Evet, anlatımı basit, okunmazsa kayıp sayılmayacak bir kitap ama yine de sonunda ağlamadan duramadım. Mezar taşındaki keman son noktaydı!!!Ya yaşlandıkça her kitapta ağlanacak bir son bulmak adet oldu, yada kitabın kahramanı Bedia'nın aşkı uğruna yaşanmamış yılları gerçekten ağlanacak kadar acıydı.....Nefes alıp verilerek geçen her yıl yaşanmış yıl değilmiş, yine anladım.
Piyasadaki medya destekli abartılmış çok satanlar listesindeki pek çok kitapdan daha okunabilir, konusunu gerçek hayattan alan, günümüzdeki dinlerarası hoşgörü ve diyaloğu ön plana çıkaran, sizi cumhuriyet döneminden , trakya olayları, varlık vergisi, yirmi kur'a askerlik hizmeti, auschwitz temerküz kampı, modern londra'ya oradanda tekrar istanbul'a götüren tarihsel olayları kurgu bütünlüğüyle ele alan muhteşem bir kitap. Mutlaka okuyun pişman olmayacaksınız. Bilakis genç cumhuriyetimizin ilk dönemi hakkında bilgi sahibi olursunuz.
Yakın geçmişteki Çanakkale'nin Levanten,İngiliz,Fransız,İtalyan,Yahudi,Rum,Müslüman ve Ermenilerden oluşan kozmopolit yapısı,Cumhuriyet'in ilk yılları,Atatürk'ün Çanakkale'ye gelişi,Atatürk'ün vefatı,Trakya olayları,varlık vergisi,Truva kazıları,Auschwitz,Yunan iç savaşı...listeyi daha da uzatabiliriz.Bu kadar fazla olay,mekan,gerçek olan olmayan bir çok kişi.Oldukça kalabalık bir roman ama bir okadarda başarılı bir şekilde kurgulanmış bir kitap. Baş kahraman Bedia;küçük yaşta annesini kaybeder bütün mahalleli ,hatta neredeyse bütün Çanakkaleli bu küçük kıza sahip çıkar.Annesinin eksikliğini hissettirmemeye çalışırlar,eğitimi için ellerinden geleni yaparlar.(Özellikle Kosbi ailesi ve bayan Hettie).Kosbilerin küçük oğlu,okumak için İstanbul'a giden Bedia'ya aşık olur,bu aşk karşılıksız değildir ve olaylar birbirini kovalamaya başlar. Çanakkale okadar başarılı bir şekilde anlatılmışki sanki adım adım geziyorsunuz.(Zaten yazar; bir röportajında,Çanakkale'nin savaşlardan önce oldukça değişik ve hareketli bir yer olduğunu,onbeş tane konsolosluğun bulunduğunu,Levantenler'in yaşadığını,ticaretin yapıldığı bir şehir olduğunu ancak şu anda eskiye göre sönük bir şehir olduğunu,bunuda hak etmediğini,belki bu kitapla bu makus talihinin değişeceğini,onun için bu kadar detaylı yazdığını söylüyor). Çanakkale iyi bildiğim şehirlerimizden bir tanesidir.Kitabı okurken bayan Hettie'nin evi anlatılırken hep gözümün önüne bir ev geliyordu (bu tür şeyler okuyucuyu kitaba daha da bağlar bilirsiniz)kitabın son sayfalarını okurken doğru evi gözümün önüne getirmiş olduğumu anladım ve bu beni çok heyecanlandırdı. Ben çok beğenerek okudum,oldukça güzel bir kitağ.Büyük bir heyecanla elinizden bırakamadan okuyabileceginiz bir kitap.
Yazarın Safiye Sultan Üçlemesi,Erguvan Güzeli,Hürrem Masalı ...vb çevirilerinden Erguvan Güzeli'ni okumuştum yıllar önce.Kendi edebi ürününü ise ilk kez okudum.Ve gördüm ki yazar,kültürel bir birikime sahip.Kitabın satıraralarına çeşitli konulardaki detayları sıkıştırmış;fakat edebi açıdan,betimleme ve roman kurgusu açısından oldukça zayıf.Kitabı,yazın sahilde kafa dinlemek ya da "okur görüntüsü vermek için okuyanlara" yönelik bir çalışma.Okuyamazsanız üzülmeyin,bir şey kaybetmezsiniz.