40Yorum
bibliyomanik
Kitapkurdu
12.03.2019
50 kuşağı öykücülerinden. Öyküseverlerin başucu kitaplarından
beyzayz
Kitapkurdu
18.01.2019
Anlamakta zorlandığım öykülerden oluşuyordu. Pek tat alamadım maalesef..
elif sen budak
26.10.2018
Öykülerin icerisine girip anlamakta biraz zorlandim dogrusu lakin yine de okumaya deger.
adililad
04.08.2018
Usta hikayeci Vüs'at O. Bener'den derinden akan lezzetli öyküler...
yarayankana
Kitapkurdu
12.06.2018
Sanki 'Kapan' daha vurucu öyküler içeriyordu. Ya da orda sözcük ekonomisi had safhadaydı, dolayısıyla yoğundu. Siyah-Beyaz biraz daha geniş...
Osman Tükenmez
01.06.2018
öykü anlayışıma yeni bir ufuk çizgisi çizen Vüs'at Bener mutlaka okunmalı..
vonlanthen
Kitapkurdu
09.03.2018
Öykülerdeki üsluba bayıldım. Türk öykücülüğünün altın jenerasyonunun önde gelenlerinden.
M.bbb
Kitapkurdu
08.11.2017
daha ilk öyküde hayretler içinde kalıyor bir diğer öykünün ne kadar iyi olacağını düşünerek gülümsüyorsunuz. Türk öykü dünyasında yeri doldurulamayacak bir yazar.
BÜYÜKARSLAN
Kitapkurdu
13.06.2017
Kelimelerin görsel şöleni...
kimyacan
10.05.2017
Oğuz'um Atay'ımla dostluğu boşuna değil..
Mata Hari
Kitapkurdu
23.03.2017
Üslubunu çok beğendim, güzel öyküler var.
harunkaragulle
04.03.2017
Dost-Yaşamasız'da birbirinden güzel hikayeleri bulunan orijinal yazarımız Bener'in bu kitabında da çok güzel öyküler bulacaksınız.
Estike
Kitapkurdu
23.01.2017
Hikâye nedir ve nasıl yazılır sorusunun cevabını içinde barındıran bir yapıt.
yûnusa
Bilge
15.01.2017
Türkiye'nin kıymeti bilinmeyen yazarlarındandır Vüsat Orhan Bener. Dost-Yaşamasız'dan sonra bu kitabı da merakla okunacak bir kitap.
YSMNSMS
12.11.2016
Monologları çok hoş, yazarla beraber yürüyormuşsunuz gibi
Byecush
07.06.2016
"Cezaevi Günleri" öyküsü için bile okunacağını söyleyebilirim. Bazı öykülerini okumasaydımda olurdu belki aralarında... Bazen çok harikulade olan anlatımı bazen kasıp kavuruyor. Hatta okumasaydımda olurdu dediğim öykülerde anlatımı anlamadığımdan kaynaklandı sanırsam. Fakat yinede "Yolculuk edilecekse geçmişe, tek başıma çıkarım sehpaya. Tanıklara gerek yok." gibi... Yada "Yarın: umutların, kestirimlerin, beklentilerin iskambil piramidi" gibi... Son olarakta, "Bizi yöneten güç asılmalı" türünden lezzetli aforizmalarla karşılaştığımda heyecan duydum.
merveeuzun
Kitapkurdu
30.01.2016
Yazarın üslubu çok hoş. Önerilir.
esma isbilen
03.12.2015
okurken kafamı karıştırıyor ama güzel bu akış,sözcüklerindeki ahengk bile yeterli sevmek için
Hıfsullah Altaçlı
Kaşif
Yazarın üçüncü öykü kitabı. Anı-öykü karışımı olması, anlatıcının anılarından yola çıktığının belirgin olması öykülere sohbet havası veriyor. Yazarın üslubu ve dili güzel.
Suat Sungur
Kitapkurdu
31.03.2005
Kitabın uzun hikayesi “Cezaevi Günleri”nde -anlatıcının Harp Okulu ve subaylık günleri, Kore Savaşı etrafında gelişen duyguları, komünistlikle suçlanması, askeri cezaevine düşmesi, sivil hayata geçişi gibi olaylar, okuyucuyu Vüsat O.Bener’in hayat hikayesine gönderiveriyor. “Siyah-Beyaz”daki diğer hikayelerde de rastladığımız bu türden otobiyografik motifler, üçlemenin öteki kitaplarında da çıkıyor karşımıza. Zaten Bener de anlatılarındaki yaşanmışlıkları yadsımıyor. Bir söyleşisinde “ciddi biçimde vakanüvislik için gerekli notlarım yok, ama belleğime oldukça güveniyorum” demişti yazar; “pek vurucu noktalar vardır, onları notlarımda olduğu için kullanmışımdır, ama geri kalanı büyük ölçüde yaşanmışlığa dayalıdır. Yaşayamadığım, bir bakıma yaşamayı tasarlayamadığım şeyleri kolayca yazıya dökemedim. Yaşamadığım şeyleri pek iyi yazamıyorum galiba. Şimdi vakanüvislik derken de, tabii tanık olduğum şeyleri de ilginç noktalarda, belli nirengi noktaları olarak yazılarımda, öykülerimde kullanmışımdır.”

