Peygamberimizin (salat ve selam o'na olsun) hayatını anlatan kısa bir eser diğer siyer kitaplarında olmayan bölümler olduğu için okunması gerekiyor alemin yaradılışından bahsetmesi ise dikkat çekici okumakta fayda var
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlginç bir kitap, hiç bilmediğim şeyleri öğrendim. Üslubu güzel bir kitaptı.Yazarının mübarek bir zat olması almamı sağlamıştı. Bu sebeple okurken çok farklı hisler duydum...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
islam peygamberi ve diğer yaratılanlar hakkında kayda değer bilgiler sunan kitabı nitelik bakımından beklediğimden daha kıymetli buldum, detaycı ve düşündürücü kaynağı tavsiye ediyorum.
üsküdarın sultanı Aziz Mahmut Hüdayiden kainatın sultanı Hz. Muhammed (sav) hayatı...sultanları ancak sultanlar anlatır diyorum ve mutlaka okumanızı öneriyorum...
50 yıl evveilinin Türkçe'sini anlamakta zorlanırken, nerede kaldı yüzyıllar evvelinden yazılmış, değerli eserleri okuyup anlamak...<br /><br />Dolayısıyla, çevirelere bağlı kalarak değerlendirme yapmaya kalıyor iş; ancak, burada da çevirmenlerin feraset ve dimağ süzgeçinden geçen bilgilerle değerlendirme yapabiliyoruz... Bu da aynı lezzeti vermiyor tabii... <br /><br />Her ne kadar, farklı kelimelerle aynı manaya işaret ediyor olsa da inşirah hissi veremeyen bir çalışma gibi geldi bana.<br /><br />Değerlendirme okuyucunun kendine aittir elbet...<br /><br />Selamlar,
Aziz Mahmud Hüdai'nin "Alemin Yaratılışı ve Hz. Muhammed'in Zuhuru" gibi iddialı bir isim taşıyan bu eserinin okuru hayalkırıklığına uğratması kaçınılmaz. Bunun nedeni ; tasavvuf ehlinin kitapta Hüdai ile Rasulullah arasındaki şahsi ilişkiye ait birşeyler bulamaması olurken ; tasavvufa mesafeli okurlar da kitabı bir "rivayetler yığını" olarak göreceklerdir. (Kitap hakkında burada yazılan yorumları gözden geciren ziyaretci bu yaklasımların örneklerini görebiliyor.) Aziz Mahmud Hudai'nin bu eseri ile kainatın "varediliş sırları"na kapı aralayacak "kozmogenetik" bir şablon sunmadığını müşahede ettim. Bunu da bir yerde hoş karşılamak gerekir; ancak kitaba verilen isim okurda böylesi bir beklenti yaratıyor. Kısas-ı Enbiya türü rivayetler içeren bir esere bu tür bir isimlendirme yanlış olmuş. İlgi çeker diye düşünüldü ise başarılı olduğu kesin de okuru yanıltma açısından bakılırsa vahim bir durum sözkonusu... COSMOGENESİS konusunda tasavvufun söyleyecek o kadar çok sözü var ki... Bir örnek vereyim örnek olsun için : Ahmed Bedevi kendi miracını anlatırken dile getiriyor: "4. kat semada öylesi bir kum denizi ile karşılaştım ki o kum denizinin her bir tanesi şu üzerinde bulunduğumuz dünya büyüklüğünde idi..." Kutbu'l-aktab Ahmed Bedevi'nin 12. yüzyılda betimlediği bu kum denizinin nasıl bir şey olduğunu anlamak için isterseniz http://nasa.gov adresindeki evren haritalarına ve bu haritaların oluşumda kullanılan galaksi görüntülemelerine bir bakın isterseniz... Keşke Aziz Mahmud Hüdai'nin Rasulullah ile olan dolaysız görüşmelerini; levh-i mahfuzda okuduğu satırları ; levh-i mahfuzdaki "muallak" sırların nasıl "mukadder" hale dönüştüğüne ilişkin yakini bilgilerini de bu risalesine yazsa idi. O zaman hem Hudai hakkında olumsuz düşünen okurlar hem de Hudai'yi sevenler daha mutmain olurlardı. Keşke İnsan yayınları Hüdai ile mürşidi Üftade arasındaki sorulu cevaplı mülakatları içeren VAKIAT adlı Hüdai eserini neşretse de Hüdai'nin "esrar"ından biraz behre sahibi olabilsek... Sonuç olarak bu eser Hüdai'ye kadarki "rivayet" tarzının bir derlemesi olarak tarafsız bir gözle okunması gereken "sıradan" bir eserdir; inananlarını kınamadan , inanmayanlarına kızmadan okunması gereken...
