bir darbe sonucunda yapılan göz altılara, işkencelere yer verilmekte ve bir dilin demir parmaklıklar ardında öğrenilmesine yer veriliyor. Bu dil için bu dile sahip olmayanların bile sadece kabullenmesiyle sıkıntıları anlatmakta sürükleyici bir eser tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mehmed Uzun'un ilk romanı; bircok kişi tarafından diger romanlarıyla karsılastırıldıgında zayıf oldugunu dusundukleri bir eser.. Bence Kürtce romanların ilklerinin arasında oldugundan cok daha fazla deger verilmesi gerekir..
mehmed uzun geç tanıdığım tanırken de iyi ki tanıdım dediğim bir yazar oldu...<br />eserleri yok sayılmış bir edebiyatın varlığını en güzel şekilde temsil etmekte bu eserini bir günde okudum çok güzel bir eser belki de onu güzel kılan gerçek hayatın içinden olmasıdır...!
zengin dili ve akıcı üslubuyla mehmed uzun bu romanında türkiyenin cunta dönemindeki halini ve kürtlerin bu dönemde nasıl baskılara maruz kaldığını etkileyici bir aşk hikayesi üzerinden anlatmış..tavsiye ediyorum okumanızı.
yalın ve akıcı bir dilin kullanıldığı kitapta askeri cunta dönemi,türkiyenin cunta dönemindeki işkencelerini,kürt olmanın işkence görmek için yeterli bir sebep olduğunu,öğrenci bir kürt gencine diyarbakır zindanlarında yapılan fiziksel ve psikolojik işkenceler anlatılıyor. MUTLAKA OKUNMALI.
cesur olabilmek gerekiyor bazen. ve mehmed uzun bunu başarıyor işte... baskılara, sansürlere, yasaklamalara rağmen bir gencin başına gelenleri, belki de kendi başına gelenleri cesurca anlatıyor. fırat'ın ötesini görebilmek için mutlaka okunması gereken bir kitap. hatta mehmed uzun kitapları seri olarak alınıp okunmalı.
Sen, bir trajedinin romanı. Merhum Mehmed Uzun, bu ilk romanında gözaltına alınıp acımasız işkencelerden geçirilen bir Kürdün hikayesini anlatıyor. Mekan meşhur Diyarbakir Zindanı. O zindanda bir neslin hayatı şekillendi. Yazar askeri cunta dönemini Kürtlerin gözüyle anlatıyor. Bu dönemde sayısız Türk devrimcisinin yanında Kürt yurtseverleri de tutuklanır ve işkenceden geçirilir. Üstelik onların işi daha zordur, zira onlar düzene muhalif olmanın yanında bir de Kürttürler. Evinde elyazısı ile yazılmış bir Kürtçe kağıt olduğu için insanlar tutuklanmakta ve askeri cezaevinde vahşete maruz kalmaktadırlar. İşte yazar bu dönemi bir gencin üzerinden anlatmaktadır. Onun işkenceden halsiz yattığı hücrede bir böcekle dertleşmesini, geçmiş ve şimdiki zamanı beraber anlatışını, Kürt aydınlarının özgürlük ve demokrasi için nasıl bir bedel ödediğini okuyacaksınız. Hapishane bir okul gibidir, pekçok Kürt aydını burada beraberdir. Kitaplar okunur, tartışmalar yapılır. Ama bitmek bilmeyen işkence seansları vardır. Roman otobiyografik özellik de gösteririr. Zira kitapta bazı anlatılanları Mehmed Uzun bizzat yaşamıştır. Bu kitapta zulmün, işkencenin, vahşetin, acımasızlığın kahredici yüzünü göreceksiniz. İyi okumalar…
Bazı şeyler vardır duyarsınız ama içinizden doğru değildir der ve geçersiniz. Taaa ki biri anlatana kadar. yada bir yerlerden okuyana kadar. hep duyardık Diyarbakır zindanlarında yaşanan vahşeti. gerçi yazar yüzeysel olarak anlatmış ama yinede o günlerde yaşanan atmosferi yansıtmak bakımından oldukça ilginç. İşin bir başka ilginç yanı ise işkence yapan askerlerin de büyük bir bölümü kürt oluşu. İnsana Mümtaz er türköne'nin Abant Platformunda bu yıl yaptığı bir açıklamayı çağrıştırıyor. " 2 Eylül döneminde Mamak cezaevinde kalan Mümtaz er Türköne hergün istiklal marşı eşliğinde koşturulduklarını İstiklal Marşını hergün okuttuklarını ve kürt askerlerce kendilerine dayak atıldığını söylüyor. üstelik Kendisi MHP davasından tutuklu. yani iş garip sadece örnek olsun diye yazdım. Ama Diyarbakır cezaevinde yaşanalar tek kelime ile ülkemiz için bir utanç tablosu. Gerçi hala ülkemizde işkenceden ölen insanlar var. Ve maalesef işkence yapanlar da insan!!!
