Müthiş bir kitap diyebilirim. 95 sayfa olmasına rağmen o kadar geniş ki zor bitiriliyor . Genel olarak yaşamını amacını bulma çabasında birinin itirafları. Ateizme giden yolda, bilimsellikte bulmaya çalıştığı yaşam koşunu, her şeyden uzak dinsel öğretiler bulan bir dahinin anıları. Kitabın arka sayfasındaki seyyah hikayesi her zaman örnek verilecek türden. “Seyyah, hayvanlardan kurtulma için susuz bir kuyuya atar kendini. Orada kuyunun dibinde bir ejderha görür. Onu yutmak için ağzını açmıştır. Yırtıcı hayvan tarafından parçalanmamak için yukarı çıkmaya cesaret edemeyen, ama ejderha tarafından da yutulmamak için aşağıya atlayamayan bu zavallı, kuyunun duvar taşları arasındaki bir dalı yakalar ve ona sımsıkı tutunur. Elleri uyuşur az sonra, kendini her iki tarafta bekleyen felaketin kucağına düşeceğini hisseder, ama hala sımsıkı yapışıp durmaktadır dala. O sırada biri beyaz iki farenin onun tutunmakta olduğu dalın çevresinde dolandıklarını ve dalı kemirmeye başladıklarını görür. Birkaç dakikası vardır. Dal kopacak ve o da canavarın ağzının içine düşecektir. Seyyah bunu görür ve kutumla şansının olmadığını bilir. Ama havada debelendiği sürece çevresine bakınmaktadır. Çalının yapraklarında bal damlaları görür. Dilini uzatıp bunu yalamaya koyulur. İşte bende aynı, beni parçalamaya hazır olduğunu bildiğim halde, hayatın dallarına tutunuyorum ve bu azaba niye düştüğümü bir türlü aklım almıyor ve şimdiye kadar bana teselli vermiş balı emmeyi deniyorum. Ama bal ta vermez oldu artık; beyaz ve siyah fareler gece gündüz tutunduğun dalı kemirmekteler”… bu müthiş hikayeye ne denebilir ki bir insanın hayatında yaşadığı çelişkiler ancak bu kadar iyi açıklanır. kesinlikle okunmalı...