Beş bölümden oluşan kitabın ilk bölümü İskender Pala'nın Divan edebiyatı ile alakalı fikirlerinden oluşuyor. İskender Pala söz konusu bölümde Divan edebiyatının halktan kopuk, soyut, yüksek zümreye hitap eden bir edebiyat olduğu düşüncesine neden karşı olduğunu ispatlamaya çalışmış. Epey başarılı olduğunu da söyleyebilirim bütünüyle bu görüşe katılmamakla birlikte. Çünkü bunu düşündüğüm zaman aklıma iki İstanbullu şair -Baki, Nedim- geliyor. Bu iki isme baktığımız zaman; Baki'ni Kanuni ile yani devletin en üst düzeydeki kişisi ile adeta kanka olduğunu görürüz. Nedim ise bir sefahat dönemi olan Lale Devri şairidir. Devletin veziri ile birlikte içki meclislerinde bulunmuş, Lale Devri'nin sefasını sürenlerin başında gelenlerden. Bu iki ismin şiirlerinde de sadece dil yönüyle bir halkçılığın olduğunu söylemek mümkün.
Kitabın kalan bölümleri daha çok bu konuyla ilgilenenlerin işine yarayacak tamel bilgilerden oluşuyor. Ama hakkını vermek lazım Divan edebiyatı gibi bir 'korkulu rüya' okuyucuyu sıkmayacak açıklıkta, güzel şiir lerle örneklenerek anlatılmıştır.
Divan edebiyatına ilgi duyanların çok sıkılmadan okuyabilecekleri bir kitap. Çok sıkılmadan diyorum; zira olması gerektiği gibi Divan şiirinin nasıl incelenebileceğine dair teorik bilgi çok. Şiir örnekleri biraz daha fazla olabilirdi bu arada.