64Yorum
KY-940761
13.04.2012
Değişen toplumsal yaşamın(kent-kır) içerisinde kentte yaşayan ve yaşamk zorunda kalan müslümanın nasıl olması gerektiği ve kentli dindar kırsala hapsedilmiş dindarlığın özüne dönüp kent dindarlığına dönüşeceğini uzun uzadıya zaman zaman tekrara düşerek anlatmaya çalışmış Mehmet Altan.
aragonit
25.03.2012
Mehmet Bey Bence üstüne vazife olmayan bir konuda oldukça emek harcayarak Hristiyanlık ile Müslümanlık arasında benzerlikler ve zıtlıkları bulmaya çalışmış. Kendince bir profilin tarifini vermiş. Kent dindarı diye bir karakterin resmini çizmeye çalışmış. Yeni bir Toplum için kemalist baskı ile oluşturulan modelin eleştirisi yapılırken kendi toplum modelini ve mühendisliğini ortaya koymaya çalışmış. Kapitalizm in doğasının İsevilikten geçtiğini ve Müslümanlığın bu yorumu ile ne demokrat nede kapitalist olabileceği konusunda saçma bir vargıya erişmiş.
garib2661
10.03.2012
Kent Dindarlığı tabiri üzerinde epeyce durulmuş. Zaman zaman tekrarlara düşülmüş olması eksiklik. Sıkılmadan okunabilecek bir kitap.
neptun2322
Kitapkurdu
19.01.2012
Kentteki dindar insanların yapısını farklı bir gözle analiz ediyor. Kitabı okuyunca bakış açınız değşecek ve olaylara farklı bir gözel bakıyor olacaksınız. Tavsiye ederim.
mgt66
13.01.2012
önceden okumuş olduğum bir kitap.günümüz dindarların nasıl olması gerektiğini çok güzel tespit ediyor.laiklik temeline oturtulmuş kitap,ötekileştirdiklerimize neden saygı duymamız gerektiğini gösteriyor..eğer bir düşünce kitabı okuyacasanız alın bu kitabı okuyun..
mkaraarslan
14.12.2011
Tespitlerine bayıldım.Dindarlığın nasıl modern ve çağdaş bir hayat biçimi olabileceğini göstermiş.Bence sadece iç dünyada değil hayata tatbik edilebilen olduğu anlaşılmalı
denizmavi
Kaşif
31.10.2011
Bu kitap, din kültürüne farklı bir pencereden yaklaşımın ifadesidir.
Burada belli başlı birkaç unsur başarılı bir biçimde harmanlanarak okuyucuya sunulmuş. Bunlardan bazıları; köylerin kentlere akması ile birlikte insanların yaşam tarzında göstermeleri gereken çeki düzenin istenen seviyede gerçekleşememesinin kent yaşamana kattığı olumsuzluklar. Kırsal yaşamda kültürler daha homojenken, inançlar ve kültürler daha benzeş durumda iken, farklı yaşayış ve inançtaki kitlelerin kentlerde bir arada yaşamak ile karşı karşıya kalması ilk etapta çatışmaları doğururken, zamanla bunun bir arada yaşamayı kabullenme kültürüne dönüştüğünü veya dönüşmek zorunda kaldığını, herkesin kendinden farklı olana hoşgörü ve saygı göstermek gerçeği ile karşı karşıya olduğunu böylece de karşımıza ‘Kent Dindarlığı’ profili çıktığını gösteriyor.
