Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Müfessirin kim olduğu tartışmalı olsa da yine de Arabi'Nin görüşlerinin yansıtılmadığı söylenemez. Farklı bir açıdan Kur'an'a bakarak anlama ufkumuzu genişletme fırsatı sunmakta. Ancak lafzi anlamın yanında anlaşılması gerekli.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cilt ve kağıt kalitesi oldukça güzel, 'biraz daha oku' dedirtircesine teşvik edici bir biçimde. Ancak 2.cilt hasarlı şekilde elime ulaştı, kitapyurdunun bu kadar zamandan sonra daha özenli çalışması gerekir diye düşünüyorum. İlim ve fayda verici bir kitap, dilin ağırlığı pembe roman okuyucuları için sıkıcı gelebilir; ancak meraklısı için öğretici bir nitelikte.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
çok güzel ve farklı bir meal. şey muhyidin yine farklı manalar vermiş. daha çok tefekküre yönelik. zihin açıcı bir eser. farklı anlamalara meraklı olan herkese tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur." (İsra 81) ayetinin sırrı açığa çıkana kadar herkes istediği kişiyi ya da sevdiği kişiyi savunsun dursun. İsteyen İbni Teymiyye taraftarı olsun isteyen Muhyiddin Arabi (K.S) taraftarı. Kişi sevdiği ile beraber olacağına göre her iki tarafta üzülmesin. Ama bilsinler ki ancak bir taraf ehli sünnet. Onu da elbette Ahirette bilecekler. Rabbim her zaman doğruyu savunanlardan eylesin cümlemizi. Kimin tarafımda olduğumunun işareti yazımda mevcuttur.
(Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler. " (Meryem 75)
"Sizin dininiz size, benim dinim de banadır." (Kafirun 6)
sayın emre bey bizim elimizde bir kitab varda oradan mı? yazıyoruz. bunun yanısıra düşündüğüm asıl nokta var ki bence muhyiddin arabi'yi vazgeçilmez kılan başka unsur etkenler ve cemaatler var düşünün sana, siz bugün hangi cemaati analiz edecek olursanız arkasında muhyiddin arabiyi dehşetle öven yani cemaatlerinin vazgeçilmez adamı olan muhyiddin arabi vardır sadece bu mu muhyiddin arabiyi reddettiğiniz zaman kimleri saf dışı bırakmış olursunuz bilemezsiniz mevlanadan tutunda bilmem hangi tefsirleri yazan adamlara kadar. ama aşağıda yazmış olduğum delil gözardı edilemez heralde demi? şunu bir düşünün ilginçtir ben arabinin panteizm felsefesini benimsediğini iddia etmemiştim lakin ben muhyiddin arabinin hulul felsefesini benimsediğini söyledim. bu iki görüş arasında fark vardır ama bu farkı islama sorduğunuz zaman size şunu diyecektir; allah hiç bir şeye benzemez ve hiç bir şey onun dengi değildir. evet islamın temel inançları arasındadır bu. ama insana tuhaf gelen bir şey var aşağıdaki yazdığım bir ön bilgi mahiyetinde olan ithamların açıklaması yoksa ki ben hiç bulamadım. o zaman muhyiddin arabi gibi biri bu hataya nasıl düştü? ki bakın ben bunlarla yetinmedim vahdet konusunda iddia edilen ayetlere ve hadislere de baktım şunu gördüm ki tamamen selefi salihinin metoduna aykırı bir şekilde tevil edilmiş, hadislerde öyle yada uydurma. evet nasıl düştü bu hataya büyük bir hataya muhyiddin arabi? bence bu sorunun tek bir cevabı var evet çünkü başka bir şey düşünemiyorum buda şeytanların ve kafir cinlerin etkisiyle olmuştur. düşünün bu adamlar yani allahın kendisine hulul ettiğini iddia eden bakın bazı adamlar kendileri açık açık söylüyor