Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beşir Ayvazoğlu'ndan müthiş emek mahsulü bir roman. Tamburi Cemil Bey'in hayatını yazma serüveniyle başlayan süreç, 1930'ların İstanbul'unu, musiki inkılabının özelinde inkılapların neden ve nasıl yapıldığını, dönemin elitlerini ve aydınlarını bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Belgesel bir roman olan Ateş Denizi'nde o dönemde yaşayan pek çok önemli şahsiyeti de yakından tanıyorsunuz. Sadece bu şahsiyetleri tanımak bile romana paralel okumalar yapmanızı sağlıyor. Aşk, ateş, ses, tarih ve edebiyatla örülü bir roman. Sürükleyiciliği de cabası. Okuyanın kesinlikle pişman olmayacağı enfes bu eser için Beşir Ayvazoğlu'na emeği büyüklüğünde teşekkürler.
muhteşem bir kitap, 1930 lu yılları çok güzel hikaye ve geçişlerle anlatmış. ufkum açıldı, araştırmacı bir ruha sahipseniz ve öğrenme iştiyakıyla doluysanız durmayın alın derim. çok güzel tarihi, kültürel bilgiler öğrenebileceğiniz süper bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ben elimden bırakamadım. 1930 lu İstanbul ve o zamanın edebiyat kültür çevreleri, hikaye içinde hikaye...sürükleyici..... belge niteliğinde..tavsiye ederim..
Detaylı, bilgilendirici dönem bilgileri. Sadece aşk değil muhteşem bir bilgi hazinesi. Birçok şey öğrenmek mümkün. Ben içindeki aşkı da çok sevdim. Keşke dedim bittiğinde keşke. Beşir Ayvazoğlu ne kadar güçlü bir kalem olduğunu gösteren eşsiz bir roman yazmış
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türkiye Yazarlar Birliğince 2013 Yılı En İyi Romanı Ödülüne layık görülen kitap kendi kulvarında büyük bir aralığı kapatıyor. Memleketimizde doğu-batı zıtlaşması üzerine yazıp çizme çok olmuştur, fakat cumhuriyetin bidayetinde okur-yazar takımından olup da inkılaplar aleyhine sesini yükselten, hele böyle ciddi edebi eserlerde ana mevzu olarak söz söyleyen pek kimse çıkmamıştır. Efendim çerçeve şu şekilde: Yazar, Galip Tahiroğlu isimli birinin defterlerini keşfediyor. Bu defterlerde, aydın, şehirli ve muhafazakar bir sanatseverin gözüyle 1920’li 30’lu yıllardaki inkılap maceramızın cinnet derecesinde kültür tahribatı furyasına dönüştüğü günleri anlatılıyor. Galibin bahsettiği vakalar gerçek, düşüp kalktığı kişiler o kadar meşhur ve kitabın tahkiki o denli sağlam ki kendisi kurgusal bir karakter olduğu halde hakikatmiş zannedilebiliyor. Galip Darülfünundan kadro dışı bırakılmış, Tanburi Cemil Bey’in bir tercüme-i halinin yazmak isterken yaşadığı devrin İstanbulunda hemen hemen bütün sanatkarlarla hemhal bir karakter olarak Mes’ud Cemil, Florinalı Nazım, Yahya Kemal, Peyami Safa, Refik (Fersan) Bey, Abdülbaki (Baykara) Dede, Necip Fazıl, Hüseyin Nihal (Atsız), Ahmed Hamdi (Tanpınar) gibi pek çok isimle karşılaşıyor. Geçmiş İstanbul yangınları sahneleri içinde Şeyh Galib, İsmail Dede Efendi, Vardakosta Ahmed Ağa, Sultan Abdülhamid-i Evvel gibi tarihi simalarla alakalı hikayeler yazıyor. Tabii ki bir sevgilisi var, şiirler inşad ediyor. Eğer edebiyatla, musikiyle, tarihe alakalı iseniz, hele Tanpınar’ın Huzur’undan hoşlanıyorsanız kitap tam size göre. Beşir Ayvazoğlu’nun evvelki kitaplarına aşinalığınız varsa satırlarında sıkça onlara atıf yapıldığını fark ediyorsunuz. Zannediyorum Ayvazoğlu evvelki biyografik kitapları üzerinde çalışırken Ateş Denizi’nin hatlarını da zihninde işlemiş ki bu kitapta o malzemeleri bolca kullandığı müşahede ediliyor. O derece ki bir sanat tarihi kitabı okuyor gibi oluyorsunuz. Sanat içinde sanat! Kitabın sonundaki açıklamalar ve devrin neşriyatından iktibaslar kısmı bilgi verme faydasının yanında hikayenin etkileyiciliğini de artırıyor. Bu kısımda mesela Adam Yalvaç (peygamber)in uçmağda Türkçeden başka dil bilmediğini, Türkata (Tanrı)nın Atatürkü kendi özünden