64Yorum
umutlar
05.02.2005
Yaşar Nuri Hoca keskin sınırlara sahip bir İlahiyatçı.Sınırlarını çizerken kullandığı yöntem alışıla gelenden farklı.Gündeme getirdiği konuların aslınca oldukça eski dönemlerden beri başka düşünürlerce de dile getirildiği gerçeği unutuluyor...
Yazarın tartışmaya bile mahal vermeyecek kadar açık olan gerçekçi yorumları malum.Acı olan ise kurunun yanında yaşda yanar misali kimi özgün yorumlarına olan ''muhalefet'' nedeniyle bunların gerektiği kadar anlaşılamamış olması...
Kendisi keskin uslubunu gerek konuşmalarında ve gerkse yazımlarında esirgemeden ve çekinmeden sergiliyor..
Kendisi hakkında kimileri oldukça güzel düşüncelere sahipken kimileride onu dışlama yoluna gidiyor..
Yazar bu sonucu gayet ustalıkla kullanıyor ve hatta kendisi bizatihi bu sonucu kabulleniyor,istiyor..
Okuyucunun ve bilhassa halk kitlelerinin (seyirci yada dinleyici konumundaki) kafalarıda doğal olarak karışıyor..
Doğrularıayet-i kerimelerle vurgulayan sayın Nuri,kendine özgü yorumlarını ve hakkında görüş birliği bulunmayan kimi meseleleri de bu doğrular içine harmanlama yapıyor...
Doğru olarak düşündüğü yada savunduğu şeyi kişisel görüşü olarak aksettirmek yerine İslamın bir rüknü imişcesine sunuyor...
Farklı düşünene tahammülü zayıf olan hocamızın asabi tavırları ise kimilerinin daha kendisini dinlemeden bile hakkında yorum sahibi olmalarını sağlıyor...
Fıkıh kitaplarında bir mesele dillendirilirken farklı görüşlerde zikredilir.Bu görüşlerin dayanak noktalarına vurgu yapılır,mesnetsiz ve delilsiz bir konu işlenmez...
Farklı görüşlere tahammül edemeyenler kendi yorumlarının benimsenmesi veya kabulünde zorlanırlar.Anlaşılamayıncada doğal olarak hırçınlaşırlar..
Hocamız oldukça halisane duygularla emek verdiği,uzun yılların birikimi ve meyvesi olarak değerlendirilmesi gereken çalışmalarını kanaatimce bu ve benzeri sebeblerden dolayı herkesime sunamıyor.Cepheleşmeler yol açan ve kimi cevrelerinde benzeri tavırlarla ona yaklaşmasına sebebiyet veren bu tablonun gözden kaçırılmaması gerektiğine inanıyorum..
Eserin kişiselleştirilmiş alanlarda savunma tezi hüvviyeti kazanmasıda şaşırtıcı gelmedi bana..
Sayın Hocamızın daha kaliteli ve üstün hizmetlerini bekliyoruz..
Grublaşmalara,bölünmelere ençok karşı çıkan isimlerden biri olan hoçamızın benzeri hataya kendisin düşmüş olmasınada üzülüyorum..

yanikibo
29.01.2005
1400 yıldır nice alimler, Allah dostları, Mevlanalar, Yunus Emre'ler bu dini anlayamamış, yanlış yaşamış da dinimizi düzeltmekle biz mi görevli olduk. Hadis-i Şerif'te ahir zamanda 72 fırkadan sadece Ehl-i Sünnet fırkasının kurtulacağı söyleniyor. Şayet Y.N.O nun imamlık yaptığı fırkayı Ehl-i Sünnet kabul edersek. Bu zamana kadar gelen geçen herkesin helak olduğunu söylemiş oluruz. Ehl-i Sünnet Asr-ı Saadet'ten kıyamete kadar varlığını sürdürecek bir fırkadır. Ahir zamanda ortaya çıkacak bir fırka ancak sapık bir fırka olabilir. Sizi 4 mezheb imamının İslam'ı nasıl yaşadığını okumaya davet ediyorum, onlar sadece anlatmadılar, hakkıyla yaşadılar. Biz hangi yüzle onları kötüleyebiliriz. Allah için biraz düşünelim. Kimi kötüleyip, kimi yücelttiğimizi, ilerde bunlardan hesaba çekileceğiz. Bu zamana kadar Allah dinini korumuştur, bundan sonra da koruyacaktır.
