" Farklı coğrafyalarda yaşanan heyecanlı ve sürükleyici bir gerilim. Akla oldukça mantıklı gelen ama mantıklı geldiği kadarda ürkütücü bir komplo teorisi. "
1980'ler.. Bir istihbarat görevlisi olan Volkmann ve serbest gazeteci Erica'nın, ard arda cinayetleri ve yanmış bir fotoğraf parçası ile ne olduğu bilinmeyen bir ses kaydını araştırmalarını konu alan soluk soluğa bir macera.
Glenn Meade, yine gerçeklikle varsayımı ayırt etmekte zorlanacağımız bir tez koymuş ortaya. Bazen, "acaba bunlar gerçektende yaşanmış mı?" diye şüpheye düştüğüm oldu. Sağlam diyemesek bile oldukça mantıklı destekler sunulmuş.
Ortaya koymuş olduğu tez ise, Adolf Hitler ile ilgili çarpıcı bir teori içeriyor. Bu; Hitler'in 1980'lere kadar yaşamış bir "oğlu" olduğu teorisi. İktidara gelmeden önce Hitler'in, yeğeni Geli Raubal ile, o zamanlarki medya tarafından da bilinen bir ilişkisi olduğu anlatılıyor. Ve Geli'nin, 1931 yılında doğum yaptığı, ardından da bu çocuğun, Hitlerin en sağdık dostlarından biri ile Güney Amerika'ya götürüldüğü mantıklı açıklamalar ile sunulmuş.
Konu, onlarca yıl sonra bu olayı araştırmaya başlayan 2 ana kahraman çevresinde dönüyor. Bu kahramanların (Volkmann - Erica) geçmişleri ve kişilikleri oldukça iyi oturtulmuş. Ancak, kitap boyunca devamlı karşılaşılan bir sürpriz var. Buda yardımcı karakterlerin genellikle öldürülmesi ya da "tehlikeli kişiler" tarafından takibe alınması.
Bay-bayan anakahramanlar arasında, büyük bir güvensizlik ortamında bulunulmasına rağmen derinden bir aşk başlıyorki her ikiside bunu uzun süre açıklayamıyor. İlerleyen sayfalarda ise korku ve endişenin getirdiği bir beraberlik başlıyor.
Yer ve zaman ilişkisi ise oldukça tutarlı. Tamamına yakını Güney Amerika ve Orta Avrupa'da geçen romanda tempo neredeyse hiç düşmüyor. Her, "olayı çözdüler, bitti bu iş" dediğinizde halen başta olduğunuzu görmek oldukça şaşırtıcı. Ama bir o kadarda sürükleyici ve heyecan verici.
Kitaba ismini veren Brandenburg ise, II.Dünya Savaşı'nın kaybedileceğini anlayan Hitler'in, en üst düzey subayları ile yaptığı gizli bir toplantıdan geliyor. Sözkonusu toplantıda, nazilerin sahip olduğu tüm altınların ve yüksek miktarlardaki paranın Almanya'dan Güney Amerika'ya kaçırılması kararlaştırılıyor. Onlarca yıl sonra bu ekonomik gücün, yeni bir nazi hareketine destek için kullanılması öngörülüyor. Brandenburg Vasiyetnamesi olarak tarihe geçen bu toplantıda alınan kararların, 80'lere gelindiğinde son aşamaya kadar korkunç bir plan ile uygulanması kitabın ana temasını oluşturuyor.
Kitabın arka kapağında, konu ile ilgili önemli noktaların açıklanmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Çünkü ilk 100 sayfadaki bazı olayların sonucu bu açıklamaya göre tahmin edilebiliyor.
Son söz olarak; olayların sürükleyiciliği dolayısıyla birkaç gecede okuanabilen mükemmel bir kitap. Özellikle Polisiye - Macera türünün tutkunlarının mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.