İsimle Ateş Arasında
İsimle Ateş Arasında

Kitapyurdu Fiyatı: 315,20TL

Ürüne Git
423Yorum
altunioktay44
11.01.2008
kitap akıcılık bakımında sizi kendine bağlayan acaba bundan sonraki hikaye ne diye merak ettiğimiz hikayelerle dolu güzel bir kitap
aceyhan
Kitapkurdu
23.12.2007
yazarin butun kitaplarini yakindan takip ediyorum. bir arkadasim sayesinde `yusuf ile zuleyha` yi okudum. daha sonra diger eserlerini okuma firsatim oldu. anlatim tarzi, guclu tasvirlari, kelimeleri kullanisi ile ovguye layiktir.
nevbar_07
05.12.2007
Yeniçerileri ve özellikle yeniçerilerin son zamanlarını öğrenmek isteyenler bu kitapla kendilerini ayrıcalıklı hissedeceklerine eminim çünkü bu kitapta aşk var aşkın en güzel tarifi var.
eylul_deniz
Kitapkurdu
09.11.2007
Bu kadar güzel anlatım, bu kadar güzel bir kelime dansı olabilir mi. Cümleler ilk başta size ağır gelebilir ama o kadar güzel ki. Sanki o sarayın içindesiniz. Sanki o yeniçeri sizsiniz. Sanki o dükkandaki kokuları alabiliyorsunuz. Diyecek bir şey bulamıyorum
hep_sustum
Kitapkurdu
01.09.2007
kelimenin kalbi...<br />girizgahı ve güzergahı isim ve ateş olan...böyle bir roman olamaz...nazanında yaşamak var..
Seval Şahin
Kitapkurdu
12.08.2007
Osmanlı Devleti'nin karmaşasıyla birlikte Nihade ve Mansur'u anlatan bir kitap.İki bölüm halinde kaleme alınmış:"İsim ve Ateş." Nazan Hoca kitabın isminin neden "İsimle Ateş arasında" olduğunu şöyle açıklıyor:"İsimle ateş arasında dolandım durdum,bu hikayenin adını isimle ateş arasında koydum." Yine tam bir Nazan Hoca klasiği.Üstelik Nazan Hoca'nın en çok beğenilen eserlerinden biridir.Dili anlatımı öyle muhteşem ki,sanki bir efsane okumaktasınız.Üstelik anlatılanlar uydurma da değildir her ne kadar Nazan Hoca "Ben uydurdum bütün bu hikayeleri dese de...Lise son sınıfta bir değdim bu kitaba,Üniversite üçteyim ve hâlâ ara ara okuyorum.Hasılı;vazgeçemedim....
Mecit Demirel
Kitapkurdu
04.07.2007
"İsimle Ateş Arasında"yı okuyalı 4 yıl oluyor. Ama ben onda ne Nun Masalları'nın tadını ne sonra okuduğumYusuf ile Züleyhası, Taş Irmağı Cam Gemi tadını ne de Mavi Lale Yitik Lale ya da Mor Mürekkep denemelerindeki tadı bulabildim. Hatta diyebilirim ki Şair Nigar Hanım üzerine doktora tezini bile roman tadında okumuştum da bunda öyle değil. Beğenmediğim için bir daha da alıp okumadım. Belki bir ara bakmak lazım yine
yemrey91
01.07.2007
bu kitap hakkında çok iyi şeyler yazmak isterdim ancakbana ödev olarak verilince öyle birşey söyleyemicem malesef. Ama siz yinede okuyun insana farklı bir bakış açısı kazandırıo. İlk sayfalarda sıkılabilirsiniz ancak durmayın devam edin mutlaka bitirin ve bitirince buraya düşüncelerinizi yazın. Emin olun burda yorumlarınızı bekliyo olucam bakalım sadece ben mi bu kitap hakkında böyle düşünüyorum yoksa gercekten kıtap mı bole goorecegız: Hadı sıze kolay gelsınn
kibrit
07.03.2007
Dilin düşünceye tercuman olabileceğini ancak bu kitabı okuduktan sonra kabul ettim. meğerki ne kadar az detayın farkındaymışım, ne kadar sınırlıymışım.<br />nasılki bir damla nedir dendiğinde neyse odur derde insan amma yüzlerce organızmaya sahiptir, bu kitapta bana sözün duygunun çok daha manalı ve derin olabileceğini öğretti. Teşekkür ederim Nazan Hanım ufkumu açtınız
KY-13214
21.02.2007
