İsimle Ateş Arasında
İsimle Ateş Arasında

Kitapyurdu Fiyatı: 315,20TL

Ürüne Git
423Yorum
koroglu-z
12.11.2005
"Zaman, mekan mefhumu içinde yolunu bulmaya çalışan insan kah mantıksal kah duygusal ördüğü ağlarla çetin bir yaşam savaşı içerisindedir hep.. "İsimle ateş arasında"ki kahramanın yaşamını sürdürebilmesi için bir yeniçerinin yerine geçmesinin gerekmesi, özellikle yaşadığımız şu çağda ister istemez büründüğümüz rollerin somutlaştırılmış, en güzel bir simgesi şeklinde.. Eğer tarihe de meraklıysanız bu kitabı çok daha iyi anlayıp, çok daha fazla zevk alıp seveceğinizden eminim.."<br />
es_gok
Kitapkurdu
16.10.2005
MERHABA ÖNCELİKLE NAZAN BEKİROĞLU'NA BÖYLE BİR KİTABI YAZDIĞI VE BİZLERE SUNDUĞU İÇİN TEŞEKKÜR ETMEK İSTİYORUM. NAZAN HOCAM ROMANINIDA BİNLERCE KADINDAN BİRİNİ VE ÇOK NADİR RASTLANAN BİR ADAMI ELE ALMIŞ. HER KADIN KEŞFEDİLMEYİ İSTER AMA HER ERKEK O KADAR SABIRLI OLAMAZ. BİZE BUNLARI BİR KEZ DAHA FARK ETTİRDİĞİ İÇİN TEKRAR TEŞEKKÜR EDİYORUM NAZAN BEKİROĞLU'NA!!!!!!!
rabia nazik k.y.
22.09.2005
İsim ve Ateş adlı iki bölümden oluşan kitap, isim ve ateş arasında geçen bir yeniçeri devrini anlatmaka ve onun yakınında zuhur eden bir aşkı..Sadece şu iki paragrafla yüzyüze gelmek için bile tüm kitap okunmaya değer diye düşünüyorum;…Eyüp oyuncakları satan yaşlı oyuncakçıyı hatırladım. Nur’a uykunun sularına düşerken eşlik etmesi için müzikli bir salıncak alırken bir vidasının gevşek olduğunu fark etmiştim. Usta, şunu bir sıkıştırıver demiştim. Yoksa iki gün sonra dağılacak.
Gülümsemişti. Bırak gevşek kalsın, demişti, ki dönüp yine bana gelesin.
Aşk yaratılmışların içinde kusursuz görünse de en kusurlu olanıydı kuşkusuz. Hiç dağılmayacak zannedilen bütünün ansızın darmadağın olmasının mantığa gelir bir nedeni yoksa, bu sadece kusurlu yaratılmış olmakla izah edilebiliyordu. Bilerek ve isteyerek Onu yaratana, rakip sıfatıyla araya girme hakkını versin ve ki kulları onu bırakıp aşka tapmasın diye. Aşkı ve dahi onu kalbinde taşıyacak olanların tümünü yaratan kuşku yok ki; aşıklar, gerçek aşkın mahiyetini ve kaynağını önünden bulutlar çekilen dolunay gibi fark etsinler diye, birbirlerine bitimsiz bir aşkla bağlanmasınlar diye, aşkı bitimli kılmıştı. Bitmemesi aşkın, ancak onu yaratanın fark edilmesi anlamına geliyordu. Çünkü bitimsiz olan sadece O’ydu. Fakat kaderi öfke ile rıza arasında sallanıp duran aşkın beşeri yanı ruhani yanını tedirgin edip duruyordu. …

…Değil mi ki bir kez ismi koyulmuşsa tarihin bir döneminde şaşaayla var olmuş ve sonra sonsuza değin unutulmuş şehirlere unutuluş yok. İlahi muhayyile de çünkü unutuş yok. Gelmiş ve geçmiş bütün ateşlerin tutuşturabileceği kadar hararetli alevlerde yansın bütün defterler.
Allah’ın defterleri yakılabilir mi?....
