Başarılı bir otobiyografi olmuş. Çok güzel hazırlanmış bir dönem kitabı, Deniz'i ve bu ideolojiyi anlamak isteyenler hatta karşıt görüşte olan diğer ideaistler de okumalı...
Deniz'i Adan Zye tanımak için belgeleri incelemek isteyenler için o dönemin kafa yapılarını incelemek için kütüphanelerin en guzel kösesine konması gerekir diye düsünüyorum.
Deniz Gezmiş ve yaşadığı dönemin Türkiye'si hakkında çok şey öğrenilebilecek bir kitap. Bu kitap dışında Nihat Behram'ın "Dar Ağacında Üç Fidan" Hikmet Çetinkaya'nın "68'den 78'e Sancılı Yıllar Kuşatılmış Sokaklar" Erdal Öz'ün "Gülünün Solduğu Akşam" Aydın Çubuklu'nun "Bizim 68" ve Burhan Dodanlı'nın "Hepiniz Suçlusunuz" kitapları da dönemin şartlarını ve Denizlerin yaşadıklarını anlatan diğer kitaplardır. Hepsinin okunmasını tavsiye ediyorum.
Fikirlerini katılalım veya katılmayalım Deniz Gezmiş hepimizin olması gerektiği gibi bir aktivistti. Hepimiz inandığımız değerleri savunurken onun kadar cesur olabilmeliyiz. Bu kitapta bir deniz Gezmiş portresi çiziliyor: çocukluğuyla, üniversite yıllarıyla ve mücadelesiyle...
denizlerin ağzından sözler birbierlerine yazdıkları mektuplar savunmaları onların idamını durdurmak için imza veren bütün halkın tek tek işlenmiş olması bu kitaba daha bir anlam katııyo bu isyankar yaşamlara..bütün devrimci yüreklerin okuması gereken bir kitap<br />
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Etraflı ve derin araştırmalar,tanıklar,belgeler bakımından zengin ve bu yüzden yeri geldiğinde sıkabilen bir kitap.<br />Deniz Gezmiş gibi bir iyi niyet eserinin hayatını derinden inceleyen ve sunan başarılı bir yaşam öyküsü.<br />Ama bu derinlik ve belge sunma aşkı bazen sıkabiliyor.
denizi okumak aynı zamanda yakın geçmişi okumak demek bana kalırsa.60 yıllarda gelişen devrimci öğrenci hareketinin içinde en çok sivrilen bugün adı en çok bilinen kişi deniz gezmiş ve bunu hakediyor.inanılmaz bir yurtseverlik,özgürlük ve adalet arayışı,o dönemin gençlerini sosyalizmle tanıştırmıştı.bunu gören amerika bir kaç kellenin gitmesiyle eski sakin uyuyan türkiyeyi geri getireceğini düşündü ve emri verdi karar meclisten çıktı ve üç fidan darağacına götürüldü.şöyle diyolardı:gelecek kuşaklar bizi okuyacak onlar bizim yanlışlarımıza düşmeyecek ve gülerek gittiler ölüme...haydi görev başına bu kitabı okumak bugün olanları ve yarın olacakları anlamanıza çok yarımcı olacak.selam size deniz,yusuf,hüseyin ve binlercesi...
Deniz Gezmiş hakkında bir şeyler bilmek Darağacında Üç fidan ile bitmiyor. Darağacnda Üç Fidan'ı okuduktan sonra bunu da üstüne okumanız gerekir bence. Deniz Gezmiş'in çocukluğu, ailesi, öğrenciliği, eylemleri, katıldığı mitingler ve idama kadar her şey anlatılıyor. (Sevgilileri dahil) Fakat bu kitapta onlar hakkında her şeyi öğrenmek için yetersiz! Her kitapta fazladan birkaç şey daha öğreniyorsunuz... Tavsiyem hepsini okuyun :) Şahsen ben öyle yapmayı düşünüyorum.. :)
Hassas meseleler bunlar. Bir dönemi anlatmak herkesin harcı değil... Hayatta taraf tutmak önemlidir. Ama edebiyatta ve bilhassa da bilimde en azından anlatırken tarafsız olmak gerekir.
Bu ülke ne çektiyse kahramanlardan, kendi istemleri dışında kahramanlaştırılanlardan çekti diyenler duydum. Katıldım... İşte o yüzden önemliydi Deniz'in, Denizler'in kahramanlaştırılmaması.O yüzden önemliydi Deniz anlatılırken sadece iyi, güzel yönlerinin vurgulanmaması. Bir insan, sadece bir insan olarak anlatılması.
Bu kitap bunu başarıyor işte... Kitabın beni vuran cümlelerinden biriydi, Deniz için bir tanışının söylediği "Kendi düşüncesinden başka hiçbir düşünceyi dinlemezdi. Kendi dediği olacaktı. Böyle dayatmacı diyebileceğimiz bir tavrı vardı." cümlesi. Ne Deniz'i aşağılıyor ne de onu kahramanlaştıranlarla dalga geçiyor... Belki aşırı sevenleri, aşırı bağlılık duyanları kızdıracak ama işte her insanın özelliği değil mi bu da? Hemen hemen her insanın...
Bu yüzden sev dim kitabı. Karşıma bir kahraman değil de bir insan çıkardığı için...