Aşkın en güzeliyle belki, yazar sizi öyle içten tanıştırıyor ki, o aşka hayran oluyorsunuz. Nazan Bekiroğlu'nun dilini sevenler için harika bir roman. Sayfalarca sürsün istediğiniz, uzun hâl betimlemelerini hayranlıkla okuyor insan. Kitap, kendi dünyasına götürüyor okuyucuyu önce, ve kitabı bitirip Nihâde'yi düşünürken yeni yeni çıkabiliyorsunuz o dünyadan. Tarihi edebiyat ve aşkla buluşturan bu yapıt okunması gereken bir kitap..
coetzee
Kitapkurdu
14.02.2007
her satırında ince ince emek verilmiş cümleleri adeta sarıp sarmalıyor ruhunu insanın.ve her satırında, kullandığı dile çok iyi hakim ve dili kullanma konusunda kesinlikle çok profesyonel bi yazarla karşı karşıya olduğunu hissediyor insan. aşkı, ateşi, aşkın içindeki ateşi, insanın içindeki aşkı, tüm bunların içindeki insanı.. kesinlikle çok güzel betimlemiş..
96001
Kitapkurdu
03.02.2007
osmanlı yeniçeri içiçe geçmiş hikayeler... boşverin tüm bunları. bu kitabı öyle okumayın. herhangi bir sayfayı açın. bikaç cümle seçin ve okuyun. o anda hayata bakışınızın değişmesi çok muhtemeldir. hemenher sayfasında kitabın, hayatı, nefes almayı, insan olmayı, sevgiyi, aşkı bir kez daha düşündürecek cümlelere rastlarsınız. başucu yapın bu sözcükleri. bi evren oluşturun onlardan. örnek mi:
"meger ask indiği kalbi ihya ediyordu ya, ihya edemezse yok ediyordu.kazasız belasız kurtulmanın imkanı yoktu."
"seni seviyorum demek ruhun ve bedenin bütün zerreleri zikre susamışken, söylenmezse ölmek demekti. söylemem değildi mesele, söylemezsem ölmemdi. biri, birisine seni seviyorum dediğinde fikrimce yer ile gök titrerdi."
"ruhum tenimden sıyrıldığında: gözyaşı."
"gülümsedi. bütün evren onunla gülümsedi."
"suyun kokusu olmadığı için yağmurdan sonra duyulan toprağın kokusu oluyordu. gülün, karanfilin, diğer kokulu yaprakların, çiçeklerin, otların."
"şüphe yok ki bu dünyadan değildi bu güzellik. muhakkak ki onunla aramda doğumumdan önceye ve ölümümden sonraya uzanan bir hesap vardı."
"çocukluğumla cennetmişim ben. adamlığımla cehennemmişim."
daha çok uzar bu liste. siz en iyisi okuyun kitabı.
Zeynep Çevik
Kitapkurdu
23.01.2007
öncelikle aşkın çıkmazlarını gördüm... kitabın ismi gibi isim ve ateş arasındaki o ince çizgi ele alınmış bütün kitapta... okuyalı çok oldu ama etkisi halen üzerimde diyebilirim.. bekiroğlunun kitaplarının genelinde görülen bir tek kelimelik bir simge ile bütün hayatı yorumlayışı insanın alıp götürüor.. muhakkak okunmalı bu kitap... hayatı duyumsamak çin... hatta bekiroğlunun büytün kitapları okunmalı bence..
Zekeriya Taşdögen
19.01.2007
Nazan Hocamızın bu kitabıyla henüz üniversite öğrencisiyken,edebiyat öğretmeni adayı iken tanışmıştım.Kitap arkadaşımındı.Okudum ve "Bu kitaba sahip olmalıyım."dedim.Ve kitaplığımdaki en güzel yeri ona verdim.Şimdi edebiyat öğretmeni olarak görev yapıyorum, öğrencilerimle de kitap üzerine konuşuyoruz.Üniversiteden bu yana ne kadar kitap okuduysam bu kitabın bende bırakyığı izi silemedi.Türkiye' de eğer bir yazar ödül alacaksa o Nazan BEKİROĞLU olmalıydı.Eğer bir kitap ödül alacaksa o da İsimle ATeş Arasında olmalıydı.Osmanlıyı, Osmanlı sanatını hiç kimse bu kadar geniş açıdan, bu pencerelerden bakarak anlatmamıştır.Hocamızı değerlendirmek haddimize düşmez.Affına sığınarak hocamızı tebrik ediyorum.Bu kadar tarih bilgisi, bu kadar sanat bilgisi bu kadar genel kültür, bu kadar çiçek-koku ismi...Müthiş bir birikim.
Arı Maya
08.12.2006
Kitabın muhteşem bir dili var.
Ve konu da hemen insanı içine çekiyor.
Nazan Bekiroğluna hayranım. Onun gibi yazabilmek isterdim diyebileceğiniz bir yazar.

