Bu kitap,yakın tarihe ışık tutan bir kaç eserden bir tanesidir.Ali Fuat Başgil,gayet dürüst,ilim sahibi,alçak gönüllü bir zat olarak tanınıyor.Milli ve manevi değerlere düşkün bir isim.Körü körüne taassup yerine aklın ve ilmin hakemliğini savunan bir insan.Tabi ki onun da bazı hataları var ve bu kitapta oldukça da sırıtıyor doğrusu.Bu hatalara değinmeden evvel bir kaç noktayı ele almakta yarar var.
Aslında İhtilaller bu topraklarda yaşayan ve az da olsa tarih bilgisi olan kimselere pek de yabancı değil.Osmanlı örneği vermeden daha eski zamanlara bir göz atacak olursak eğer.Diyebiliriz ki "İhtilalcilik" Türkler de,bir gen meselesidir.Yani bu Milletin kanında bir "İhtilalcilik" olgusu sürekli bulunmuştur.Abbasi döneminden itibaren Türkler bu "İhtilalcilik" mesleğini uygulamışlardır dersek herhalde mübalağa etmiş olmayız.Abbasi halifesi El Memun dan itibaren İslam ordusunun Türkleştirildiğini biliyoruz.El Memun'un Türklere karşı aşırı bir sevgi beslediği ve ordusunu onlardan oluşturduğu malum.Kendisinden sonra tahta çıkacak olan kardeşine de bu politikayı yürütmesini tavsiye etmiştir.Kardeşi de bu politikayı uygulayıp,ordusunu tamamen Türk unsurlarla donatmıştır.Bu politika daha sonra Abbasi hükümetinin aleyhine dönecektir.İstedikleri zaman bir sultanı indirip yerine yine o aileden istedikleri birisini tahta oturtacaklardır.Bu uygulama Selçukluların gelmeleri ile de devam edecektir.Sonuçta gücü eline geçirmiş olan kuvvet,her yaprak sallandığı zaman veya menfaatlarına ters düştüğü zaman bu gücü kullanacaktır.Abbasi idaresi bu yüzden çok çekmiştir.Artık bilemiyorum onların bedduasımıdır nedir daha sonra aynı silah Osmanlıları vuracaktır.Hani derler ya tarih tekerrürden ibarettir diye.İşte Abbasi hanedanı tam olarak ortadan kaldırıldıktan sonra,dünyanın yeni gücü de ortaya çıkmaya başlar.Bu yeni güç Osmanlı imparatorluğudur.Osmanlı ilk başlarda bir futuhhat devri ile gayet iyi bir yön izlerken,aşırı büyüme ile asker ihtiyacı hisseder.Bu askerleri de "devşirme" denen bir yöntem ile genelde Hristiyan aile çocukların dan yapar.Böylece ordunun asker ihtiyacını karşılar ve yola devam eder.Tıpkı Abbasi örneğinde olduğu gibi,Abbasiler Müslüman yaptıkları Türk unsurları ordu da istihdam ederken,bu sefer Türk olan Osmanlı,Müslümanlaştırdığı Sırp,Arnavut,Boşnak,Ermeni gibi unsurları ordu da kullanır.Bu devşirme denen grup ordunun bel kemiğidir.Hatta ordunun ta kendisidir.Ve adları ise "Yeniçeri" dir.Şimdi burada bazı kafatasçı arkadaşlar,Yeniçerileri küçümsemek ve onların orduda bir vazife görmediklerini,azınlık olduklarını ve bir işe yaramadıklarını söyleyebilir.