Öyle haksız bir kitap ki bu...Okurken zaman zaman sinirlendim, şimdi sadece üzülüyorum... Vedat Türkali iyi bir yazar belli ki, ben tasvirlerden de zevk aldım, öykü biraz aykırı olmasına rağmen, ondan da. Ama...neden yaptı bunu acaba? Para için mi, yaşına rağmen yenemediği öfkesinden mi, yoksa dünyada değil uzayda yaşadığından mı? Kitapta teröristlere övgüler düzüyor-terörist diyorum, çünkü dağa çıkanlarla şehirde temiz yaşayanlar arasında hiç bir ayrım yapmamış. Teröriste bir kere bile terörist dememiş, ölen teröristlerin acısını anlatıp ağıtlar düzmüş, onların öldürdüklerini, sadece sorguya çekilirken bir görevlinin ağzından 'şehit aileleri var, parayı onlara bağışlayın' diye, benim de okurken içimi kıpırdatmayan ve hiç bir şey hissettirmeyen bir cümleyle anmış. O kültürü yaşatmanın gerekli olduğunu söyleyip, bunun için de insanları alışveriş merkezlerine, metrolara koydukları bombalarla katletmelerini haklı bulmuş. Onların ölümlerine ağlıyor Vedat Türkali, ama farkında değil ki onlar var olma savaşı veriyorlarsa, bu millet de kurtlar sofrasının en sıcak noktasında yok olmama savaşı veriyor...Kültürler yok olmasın yaşasın, ama dünya böyle güllük gülistanlık değil malesef. Verelim, isteyene toprak verelim, siz bilmem kaç bin yıl önce buralardaydınız, alın burası sizin olsun diye. Önümüze sürülen her yalanı kabul edip her isteyene toprak verelim. Sonra biz birilerinin maymunu olalım, bizim kültürümüz yok olmaya başlasın, bu sefer de biz mi dağa çıkalım? Tabii bu ali veli Vedat Türkali meselesi değil, bunun kültür yaşatmayla falan da alakası yok. Neyle alakası olduğu belli.
Kitabı okudum Türkiye'den soğudum neredeyse, biz ne ülkeymişiz de buradaki doktorları bir kanser ameliyatını bile yapamayacak kadar yetersiz görmüş Vedat Türkali, tüm ameliyat edilecek hastalar yurtdışına götürülüyor, kitapta kendisinin Türk diye bahsettiği herkes kapıları kırarak içeri giriyor, sorguya çekiyor, işkence yapıyor. Türk olduğu üzerine basılarak vurgulanan herkes gri ve siyah, diğerleri rengarenk, türküler söylüyorlar, haklı olarak adam öldürüyorlar, haksız yere öldürülüyorlar. Nesnellikten bu kadar uzaklaşılır, pes yani.
28 yaşındaki bir kadınla 78 yaşındaki bir adamın aşkını biraz yadırgadıysam da, öyle hoş anlatmış ki, okurken zevk aldım. İnsanı ümitlendiriyor bu kitap bu anlamda-aşkın gerçekten yaşı yok galiba. Beklenen sonla bitti, ama o açıdan da çok üzücü oldu doğrusu...Vedat Türkali bir İstanbul hayranı belli ki, İstanbul'u da öyle güzel anlatmış ki...canım Piyer Loti'ye gitmek istedi kitabı okurken.