Kitap Osmanlı nın son dönemlerini dekor ve konu alarak, canını kurtarmak için ismini hiç tanımadığı bir isimle değiştiren bir adamla başlıyor.


"Çünkü duaydı isim , isimden sahibine hisse vardı"

"Bir ismi olmalıydı. Ve ben o ismi mutlaka hatırlıyor olmalıydım . Bu kadar aşina geliyorsa bana siyahlar içindeki bu kadın bütün ruhların bir araya toplandığı ezel meclisinde onun ismi benim kulağıma fısıldanmış olmalıydı.

Her şey gibi bu dünyadaki kelimeler de yetersizdi, biliyordum. Ama yine de şairin dahi acizlikten, anlatamamaktan , kalplerin dili olmadığından şikayet edip de gözyaşının bereketine sığındığı o suskunluk yerinde, en çok söylenenin ah a bitiştirilerek alev ateş infilak eden bir isim, tek isim, sevilenin ismi olduğunu bilerek. Gelecek ve geçecek bütün yangınlarımın teminatı olsun diye onun ismini bilmek istedim."

" Ne kaldı ki bozulmayan , dengesi alt üst olmayan . Olup biten hadiseleri bıkmadan ve usanmadan arka arkaya kaydeden Osmanlı tarihçileri bizim için bozuldu dediğinde sorulması gereken asli soru , neyin bozulmadan kaldığı oluyordu.
KY-369378
07.12.2006
bu kitap benim için bir milattı. okuyunca Ahmet ALTAN'ın neden kötü bir yazar olduğu daha iyi anlaşılıyor. edebiyatçı ve edebiyatçıyım diyen bu kitap gibi edebi yazabilmeli. harika, insanı büyüleyen, farklı dünyalara götüren bir anlatımı var. kelime seçimi, cümleler bambaşka. her cümle uzun uzun düşülüp de yazılmış gibi. ben de nazan hoca gibi yazmak istiyorum....
nerghis
15.09.2006
tekduze cumle yapıları ve klıselesmıs kelımlerden fersah fersah uzak cok farklı anlatımıyla nazan bekıroglu yıne kendısını kendısıne yakısır bır tarzda ıfade edıyor aslında.ozellıkle osmanlıdakı tımar sıstemını canlı bır ornekle gozler onune sunması da kıtabın farklı bır artısı henuz okumayanlara tavsıye olunur...
hcaner
21.08.2006
Hep düşünmüşümdür 'yazmak için yaşamak gerekir mi? ' diye.Bu kitabı okuduğumda anladım ki yazabilmek için yaşamak gerekir. Çünkü bütün bunlar yaşamayan bir insan tarafından bu kadar güzel ifade edilemezdi. Rabbim kaleminizi kendi adıyla şereflendirsin daima!<br />
ahmethaşim
06.07.2006
Her şahıs tüm kaderini kendi isminde barındırırmış.<br />Zira alın yazısı yazılmadan evvel,adem ile havva yer yüzüne inmeden evvel,Mecnun bezm-i elestde Leylayı bulmadan evvel herkesin ve herşeyin kaderi isminde gizliymiş.<br />Kanuni şahsını, Yavuz cesaretini ,Fatih Komutanlığını isminde barındırırmış.<br />İsim eksenli bir roman.<br />İsmin barındırdığı kader eksenli bir roman.<br />Aşk eksenli bir roman.<br />Aşk sarmaşık,sarmaşık ruhun odu.<br />Bir tarafta isim bir tarafta aşk.<br />İsimle ateş arasında...
fpgang
03.06.2006
Aşkı bu şekilde anlatanı bulunur mu bilmem,ama ben Nazan Bekiroğlu'nu buldum.<br /><br />AŞKı anlatmış.Anlatmış ama,bunu bir sorgulama ve gerçeğe inandırma tarzında anlatmış.<br /><br />Ve anlatım tarzındaki doyumsuzluk okuyucuyu mest ediyor.Şiir tadında nesir.<br /><br />Bir de Genç Osman hiç bir kitapta bu şekilde ele alınmamıştır.<br /><br />Tavsiye etmek mi?<br /><br />Israrla ve hararetle herkesin okumasını tavsiye ederim.<br /><br />NAZAN BEKİROĞLU'NA(edebiyat dahim benim) teşekkür ederim.<br /><br />Tabiki yapıtlarının devamlılığını isterim.