İnanın bunun hiçbir değeri yoktur.Bu tamamen o arkadaşların kafatasçılığından ileri gelen bir düşüncedir ve aslı astarı yoktur.Osmanlı ordusu Yeniçerilerle zaferler kazanmış üç kıtada at koşturmuş ve yine Yeniçerilerle bedbaht olmuş hezimete uğramıştır.Yeniçeriler de tıpkı eski Türklerin Abbasilere yaptığı gibi bir çok defa Sultan indirip bindirmiş-yani tahta-bir çok Osmanlı sultanını katletmiş adeta bir terör estirmiştir.Hani derler ya ne ekersen onu biçersin diye.II.Mahmut’un Yeniçerileri imha edip ortadan kaldırması kısmi bir rahatlama getirdi ise de,ki bu 1826 yılıdır.Rahat bir şekilde geçen Abdülmecit döneminden sonra Sultan Abdülaziz bu rahatlıktan faydalanamadı.Hani başta söylediğim Türklerin genlerinde bulunan “İhtilalcilik” hastalığı nüksetti.Hüseyin Avni Paşa,Süleyman Paşa ve Mithat paşa gibi İhtilalciler,hastalıklarını tedavi etmek için Sultan Abdülaziz’i tahtından indirip katlettiler.Bu olayda 1876 yılında olmuştur.Sonra yine bir fetret devri oldu,bu dönem ise büyük sultan II.Abdülhamit han’ın saltanatı yıllarıdır.33 sene aslan gibi memleketi idare eden sultan,baskıcı ve sert bir yönetim ile bu tip uygulamalara pabuç bırakmamıştır.Fakat onun yönetiminin sonlarına doğru İttihat ve Terakki adıyla gizli bir İhtilal cemiyeti kurulmuştur.1908 yılında bu cemiyetin çalışmaları meyvelerini vermiş ve bir Meşrutiyet İhtilali yapılmıştır.Görüldüğü gibi bizim “İhtilalcilik” hastalığı geri dönmüştür.Bu adı geçen cemiyet 1913 yılında “Babıali” diye meşhur olan bir İhtilal daha yapmış ve İhtilalini sağlama almıştır.Çünkü güç yani silah diğer bir ifade ile ordu onların elindedir.Bu İhtilalci arkadaşlar koca bir İmparatorluğu yıkıp kaçmayı başarmışlardır.Ardından ise Cumhuriyet dediğimiz dönem geliyor malum. Cumhuriyet dönemi 27 yıl boyunca hiçbir İhtilale meydan vermeyecek derecede katı bir yönetim uygular.Bırakın İhtilali siyasi bir parti kurmanın sonu İstiklal mahkemelerinde bitmektedir.Bu dönemde böyle geçer,1950 yılında çok partili hayata geçilir.Artık yavaş,yavaş bir İhtilal hazırlığı yapılmalıdır.Uzun zamandır İhtilal yapılmamış ve “İhtilalciler” sabırsızlanıyordur.
İşte bu elimizdeki kitapta bu İhtilali anlatmaktadır.27 Mayıs 1960 İhtilalini,olaylara yakından tanık olmuş bizzat içerisinde yaşamış bir insan olarak.Ali Fuat Başgil hocanın kaleminden.Bu ihtilalin en büyük özelliği Cumhuriyet döneminin ilk ihtilali olmasıdır.Zaten bundan sonrası çorap söküğü gibi gelecektir.
Benim başta da ifade ettiğim gibi hoca bazı noktalarda bilinçli olarak tarihi tahrif etmiştir.Mustafa kemal’in yaptığı bazı devirimleri ! İnönü ye mal ederek onu hırpalamıştır.Tabi ki hırpalasın,İnönü gibi bir diktatör ve despotu hırpalamak belki de sevaptır.Fakat öyle anlaşılıyor ki hoca korktuğu için Mustafa Kemal’i eleştirememiştir.Aslında bir noktada haklıdır da,çünkü bu kitabı yüzünden dahi mahkemeye çıkarılmıştır.Zaten kitabın sonuna yayınevi o mahkeme tutanaklarını da eklemiş.
Son olarak şunu eklemek isterim;II.Mahmut halkı nasıl Yeniçerilere karşı ayaklandırmışsa ve onların kökünü kazımışsa,bu halk bir gün yine ayaklanır.Ve modern Yeniçerilerinde kökünü kazır.