Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üç İstanbulda İmparatorluğun çöküşünü ve Bu nedenle bu yelkenlide yüzen bir mürettebat olan Adnanın macera yüklü ama kasvetli hayatını ele alan ve Zirveden düşmese de normal hayatına kadar ki süreci akıcı bir şekilde anlatan büyük bir eser.Ben okudum.Sizde okuyabilirsiniz...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yazarın tek kitabı olmasına rağmen büyük bir birikimle yazılmış.
Başlarda, kullandığı farklı dili nedeniyle problem yaşayabilirsiniz inatla okumaya devam edilmeli.
İstanbul'la özelleştirilmiş kitap, cumhuriyet dönemine kadarki Türkiye'yi bölümleyerek anlatıyor. Sosyal ve siyasi eleştirinin temiz; ahlaklı bir dille yapıldığı, saf bir roman. Türk edebiyatı ve yardımcı bir kaynak olarak tarih bilimi için bu eserin önemli olduğu su götürmez bir gerçek.
Kitabı 2 sene önce bitirmeme rağmen hala etkisindeyim. Belki de tekrar oku diyeceksiniz bana fakat okunacak nice kitaplar var insan ömrü kısa... Neyse okuyun çok şey öğreneceksiniz çünkü mithat cemal tarihin anlatmanın yanında tarihin kendisidir..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"... anadolu ve rumeli ufkun iki ucunda yanan iki ahşap konak gibiydi... doksanüç harbinde muhacirin, edirne'de gömleği, ayastefanos'ta eti, istabul'da derisi yoktu".
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kanaatimce edebiyatımızın en önemli eserlerinden. İstanbul'un üç dönemini ele alışını değerlendirecek olursak, hem İstibdad, hem İttihat ve Terakki hem de Cumhuriyet dönemine eşit mesafede yaklaşmış bir yazar. Tarihsel açıdan kaynak sayılabilecek bilgileri içerir. Anlatım, olay örgüsü, karakter seçimi gayet başarılı. Rus Edebiyatı havasında ilerliyor. Rus Edebiyatı ile arası iyi olmayanlar (Örneğin Savaş ve Barış, Karamazov Kardeşler gibi eserleri bunaltıcı bulanlar.) için tavsiye etmem. Çünkü benzer etkiyi yaratacak bir eser.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Üç İstanbul aynı insanların üç farklı durumdaki üç farklı hallerini işgal öncesi, işgal ve işgal sonrasını anlatan tarihi olarak ta dil ve üslup olarak ta mükemmel diyebileceğim bir kitap. Kesinlikle okunması gerekenler listemde
Kitabın kalınlığı gözü korkutmasın. Oldukça akıcı, süreğen bir eser. İstanbul'un üç dönemini (İstibdat, İttihat ve Terakki ve Mütareke) incelemiş Mithat Cemal. Adnan'ın değişen kimliğiyle döneme ışık tutan yazar toplumsal yozlaşmaları, ahlaki çöküntü ve siyasi bozukluklarla müşahede ettiriyor. Eserin dili oldukça sade. Anlatımda engel teşkil edebilecek hemen hiçbir şey yok. Gerçi tesadüfi öğelere fazla yer verdiği söylenebilir(ani ölüm, hastalıklar, zirve-zemin değişmeleri...) ancak bu da yozlaşma sorununun ele alış biçiminden kaynaklanıyor. Eser yalnız bu üç dönem için değil günümüzün çarpıklıklarını anlamak için de okunmalı.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ilk kez okuduğum bir yazardı ancak kitabını hiç beğenmedim hiç akıcı gelmedi olaylarla kişiler çok fazla geldi bana kim nerede hangi sadrazam hangi vezir paşa birbirine girmiş durumda kitabın olumsuz yönlerinden bir tanesi de küçük boy olması yazı puntolarını da küçültmüş okuması gözlerimi yordu beğenmedim doğrusu
