Türkiye'nin Asker Sorunu & Ey Asker Siyasete Karışma!
Türkiye'nin Asker Sorunu & Ey Asker Siyasete Karışma!
30Yorum
guever
03.08.2010
hasan cemal gerek gazetedeki köşesinde, gerekse yazdığı kitaplarda 70'li yıllardan beri askeri mantığın, türk demokrasisi için ne kadar zararlı olduğu yaşadığı tecrübeler ışığında anlatan bir yazar olarak saygıyı hak ediyor. türkiye'nin asker sorunu kitabında yakın geçmişe ışık tutarken, türkiyenin asker sorunun aynı zamanda türkiyenin sivil sorunu da olduğunun altını çiziyor...
alibercin
11.07.2010
Türkiyede demokrasinin durumunu anlamak ve halimize acımak için birebir.Sayın Hasan CEMAL i saygıyla selamlıyorum.
96001
Kitapkurdu
07.07.2010
evet işte yılın kitabı. edebiyat alanında yılın kitabı istanbul hatırası olabilir belki. ama yılın kitabı ödülü verilecekse hasan cemal bu ödüle en layık kitabı yazmış. kitabı henüz bitirmedim. ancak önsözü bile okullarda okuma parçası olarak okutulması gereken bir eser. ispanya örneğinden hareket edersek böyle bir ders konusu meb müfredatına bile girebilir. demokrasinin "bu ülke"de tam olarak yerleşmesi için türkiye'nin hakkaten asker sorununu çözmesi gerekiyor. asker bizim askerimiz ama hasan cemalin de belirttiği gibi asker bu ülkenin esas yöneticisi olarak kendisini görmemeli. bu kitap demokrasi yolunda ülkemizde bir taş daha koymuştur inşaata. çok sağlam çok güzel bir taş. elinize gönlünüze sağlık.
memet291
26.06.2010
Yıllardır süreglen bir tartışmadır bu mesele ve Hasan Cemal'de yıllardır gündemindedir bu sorun. İşte ülkenin bu büyük meselesiyle ilgili demokrat kişiliği ile ortaya çıkan Hasan Cemal'in analizleri
ttardutigin
15.06.2010
kitabın baş tarafında mustafa balbay ve özden örnek günlükleri gün gün karşılaştırılıyor. ilginç bir şekilde birbirleriyle örtüşüyor bu günlükler.

siyasete pek aklımın ermediği 1990'lı yıllarda türkiye'nin nasıl yönetilmiş olduğunu gösteriyor hasan cemal bu kitabında. türkiye resmen asker tarafınan yönetiliyormuş yahu. daha doğrusu asker hükümete diyormuş ki; kardeşim sen ekonomiyi idare et. (tabi o da bizim sınırlarımızı aşmamak koşuluyla. gerisine karışma.) genelkurmay başbakana bağlı ama lafta bağlı. başbakan bir iş yapacakken genelkurmaydan izin alıyor. üstelik de yapılan işi aslında asker yapıyor ama sorumluluk hükümete ait. ne güzel lan. hem ülkeyi yönet hem de sorumsuz davran.

asker ülke yönetimine o kadar karışıyormuş ki; bir asker (osman özbek) bir başbakana (necmettin erbakan) kameraların önünde resmen ve alenen pezevenk diyebilyormuş. şimdi normal bir ülkede koskoca başbakana pezevenk diyen asker ne olur? en hafif ceza olarak ordudan atılması lazım. ama bizde adam terfi etmiş...

neyse işte asker türkiye'de her şeyi ama her şeyin en doğrusunu bilirmiş. adeta bir siyasi parti gibi faaliyet gösterirmiş. seçime girmeyen ama her seçimin galibi silahlı bir siyasi parti gibi. özellikle laiklik konusunda dediği dedikmiş. başbakanlar lafta başbakanmış. başbakanlar askerden izin almadan bir şey yapamazlarmış. özellikle 28 şubet dönemlerinde iyice zıvanadan çıkmışlar.

hasan cemal türkiye'nin asker sorununun aslında bir sivil sorunu olduğunu söylüyor. gerçekten de çok doğru söylüyor. askerin bu kadar siyasete bulaşmasına hiç ses çıkarmayan siyasiler bu sorunu çıkardılar. süleyman demirel, mesut yılmaz, tansu çiller. askerin müdahalelerine hiç ses çıkaramadılar. risk alamadılar hele süleyman demirel, acayip tırsıyormuş askerlerden. ama sorsalar darbeyi önledim diyor. darbeyi askerlerin her istediğine he diyerek mi önleyeceksin. e o zaman darbeye zaten gerek kalmıyor ki kardeşim. asker zaten istedikleri olmayınca darbe yapar. istedikleri olduktan sonra darbeye ne hacet.

sonra 28 şubat olmuş filan derken ara hükümet, derken dsp mhp anap hükümeti. asker yine devrede.