Bir diğer unsurda ise yazar, Cumhuriyet kurulurken kurucu kadronun ve çevresinde oluşan halkanın dinden ürktüğünü, din devleti olmayalım korkusu ile dini kontrol altına almaya çalıştıklarını, böylece din devleti olmaktan kurtulunsa da ortaya bir devlet dininin çıktığını, fakat devlet dini din kültürü ve ahlak üretmekte yetersiz kaldığı için dinin yozlaşmaya yüz tuttuğunu, hatta laikliğin çok fazla abartılarak neredeyse bir laiklik dini icad edildiğini ortaya koyuyor. Yazar burada bir adım daha atarak farklı bir iddia daha ortaya koyuyor; Cumhuriyet rejiminin dinden ürkmesi, ahlak üretkenliğinin sona ermesine neden olmuştur, çünkü dini güncel hayata uyarlayacak, ahlak üretecek tekke, zaviye ve tarikatlar ortadan kaldırılmıştır. Evet, burada gerçekten durup biraz düşünmek gerekiyor. Bize tekke, zaviye ve tarikat deyince hep çağın gerisinde kalmış, dünyadan kopuk, üfürükçüleri, muskacıları akıllara getirecek tarifler yapıldı. Halbuki bir Mevlana bugün hepimizin ağzındadır ancak Mevlana tarikatı, dergahları yasaklanıp kapatılmıştır. Hacı Bektaşi Veli bugün en laik kesimin bile dilinden düşürmediği bir tarikat lideridir ama tarikatı yasaklanmıştır. Özbekler tekkesi gibi adı Kuva-i Milliye’nin başarısında ön plana çıkmış tekkeler vardır. Bunlara daha nicelerini eklemek de mümkün elbette.
Bu kitap bende çok değişik ufuklar açtı, tavsiye ederim.
garcia3
06.09.2011
kitap okunması gereken,kent,kentlilik,medeniyet,din algısı gibi pekçok konuda güzel tanımlar içerdiğinden boşa okumuş olmuyor okuyucu.Yazarın türkiyedeki dini hassasiyeti olan ve bunu kendi çocuklarına aktarmak isteyen kesimleri max weber'in protestan ahlakı kavramıyla temellendirmeye çalışması zoraki bir analiz olmuş,ayrıca ülkemizdeki dindar insanların dini bir yere kapak atmak,toplumda statü,prestij kazanmanın bir aracı olarak gördükleri yönünde tespiti de belki çok küçük bir azınlık için geçerli olsa da abartılmış bir yaklaşım olarak gördüm.Kitap kent sosyolojisi,din sosyolojisi gibi alanlar için bir miktar bilgi verebilir.Sonuç olarak okuyan boşa okudum demeyeceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Şükrü Kaya
Kitapkurdu
21.08.2011
Günümüz müslümanlarının yaşadığı sorunlarına çözüm örneği olması bakımından okunması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca yakın tarihimizde müslümanlara nasıl bakıldığının bir resmini çiziyor kitap.
derinbaykuş
27.07.2011
Açıkçası kent tanımlaması çok uzun. ama dinin neden her kesimde aynı anlaşılmadığını anlamaya çalışan ve buna kendince bir yorum getiren yazara her yerde katılmaktan çok reçel kavanozunu dışarıdan yalayan birinin yaptığı yorum gibi duruyor
crabe_7
11.07.2011
kitabı okurken kızdığım kitabı okurken hak verdiğim çok yer oldu. ama ben anladım ki bu kitap kendini bana tekrar okutturacak . çünkü mehmet altan ben aradatım objektif olamaya çalışıyorum demiş. ama bence haksız olduğu yerler çok ve direk taraflı yazdığı yerlerde çok . eminim kitabı 2.ye okuduktan sonra üşenmeyeceğim ve kendisine bir mail yazacağım .
Dr. Şerefettin Güler
Kitapkurdu
çok sık tekrarlar var. Ama galiba esas nokta bakış açısının Şeyh Galip mi yoksa taliban mı olacağı üzerine kurulu. açıkçası 200 sayfa değil de derli toplu bir yüz sayfa sanırım yetrli olurdu. Tabii ki din bir tek din ama galiba yorum ve içtihad ve sürekli değişim dinamizminin yakalanması gerektiği anlatılıyor. iyi bir kitap diyelim.