yarattığını, bu devirde neden hala Müslüman bayramlarının kutlandığını ve saireye dair günlük gazetelerde çıkan yazıları okuyorsunuz. Kimi zaman “yok artık, bu da mı söylenmiş” diyorsunuz. Ufkunuz açılıyor ve “ bu da olmuş” diyerek bugün bile pek çok mecrada hükümferma olan, okullarda ders diye okutulan inkılap garipliklerine dair farklı bakış açıları keşfediyorsunuz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap ilginç bir kitap bazen sıkıyor bazen ise sürüklüyor. Ama geçekten son kısımları güzeldi. Daha ilginç olanı ise kitap ile Beşir Ayvazoğlunun hiç bir ilgisinin olmaması çünkü kitabı yazan zaten başka bir şahıs yazar sadece son kısımda kendini çok büyük bir eser yayınlamış gibi kibirle sunuyor. Ve cumhuriyet dönemini o kadar da yansıtmıyor. Korkudan hiç bir gerçek yazılmamış Sadece yüzeysel kalmış.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beşir Ayvazoğlu gibi bir ustanın kaleminden son derece sürükleyici ve ilgi çekici bir roman. Hakkında yazarı röportaj vermemiş olsaydı hikaye ve kahramanın gerçek olmadığına inanmazdım. Ama yapacak bir şey yok hikaye de kahraman da Beşir Bey'e ait.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle yayınevini tebrik etmek isterim kitabı hatasız basmışlar.Benim gibi yazım hatalarından usanıp yarıda kitap bırakanlar için çok önemli bir başarı.Kitap buram buram edebiyat kokan cumhuriyetin ilk yıllarında musikinin avrupalılaşmak sevdasına nasıl kurban gittiğini anlatan bunun yanında içinde aşk hüzün yalnızlık barındıran bir şaheser.Çok güzel bir roman şiddetle tavsiye ederim.
Beşir Ayvazoğlunun Bu Kitabında Sadece Bir Adamın Hayat Hikayesini Okumuyoruz. Aynı Zamanda Doğu-Batı Çatışmasını da Görüyoruz. Batı Kültürünün Hayatımızı Nasıl Değiştirdiğine Beraber Tanık Oluyoruz. Cumhuriyet İnkilaplarının Toplum Üzerindeki Etkisini de Görüyoruz. İlk Başta Sıkılır Gibi Olabilirsiniz Ama Sonradan Güzelleşiyor
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beşir Ayvazoğlunun yakın tarihimize isimlere, olaylara ve mekanlara ait geniş müktesebatını bu eserde zevkle okuduk. Tanburi Cemil beyin oğlu Mesud Cemil Bey hakkındaki bazı mülahazaları belki birilerini rahatsız edecektir. Bunun yanında sanaçı ve devlet adamlarının zaafları ile birlikte insan olma vasıfları da güzel işlenmiş.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Klasik Türk Müziğinin yasaklandığı,eski harflerin kaldırıldığı,alaturka kafalıların(!) heryerden ihraç edildiği,eskiye ait herşeyden nefret etmenin zorunlu olduğu bir dönem.Bana göre Cumhuriyetin utanç yılları,1930'ların Galip Beyin gözlerinden hikayesi.Çok beğendim.
Geçmişin bütün değerlerinin yıkıma uğratılmasının travmatik etkilerini derinden yaşayan insanların nasıl bir ‘ateş denizi’nden geçmek durumunda kaldıklarının anlatıldığı muhteşem bir eser. Döneme tutulmuş bir ayna!
Yakın tarihimizi değişik açılardan okumak isteyenlere uygun bir kitap. Roman demeyeceğim,araştırma çalışması Çok fazla kaynak taranmış emek sarfedilmiş aşikâr.Yazar kaynak göstermek için dipnotlar,ve ekler bölümüyle kitabı zenginleştirmiş.Eski kelimelerle kitabın okunuşu yavaşlıyor.Anlamak için ağır ağır okumak zorunda kalıyorsunuz.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beşir Beyin Ateş Denizi fevkaledenin üzerinde bir roman olmuş. Piyasada gördüğümüz ıvır zıvır mevzuların, koca puntolu, geniş aralıklı sözde romanların sıkışmışlığından gerçek kitap tadına insanı ulaştıran "işte bu" dedirtecek bir kitap. Ancak bir piyasa kitabı halini alamayacaktır zira maalesef anlamadığını söyleyecek çok insan olacaktır. Derinlikli, nitelikli, özverili, salim kafa gerektiren, hakikat mi kurmaca mı ayırt etmekte zorluk çekilen bir roman. Şunu söylemek hakkı teslimdir: hoca arkasında sadaka-i cariye bırakmış el hak.