berlineraussie
11.12.2004
Yaşar hocanın bu kitapları benim ilgimi bir kadın programını izledikten sonra çekti. Ama bence anlatıldığı kadar aham şaham bir kitap değil. Sadece bir pazarlama hilesi diye düşünüyorum! <br />Kadınlara tavsiyem her programda tanıtılan kitabı almasınlar!
cemboa
24.07.2004
Yaşar Hocanın 2 serilik bu kitapları aslında ne kadar doğru diye bildiğimiz yanlışları anlatıyor.Bir anımı anlatmak istiyorum;askerliğimin bir bölümünde kısa dönem erbaşlarla beraberdim.Onların içinde ilahiyat mezunu bir arkadaşım bana şunu anlattı,onada fakültede hocası anlatmış;ilahiyat 1.sınıfa başlayanlar sınıfta sorulan sorulara hepberaber el kaldırırlarmış.2.sınıfta sorulara kalkan el sayısı azalırmış.3.sınıfta biraz daha...4.sınıfta ise sorulan soruya çok az el kalkarmış.Bu bize aslında doğru bildiğimiz yanlışların ne kadar çok olduğunu gösteriyor.Bunun içinde bu sistemde en iyi donanıma sahip bu hocamızın birikimlerinden her müslümanın yararlanmasını şiddetle tavsiye ederim.
Emrah Özkul
Kitapkurdu
08.09.2003
Yaşar Nuri Öztürk son yıllarda İslamın anlaşılması ve hurafelerin yıkılması açısından yapılan araştırmacıların her türlü zorluğa rağmen öncüsü durumundadır. Cevap veriyorum kitabı aslında diğer kitapları okunduğu zaman cevapların kolayca bulunabildiği bir eser niteliğinde yazarın amacı halkın diniyle ilgili bu kadar az bilgiyle donatıldığını görerek buna yönelik bir eser yazmak. ancak kitapta sorulara verilen yanıtların belli bir standartta olmaması diğer bir ifadeyle daha çok açıklanması gereken konuların öz ifadelerle anlatılması gibi bir tarza dönüşmüş. buda doğal olarak cevaplardan soruların çıkmasına neden olmakta. Sayın Öztürk bu büyük ihtimalle halkın anlayacağı kadarını anlatmak yoluna gittiğinden seçmiş.yani cevap veriyorum eserlerinin daha hacimli olmasını beraberinde getirecektir. Tüm çevrelerin baskısına rağmen eserleriyle ve görüşleriyle hele hele böyle bir konuda destek bulan bir hocayı kutlamak gerekir.
Engin Yıldız
01.10.2002
Kitaptaki cevaplar belki bir takım insanların hoşuna gitmeyebilir. Cevapların Kur'an'a dayalı olması çok güzel. Yıllardır bize illede beş vakit diye tutturdukları namazın Kur'an'da nasıl üç vakitte geçtiğini öğrendik. Elbetteki namaz beş vakittir ama Kur'an bize bunu üç vakittede kılmamıza izin vermiş. Yıllardır bu ruhsatı elimizden alanlara güzel bir cevap vermiş Yaşar Hoca. Ayrıca namazda ellerin bağlanmasının bir gelenek olduğunu dinin bir öğretisinin olmadığını anlıyoruz. Bir çok bidata hayır diyen Yaşar Hoca'ya teşekkür ediyorum.
ruyaprensi
12.08.2002
Kitabın içeriği şu: Bizim DİN diye soruşturmadan kabullendiğimiz ve kendimizi hadislerle beslediğimiz bir ortamda KURAN gerçekleri ile tanışmamızı sağlamak. Tek gerçeğin KURAN olduğunu anlamak Ondan başka kaynak aramamak ve de bence en önemlisi Allah'ın BİR dediğine BİN diyenleri dinlememek çünki bizi onlar değil ALLAH kurtaracaktır.
Bolokur
12.06.2002
Yüzyıllardır arap geleneklerinin baskısı ile kendini din konusunda geliştirememiş,ilerletememiş türk toplumu;bu büyük profesör sayesinde aydınlığa kavuşacaktır...Yaşar nuri öztürk;bu kitabında da bizi bilgilendirip doğruı yolun aslında o kadar da korkunç baskılar ile bulunmadığını gösteriyor...Kişiler bu kitap sayesinde "cahil" suçlaması ile karşılaşmaktan korktukları için soramadıkları sorulara yanıt bulabiliyorlar... Yaşar nuri hoca yı kutluyorum...