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu yaşıma kadar okumadığıma pek hayıflandım. İddia edildiği gibi klasik 10 eserden biri kesinlikle sayılabilir. Roman heveslilerine de duyurulur! Roman çorba değildir; işte böyle bir şeydir. Türkçenin de keyfini çıkaracaksınız, tarihin ve sosyolojinin de ve bilhassa psikolojinin. başucu eseri. her sene okunabilir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Pek roman okumam fakat Mehmed Akif biyografisinde tanıdığım Mithat Cemal Kuntay’ın edebî kemâline hayran olmuştum. Üç İstanbul da onun şâh-eseri denince âdetimin aksine kitabı okuma listeme dâhil ettim. Mutlakıyet, meşrutiyet ve mütareke dönemi İstanbul’unu yetim göçmen çocuğu bir genç (Adnan) mihverinde anlatan bu kitap üslûbundaki istiârelerle mecazlarla dolu zarâfet ve parlaklık, okurken bir edebî eserle mülâki olduğunuzu hiç unutturmuyor. Gerçek kişiler kenarda olmak kaydıyla kurgusal tiplemeler etrafında, büyük olayların, kişilerde nasıl değişiklikler meydana getirdiği vurgusuyla cereyân ediyor. Uzatmalı TV dizilerinde görüldüğü üzere karakterler sıkça kaybolup umulmadık yerlerde sahneye geliyor. Bu belki, akış kalemin götürdüğü yere gitsin sonraki aşamalarda kullanılır düşüncesiyle olabilir; belki maksat üç paradigmayı yansıtmaksa karakterler birer kahraman kadar işlenmemelidir düşüncesi olabilir; yahut belki hikayenin koordinat düzlemindeki geometrik şekillerin kenarları daha sahih ortaya çıksın diye daha çok referans noktası vermek babından olabilir, ne olursa olsun bize karakter sayısı gereğinden fazla geldi. O derece ki, yazar yeniden sahneye koyduğu birinin romanın evvelinde nasıl anıldığını hatırlatma ihtiyacı duyuyor.. Yayıncıya not: 70’li yılların romanlarının başına konduğu gibi kimin kim olduğuna dair bir liste eklense pek faydalı olur. Karakterlerin mali durumlarında klasik bir siyah-beyazlık var; fakirler çok fakir, zenginler çok zengin… Sonradan fakirler dilenci, sonradan zenginlerse Karun... Öte yandan karakter çokluğunun da etkisiyle olaylar da çoğalmış ki bazıları öylesine geçip giden ve maksada hiçbir şey vermeyen bir takım kafa karışıklıklarıdır. Bu gereksizliklerin en rahatsız edici yönü, karakterlerin hemen hepsinin inançsız ve ahlâksız olması; dindar görünenlere sahtekâr birer portre çizilmesi. “Bunca çürümüşlükle koca Osmanlı çökmesin de ne olsun” demek istiyor gibi. Aynı meyanda yatak maceralarının kapsadığı oran haddinden fazla ki, vaziyet yüz kızartıcılığın ötesinde mide bulandırıcı. Sanki herkes karısını, kocasını aldatmak için yarışıyor. Bir aşk-entrika hikâyesiymişçesine, kimin eli kimin cebinde şaşıp kalıyorsunuz. 80’lerde TRT’de ekrana aktarması yapıldığını işittim ama seyretmedim- bu hususta son zamanların tutulan uyarlama dizi yapımcıları için pek mebzul bir eser. Abartmıyorum, Aşk-ı Memnû’yu gölgede bırakır.
bu roman son dönem osmanlısını öylesine muhteşem anlatıyor ki akışına kapılıyorsunuz adeta. bu eser liselerde öğrenci saçma sapan ezberlerden arındırılıp zorunlu yapılmalı..
Güzel.Güzel.Güzel.Nerdeyse kitap için yapılan yorumların hepsi pozitif.Bence de.Gereksiz yere muhalefete gerek yok.Gerçek ortada.Yalnız kittabın başlarında o kadar çok isim geçiyor ki, akılda tutmak mümkün değil.Ama merak etmeyin kitabın ilerleyen kısımlarında onlar neredeyse yarıya iniyor.Okurken tek bir sayfasında bile sıkılmayacağınız bir kitap.İyi okumalar.