her eser bağlı olduğu ekolun içerisinde ele alınmalı.sufinin gözüyle bize varlığa bakış açısını göstermiş.yine de esas kaynak Kur an bunu daima hatırlamak yararlıdır...
Aziz Mahmud Hüdayi'nin hayatını okuyanlar bilirler. Her yönüyle örnek bir şahsiyet bence. Alemlerin Efendisi'nide ancak böyle üstün bir zat anlatabilirdi. Zira o herkesin eline ve diline yakışmaz.
Celvetiye tarikatının kurucusu ve tekke şiirinin önde gelen şairlerinden olan Aziz Mahmud Hüdayi bu eserinde;Hz. Adem ve Havva'nın yaratılışını Hz. Muhammed'in doğumu,yetişmesi ve gerçekçi eylemleri İslam tarihinin güvenilir kaynaklarına dayanarak biz okuyucularına aktarılmaktadır.Kitabın son bölümünde yer alan tesbih,zikir,dua ve tevhis bölümleri tasavvuf ve irfan denizinde<br />yol alabilecekler için vazgeçilmez bir kaynak eser özelliğindedir.
Hüdayi Dilbaz'ın itirazına cevap:Kur'an'daki Peygamber tasavvuru ile "Rivayet edilir ki,Allah kendi nurundan bir parça aldı.Daha gökler,yer,arş,kûrsî, cennet ve cehennem yaratılmadan 324 bin sene önce, o nurdan Muhammed(a.s)'ın ruhunu yarattı.Onun için ruhanî bir şekil var etti.Sonra bir ağaç yarattı.Ona yakîn ismini verdi.Muhammed(a.s)'ın ruhunu bu ağacın üzerine koydu.Ruh, ağacın üstünde 40 bin sene Allah'ı tesbih etti..."(Aziz Mahmud Hüdayi,Alemin yaratılışı..,51-52) şeklinde ki peygamber tasavvuru arasında nasıl sıkı bir ilişki kurulabilinir anlamak mümkün değildir.Şayet ben böyle bir ilişki kuramadıysam -ki öyle söyleniyor-bunun için sadece Allh'a şükrederim. satırların devamını yazmaya herhalde gerek yoktur.Burada şunu belitmeliyim ki benim itirazım Aziz Mahmud Hüdayi'nin şahsına değil kitabına aldığı rivayetlere veya düşüncelerinedir. "Tarihselcilik illetiyle mâlûl" olma eleştirisini ise her şeyden önce müslüman bir bireyin bilmeden veya bilerek iftira niteliğinde yapmış olduğu bir suçlamadır ki bunu kardeşime yakıştıramadım.Allah'ın ayetlerine "bunun devri geçti" demekten de yine o ayetlerin sahibine sığınırım.Tarihselcilik illetinden daha muzır bir illet vardır ki o da kişiler kutsallaştırmak, onlara yanılmazlık atfetmektir.Bu öyle bir hastalıktır ki kişiler(Şeyhler,abiler,hacı anneler..)Kur'an'ın rağmına yanılmazlık kisvesine büründürülürler. Bunun da İslâmî litaretürdeki karşılığını kardeşim gayet iyi bildiğinden emin olduğum için buraya yazmıyorum. Mucize meselesine gelince;Resul(sav)'e birçok mucize atfedilmiştir.Kur'an'da Peygamber'in bir beşer olduğu[Kehf,110;Fussilet,6;Yunus,49;Cin,21;Enam,50;İsra,93]ve müşriklerin mucize isteklerinin geri çevrildiği[İsra,89-93;Hicr,6-8,14-15;Ra'd,7-32;Enam,8,37,109-111,158;Furkan,7-8;Kasas,48;Enbiya,5;Tâhâ,133;Şuara,4-8;Ankebut,50-51;Mülk,25-26;Al-i İmran,190;Bakara,118,164;Nisâ,153; Niçin Peygamberimize mucize verilmediği konusunda bkz.Araf,101;İsra,59;Saffat,11-14]sık sık vurgulanmasına rağmen Resul(sav)için öyle özellikler anlatılmıştır ki[önünü