Bu kalınlıktaki bir kitabı bu kadar kısa bir zamanda okuyacağımı hiç tahmin etmezdim; ama başlayınca nasıl bitirdiğime ben de şaştım. Öylesine sürükleyici; ama bir o kadar da ibret verici, hazin ve trajik bir hayat hikâyesi.
Osmanlı hanedanının içine giriyor, katı kurallarını ilk elden okuyorsunuz. Tabi hanedanın nasıl alafrangalaştığını da.
Milli mücadele yıllarını, işgal altındaki İstanbul'u, bütün acılarıyla sürgünü; ama aynı zamanda hanedanın geleneklerinden nasıl da taviz vermediğini, Hindistan'ın sosyal ve siyasal yapısıyla bağımsızlık sürecini, 2. Dünya Savaşı'nın başındaki Paris'i okuyarak zamanlar ve kültürler içinde derin ve başdöndürücü bir yolculuğa çıkıyorsunuz bu kitapla.
Kitabın son bölümü oldukça duygusal. Zeynel'in Selma Sultan'ı İslamî kaidelere uygun olarak tekrar gömmesi ve çocuğu, yani Kenize Murad'ı son anda kurtarması acıklı ama bir o kadar da müthiş bir final olmuş.
Selma Sultan'ın şahsında imparatorluğun yıkılması ve sürgünle birlikte yaşadığı acıları, savruluşları, arayışları olanca canlılığı ve sıcaklığıyla yazmış Kenize Murad. Normal şartlarda otuz yıllık kısa bir hayata sığmayacak kadar uzun, hareketli ve genellikle çileli bir hayat hikayesi. Bu hayatı yazmak bile başlı başına bir başarı ve
Kenize Murad, bu sebepten, bu romanı yazmakla çok büyük bir boşluğu doldurmuş. Ellerine sağlık.