bana allah hulul etti diye, evet bu adamlar havada uçuyor, suyun üzerinde yürüyor, başka biriyle konuşulan şeyleri sanki duymuş gibi çok uzaklaradan haber ediyor hiç yemek yokken siz durun ben yemek getiriyim diyor ne bileyin olağan üstü daha farklı şeyler evet tüm bunları bence şeytanın yardımıyla yapıyorlar. elbette allahın bazı veli kullarında daha farklı kerametler sadır olmuştur ama bu allahın dostları şeriate ters bir şey asla yapmamış kimselerdir bazı sahabelerde karamet olmuştur ama onların istediği zaman değil. yine bu adamlar şeriate ters olan şeyleri iddia ediyorlar ve diyorlar ki biz batın ehliyiz, zahir bizi ilgilendirmez lakin bu yanlış bir sözdür imam gazali ihyayı ulu.'DE diyorki kim batının zahire ters düştüğünü iddia ederse o küfre imandan daha yakındır. bence şunu iyi kavramak lazım şeytanın dostları ile allahın dostlarının farkını bunu iyi kavrayabilirsek durum bize apaçık ufuktan gülümseyecektir. fi emanillah
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
bana göre muhyiddin ibni arabinin en önemli eserlerinden biridir.Futuhat-ı mekkiye ve füsusul hikem gibi eserlerini okuduysanız bu kitabı teğet geçmek bir eksilik olur.Ayrıca şaşırdığım bir konuda şu hala bazı insanlar imam gazaliyi ibn arabiyi bir filozof olarak görmeleri ve eserlerini eleştirmeleri ayrıca panteizmle suçlamaları çok yanlış. yeteri kadar bilgi edinmeden önyargılı yaklaşımlar kişiyi dinden bile çıkarabilir.Şu hadis-i şerifi hatırlayalım " BİR MÜMİN BİR MÜMİNE KAFİR DERSE MUHATABI DA İMANLI İSE KENDİSİ KAFİR OLUR." olay bu kadar basit. hala panteizmin tasavvufi bir görüş olmadığı ve vahdeti vücud meselesinin apayrı bir şey olduğunu apaçık ortada. daha vahdetin ne olduğunu bilmeyenlerin vücuddan anlayacakları sadece vücuddur.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser İbni Arabi'ye değil öğrencisinin öğrencisi diğer bir alim Abdulkadir Kaşani'ye aittir.İlgilenen arkadaşlar Muhyiddin Ibn Arabi Societynin şeref üyesi olan Prof.Dr.Mahmut Erol Kılıç Beyden ayrıntılı bilgi alabilirler.
IBN-İ ARABİ, "BİZİ TANIMAYAN ESERLERİMİZİ OKUMASIN " demiştir. Muhyiddin İbn-i Arabî, Derin bir imana ve yüksek maneviyata sahip olan, Allah'ın kendisine büyük kabiliyetler bahşettiği büyük bir İslam âlimidir. Ünlü hadis âlimi İbn Hacer-el-Askalani, İbn Arabî hakkında;"Kur'an ve Sünnet hakkında yüksek bir bilgiye sahipti. Ayrıca diğer disiplinlere de katıldı. Birçok âlimden hadis öğrendi.diyerek onun sahip olduğu ilme dikkat çekmiştir. Muhyiddin Arabi'nin ESERLERİNİ OKUYAN BİR KİŞİ, BU MÜBAREK ZATIN İLMİNİN DERİNLİĞİNİ, üslubundaki hikmeti, samimiyetini ve ufkunun genişliğini kolaylıkla fark edebilir. İLM-İ LEDUN’A HAİZ OLUŞU; Hazreti Muhyiddin, o gaybbîn gözüyle bazı hakikatleri keşfedebilmesi, bazı gaybî haberler verebilmesi Allah'ın ihsanı olan ilham esintileriyle, hâlihazırdaki durumu apaydınlık gördüğü gibi, Allah'ın lütfuyla, geçmişi-geleceği de önündeki kitabın sayfaları gibi görüp okuyan, açık-kapalı tevillerde bulunan bir meşrebin kutbu ve harika bir zattır. Bu arada, onun geleceğe ait hâdiselerden bahsetmesi, meselâ, falan tarihte şöyle bir şey, filan tarihte şöyle bir şey ve filan tarihte de şöyle bir şey...olacak demesi, onda, oldukça açık ve herkesten