Ruken ZİLAN
13.05.2002
Bu kadar yankıyı hakeden bir eser...<br />Kalıpları sorgulatan, düşünen nesile sunulmuş din kavramını içeriyor...<br />Artık tuvalet kağıdını kullanmanın fetvasını soran(!) nesile elveda demenin vaktidir...<br />
fatihfriendly
08.04.2002
Ben geleneksel İslamcı denilen Nurcuların içinde büyüdüm.Y.N.Öztürkten Allah razı olsun,onlardan kurtulmam için büyük yardım etti.Şu an düsünüyorum da gelenekçiler 'Allah rızası için'diyorlardı.Oysa sadece kendi çıkarlarını düşünüyorlardı.Öztürk Hoca gibi bir düşünürü bu kadar katı eleştirenleri hiç anlamıyorum.Ben Hocanın samimiyetine tüm kalbimle inanıyorum.Sanırım onu eleştiren arkadaşlar ya hiç kitabını okumamışlar ya da çok taraflı okumuşlar.
Hanîf
12.02.2002
Y.N.Ö., iddialarının gayr-i ilmîliği bir kenara, kelimenin bütün anlamıyla bir çelişkiler yumağıdır! Bunu, bu kitabı vesîlesiyle bir kez daha görmüş olduk. Aslında Y.N.Ö.'ü tartmak için onun iddialarının hakîkatini tetkîke bile lüzûm yokdur. Hiç bir İslâmî ilimle ilgisi olmayan ciddî bir okur, sırf söylediklerindeki bu çelişkilere bakarak onun dikkate değer biri olmadığını açıklıkla anlayabilir. Ayrıca, görmediği kaynaklara atıfda bulunması, kaynaklardan keyfine göre/tahrîf ederek nakillerde bulunması, hatta ve hatta Âyet-i Kerîmeleri dahî pervasızca çarpıtarak "meâllendirmesi" gibi kat'iyyen ilim ahlâkıyla bağdaştırılamayacak daha bir sürü özellikler iş bu Y.N.Ö.'de bihakkın bulunmaktadır. Bunun çarpıcı örnekler için Ebubekir Sifil'in şu kitaplarını okumak yeterlidir:
Ebubekir Sifil, Modern Fetvalar Çağdaş Hurafeler-I, Ankara, Alperen neşriyât, 2001.
Daha ayrıntılı/teknik bir tenkid için ise şu eser okunmalıdır:
Ebubekir Sifil, Modern İslâm Düşüncesinin Tenkidi-I, İstanbul, Kayıhan neşriyat.

cesur yalçın
30.01.2002
(Evet işte beklenen kitap çıktı.eline sağlık hocam.ilmine sağlık hocam.Boşver sana uzatılan dilleri.zira onlar bu kitabı okumadılar).ama hocam kitapta şu soruların cevabını bulamadım
1-Timsah etinden yapılan çiğköfteyle oruç açmak caizmi.
2-imsakiye üzerinde tırnak kesilirmi.
3-Allah'ın ayetlerini az bir ücret karşılığı satanlar ve kendi eliyle bir kitap yazıp bu Allah katındandır diyenler acaba kimler.
4-televolelere nezaman katılacaksınız yada katılmak caizmi.
Bu kitabı okuyanların ve sana inananların vebali üzerine binerse işin zor hoca inanki çok zor.bu arada en baştaki parantez içi ifadeler şakaydı.zira ben sana hiç ısınamadım be hoca.
Mustafa Biltünkü
10.01.2002
Sayın Öztürk , medyanın hakkında cıngar çıkardığı bu kitabında da kendine özgü üslubunu(bu uslubu hiç takdir etmiyorum) devam ettirmiş. Sorulaştırarak vermeye çelıştığı bilgilerin yetersizliğinden olsa gerek iki de bir diğer kitaplara atıfta bulunması hiç affedilir gibi değil.
Ona muhalif çevrelerin “Yaşa Hoca para peşinde, kitaplarını sattırarak karunlar gibi yaşamak istiyor...” tezlerini doğrulatırıyor. Ve buna ben de Cevap veriyorum’u okuyunca katılmak zorunda kaldım.
