Bir gün kapınızın önünde bir güvercin görseniz, evinizi terkeder misiniz?Tabiki hayır derseniz Jonathan Noel'in öyküsü size ilginç gelecektir.Jonathan Noel yıllardır bir bankanın bekçiliğini yapmaktadır.bütün yaptığı da,bankanın müdürünü karşılamak,arabasının
kapısını açmaktır.Paris'te bir çatı katında yaşamakta, bu katın sahibi olmaya çalışmaktadır.Bir gün karşısına çıkan bir güvercin,bu sıradan insanın tekdüze yaşamını altüst eder...kitap kendini böyle tanıtmış.bir güvercin, yıllardır hayatında bir değişiklik olmadan planlı bir şekilde monoton ve kaygısız yaşam süren kahramanın hayatını altüst eder.artık kaygı duymaya başlar.bir otele yerleşir.o gün ilk defa müdürün arabasının kapısını açmayı unutur.öğle yemeğinde ilk defa kurabiye yer.ilk defa parkta bankın üzerinde süt kutusunu unutur.ve ilk defa yırtılan pantolonunu bantla tamir etmeye çalışır.karşısına çıkan bir güvercin bütün aksiliklerin kaynağıdır.çıkan bir fırtına sonrası yaptığı iç hesaplaşmadan sonra yalnızlığının farkına varır ve aslında kendi deyimiyle öbür insanlar olmadan yaşayamayacağının farkına varır,bir nevi "insan sosyal bir varlıktır" meselesi.Jonathan Noel tek kişilik dünya uykusundan uyanıp hayata merhaba diyor.
yazarın kalemi oldukça güçlü,en sıradan olayları bile detaylı ve estetik bir biçimde işleyebiliyor.psikolojik eserleri sevenlere tavsiye ederim.