Kİtabı oldukça okuyan okuyuculardan biriyim.Arkadaşımla birlikte kimi beden dili anlatımları üzerinde tartışmalarımız bile oldu.
Kimi hareketlerin ne mana taşıdığı, hangi kalıplar içerisinde insanları tanımamıza imkan vereceği hususundaki anlatımların pek çoğuna katılmıyorum. Evet bedenin bir dili var, tıplı herkesin birbirinden farklı karektere sahip olması gibi. İnanları tanımamızda bize yardımcı olaracak kimi hareketleri okuma adına yada bizlerin belli kalıplara girerek karşımızdakine vermye çalıştığımız 'ruh haline'kadar pek çok şeyi barındıran....
Ama bu çeşitliliğin insanın doğal, içgüdüsel eylimlerinden kaynaklandığı unutulmamalı. İnsan beden dilini doğru kullanmayı öğrenmeli belki ama zoraki bir kalıbba girdirilmeye çalışılmamalı. Burada böyle duracaksın, Burada böyle edeceksin...
İnsanlar bir süre sonra robotlaştırılmış olarak birbirinin aynı beden dili öğelerini kullanmaya başlayacaklar ve doğallıklarını kaybedecekler gibi geliyor bana. Tamam her tavır her ortamda farklı anlaşılabilir. İnsanlar hareketlerini, beden dillerini doğru kullanarak daha etkili olabilirler ama bu onların doğallıktan uzaklaşmalarını gerektirmez...
'El sıkma' olayı benim için oldukça şaşırtıcı bir örnektir. Öyleki kitabın bize beden dilini tanıma adına verdiği ipuçlarından biri olarak görürüm ama bir yönden de sakıncalı...
Napalım şimdi. Herkes kitapda denildiği gibi davranırsa ve bunu öğrendiği için yaparsa sorun olmaz mı? Karşınızdakine o kadar samimi duygularla bağlı değilsiniz, pek hoşlanmanınız ama böyle hissettirmek için elini sıkıca sarın...
Olacak iş değil. Yapmacıklığı özendirici yanı kitabın çelişkisi gibi geldi bana. Tamam iyi hoş oldukçada faydalı ama...
Yazar çiftin başarılı bulduğum çalışmalarından gözden kaçırmamalarını istediğim ve okuyucununda kendğisini bu konuda fazlaca yormasını istemediğim bir konuyu kitap yurdu severleriyle paylaşmak istedim o kadar:)