Bilkank
15.06.2011
harcadığım zamana yazık. anlamsız argumanlarla dolu bir kitap, yazar laikliği bir din falan sanıyor galiba. zaten kitabın ismi de saçmalık, kent dindarlığı ne demek yani dinin türleri mi oluyor şimdi herkes istediği dine inanıp istediği gibi yaşamakta özgür başkalarını rahatsız etmediği sürece laik sistem de zaten insanların bu hakkını korumak için kurulmuş bir sistem ama bu adam belli ki sipariş üzerine kitap yazıyor bide üstüne kendini entelektüelmiş gibi gösterme çabaları içine giriyor
KY-578342
14.06.2011
mehmet altan deyince aykırı bakışlar görmemek mümkün değil elbette, ancak bu aykırılığı yine olduça başarılı ve net bir şekillde anlatmış neden yanlışlar yapılıyor ve dindarlık adına yapılan bu yanlışların kaynağı nedir, bunları anlatıyor. zaman zaman bazı gerçekleri atlayıp uç fikirler sunsa da okunulması gereken bir kitap olarak görüyorum farklı bir bakış ve dindarlık denince çeştili anlamlar olabileceğinin güzel bir derlemesi.
tubilak
28.04.2011
"Mehmet Altan sadece müslümanlarla aynı toplumda yaşayan,aynı zamanı ve mekanı paylaşan biri olmak sıfatıyla sosyolojik bir bakış açısından kendi zihinndeki müslüman imajını tarif ederek değerlendirme yapıyor ....herkes gibi ,dindar müslümanlardan nasıl bir beklenti içinde olduğunu açıklamaya hakkı var ve söylediklerini anlayışla değerlendirmek taraftarıyım...." Ahmet Turan Alkan,
kitabı özetleyen sözler
güzel bir eser ,umarım herkes için faydalı olur,müslümanlardan beklentilerek yazalırken,ya da müslümünlarca ve müslüman geçinenlerce yapılan hatalar sayılırken,sanki toplumun diğer kesimlerinin,burjuvazinin,devletin... hataları es geçilmiş ve yapmaları gerekenlere pek değinilmemiş gibi geldi!!!
Son söz "çare:Benzemeden de birbirine musallat olmadan yaşamayı öğreten kültürdür..."
Okunmalı
reyhani
14.04.2011
türkiyede din ve vicdan özgürlüğü yaşama ne kadar yansıdığını anlatan çok mükemmel sosyolojik araştırmalarıda sentezleyen mutlaka okunması gereken bir kitap...
güm
20.03.2011
Bu kitabı okurken bir kalem de olmalı insanın yanında. Çünkü her satırda beyninde fırtınalar kopuyor insanın. Altı çizilmiş satırlar, sayfa kenarlarına alınmış minik notlar, ola ki bir gün karşılaşma imkanı olursa yazara sorulacak sorular. Kitap bittiğinde mesafe katıyor insana birde tatlı bir yorgunluk.
Mehmet Erman HURŞUTAĞAOĞLU
Kentteki toplumun yaşayışı dini algılayışı, geçmişten günümüze bakış açısının nasıl değiştiği... güzel temalarla işlenen kitabı okumanızı tavsiye ederim. size çok şey katactır.
aise_bil
06.03.2011
Mehmet Altan dindarların ve dindar olmayanlarıın birbirne karşı yaklaşımları ile bunların etkilerinden bahsetmiş.Kendini de dindar olmayan sınıf içinde göstererek genelde nasıl gördüğü hakkında bilgiler veriyor.hoşuma giden tespitleri olduğu gibi diğer yorumcu arkadaşlarında üzerinde durduğu gibi bazı konularda dini bilgi eksikliğinden kaynaklana yersiz eleştiriler de mevcut.Ama genel olarak ortada objektif değerlendirmeler yapıyor.
Gülşah ÖZDEMİR
Kitapkurdu
23.01.2011
mehmet altan kitabı akademisyenliği ve yazarlığıyla birleştirerek yazmış. çok yararlı bir kitap olduğunu düşünüyorum özellikle üniversite öğrencilerine tavsiye ederim. ayrıca genel kültür açısındanda hem bilgi sahibi olmayı sağlıyor hemde kendi iç dünyanızda bir sorgulamaya çıkartıyor...