Yedinci Gün
Yedinci Gün

Kitapyurdu Fiyatı: 177,21TL

Ürüne Git
29Yorum
emine.zeynep
Üstat
Yu Hua’nın Yedinci Gün kitabı, hayat, ölüm ve toplum üzerine düşündüren derin bir roman. Hikaye, öldükten sonra yedi gün boyunca dünyada dolaşan bir adamın gözünden anlatılır. Bu süreçte hem kendi hayatını hem de çevresindeki insanların hayatlarını sorgular. Yazar, gerçekçi ve bazen acımasız bir dille modern Çin toplumunun sosyal sorunlarını, yalnızlığı ve insan ilişkilerindeki kopuklukları gözler önüne serer. Yedinci Gün yaşamın anlamı, ölüm sonrası ve insanın varoluşuna dair etkileyici ve düşündürücü bir eser olarak öne çıkar.
diablo023
Üstat
Yu Hua’dan sıra dışı ve ilgi çekici bir kitap… Mezarı olmayan ölüler diyarına hapsolmuş ölülerin yaşadıkları ve ölümleri onların gözünden anlatılıyor. Karakterimiz Yang Fei’nin hikayesiyle başlayan bu serüven çevresindeki insanların da yaşantıları ve ölümlerini kapsayarak devam ediyor.
Öykü Gizem Gökgül
Bilge
İlk kez bir Yu Hua kitabı okudum. Çok fazla övüldüğünden yüksek olan beklentimi karşılamadı. Hem dili hem konuyu ele alışıyla bana biraz hafif geldi.
Elif Aysun Boralıoğlu
Kaşif
Yu Hua'nın "Yaşamak", "Kanını Satan Adam" kitaplarını severek okumuş ve özellikle "On Sözcükte Çin" romanını, Çin gerçeğini anlamak açısından baş sıraya koymuş, ülkece halimize; neyse ki henüz o raddeye gelmedik diye düşünerek, utanılası bir sevinç duymuştum. Ancak, bu romanı ile "Yağmur Altında Çığlıklar" romanını o kadar beğenmedim.
okuyan mühendis
Kaşif
Yazarın 'Yaşamak' ve 'Kanını satan adam' romanları kadar sevemedim ne yazık ki. Beklentim yüksekti. Yazarla tanışma kitabım olsaydı belki beklentisiz okur ve daha çok sevebilirdim.
ayçakuzey
Kitapkurdu
yasamak kadar guzel olmasa da severek okudum
gkhnydn
Üstat
Yedinci Gün, ölümden sonraki yedi günü anlatan sıra dışı ve çarpıcı bir roman. Yu Hua, hayattayken adı bile pek bilinmeyen bir adamın ölümünden sonra yaşadıklarını aktarırken, modern Çin toplumuna dair eleştirilerini ustalıkla hikâyeye yediriyor. Gerçekle hayal, yaşamla ölüm iç içe geçiyor; sistemin adaletsizliği, yalnızlık ve insanlık halleri sade ama derin bir dille işleniyor. Sessiz bir hüzün ve sarsıcı bir dürüstlükle örülmüş bu kitap, okurun zihninde uzun süre yankı bırakıyor. Farklı, etkileyici ve unutulmaz bir anlatı arayanlara kesinlikle tavsiye edilir.
hsabah
Üstat
Bazı hikayeler ölümle başlar, bazı haksızlıklar, eşitsizlikler, eksiklikler doğumla başlar yaşamın ileri evrelerinde bünyeye yerleşir . Dışlanmışlık , hor görüme gibi duygusal travmalar bünyeye yerleşir ve doğal bir tavır haline gelir yaşamın. Kahramanımız da öyle ; ölüyor fakat hayat onunla birlikte ölmüyor ; yedinci güne kadar … Yavaş yavaş kabuk değiştiren bir Çin var anlatıda. Değişen ama insanın devlet karşısında aczi ve vatandaşlar arası eşitsizlik her süregelen bir durum ve üzerine basa basa bahsediliyor. Ölüm bile insanları eşitlemiyor ( burada komunist düzen eleştirisi mi var acaba ) zenginler zengin gibi törenlerle gömülürlen , fakirlere öyle kimliksiz veda etmek reva görülüyor. Kitap hüzünlü mü , huzurlu mu yoksa her ikisi birden mi var okuru düşündürüyor. Peki siz böylesi bir halle başa çıkabilir miydiniz? Yedi gün değil belki birkaç gün ? Ben; asla! Selametle
nuraytakazdrms
Üstat
Kitap yalnızca bireysel bir acıya değil, aynı zamanda devletin insanlara yaptığı acımasız davranışlarına da yer vermiş. Halkın bilgiye erişim hakkının nasıl bastırıldığı, devletin halkı kontrol etmek adına başvurduğu manipülasyonlar kitabın alt metninde güçlü şekilde hissediliyor. Yang Fei’nin ölülerle yaptığı her sohbet, toplumsal yapının çarpıklıklarını açığa çıkarıyor. Her hikâye, bir bireyin trajedisini anlatırken aynı zamanda sınıf ayrımına, fırsat eşitsizliğine ve sessiz kalınan haksızlıklara işaret ediyor. Kitap boyunca içimize derin bir hüzün çöküyor. Özellikle Yang Fei’yi büyüten üvey babasının, ona öz oğlu gibi sahip çıkması beni fazlasıyla duygulandırdı. Kitap her ne kadar gerçeküstü bir atmosferde geçse de, duygusal yoğunluğu son derece gerçekçi. Kitap bittiğinde, etkisi içimizde ince bir sızı olarak kalıyor. Sanki Yang Fei bizden biriymiş gibi. Sessizce arkamızdan yürüyerek, bizim bile kelimelere dökemediğimiz duyguları usulca fısıldıyor gibi...
1 2