47Yorum
adana61
06.05.2012
Bir Erdal Sarızeybek klasiği daha.Ama maalesef görevdeki yetkililer bu tür kitabları okumadığı için ülkemiz hala kaosun içinde
ersanli43
27.12.2011
büyük önderin bile okusa duygulanacağı bir kitap hoş bir deneyimdi benim için.
Mehmet Erol Er
23.12.2011
Efsane albay Erdal Sarızeybe'ğin ağzından gerçekleri duymanız ve öğrenmeniz için yazılmış güzel bir kitap. Hangi olaylarla suçlandı, bunlara nasıl boyun eğmeden başarısını devam ettirdi, başarıları ve askerlik anıları gibi şeyleri öğrenebilirsiniz.
Bedir06
02.07.2011
Yıllarca Jandarmaya şerefiyle hizmet etmiş bir insanın, yıllarca canı pahasına sınırlarımızda vatan evlatlarıyla beraber kaçakçılığa, hainliğe ,teröre ve teröriste karşı şerefiyle mücadele etmiş bir Gazi Paşa'nın Komutanına sırf bir kişinin yeterli delil olmadan attığı iftira ile yaşadıklarını bu kitapta bulacaksınız... Mutlaka okunmalı...
smlngn
05.04.2010
Bir albayın üstüne bu kadar oyun neden oynanır. Ordu içinde dönen oyunların sebebi nedir? Vatanın sevmek görevini en iyi şekilde yapmak suç olabilir mi? Devletin zirvesinde ne oyunlar dönüyor? Ne tür menfaat ilişkileri var? Manisada bir siyasinin annesinin evi aranıyor ve şerefli bir subayın geleceği ile bunun için oynanabilir mi? tüm bu soruların cevabını bu kitapta bulamayabilirisiniz ama aramaya başlamak için en uygun kitap. Hayret doğru diyeceksiniz. Tuz kokarsa...<br />
ozgurb
15.10.2009
askeriyedeki iç hesaplaşmaları ve Albay Sarızeybek'in uğradığını düşündüğü haksızlıkları anlattığı kitapta bazen sıkıldığımı hissttim. keşke sorulan bu kadar çok soruya cevap da verebilseydi.<br />bir de beni bu kitabı almaya iten ismi olmuştu. çok etkileyici bulduğum ismi ile kitap içeriğini birebir bağdaştıramadım.
siNeqvaLesi
Kitapkurdu
28.07.2009
gerçekten süper bir kitap herkesin okuması lazım...
aliihsancalip
Kitapkurdu
04.03.2009
Okudum ve çok etkilendim.. okuduktan sonra da endişelerim arttı bu ülkeyle ilgili...
onurkinin
06.01.2009
erdal paşa ülkede oynanan oyunları anlatıyor. siz edebi yönüne bakıyorsunuz ne insanlarsınız.
eylul_deniz
Kitapkurdu
05.11.2008
Askerlik döneminde karşılaştığı sorunlara değinmiş ve ona karşı oynanan oyunlara parmak basmış. Diğer kitaplarına nazaran orta hallice bir eser
Payitaht...
18.10.2008
Açık söylemek gerekirse pek sürükleyici gelmedi. Yazarın başından geçen makemelik olayı anlatıyor ve her zamanki gibi diğer kitaplarından alıntı alarak meydana gelmiş bir kitap.
yiğitkılıç
08.10.2008
sayın sarızeybek yazdığı üçüncü kitabında biraz daha ilerleme kaydetmiş,yazma konusunda istekli bu kitabındada daha çok kendine yapılmış olan haksızlıktan bahsediyor.ama gerçekten okuduğunuzda göreceksiniz ne kadar sudan sebeplerden dolayı haksızlığa uğradığını okunmaya değer bi kitap yıllarca devlete hizmet etmiş bir komutanın ödüller almış bir insanın çalıştığı kurum tarafından bu şekilde suçlanması çok zoruna gitmiş.ama komutanım hiç üzülmesin askerliğini yapmış herkesin bildiği bir söz vardır askeriyede mantık yoktur derler bu mantıksız olayda heralde sayın sarızeybek in başına geldi.
