazanamayacağı kadar para vereceğim, şimdi bunu saklıyorum şeklindedir kısaca..yabancı Chantal'ın aklını çelmek için uğraş verecektir.Chantal ne yapar ne eder, sonunda..sonu söylemek doğru değildir...çok boş vaktiniz varsa okuyun derim..
Bence bu güne kadar okuduğum en ilginç kitaptı. Yazar hayata başka bir pencereden bakarak gerçekleri çok açık bir dille anlatmış.Farkında olmasakta biz iyi ve kötünün savaşını gerçekten her alanda yaşıyoruz. Paula Coelho bu gerçeği küçük bir hikaye ile çok zekice açmıç. Bence mükemmel bir zeka örneği.Herkese okumalarını yavsiye ederim
insanların para için herşeyi yapacağına inanmıyorum. kitabı beğenmedim. hatta o kadar ki bitiremedim bile. bana kalırsa gerçekten sıkıcı ve saçma bir kitap.
iyi ile kötünün ayrımının çok iyi yapıldığı bir kitap.dünyada kötü her zaman vardır ama iyilik ondan daha güçlüdür bunu öğrendim.iyi ve kötü ayrımını yapamamış olan herkese tavsiye ederim.
Herkesin okuyabileceği bir dilde yazılmış. Kitaba genis perspektiften bakarsak çok güzel. Barındırdığı fikirler hoş, eleştirisel nitelik taşıyor. Ama klasiklesmiş yazılar var okuduğunuzda o görüntüyü aklınızda canlandırmak cok zor olmuyor zaten canlandırmışsınız baska bir yazıda
Bu kitapta iyilik ve kötülüğün nasıl bir savaş yaptığını ve sonuçta iyiliğin nasıl kazandığı anlatılmakta,okuyunca gerçekte iyiliğin daima doğru olduğunu ve bir anlık heves için şeytana uyulmaması gerektiğini öğrendim.Yani iyi olan her zaman kazanır. Geç de olsa farketmez
Paranın önemli olmadığı sakin ve huzurlu yaşamlarını sürdüren bir kasaba halkının, kasabaya gelen bir yabancıyla alt üst olan düzenlerini, para karşısında insanlarda meydana gelen değer yargılarının değişimini konu alan bu kitapta kötü kazanmıştır fakat iyi yada kötüye karar vermek insanın kendi elindedir. Yaşam kısa yada uzun, kötü yada iyi. Amaç, hayatı nasıl yaşamak istediğimize, bireysellik yada toplumsal yaklaşımlara bağlıdır.
Kitapta pek uğranılmayan bir kasabada yaşayan genç bir kadının, kasabaya gelen yabancının kendisine yaptığı teklifle birlikte yaşadıkları anlatılıyor. Özellikle birbirleri ile olan diyalogları çok iyi yazılmış. Karşılıklı hamleler halinde bir müsabaka gibi. Ayrıca konuşmalar içinde anlatılan eski hikayeler gerçekten etkileyici. Okurken mutlaka not almak isteyeceksiniz.
Son yılların popüler yazarlarından Paulo COELHO'nun yedi günlük hikayeleri içeren serisinin üçüncü ve son kitabı. İnsan psikolojisini irdelediği bu üçlemelerde okuyucuya ince mesajlar vermeyi de ihmal etmiyor yazar. Bu son yedi günlük hikaye de nerdeyse kuş uçmaz kervan geçmez küçük bir kasabada yaşanıyor. Kasabadan ne pahasına olursa olsun çıkmak isteyen genç ve güzel Chantal ile kötülüğün temsilcisi esrarengiz yabancı arasında geçen, ilginç ve sürükleyici bir iyi-kötü çatışması.
Şeytan veya kötü, günümüz dünyasında parayla özdeşleşen bu olguların insan üzerindeki etkisini sorguluyor. Dünyanın aksettiği bir sahne olan küçük bir kasabanın yaşadıklarını okudukça bundan kim kaçabilir diye düşünüyorsunuz.Acaba para şeytanın silahımıdır yoksa kendisi mi yada parayı yenerseniz iyiliğe ulaşabilir misiniz?