Dabbetül arzla ilgili bölümü biraz doyurucu buldum. Ama ne yazık ki aynı konuda farklı düşünen kesimi okuyunca (mesala; yeni şafak ta da yayınlanan Hayrettin Hocanın Tarihini hatırlayamayacağım yazısı...) dabbetül arz konusunda da çok sathi kaldığını ifade etmem gerekiyor.
Kuranın sıralamasının iniş sırasına göre olmadığını belirtirken şu andaki tertibin gelenek() geleneğe ne anlam veriyorsa..tarafından yapıldığını beyan ediyor. Buna delil ise yok... Oysa tertib gelenek tarafından değil vahiy tarafından tesbit edilmiştir.
referg
Kitapkurdu
10.01.2002
yiğidi öldür ama hakkını yeme. bunu yaşar nuri için diyebiliriz. çünkü yenilik yapmak adına bu dine olmadık şeyleri sokuyor ve çıkarıyor. yani nabza göre şerbet dağıtıyor.şimdi yaptığı birkaç yanlışını ile getireyim. kuran okumanın namazdan daha efdal olduğunu,abdest uzuvlarının avret olmadığını, üç vakit namazın farz diğer ikisinin müekked sünnet olduğunu ileri sürmüş. güya ayetlere dayanmış fakat onları kafasına göre tevil etmiş. mütevatirler hariç diğer sahih hadisleri inkar ediyor. tabiböylece pekçok konuda çıkmaza giriyor. ama yeri geldiğinde bir tabiinin bile sözünü kullanmaktan çekinmemiş. bir de setephan howkingsin dabbetül arz olduğunu iddia ediyor. o bu iddialarıyla ancak din cahili halkımızı kandırır.dabbenin özellikleri hadis kitablarında geçmektedir. ilgilenenler oralara baksınlar.
Yusuf Işler
25.12.2001
Niçin bir bilim adamının eseri, tarafsızlıkla değerlendirilemiyor bizim ülkemizde. Hele de konu, din olunca. Yaşar Nuri Öztürk' ün eserleri, belli bir birikime sahip insanlar tarafından hep büyük bir beğeni ile karşılanıyor. Ancak okumayı, düşünmeyi, araştırmayı sevmeyen; "neden niçin nasıl" sorularını sormaktan kaçınan kişilerce eleştiriliyor. eleştirilerde de temel dayanak; Kur'an-ı Kerim değil, geçmişten gelen çarpık ama yerleşmiş uygulamalar. Eğer aradığınız din konusunda Kur'an-ı Kerim' e dayalı gerçeklerse, bu kitap tam size göre.
beyazvezir
18.12.2001
Yaşar Nuri ÖZTÜRK İslama ılımlı yaklaşımı ile insanlara İslamiyeti ve dini sevdirmeye çalışan bir insan olarak,bu kitaptaki akla takılan sorulara vermiş olduğu cevaplarda hep ılımlı ve zorlaştırmayıp kolaylaştıran yönde.Bu yönü ile kitabı ve Yaşar Nuri ÖZTÜRK'ü olumsuz yönde eleştirmek için Dini ve İslami bilgileri onun kadar iyi bilmek gerekir.Yanlız kişisel kanaatim olarak Yaşar Nuri ÖZTÜRK bu yaklaşımı ile dini görevlerini daha detaylı yerine getirmeye çalışan insanları da engellemekte.Yine de getiri ve götürülerini ele aldığımızda bu kitap ve Yaşar Hocamızın İslamiyete yaklaşımını beğeniyorum.
cengaver
16.12.2001
Yaşar Nuri hoca islamı türk insanına gerçekten anlatan ender isimlerden biri,bende kitaplarını okuduğumda bunu görüyorum ancak bazı konularda çelişkili cevaplar vermiş gibi geliyor bana...