blackaleen
19.08.2008
Edebi yönü hakkında eleştiriler saygıyla karşılanabilir. Ama arif olan anlar bu kitabın neden çıkartıldığını, okura ne vermek amaçlandığını, okura derken de edebiyat dilini inceleyen insanlar değil, gözleri kör-kulakları-sağır-ağızları kapalı olan insanları yani hepimize ders vermek maksadını. <br />
carsi_85
08.05.2008
erdal sarızeybek her yazdığı kitabında kendini biraz daha aşıyor...<br /><br />tek kelimeyle HELAL OLSUN...
yemez31
21.03.2008
erdal sarızeybek komutanım değerli şahsiyet. Ama kaybeden kendisi olmadı.Yazık ki tam verimli dönemin zirvesindeyken jandarmadan kopartılmasına çok üzüldüm. Yolun açık olsun komutanım
_sifir_
Kitapkurdu
30.01.2008
Ben Erdal Sarızeybek ismini çok duyduğumdan son zamanlarda o yüzden okudum ama kitabın edebi yönü çok zayıf bazı ilgi çekici noktalar yok değil ama ben kitabı bitirirken çok sıkıldım kitabın sonunda ki 'şemdinlide sınırı aşmak'adlı kitabı için gelen e-postalara yer vermeside pek iyi olmamış bence.okunmasada olur diyorum ben bu kitap.
semcem
14.11.2007
dürüst bir subayın ortaya çıkardığı bir dolandırıcı yüzünden başına gelenleri okurken ,tepedeki paşaların çevrilen entrikalara nasıl karıştığını ve gölgelere sığındığını okuyarak ibret almak gerekiyor.mücadele nereye kadar diye soracaksınız..
Sandstorm
21.10.2007
Kitabı bir solukta bitirrdim. Bir yanda vatanının çıkarları uğruna canını feda etmeye hazır vatan evlatları. Bir yanda kendi çıkarlarına hizmet eden vatan, toprak millet anlayışından uzak siyasi oyunlar. Ne kadar okusakta, bilsekte hep aynı seyler. Umarım bir gun buna dur denir.
kunt1117
25.09.2007
Bu kitapta büyük bir mücadeleden bahsediliyor. Haksızlıklara uğrama sırası bize gelirse o zaman ne yaparız?<br />İşte ne yapacağımızı Erdal Sarızeybek'ten dinleyelim. Kimisi yazar değil desede derdini sade bir dille anlatabilmiş....<br />Zaten Erdal Sarızeybek , Osman Paşa, şehitler , gaziler... çoktan Türk tarihine isimlerini yazdırdılar.
Ismail SEKER
24.09.2007
Bu kitabı tamamen merakımdan istemiştim kitap yurdundan. Erdal Sarızeybek'i Pamukoğlu Paşa ile birlikte Hakkaride görev yaptığını Kan Uykusundan izlemiştik. Ancak Kitapta henüz yazarlığa yeni başlamış birini buldum. Aslında yeni başlamış bir yazar bile YAZARCA yazabilmeli. Erdal Beyde o kabiliyet henüz oturmamış. Yani yazar olması için epey gayret gerekiyor. Ancak gayretli olduğu yeni bir kitap çıkarmasından da belli. Başından geçen olayları pek de akıcı olmayan bir dille kaleme almış. Zaman zaman yaşadığı sukut-u hayaller nedeniyle alt üst olan moral dünyasını Gazi Paşa Duyarsa kitabını yazarken yeniden yaşadığını anlayabiliyorsunuz. Albaylığa yükselmiş ve hep takdirnameler üstün hizmet madalyaları almış bir askerin kendini Generalliğe o kadar yakın hissetmesine rağmen bir türlü olamayışından kaynaklanan bir ruh hali de var bu kitapta. Ancak sorunu doğru tesbit etmede de ona doğru teşhis ve tedavi önermede de başarısız buldum Erdal Sarızeybeği. Demek ki bazı şeyleri iyi anlamak o şeyin içindeyken mümkün olmuyor. İlla dışarı çıkıp dışarıdan nazar etmek gerekiyor. Dünyanın yuvarlaklığını uzaydan gözle görmek gibi bir şey bu. Ancak bazı şeylerin dışındayken bile o şeyin hududundan kurtulamıyorsunuz ki, askerlik te sanırım bunlardan bir tanesi. Sorunları doğru tesbit eden bir subayın askerliğe küçük yaşlarda başlayan yani erken eğilen beyninden askerlikle ilişkisiz çözümlemeler çıkmıyor. Yada çıkamıyor. Ben Sarızeybekten çok daha fazlasını beklemiştim. Açıkçası alanında kendini geliştirmiş gördüğüm Albayımızın biraz daha farklı pencerelerden bakmaya çalışması gerekli sanırım. Yoksa bütün meselelere asker çözümler ve askeri teşhisler koyarak sanırım işin özü bulunamaz.