Bekir Tufan
17.08.2005
Susmak, cevap bekleyen adamın inanılmaz çilesidir. Susmaya binbir anlam yüklenir önce, sonra... sonra yavaş yavaş bir korku bir ürkeklik kaplar insanın içini. Ve aşk bu noktada insanın başındaki en büyük beladır. Yorulur, yıkılır, yırtınırsınız, umduğunuza nail olmadığınız için, bir cevap beklediğiniz için. Nihade aşkın ismiydi. Ama sade bir aşktı. Onun aşkı yapmakla olan bir aşk, yazmakla büyüyen değil. Kaybolan Nihade'yi o kokuyla bulmak ne kadar da burkucu ve ne kadar da güzeldi kitabın sonunda. Ağlamamak için kendimi zor tuttum. Adam yüreği cevap beklerken Nihade ben sadece benim, beni yüceltme diyordu aslında. Susması buydu ama suskunluk sözü de suyu da yakan bir ateş olarak büyüyordu yürekte. Evet, acı ya nefrete ya cinnete ya da sükunete dönüşüyormuş. Aklıyla kalbinin, haliyle sözünün, teslimiyetiyle vehminin arasında kalan bir adamın, bir sahte yeniçerinin hikayesi...Susarak herşeyi açıkça söyleyen bir kadının hikayesi. Bir kokuyla aydınlanan muhteşem sır. Kalbinizi ellerinizin ortasında hissettirecek bir kitap... Nazan BEKİROĞLU, yüreğine... diline sağlık..
SEREF Aydin
07.07.2005
Nazan Bekiroğlu'nun "Mor Mürekkep" adlı denemelerinden sonra okuduğum ikinci kitabı. Nazan Hanım'ın bir akademisyen olmasından kaynaklanan farklı bir anlatım tarzı ve olay kurgusu var. Çok süslü bir yazım dili kullanmış. Zaman zaman sanatlı ve ilginç benzetmeler yapılmış. Konusunun tarih ile içiçe geçmiş bir aşk romanı olması nedeniyle okuyucu hem bir aşk serüveni içinde yaşarken hem de Osmanlı tarihi içinde yolculuk ediyor. Yeniçeri ocağının kuruluşundan itibaren geçen süreci ve sonunda yakılarak yok edilişini bugüne kadar hiçbir kitapta okumamıştım. Kahramanı Numan ile Nihade arasında geçen aşkı küçük küçük hikayelerle birlikte anlatan çok farklı bir roman. Osmanlı’nın yaşadığı modernleşme sürecini de bir parça anlayabilmek açısından da önemli bir eser. Bu kitap yayınlandığı sıralarda edebiyat çevrelerinden akademisyenlerin roman yazıp yazmamaları konusunda epeyce polemik konusu yapıldığını da biliyorum. Zaten hemen ardından da İskender Pala bu türden bir roman yazdı. Nazan Bekiroğlu’nu kutlamak gerekiyor.
hasan mevsuf
Kitapkurdu
13.04.2005
neden daha önce nazan bekiroğlu okumadım dedim önce.o ne güzel anlatış.filbahri kokusunu duyarak okudum kitabı.kara kaplı defterlere ne yazacak diye bekledim nihade.ve hiç düşünmemiştim ismi.nazan bekiroğlu çoğumuzun ayrıntı diye baktığı şeylerden çıkmış yola.ve öylesine örmüş ki onları duygularımızın tercümanı olmuş.tarihi edebiyatla süslemiş olayların hiç görmediğim yönlerini göstermiş genç osmanın öldürüldüğünü bilirdim ama o yedikule zindanlarındaki manzarayı bilmezdim hanedan kanının duvarlarda oluşturduğu şekilleri göremezdim.bence nazan bekiroğlu şu dönemin en iyi yazarlarından.bu kitap da okuduktan sonra insanın düşüncelerini algılayışlarını değiştirecek bir kitap.isimle ataş arasında
caykasigi
Kitapkurdu
06.03.2005
Edebiyat tabaginda sunulan tarih... leziz bir sunumu var nazan bekiroglu'nun. yazarin okudugum ilk eseri. devami da gelecek elbet. Tavsiye ederim...