Mete Açikgöz
12.12.2001
Allahın yarattığı her insan Ahirette Allaha karşı tek başına sorumlu olacaktır.Ne ana ne baba ne çocuğu NEDE BİR KİTAP YAZARI hiçbir fayda vermeyecek Vede Şu yazar beni kötü yola itti veya bana kötü düşünceler aşıladı diyemeyeceğiz.Neden;çünkü ALLAH İnsanlara beyin vermiştirde ondan.Aklını kullanmayan ve Kuranı Kerimin ne dediğini anlamayan ve anlamak istemeyen,anlamak için çaba bile sarfetmeyen ama bir futbol maçını bile detayı ile bilen insanlarımız BEYNİNİ kullanmadığı sürece DAVAR gibi sürülmeye mahkumdur.Bu ne demek;her yazarı okuyalım ama elimizden geldiği kadar lütfen bu konularda yazı yazan her yazarı okumaya çalışalım.Çünkü okumadığımız ve günün meşkaleleri içerisinde ömrümüz geçtiği zaman BEYNİMİZ dumura uğrayacaktır.Okuduğumuz kitapların içerisinden fikirlerimize uyan veya tam ters olan fikirler olacaktır.Buda çok normaldir çünkü ALLAH'ın yarattığı çok çeşitliliğin bir göstergesidir.Okuduğumuz her yazarın kitabından kendimiz için seçtiğimiz şeyler bizlere mutlaka birşeyler katacaktır FAKAT bunların içinden kendimiz için seçtiğimiz ve uyguladığımız eylemlerin doğruluğunu veya yanlışlığını ALLAH Ahirette bizlere bildirecektir.Bu nedenle biz insanlar olarak lütfen aklımızı kullanalım, bol bol okuyalım ve esas olarakda KURANI KERİMİ rehber alarak doğru yolu bulmaya çalışalım.Lütfen LOKMALARI BAŞKALARINA ÇİĞNETİPTE KENDİMİZE HAZIR GELMESİNİ BEKLEMEYELİM.ÇÜNKÜ HER İNSAN ,ALLAH KARŞISINDA SADECE VE SADECE TEK BAŞINA HESAP VERECEKTİR VE HİÇBİR KİMSEYİDE, HİÇBİR YAZARIDA ,HİÇBİR KİTABIDA SORUMLU TUTAMAYACAKTIR.

NOT:Yaşar Nuri Öztürk'e tek eleştirim Kitaplarını oldukça yüksek fiyata satması.Eğer İnsanlara kendince faydalı olmayı amaç edinmişse lütfen Kitapları herkesin alabileceği makul fiyatlara indirsin.
imploria
11.12.2001
Yaşar Nuri'nin Cevap Veriyorum adlı kitabı
yer yer ılımlı müslümanları tatmin etmesine
karşılık borsa,faiz,kadınların yalnızken başı
açık namaz kılmaları konusunda bir hayli çelişkili yorumlar getirilmektedir.Şöyle ki
Kur'an'a göre riba kesinlikle haram kılınmıştır.Yine kadın ilahi saygı ifadesinin
bir gereği olarak başını örtüp namaz kılmaktadır.Allah'a yöneldikten sonra toplum içinde olması veya yalnız olması bir şey farkettirmemektedir.Yine inananların büyük
çoğunluğunun itina ile sarıldığı ve faydalandığı cevşen-i kebir olayını yok sayma
sı her halukarda kabul edilemez.Kadir Gecesi'nin Kur'an'da olup diğer mübarek geceleri bir noktada hurafeyle bağdaştırmakta kabul edilemeyen gerçeklerdendir.Kısaca özetlersek artı ve eksileriyle yine de okunabilecek ve yorum yapılabilecek bir eserdir.
Lokman BAĞCIVAN
09.12.2001
Bu kitapta verilen bütün cevaplar yapılan eleştirilere verilmiştir.Evet ama ''Neden bu eleştirilerin failleri genelde dinini yaşamak için gayret gösteren kişiler olduğu halde yazar tarafından hepsine yanlış düşündükleri iddiası yapılmış?'' sorusunun cevabını Y.N.Öztürk cevaplamayı unutmuştur bence.Bu yoğun kütlenin yanlış düşündüğü ve bilgilerinin yeterli olmadığını kabul edip,Y.N.Öztürk'ün ve onun gibi düşünen bazı ilim adamlarının daha doğru düşündüklerini cazip görmek ''Akıl birliği,Mantık birliğinin''toplumda mevcut olmadığının göstergesidir.Ama bu kural ülkemizde geçerliliğini asırlardan beri sürdürmüştür.Evet başta düşündüğümüz sorunun cevabı bu kitapta yazar tarafından unutulmuştur.