Aşk bir saplatıdır! İşte bize bunun en çarpıcı örneğini sunmuş Orhan pamuk. Okurlardan bazıları sürekli tekrara düştüğünü söylemiş yazarın ama bence alakası yok. Aşk sevdiğimize her gün aynı duygularla bağlı olduğumuzun nişanesi değilmidir. Hergün aynı duyguyu yaşayamazsak nasıl aşık olduğumuzdan söz edebiliriz ki. Orhan pamuk harika bir iş çıkarmış...Herkes okusun
Orhan Pamuk'un bu romanını okurken Kar,Yeni Hayat ve hatta Benim Adım Kırmızı romanlarından sanki bir şeyler buldum. Ve bu da benim hoşuma gitmedi. Uzun tasvirler yaparak okuyucuyu etkilemeye gitmiştir Pamuk. Fakat bunda Ahmet Hamdi Tanpınar kadar başarılı değildir. Ayrıca yine A.H. Tanpınar klasiği olan eşya betimlemeleri ve ruh tahlillerini tatmin edici bulmadım...
orhan pamuk'un en güzel romanı. sanki, eski divan şairlerimizin büyülü gazellerinden birini okuyordum. kemal'in ölüm tanımayan aşkı, füsun'un güzelliği, feridun'un sabrı, çukurcuma sokakları, nişantaşı'nın havalı butikleri, sibel'in hanımefendiliği, zaim'in dostluğu, 1956 model chevrolet araba... tekrar tekrar okunası ve okutulası bir eser.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gerçeği mi istiyorsunuz..... söylüyorum <br />Nobel ödülü hatırına bitirdim. Gereğinden fazla uzatılmış hikaye gereksiz detaylar ... Bunlar Müze için yapıldı densede çok sıkıldım bitirdim ama birde bana sorun.
ayrıntılara çok girilmiş evet ama bu kitabı dahada okunur kılmış.Aşk acısını okuyucuya bu kadar iyi hissettirmesinin sebebi bu bence.İlk sayfalarda sonrasını merak ediyorsunuz ve uykusuz geceler sizi bekliyor fakat ilerledikçe ortalarda (ki bu ev ziyaretlerini anlattığı bölüm) bunaltıyor ve ne zaman bitecek hissi uyandırıyor.Sonu sanki Belgin Doruk Ayhan Işık filmi tadında.Sonuç olarak ben beğenerek okudum. insanı okuduğuna pişman etmeyen güzel bir roman.Tavsiye ederim.
Net bir anlatım, gözünüzde çok iyi canlandırıyorsunuz ama gereğinden fazla ayrıntıya girmiş. Okurken ben bu sayfaları okudum hissine kapılıyorsunuz. Ama yine de çok teşekkürler
kitap konu olarak çok güzel fakat çok ayrıntıya giriyor.bana göre fazla akıcı değildi.ortalarında sıkıldım.kitabın başında ve sonundaki 100'er sayfada daha fazla zevk aldım.güzel bir aşk hikayesi.bir erkeğin böyle bir aşkla bir genç kızı sevebilmesi beni çok etkiledi.
Orhan Pamuk'u klasik Türk edebiyatı gözlükleri ile yorumlamamak gerekir.
Onun romanlarında Yaşar Kemal'in İnce Memed'i gibi sevda destanları göremezsiniz belki. Ya da Tarık Buğra'nın Küçük Ağa'sındaki destansı milli öyküler de bulamazsınız. Halide Edib'in Sinekli Bakkalı'ndaki şehrin kıyısındaki, köşesindeki insanların hayatlarını da göremezsiniz. O direk olarak mutlu azınlığı inceler. Mutlu azınlığın, ufak mutsuzluklarından kocaman bir roman çıkarır. Belki dünya okuyucusu işte bu özelliği nedeniyle Orhan Pamuk okuyor. Büyük duygularla destansı romanlar yazmak yerine ufak, ufak şeylerden büyük anlamlar çıkararak romanlar yazmak.
Masumiyet Müzesi, yazarın en iyi kitapları sıralamasında ilk üçe girer. Kemal ile Füsun'un aşkı, bildiğimiz Türk filmi tadında aşklara benzemez. Kemal ile Füsun'un aşkı, dönemin ahlak kalıpları arasına sıkışmış ve bu nedenle bir türlü kavuşamamanın verdiği sıkıntı nedeniyle, kendi içerisinde barındırdığı küçük olaylardan bile mutluluk çıkarabilme yeteneğine bağlı bir aşktır biraz da.
