1919 ve bugün arasında hiçbir fark görmüyorum, hatta bugün daha kötüyüz, demek ne demek çok merak ediyorum doğrusu.mesele bugün de aynı işgalin çeşitli yöntemlerle aynı amaca yönelik olarak gerçekleştirildiğini söylemekse, bu 1919 yılıyla aynı drumdayız demekle anlatılmaz.üstlerde birileri, faşist eğilimlerle korku iklimi yaratıyorlar, bu iklimin etkisinde kalan memleket insanı da aman şurası elden gitti burası elden gitti şu vatanı satmış bu almış şu yahudiymiş bu ermeniymiş bu türk düşmanıymış şu kürt yanlısıymış vs gibi panik atak belirtisi sayabileceğimiz durumlara düşüyor.1919 yılıyla aynı durumdayız demek. bu ülke 84 yıldır boşuna mı yaşadı?birileri de 68'de ülkenin ikinci kurtuluş savaşını vermesi gerektiğini söylemişti.sokak kavgasını kastettikleri 12 yılda anlaşıldı ama ne bedeller ödenerek..ülke o zaman da elden gidiyordu, yabancılara peşkeş çekiliyordu birilerine göre.ne ülkeymiş, 40 yıldır sat sat bitmiyor!!!bu kitabı yazanlar okuyanlar destekleyenler inanıyorlar mı acaba kendi dediklerine.1919 yılıyla aynıyız demek, gericiliğin daniskasıdır.çünkü söylemler ona göre ayarlanmış.yok kuva-yı milliye dernekleri, yok kurtuluş cephesi mitingleri yok bilmem ne...ülkeyi önce 84 yıl geriye götüreceksin ki kurtaramak için bir bahanen olsun.ülke kurtarmak o kadar kolay zaten...tarih biliminde bu tip sosyal tavırlara anakronizm adı verilir.anakronizm zamanını şaşırmış tepki demektir.bugün anlatılan fıkraya üç gün sonra gülmek gibi bir şey.tabi zamanı geri döndürmek mümkün olmadığına göre, aynı şartları şimdi oluşturacaksın ki prestij kazanasın, korkakların korkusundan ürküntüsünden rant sağlayasın.vatandaşı diken üzerinde tutasın ki seni dinlesinler..yoksa onlar da biliyor saçmaladıklarını ve bu tavırların ne ülkeye ne millete fayda vereceğini...