farklıdır. Vâkıa, birçok Hak dostu, Allah'ın emri ve izniyle, benzeri şeyler yapmışlardır ama, onun kadar açık ve ileri değillerdir. İşte Hazreti Muhyiddin'in, eğer Kur'ân, eğer Sünnet, eğerse kendi ilhamlarına dayanıp söylediği şeyler haktır. Ancak kendisine sembollerle anlatılan, mesleği, meşrebi, vazifesi ve devri itibarıyla, teviline kapalı olduğu bir kısım meselelerde, Sünnet'e muhalif beyanlarda bulunmuştur ki, İmam Şârânî, Molla Câmi gibi ehl-i tahkik, mâkul tevillerle, Hazretin anlatmak istediklerini anlatmaya çalışmışlardır. O bütün benliğiyle Allah'a yönelmiş, mahiyetiyle melekleşmiş, Rabbimiz de onun melekleşen mahiyetine bir lütuf olarak, ona ruhlar ve ruhanîler seviyesinde bir letâfet vermiş. Bu letâfet sayesinde, eşyanın hakikatine, hatta geçmiş ve gelecek zamanlara nüfuz ile geçmişteki müphem vak'alardan, gelecekteki meçhul hâdiselerden, meselâ Devlet-i Âliye'nin kuruluş ve gelişmesinden, bir kısım tarih çapındaki önemli vak'alardan; meselâ 4. Murad'ın altı ayda Revan'a gidip Revan'ı fethedeceğinden ve benzeri daha bir sürü şeyden bahsetmektedir. Bu arada Edison'u hayret ve takdirlere sevk eden "Fütuhat”taki elektrik bahsi de zikredilmeye değer kerametlerdendir. MENKİBELERİ"Bir gün Tunus Limanında idim. Vakit geceydi. Kıyıya yanaşmış gemilerden birisinin güvertesine çıktım. Etrâfı seyretmeye başladım. Denizin üzerinde ay doğmuş, fevkalâde güzel bir manzara teşkil ediyordu. Bu manzarayı Cenâb-ı Hakk'ın her şeyi ne kadar güzel ve yerli yerinde yarattığını tefekkür ederken dalmıştım. Birden ürperdim. Uzaktan uzun boylu, beyaz sakallı bir kimsenin suyun üzerinde yürüyerek geldiğini gördüm. Nihâyet yanıma geldi. Selâm verip bâzı şeyler söyledi. Bu arada ayaklarına dikkatle baktım, ıslak değildi. Konuşmamız bittikten sonra uzakta bir tepe üzerindeki Menare şehrine doğru yürüdü. Her adımında uzun bir mesâfe katediyordu. Hem yürüyor hem de Allahü teâlânın ismini zikrediyordu. O kadar güzel, kalbe işleyen bir zikri vardı ki kendimden geçmiştim. Ertesi gün şehirde bir kimse yanıma yaklaşarak selâm verdi ve; "Gece gemide Hızır (a.s) ile neler konuştunuz? O neler sordu, sen ne cevap verdin?" dedi. Böylece gece gemiye gelenin Hızır (a.s.) olduğunu anladım. Daha sonra Hızır ile zaman zaman görüşüp sohbet ettik, ondan edeb öğrendim."Bir defâsında deniz yolu ile uzak memleketlere seyahate çıkmıştım. Gemimiz bir şehirde mola verdi. Vakit öğle üzeriydi. Namaz kılmak için harâb olmuş bir mescide gittim. Oraya gayr-i müslim bir kimse de gelmiş etrâfı seyrediyordu. Onunla biraz konuştuk. Nebi ve rasullerden meydana gelen mûcizelerle evliyâdan hâsıl olan kerâmetlere inanmıyordu. Biz konuşurken mescide birkaç seyyah geldi. Namaza durdular. İçlerinden biri yerdeki seccâdeyi alıp havaya doğru kaldırarak yere paralel durdurdu. Sonra üzerine çıkıp namazını kıldı. Dikkatlice baktığımda onun Hızır olduğunu anladım. Namazdan sonra bana dönerek; "Bunu, şu münkir kimse için yaptım" dedi. Mûcize ve kerâmete inanmayan o gayr-i müslim, bu sözleri işitince insâf edip müslüman oldu."Hz. Peygamber'i rüyada görüyor ve onun emriyle Fususu'l-Hikem isimli meşhur eserini yazıyor. 