YAZARIN KÜRTÇE KALEME ALDİĞİ İLK KİTAP, SONRAKİ ÇALİŞMALARİNDAKİ KADAR EDEBİ ZEVK VERMEZSE DE MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜNÜ ÇIPLAK BİR ŞEKİLDE GÖSTERMESİ BAKIMINDAN OLDUKÇA ÖNEMLİ BİR KİTAP. ZİRA ÜLKEDEKİ KARİŞİKLİKLARİ DIŞ ODAKLARIN İŞİDİR DİYEREKTEN ÜZERİMİZDEN ATTIĞIMIZ SORUMLUKLARIMIZLA BİZİ YÜŞLEŞTİRİYOR. ELBETTEKİ O AKIL ALMAZ İNSANLIK DIŞI İŞKENCELERİ CIA AJANLARI YAPMADI ÖZ BE ÖZ TÜRK POLİSİ YAPTI VE İLGİNÇTİR MAAŞLARİNİDA İŞKENCE ETTİKLERİNİN VERGİLERİYLE ALIYORLARDI. HEMDE KENDİ VATANDAŞINA VE HİÇ ACIMADAN. ARTIK ÇUVALDIZI DA KENDİMİZE BATIRMANIN VAKTİ GELMİŞTİR.
bildiğim kadarıyla Mehmet Uzun'un ilk romanı, türkçeye çevirimi biraz gecikmiş olsada özellikle ape musa yı anımsatan karakter için bile okunması elzem. Sancılı bir dönemin ve çekilen acıların üstüne bir nebze ışık saçması adına, unutulmaması gereken yakın tarih adına önemli bir yapıt olmasına rağmen kitapta bir 'Yaşlı Rind'in Ölümü' tadı bulamadığımı ve 'Hawara Dicleye' gibi doyurucu bulmadığımı belirtmeliyim. Ama içerik dışına çıkarsak tv'de Amede götürülürken söylediği 'ben buraya ölmeye değil yaşamaya geldim' sözü üstüne arka kapaktaki hüznü şahsına münhasır bakışı kitabı eleştirmeye engel...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
OKUNMASI GEREKEN BİR KİTAP..EĞER TOPLUMUN ŞANSLI YETİŞEN KESİMİNDEN OLARAK GÖRÜYORSANIZ KENDİNİZİ MUTLAKA OKUMALISINIZ..BEN BATILI BİRİ OLARAK EVET ŞANSLIYDIM AYNI TOPRAKLARDA DOĞMUŞ AYNI KAVGAYI VERMİŞ FAKAT AYNI KARŞILIĞI BULAMAMIŞ DOĞULU YOLDAŞLARIMA GÖRE..YAZARIN İLK OKUDUĞUM KİTABIYDI.EVET OKURKEN ÜLKEM OLARAK ÜZÜLDÜM.AMA İYİ Kİ OKUMUŞUM..
Aslına başka bir kitap almak için gittiğim kitapçıdan ilk defa dını duyduğum bir yazarın kitabıyla çıktım. Ve kapaktaki yazı ilgimi çekti. kitabın kürtçeden çeviri bir kitap olduğunu yazıyordu. Sadece çevremdeki insanlardan duyduğum şeyleri şimdi de bir yazardan duymuş oldum. Acaba bu ülkenin kaderi zorbalık ile mi yazılmış? Karadenizli olmama rağmen kitap beni çok tekiledi ve okunması gereken bir kitap bence.