sonra ekonomi sarpa sarınca seçim ve 3 kasım 2002 seçimleri. tayyip erdoğa'ın zaferi. tabi tayyip erdoğan'ın zaferi aslında bu kadar basit olmamış. bir sürü ayrıntısı var. belediye başkanlığından alınması, okudğu şiir yüzünden hapse girmesi vs. vs.

ak parti iktidar olduktan sonra da asker hiç boş durmamış. daha ak parti iktidara gelir gelmez darbe tertipleri başlamış. sarıkızlar, ayışığı, yakamoz, eldiven, balyoz, irticayla mücadele eylem planı falan filan.

neyse işte 90'lı yıllardan bu yana asker hiç akıllanmadı. hep toplumu yönlendirme, yönetme peşinde oldu. hep siyasete müdahale etti. ama sonuç itibariyle hiçbir girişiminde muvaffak olamadı. 27 mayıs süleman demirel'i, 12 mart bülent ecevit'i, 12 eylül turgut özal'ı, 28 şubat da recep tayyip erdoğan'ı yarattı. her seferinde bir yeni müdahale daha yapmayı başardılar ama son olarak recep tayyip erdoğan'a fena tosladılar.

gerçi ona da yapmadıklarını bırakmadılar, 27 nisan muhtırası verdiler. eski başbakana pezevenk demişlerdi tayyip'e de adi başbakan dediler.

sonuç itibariyle türkiye'deki asker sorunu aslında sivil sorunudur. asker höt deyince pısan siyasiler yüzünden sorun olmuştur. asker ben kurdum ben yönetirim hesabı siyasete müdahale etmeye alışmıştır. alışmış da kudurmuştan beterdir.

bu arada bir de hasan cemal demokrattır filan ama 28 şubat döneminde o kadar da demokrat takılamamış. mesela erbakan seçimde birinci parti çıktığında kesinlikle iktidara gelmemeli diye düşünüyormuş. refah partisi'nin içinde olmadığı bir koalisyon istiyormuş. dinci filan değil yani. sadece askerin siyasete karışmasına karşı o kadar.
Adem Artan
Kaşif
11.06.2010
Bir ucunda sivillerin, diğer ucunda ise askerlerin olduğu bir tahteravillide gidip gelen bir Türkiye'de siyasetin dar ve dolambaçlı sokaklarında güncel bir zaman yolculuğu yapmak istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız. Askerin zihniyet dünyasına, bu ülkede siyasetçi olmanın zorluğuna özellikle 28 Şubat sürecinden bugüne çok çarpıcı bir ışık düşüren bu kitap, size 1997'den bugüne bir zaman yolculuğu yaptırıyor. Bitmeyen darbe teşebbüsleri, askerlerin olduğu kadar sivillerin zihniyeti üzerinden Türkiye'nin kronik hale gelmiş yetki sorunlarına değiniyor Hasan Cemal.
1997'den bugüne uzanan süreci büyüteç altına almakla birlikte darbe geleneğinin İttihat ve Terakki'den başlayarak 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül'den günümüze uzanan hikayesine ve sebeplerine de eğilen Hasan Cemal, özellikle Özal döneminden başlayarak günümüze uzanan süreçte asker-sivil ilişkileri üzerine mutlaka okunması gereken bir kitap yazmış.
Vakti zamanında yazdığı gazete yazılarından ve akademisyenlerden yaptığı alıntılar, naklettiği hatıralar kitabı daha zevkli ve sürükleyici hale getirmiş.
Kitabı okurken hem ürperecek, hem korkacak, hem sevinecek, hem de nasıl bitirdiğinize şaşıracaksınız. Bir Hasan Cemal klasiği yani.
ayka25
Kitapkurdu
21.05.2010
Ben hasan cemali ilk defa okudum.çok doğru tesbitleri var.kitap mutlaka okunmalı .yakın tarihe 2002/2010 arası çok iyi tahlil etmiş.
merakı
18.05.2010
hasan cemal bu kitabı yazarken sadece kendi duygularını değil miletin içinde beslemek zorunda olduğu kabus niteliğinde duyguları haykırmış güzel bir kitab olduğunu düşünüyorum daha önce kaleme aldığı eserler gibi olması gerekenlere yer vermiştir<br />
alfabeci
Bilge
18.05.2010
hasan cemal den çok hoş bir kitap özellikle türkiyenin demokratikleşme sürecine önemli bir katkı sağlayan bu kitap mutlaka okunmalı.tavsiyemdir.
hayırlısı
Kitapkurdu
15.05.2010
Ömrünün büyük çoğunluğunu gazeteci kimliği ile geçirmiş bir aydın gözüyle askere ve vesayetci zihniyete sağlıklı ve anlamlı eleştiri ve tavsiyeler. Ömürlerinin tamamını halklarından kopuk ve tek düze bir dünyada geçirenlerin yaşama siviller gibi bakmaları pek mümkün gözükmüyor. Muhtemelen sorun kafalarda ve zihniyetlerde. Değişmesi ve özgürleşmesi umudu ile . . . .
1 2