Grup terapisinin uzmanından çarpıcı bir eser! Kitabın özellikle başlangıç bölümündeki rüya kısmı çok enteresan.
Yalom burada annesi ile ilgili bir rüyadan söz ederken,kendi çocukluğu ile ilgili anılardan bahsedip kendi ile ilgili doneler veriyor.Özellikle annesinin küçük Irwin'e davranışları ve bu davranışların nedenlerinin Yalom tarafından derin bir empati ile çözümlenmesi,ve bu çözümlemeleri yaparken hala oidipus kompleksi içerisindeymiş edasındaki anlatımı çok hoş.Kitabın ilerleyen bölümlerindeki grup terapilerinde ölmekte olan ve hiçbir yaşama ümidi kalmamış hastalarıyla diyaloglarında Yalom sanki soğuk bilimadamıı kimliğinden sıyrılıp hastaları ile bir şeyler paylaşan ve bu paylaşımlarında sadece hastalarını değil kendini de tedavi eden,doktor ve hastanın kim olduğunun muğlaklaştığı bir durum yaratıyor.Bütün bunların haricinde özellikle Paula ile diyalogları sonucunda paradigma değişimleri ve bunun Yalom tarafından bizzat itirafı yapıta ayrı bir tat katıyor.Terapideki hastaların ölümün her an farkında olmaları ve bazılarının bir sonraki terapiye, ömrü yetmediği için katılamaması ama diğerlerinin kaldığı yerden devam etmesi,ölmekte olanların hala sağlığı yerinde olan ama bunun değerini takdir edemeyenlere feryadı tüyler ürpertici.Okumadıysanız mutlaka okuyunuz.