Gazi Paşayı devlet adamı yapan askerliğin hudutlarını hem kendi hayatında hem de devlet nizamında yerli yerine koyabilmesidir. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden bu yana askeri anlayışın Gazi Paşanın anlayışından ne derece uzaklaştığını darbeler ve muhtıralarla gördük.
Gazi Paşayı bu kadar kutsayan bir anlayışın ona bu kadar uzak olabilmesini de anlamaya çalışmak gerekli sanırım.
Kafalarda soru işareti yaratan Gazi Paşanın işitmesi durumunda neler olacağı değil, Gazi Paşanın sözlerinin yaşayanlarca doğru işitilmemesi. Sanırım askeri eğitim modelimizde ciddi bir sıkıntı var. Bilimsellikte ve deneysel düşüncede ilerlemenin moral değerlerden uzaklaşarak mümkün olabileceğini şart gören agnostik bir yapının eseri olan bir süreç yaşadı Türkiye. 27 Mayıstan bu güne bu yapı Türkiyeye çok acı tecrübeleri milletin en güvendiği kurumun eliyle yaşadı. Kutsallaştırılan bir kısım değerlerin dışında moral değer tanımayan bu yapı sorunu daima dışarıda aradı. Daima öteki olanı darbe ve muhtıralarla örseledi. İçindeki başarılı insanları Albaylığa,Tuğgeneralliğe yada en çok Tümgeneralliğe kadar getiren bu yapının moral değerlerde öteki gördüklerine yaklaşan subaylarını ne kadar başarılı olursa olsun adı Osman Pamukoğlu bile olsa harcadığını gördük. Askerlikten ve vatan müdafasından çok iç ve dış siyasi meselelerle ilgili kanaat merkesi haline gelen bu yapı nedeniyle meşru iradenin muktedir olamamsı ve sistematik bir biçimde oluşturulmuş ikili bir yapı söz konusu. Bu yapılardan biri meşru iradeyi yani Parlamentyu temsil ediyor. Diğeri de Askerler ve onların sivil görüntülü uzantılarını. Türkiyenin yekpare olmasından endişe eden bir kesimin bu ikili yapıyı korumak için elinden ne gelirse yapacağına kaniyim. Erdal Sarızeybek aslında ucu bu temel meseleye dayanan spesifik hadiselerin yorumunu o kadar dar bir pencereden anlamaya çalışıyor ki adeta tek bir ağaca takılıp ormanı unutuyor.
Topoğrafyanın altın kaidesi şudur. Eğer nirengi noktanızı doğru yerde konumlandırmazsanız bir mesafe sonunda artık nerede olduğunuzu anlamanız imkansız hale gelir. Bu noktada ya nerde olduğunuzu tahmin eder ve hareketinizi ona göre belirlersiniz yada hatalı olduğunuz noktaya geri dönüp nirenginizi asli yerine yerleştirisiniz.

Sanırım bu ülkede askerlerimizin önemli bir kısmı nirengi noktasına geri dönmenin askeri anlayıştan beklenen kısa ve etkin çözüm mantalitesinden hareketle doğru olmadığını düşünüyor. Halbuki her yol sizi bir menzile ulaştırıyor. Önemli olan bir menzile ulaşmak mı? yoksa doğru olana ulaşmak mı? sorusunu sormuyor ve sordurmuyor. İşte Sarızeybek'te burada hata ediyor.