631/1232'den sonra ise Divan'ını vücuda getiriyor. Son senelerini ise yazımına daha evvel başladığı Futuhâtı tamamlamak, yeniden düzenlemek ve düzeltmeler yaparak geçiriyor. Şafiî kadısı Şemseddin Ahmed el-Hûlî bir hizmetçi gibi onun ihtiyacını karşılıyordu. Hanefî kadısı ise İbn Arabî'nin bir bakışından çıkardığı mânâ ile kadılık görevini terk edecek kadar ona bağlı idi. KABRİNİN KAYBOLMASI VE BULUNMASIOsmanlı sultanlarından Evliyâullahı çok seven, "Padişahı âlem olmak bir kuru dâvâ imiş, Bir mürşide bende olmak her şeyden âlâ imiş" buyurarak bir mürşide uymanın ehemmiyetini ve Allah dostlarının kıymetini en güzel biçimde ifade eden Yavuz Sultan Selim Han, Çobanın verdiği bu haber üzerine Sultan Selim Han derhal orayı kazdırır. Bir de bakarlar ki, MUHYİDDİN İBN ARABİ HAZRETLERİ'NİN MÜBAREK NAŞI, SANKİ DAHA YENİ DEFNEDİLMİŞ GİBİ TAPTAZE, PIRIL PIRIL, HİÇ ÇÜRÜMEDEN OLDUĞU GİBİ DURUYOR. Sultan Selim Han hemen o büyük velinin nâşını çıkarttırıp, orayı temizlettirir, kabrin üzerine de güzel bir türbe yaptırır. O mübareği tekrar oraya defnettirir. Bu türbenin yanına da bir cami ve imaret yaptırır, orayı herkesin ziyaretine açar. Böylece Muhyiddin İbn Arabî'nin asırlar öncesinden verdiği haber gerçekleşmiş "Sin" "Şın"a girince Kabri meydana çıkmıştır. Böylece "Sin" den maksadın Sultan Selim, "Şın"dan maksadın da Şam olduğu anlaşılır. TABİİ ASIRLAR ÖNCE VEFAT ETMİŞ BİR ZATIN CESEDİNİN ÇÜRÜMEMESİ, OLDUĞU GİBİ TAPTAZE KALMASI HİÇ ŞÜPHESİZ ONUN BÜYÜK BİR VELİ VE ALLAH DOSTLARINDAN OLDUĞUNA DELALET ETMEKTEDİR. LÜTFEN TANIMADIGINIZ İNSANLAR HAKKINDA DOGRU DÜRÜST BİLGİNİZ YOKSA SUÇLAYICI KONUŞMAYALIM!!!!!!!!!!!!
sayın dirar, bildiğiniz gibi bu kitap arapçadan dilimize çevriliyor.cümleler ve paragraflar bir bütünlük içerisinde okunduğu zaman yazarın anlatmak ıstedıgı hakkında bır kanı olusur.bu adam dediğiniz zat, butun ıslam çevresi tarafından itikadi ve içtihad yönünden kabul görmüş ve alimler tarafından eserleri kaynak olarak gösterilen endülüslü mübarek bir alimdir.bu bır tefsir çalışmasıdır.unutmayın ki Ku'ran-ı Kerim arapçadır,zatın lisanıda Arapçadır.o Zaman neyi tefsir etmiştir diye düşünmek gerekir.buradan şu sonucu çıkarabiliriz ayetler yazıldığı anlamdan daha fazlasını ifade eder yani meal başkadır tefsir başkadır.bakıyorum sizde bu büyük zatın hakkında yorum yaparken aynı hatayı yapmışsınız meal ile örnek vermişsiniz.ayetlerin nüzul sebepleri vardır.bunları bilirsek o Ayetin bize anlatmak istediği hakkında kendi ilmimiz ölçüsünde bir şeyler anlayabiliriz.yani insanın ilmide sınırlıdır.zatta burada kendi ilmi ile bunu başaramayacağını bu eserin kendisinin ilmi ile değil Allah (c.c)'ın tasarrufuyla ona nasip olduğunu anlatmaya çalışmış.son olarak bu eseri okumanın hem size hemde bize büyük bir kazanım getireceği inancındayım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İbn Arabi, çogu müslüman tarafından islam dünyasının en büyük alimlerinden sayılan, gayri müslimler tarafından daha fazla değerlendirilen zat...Bakın bu zat BU MEALİNİN, ÜNLÜ ABDEST AYETİ OLAN MAİDE 6.AYET İÇİN NE DİYOR?Bence bu meal araştırmaktan korkmayan,düşünen,irdeleyen ve aklını kullanmayı başarabilen her müslümanın evinde bulunmalı...