Türkiye’de tarih konusunda son yıllarda ön plana çıkan Profesör İlber Ortaylı’nın çeşitli dergilerde çıkan makaleleri ile seminerlerdeki konuşmalarını derleyerek kitaplaştırma yarışında en önde giden yayınevi şüphesiz timaş yayınları olmuştur. Şimdi yine timaş yayınlarının İlber Ortaylı’nın derlenecek kıyıda köşede kalmış makalesi kalmadığından olacak ki, sıraya yaşayan hocaların hocası Profesör Halil İnalcık’ın kıyıda köşede kalmış makalelerini, konuşmalarını derlediğini görüyoruz. Bu yöntemin suistimal edildiğine inanıp kızıyorum. Ama sonra dayanamayıp okuyorum. Okuduktan sonra da pişman oluyorum. Burada bir okuyucu olarak pişmanlığım eser ile ilgili değil. Halil İnalcık gibi birinin söyledikleri, not ettikleri şüphesiz çok önemli... Pişmanlığım yayınevlerinin ticaret dışında bir şey düşünmediklerine olan inancım nedeniyledir. Kitabın isimi “Osmanlılar” Yani vurucu bir ismi var. Ama kitapta yer alan makaleler birbirinden o kadar bağımsız ve alakasız ki okuduktan sonra kitabın Osmanlılar hakkında neyi işlediğini anlayamıyorsunuz. Bir kere bu makaleler kesinlikle ve kesinlikle tarih ile akademik olarak ilgilenen tarihçiler için kaleme alınmış ya da bir seminerde yayınlanmış satırlar. Halil İnalcık’ın makalelerini anlayabilmek için bizim gibi okuyucuların önce ciltler dolusu tarih kitabını sindirmemiz gerek. Timaş yayınevinin popüler olan tarihçilerin isimleri üzerinden ticari rant sağlamasına katkı sağladığım için üzgünüm. Halil İnalcık’a olan sevgim ve saygım sonsuz. Ancak bu eseri okumaya aday okuyucular kitabı bitirdiklerinde ne anladıklarına dair bir boşluk hissederlerse bunu kendi tarih bilgilerinin ne kadar zayıf olduğuna bağlasın. Ben böyle yaptım. Böyle yaptığınızda yukarıda getirdiğim eleştiriler için de bana hak vereceksiniz.