Dedik ya, yaşlı ve yorgun bir anlatıcısı var hikayelerin. Dostlarını birer birer kaybetmenin üzüntülerini bir suçluluğa, bir öfkeye dönüştürmüş zihninde. Anlatıcının bilincinde geçmişten şimdiye bütün zamanlar tek bir anlatı anında bütünleşirken zaman, bütün ağırlığıyla çöküyor üzerimize. Bir yandan geçmişe dair renkli, coşkulu ve canlı anılarla aydınlanıyor anlatı, hemen ardından o aydınlık grisi olmayan bir karanlığa bırakıyor yerini. İlerde bir gün benzer bir hesaplaşmayı yaparsak eğer nasıl bir ruh hali taşıyacağımız düşünmeden, düşünürken ürpermeden edemiyoruz.

Vüsat O.Bener’in süssüz, sade, anlatmak istediklerini eksiksiz anlatırken gevezeliğe hiç kaçmayan ekonomik bir dili var. Sadelik, yazarın dile ilişkin titizliği ile ilgili. Hiç bir fazlalığa tahammülü yok sanki; öyle ki, bazen bir kelimeyi bir cümle genişliğinde kullanıyor Bener. Bir alıntı ile örnekleyeyim;

“Dışkapı’ya giden caddeye döndük. Soğuk, ama güneşli bir gün. Konuşmuyoruz. Arada asker kişileri selamlıyorum, inzibat subayıyla birlikte. Anladım. Asker Cezaevi’ne kapatılacağım. Ana kapıda haz’rola geçti nöbetçiler. Avlu. Birkaç basamaklı merdiven. Kırmızı blok harflerle ‘KOMUTAN’ yazılı bir oda kapısı. Donakaldım. Tahsin! Tahsin Cırlavuk. Asker lisesinden sınıf arkadaşım. Demek cezaevi komutanı olmuş. O da fırlar gibi kalktı koltuğundan, duraladı. İnzibat subayı uzattı dosyamı. Kapağını çevirip baktı kağıtlara şöylece. Olacak iş değil! Teslim Alındım.”

Klasik anlatım geleneğinin dışına kaçan, bir anlatıcının zihnine odaklanan ama bireyi öne koyduğu hikayelerinde toplum ve birey arasındaki çatışmayı yakalamayı da bilen Bener, trajediyle komiği, komikle trajediyi ironik anlatımıyla birleştiren bir yazar. Özellikle anlatıcının kadınlarla ilişkilerini yansıttığı sahnelerde komikle trajik mükemmel bir uyum sergiliyorlar.

1 2