Özellikle de KATI MEZHEPÇİLER(HANGİ MEZHEPTEN OLURLARSA OLSUNLAR!!!!!!!) Bu meali alıp okusunlar...Artık yeter!!!!!!!Irak'ın, Ortadogu'nun durumu ortada...Düşünmeyen,düşünmek istemeyen,düşündürülmeyen müslüman kardeşler birbirlerini öldürüyorlar..... İşin ilginci hemde şayet; doğdukları yerlerin mezhep dokusunu degiştirmiş olsaydınız hiç bir fark gözetmeden karşı mezhebin savunuluculuğunu yapabilecek müslüman kardeşlerimiz........Ne kadar acı....Bir insan dininin kitabını bilmeden, okumadan anlamaya çalışmadan,o dini nasıl yaşayabilir...O dinin mensubu oldugunu nasıl söyleyebilir?Fazla söze gerek yok.ARTIK KATI MEZHEPÇİLER AŞAGIDAKİ AYETLERE DE SANIRIM???!!!! KARŞI GELMEYECEKLERDİR...BELLİ Mİ OLUR?!!! """"Bismillahirrahmanirrahim. Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için KOLAYLAŞTIRDIK. Var mı düşünüp öğüt alan?(KAMER 17,22,32,40) Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, AKILLARINI KULLANMAYAN (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.(ENFAL 22) Onlara, “ALLAH’IN İNDİRDİGİNE (Kur’an’a) ve PEYGAMBERE’E GELİN” denildiğinde onlar, “BABALARIMIZI ÜZERİNDE BULDUĞUMUZ DİN BİZE YETER” derler. PEKİ YA BABALARI BİR ŞEY BİLMİYOR ve DOGRU YOLU BULAMAMIŞ OLSALAR DA MI? (MAİDE 104) Ey iman edenler! Siz KENDİNİZİ düzeltin. Siz doğru yolda olursanız, YOLDAN SAPAN KİMSE SİZE ZARAR VEREMEZ. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman Allah, size yaptıklarınızı haber verecektir. (MAİDE 105) Şüphesiz Allah katında din İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra SIRF, aralarındaki İHTİRAS VE AŞIRILIK yüzünden AYRILIGA düştüler. Kim Allah’ın AYETLERİNİ inkar ederse, bilsin ki Allah HESABI ÇOK ÇABUK görendir. (ALİ İMRAN 19) Size Allah’ın AYETLERİ OKUNUP dururken ve Allah’ın Resulü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? KİM ALLAH’A SIMSIKI bağlanırsa, KESİNLİKLE O, doğru yola iletilmiştir. (ALİ IMRAN suresi 101) Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa, öylece sakının ve siz ancak müslümanlar olarak ölün. (ALİ İMRAN 102) Hep birlikte “”ALLAH’IN İPİNE (Kur’an’a) SIMSIKISIKI SARILIN. PARÇALANIP BÖLÜNMEYİN. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini BÖYLE APAÇIK bildiriyor ki doğru yola eresiniz. (ALİ İMRAN103) Şüphesiz bu (İslâm), tek ümmet (din) olarak sizin ÜMMETİNİZ (dininiz)dir. Ben de Rabbinizim. Onun için SADECE BANA kulluk edin.(ENBİYA 92) (İnsanlar) İŞLERİNİ KENDİ ARALARINDA PARÇA PARÇA ETTİLER. Hepsi de ancak bize dönecekler. (ENBİYA 93) ŞÜPHESİZ BU (İslam), TEK BİR DİN OLARAK SİZİN DİNİNİZDİR. Ben de Rabbinizim. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. (MÜ'MİNUN suresi 52. ayet) (İNSANLAR İSE,DİN) işlerini kendi aralarında PARÇA PARÇA ettiler. HER GRUP KENDİNDE BULUNAN İLE SEVİNMEKTEDİR. (MÜ'MİNUN 53) Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, HER ŞEYE VEKİLDİR. (Zümer 62) O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle ise O’nu vekil edin. (MÜZEMMİL 9) KAFİRLERE ve MÜNAFIKLARA itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. VEKİL OLARAK ALLAH YETER.(AHZAP 48) De ki: “Hamd Allah’a mahsustur. O, AYETLERİNİ size gösterecek ve SİZ de onları TANIYACAKSINIZ. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” (NEML 93) O, Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O’na mahsustur. HÜKÜM YALNIZCA O’NUN DUR. Kesinlikle O’na döndürüleceksiniz.(KASAS 70)"""""