Gülünün Solduğu Akşam ve Darağacında üç Fidan'ını da hesaba katarsak... en kapsamlı olan buydu diyebilirim ve de en tarafsız olanı. Anlatılanlar çeşitli belgelerle de desteklenmiştir. <br /><br />Okudum ve bir kez daha "Deniz olmalı" dedim..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazar, Deniz Gemiş'i çocukluğundan başlayarak, yaptığı eylemler ve idamına kadar geçen süreci, olaylara tanık olanların beyanlarından ve belgelerden yola çıkarak işlemiş. Kitabı hüzünle okudum. Deniz Gezmiş ve arkadaşılarının yaptıklarının çocukça olduğunu görüyor okuyucu kitabı okudunda. Ve bu çocuklukları ciddiye alarak onları hayatlarının baharında idama gönderen vicdansız vicdanlar.
Deniz Gezmiş'in yargılanması sırasında yaptığı savunmalardan dikkat çeken cümleleri aşağıya alıyorum. Buradaki ifadeler bile masumiyetin ve çocukluğun ifadesi.
"...İddianame kelle istemek amacıyla hazırlanmıştır, yapılan tahliller yanlıştır. Korku gaglet, kurnazlık ve ihtiras içinde bulunanlardan bizleri kasdediyorsa bu doğru değildir."
"...Osmanlı imparatorluğunun yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi kurtuluş savaşına iştirak etmiştir. O sırada İstanbul'da bulunanlar da, bunlara eşkiya demişti"
"...Amerika sizin döneminiz sırasında Türkiye'ye girdi ve hiçbiriniz sesinizi çıkarmadınız, Demokrat Parti iktidarına 10 yıl ses çıkarmadınız, ta ki 38 yurt sever subay çıkıp onları devirene kadar."
"...1920'lerde İstanbul'da karakol teşkilatı M. Gurubu hangi amaçla İngilizlere ve Osmanlı polisine kurşun sıktıysa, biz de o amaçla polislere kurşun sıktık. Mesefa çok yakındı, 2 metre kadardı, isteseydik onları rahatça öldürebilirdik."
"...Biz Türkiye İş Bankası Emek Şubesindeki 124.000 liraya el koyduk, bunu kendi şahsımız için almadık. Fakat kendi şahsı için 30 milyon lira çalanlar ellerini sallayarak ortada dolaşmaktadır."
"...Nerede Türkiye halkını sömüren, halkın zararına çalışan müessese varsa, altında iş bankası vardır."
"...Birinci Kurtuluş Savaşı sırasında, Kuva-i milliyeciler, İzmir Valisi Rahmi Bey'in oğlunu kaçırıp 50 bin altın almışlardır ve civardaki paralara el koymuşlardır. Biz de bunu yapmakla en az onlar kadar haklıyız."
"...Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararlarında ve Misak-ı Milli'de şu vardır. Misak-ı Milli sınırları içinde iki kardeş kavim yaşar. Bunlar Türk ve Kürt Kavimleridir. Birinci TBMM kararı da böyledir. Türkiye'de iki kardeş kavmin ve unsurun yaşadığını kabul etmektedir. Bunu kabul etmek bölücülük değildir. Bölücü olarak kabul edildiği taktirde TBMM'yi ve Mustafa Kemal'i de bölücü olarak kabul etmek gerekir.Bu iki kardeş unsur Birinci Kurtuluş savaşını birlikte başarmışlardır. Bu ikisine birden biz Türkiye haklkı diyoruz. İkinci kurtuluş savaşını da birlikte başaracaklardır. Asıl bölücüler bu gerçeği kabul etmeyenlerdir."
"...Ayrıca milli bütünlüğe karşı çıkmakla suçlanıyoruz. 101 tane Amerikan üssünün bulunduğu ülkede, bizim milli bütünlüğü bozmak istemekle itham edilmemiz gülünç olmaktadır."
Kitabı okumadan önce de Deniz Gezmiş hakkında az çok bir bilgi sahibiydim. Bu kitapla birlikte her şey daha da pekişti. Deniz Gezmiş'in bütün mücadelesi ve düşünce yapısı kitapta var. Okurken görüyorsunuz ki, Deniz Gezmiş ve arkadaşları ne yaptılarsa iyi niyetle yapmışlardır. Kendilerini hiç düşünmeden ülke için doğru bildiklerini yapmışlardır. Böyle bir yolda her genç insanın yapacağı gibi, hataları olmuştur. Yanlışları, onları haklı iken haksız duruma sokmuştur. Ancak asla idamı haketmemişlerdir. Asılacak adam aranıyorsa, onlardan önce asılması gereken çok kişi vardı o dönemde, ve hatta bu dönemde de. Asıldıkları gün, infaz yerindeki bir subayın dediği gibi: ''Bu çocukların bir günahı yok.''
evet... deniz denince kimbilir birçok kişinin aklına bu kitap gelir. bu kitap, yine aynı şekilde "darağacında üç fidan" da olduğu gibi deniz gezmiş'i idama götüren nedenleri irdelemektedir. bunun yanı sıra, nihat behram'ın kitabından hariç bu kita, deniz gezmiş'lerin o serüven dolu hikayelerini de anlatmaktadır. yaşadıkları olaylar, ne yaptılar, kimlerle yaptılar, kimlere nasıl davrandılar ve amaçları neydi... hepsi bu şiddetle almanızı tavsiye ettiğim bu kitapta...