Yıllar yılı, akıcı bir kurgu içerisinde, zaman ve mekanın gözümüze sokulacak şekilde belirli olduğu romanları okuyan Türk okuyucusunun Orhan Pamuk'un romanları ile bir anda barışması zor. Ayrıca kendisinin Türkiye Devletinin resmi ideolojisi karşısındaki muhalif duruşu nedeniyle, ülkenin vatan hainleri sıralamasında üst sıralarda yer alan bir yazar olduğu da düşünülürse, Orhan Pamuk'un beğenilmemesinin nedenlerinden birisi de açığa çıkmış olur.
Roman aslında çok güzel.Merakla bekliyorsunuz sonraki sayfaları.Sadece ayrıntının çok fazla olması romanın çekiciliğini birazcık azaltmış.Ama herşeye rağmen zevkle okudum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk kez Orhan Pamuk okuyorum. Hayal kırıklığı yaşadım. Nasıl olup da Nobel ödülü alabilmiş şaşırdım. Vasat bir aşk romanı. Üstelik masum olmaktan çok, cinsel içerikli bir aşk. Çok fazla detaylar, tasvirler insanı boğuyor. Detayların edebi değeri olduğunu düşünenlerin aksine, basit ve gereksiz ayrıntılar, tekrarlar ve uzantılar olduğunu düşünüyorum. Okumasanız da birşey kaybetmezsiniz. Ancak klasik Türk filmlerinde rastlanabilir bir hikaye..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha önce Orhan PAMUK okumadım,yazarın diğer eserleri de böyle midir bilmiyorum ama çok fazla detaya girmiş olması yordu açıkçası, çok iyi bir kitap diyemiyeceğim ama okumuş olmaktan mutluyum....
“Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.” diyordu Nobel ödüllü edebiyatçımız Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi adlı son romanında.<br />Yaşamımın sonunda “Nasıl bir hayat yaşadım?” sorusuna nasıl cevap vereceğimin merakı geldi içime oturdu kitabı kapattığımda…<br />
Okuyamazsın , tekrarlar , tasvirler çok fazla dediler fakat okuduktan sonra o tekrarların ve tasvirlerin kitabın en etkileyici bölümleri olduğunu gördüm.Sonuç olarak da beğendim.Füsun'un bu süre içinde neler hissettiği de bilmek isterdim.
Orhan Pamuk'un en sevdiğim kitabından birincisi haline geldi bu kitap. Uzak ve fakir bir hısmına aşık olan Kemal'in aşkını, bu kadar çok aşık olan bir adamın iç dünyasını anlatan bir kitap. Kitap sadece bir aşk romanı değil, aşkın yaşandiği dönemin Türkiye'sini de bize yansıtıyor yazar. O dönemin Türkiye'sine, pek de değişmemekle birlikte, bekaret, kadın-erkek ilişkilerine bakış, fakir-zengin ayrımına yapilan göndermelerle bizi götürüyor kitap. Bazı bölümlerini gereksiz bulduğumu söyleyebilirim. Fakat öyle tatlı bir anlatımı var ki kitabın, her karesi bir Türk filmi şeridi gibi gözümde akıp geçmekte kitap okurken. Betimlemeleri, anlatımı, sıfatları, cümleleri yan yana dizişi harika. Kitabı çok beğendim ve uzun olmasına rağmen bir hafta gibi kısacık bir sürede bitirdim.Mutlaka okunmalı!
kitabı genel olarak düşünürsek hakkını vermek gerekir ki aşkı çok iyi, olması gerektiği gibi anlatıyor. ancak aralarda çok fazla ayrıntıya girilmesi biraz sıkıyor(özellikle kemal'in füsun'a kavuşmasına kadar geçen yerleri büyük bir sabırla okumaya çalıştım). kemal'in aşkını bir takıntıya, hastalığa dönüştürmesi dışında gerçek bir aşk hikayesi ama bana kalırsa kemal'in hisleri daha baskın, füsun'dan o kadar etkilenmedim. en çok etkilendiğim olay da füsun'un bilerek kaza yapması ve bunun sonucunda ölmesi. kemal'in aşkı bunu hak etmiyordu. şunu da söylemeden geçemeyeceğim ki kitabın anlattığı o masumiyet müzesini görme isteği bende gerçekten oluştu. aslında tavsiye edilebilinecek, hikayesinden örnek alınabilecek bir kitap, sabırla okumak gerek, sonu beni üzdü açıkçası. yine de yeniden okumak isteyeceğimi hiç zannetmiyorum. belki çok uzun bir süre sonra...