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsan gerçekten ne kadar iyidir? Aslında bir melek olan Şeytan'ın insanla mücadelesi.. İslami literatüre de vakıf olan katolik yazar Paulo Coelho bu kitabında insanı derin bir düşünmeye sevk ediyor. iyilik için kötülük yapılabilir mi? Kader'in de sorgulandığı bu roman bence simyacı'dan sonra en güzel eseri.. Kitabı okurken kendinizi çok rahat romanın kahramanı ile özdeşleştiryorsunuz. Sık sık kendime acaba ben yerinde olsam nasıl davranırdım. Kasabanın kurtuluşu için ölümü bekleyen birini öldürürmek için harekete geçermiydim? Para herşeyi satın alabilir mi? Ruhu bedeni, hızlı okunan romanın sonu da güzel bitiyor.. kurgusu güzel ve zekice..
Bence Simyacı'dan daha iyi bir kitaptı.Simyacı adlı kitabından daha ayakları yere basıyor bu kitabın.Öteki biraz fantastikti bir yerinde kahraman uçuyordu.Ama bu daha gerçekçi ve öyküsü de güzel.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İyi ve kötü,dünyanın en eski hikayesi.Çocukluğumuzdan beri iyinin ve kötünün anlatıldığı masalları dinleyerek, kitapları okuyarak ve filmleri izleyerek büyüdük.Hepsinde de iyiyi örnek almamız gerektiği söylendi bizlere. O zaman hepimizin iyi insanlar olması gerekmez miydi? Oysa ki hepimizin içinde iyi ve kötü var.Yaşantımız içinde günlük hayatımızda (kitapdaki gibi bir senaryoya bile ihtiyacımız yok) içimizdeki iyinin ve kötünün ikilemine düşeriz.Önemli olan; şartlar ne olursa olsun ki kitaptaki şartlar, insanın aklını çelecek şekilde gayet güzel hazırlanmış, aklımız kötüye kaysa da içimizdeki iyinin mi yoksa kötünün mü galip gelmesine izin verdiğimiz? İzin vermek diyorum çünkü bunu sağlamak bizim elimizde.Kitabın kendine karşı gerçekten dürüst olan kişiler tarafından beğeniyle okunacağını düşünüyorum.Sade bir kurgu, sade bir anlatım ama önemli ve insanı düşünmeye zorlayan bir konu.Yazar, Simyacı da olduğu gibi bu kitabında da başarıya ulaşmış bence.
Kime ya da neye göre doğru? düşüncesini temel alan, hayata bir de karşıdakinin penceresinden bakılması yeteneğini vurgulayan,bir solukta okunan ve piyasadaki kitaplar arasından mükemmelliği ile sıyrılan bir Paulo Coelho klasiği.Okuduğum için çok mutlu olduğum,okurken derin dehlizlere ve zevk denizine daldığım kitaplardan biri oldu. Ama bitirdikten sonra, bir ikincisinin sonra üçüncüsünün gerekli olduğunu da anladım. Tavsiye ederim.
Sanırım Piedra Irmağı'nın Kıyısında adlı yazarın eserinde olduğu gibi acımasız eleştriler almasını beklediğim bu kitap gerçekten Simyacı ile başedebilecek nitelikte.Kimi zaman kitaptan sıkılıp bir kenara attım; kimi zaman ise başından beni uyku ayırabildi.Kitabı bitirdiğimde içimde bir boşluk hissetim.Döndüm ve bu kitabın bana neler kattığını düşündüm.Aslında kitabı sevmediğimi sanmama yol açan yazarın üslubuymuş ama kitabın içeriği mükemmelmiş dedim kendi kendime.Eğer yazarın kitaplarından hoşlananlardansanız kaçırmayın.Ama yazarın hiçbir kitabını okumadınız ise uslüp size oldukça yabancı, belki de sıkıcı gelecektir.