nasıl görüyorsa arkasını da öyle görmesi,sesinin kimsenin sesinin ulaşamayacağı yerler ulaşması,kimsenin işitmediğini işitmesi,kimsenin göremediğini görmesi, bevl ve atığının toprak tarafından içeri alınması,boyunun yanındakinin boyu kadar uzaması vb.]onun beşer olma özelliğini tamamen iptal mahiyetindedir.Hz. Peygamber(sav)için söz konusu edilen bir takım mucizelerin diğer Peygamberlerle bir kıyaslama neticesinde ortaya atıldığı kanaatini taşıdığımı da belirtmeliyim.En büyük ilâhî mucize olan Kur'an-ı Kerim ilk nazil olduğu şekliyle elimizde dururken Resulullah(sav)'i bir fazilet yarışına sokmak onun kadrine bir şey eklemeyeceği gibi aksine onun örnek olarak sunulan yüce ahlakî seciyesine,risaletine ve davasının muzafferiyeti için vermiş olduğu mücadelesinin büyüklüğüne gölge düşürmektedir.Zira adım başı mucize gösteren, en ufak bir sıkıntı çekmesine gerek kalmayan orduları bir avuç çakıl taşıyla imha edeblen bir Peygamber'in örnek alınabilmesi bir hayli güçtür.Herşeyden önce Resulullah(sav)'in karnına taş bağlayacak kadar acıkabilen, dişleri kırılacak, zırhının çengelleri vücuduna batabilecek kadar savaşabilen, dostlarının vefatına ağlayacak kadar üzülebilen, kısacası her türlü beşerî sıfatlarının öne çıkarılması gerekir ki işte o zaman gerçek manada örnek alınması mümkün olabilir.Kimse kusura bakmasında Kur'an'ın "bizi sana mucize vermekten engelleyen daha öncekilerin onları yalanlamasıdır" dediği yerde birilerinin kalkıp Peygamber'in mucizelerinden bahsetmesinin Kur'an'dan ve Peygamberin gerçek sünnetinden başka rehberi olmayan bir müslüman için ne kadar değeri olabilir. Burada kendimize şu soruyu sorsak herhalde başkasına "illet tedavisi" tavsiye etmekten daha hayırlı olur;Bizim için bağlıcı olan Kur'an mı yoksa hatadan arî olmayan beşer mi? Cevap Kur'ansa mesele yok. Yok ben şahısları da önemserim derseniz o zaman tedaviye benden çok sizin ihtiyacınız var demektir ki benim Allah yardımcınız olsun demekten başka sizin için yapabileceğim bir şey yoktur.
Aziz Mahmud Hüdayi'nin eseri her ne kadar Tasavvuf eğilimli bir eser olması hasebiyle toleransla içeriği kabul edilebilirse de konu Hz.Peygamber'in hayatı olunca bu müsamahaya yer olmayacağı açıktır.Kitabın içerisinde Kur'ân'ın betimlediği Peygamber anlayışından tamamen uzak bir çok motifler vardır ki kur'ân ve tarihsel gerçeklik bağlamında bunları onaylamak mümkün değildir.Tasavvuf'a bu açıdan yaklaştığımız zaman onun İslamî boyutunu tamamen iptal etmiş oluruz.Peygamber'in bu şekilde beşer üstü bir efsanevi kimlikle tanıtmak günümüz insanını tatmin etmekten ziyade dinin akıl ve mantık dışı olduğu konusunda onlara gerekli malzemeyi sağlamaktan öte hiç bir kıymeti olmayacaktır.Ancak kitaba tarihi persfektifde kültürün dini yorumla üzerine katkısı olarak ele alırsak o zaman kitabı bin bir gece masalları türü bir eser olarak kabul edebiliriz.