cnasln
Kitapkurdu
04.02.2005
Kitabı okurken insan Nihade'nin aşkının sınırsızlığını, bir yeniçerinin çaresizliğini, bir cümleyle yüreğine sığdırdığın dünyaya yüreğinin sığmadığı...ve iddalı bir cümle: bu kitabı okumayan aşık aşkı asla bilemez...Teşekkürler Nazan Bekiroğlu
Süleyman Özçelik
Kitapkurdu
05.12.2004
bir yeni çerrinin aşkını ve yeniçerrilerin bazı padişahların dönemlerindeki durumunu yapılan entrikaları anlatıyor osmanlı tarihine meraklı herkezin MUTLAKA okuması gereken bir kitap
yeftin
16.11.2004
Nazan Bekiroğlu'nu daha önce hiç okumamış olana anlatmak zor. Nasıl ifade edilebilirki ? Kadifemsi bir uslubu var. Her bir cümlesi içinizi okşuyor ve sizin de derinliklerinizde hissettiğiniz ama bir türlü cümlelere dökemediğiniz duyguları işte! diyorsunuz "İşte bunu ancak böyle anlatabilirdim" Mis gibi tarih kokuyor bu kitap. Yeniden okuyacaklarım arasında. Bir de aşk var tabi.. Beşer gerçek aşkı kolay bulmuyor...
kisiiiisel
Kitapkurdu
07.07.2004
tek kelimeyle harika...okumaktan bıkmayacaksınız tam 2 kere okudum...aradan birkaç gün geçtikten sonra sanki özlüyorsunuz yazıları..hiç unutmayacaklarım arasında yeri hazır..aslında yine okuduğunuzda bu nazan bekiroğlunun yazısı diyebileceğiniz bir roman...eskiyi anlatıyor...mutlaka okunmalı...en azından hakkında biraz bilgi edinmelisiniz o zaman kesin alırsınız helede geçmişe özlem duyanlardansanız
güzellikler
21.05.2004
Nazan Bekiroğlu,üslubuyla beni şaşırtmaya devam ediyor.Koskoca Osmanlı İmparatorluğunu 300 sayfalık bir kitaba hem de bütün derinliğiyle birlikte sığdırabilmek...Ancak güçlü bir kalemle gerçekleştirilir.
Ben uydurdum diyor bu hikayeleri ama hiç de uydurulmuş değildi.
Rüzgara savrulmuş hayatımızdaki doğrular gibi doğruydu anlatılanlar...
Roman değildi anlattıkları Nazan Hanım'ın kişiler olsa da...Kişilerin isimleri,İsimle Ateş Arasında Olsa da...
Olsa olsa romanın,şiirsel bir deneme tarzında dahice ele alınışıydı.Onun için kendimden birşeyler buldum çok önceleri anlatsa da...
Kitap,yeniçerilerin çalkalanışlarını anlatıyordu belki ama özetlenen şuydu:GÜNAHLARIN VE İHANETLERİN BU DÜNYADA SU;ÖBÜR DÜNYADA ATEŞLE ARINILACAĞIYDI...
Düşünmek ve düşünmeyi amaç edinenlere şiddetle tavsiye ederim...
Ömer ÖNER
Satroba
06.05.2004
ilk defa bir Nazan Bekiroğlu kitabı okudum aslında.açıkça söylemek gerekirse kitabın arkasında okuduğum bir kaç cümle beni kitabı okumaya zorladı.yazarın kelimeleri kullanış tarzı ruhumu okşadı,cümleleri okurken bazen uçsamda.sanki biraz da üslup ağır gibi geldi bana ,ama bu ağırlık uçanları yere indirmek için galiba.uçup tekrar yere konmak istiyenler sonra tekrar havalanmak istiyenler varsa tavsiye ederim.
KY-60719
30.03.2004
isimle ateş arasında.gerçekten çok güzel yazmış nazan bekiroğlu.ancak bu kitap bir romandan çok denemeler bütününe benziyor.yani nazan bekiroğlu mansur'u ya da yazıcının deyimiyle nezuka'yı her bir bölümle özdeşleştirmiştir ve her bir padişahı ve onların dönemlerini kendi ağzından çok iyi bir uyarlamayla anlatmıştır.bu yüzden birbirleriyle farklı dönemleri yaşayan padişahları ve o farklı dönemleri tek bir ağızdan gibi görünse de her dönemde farklı bir mansurla ya da nezukayla bizlere aktarmıştır. yeniçerilerin sadakatlarini, fakat üzerlerine kurulan oyunlara canhıraş karşı koyduklarını herkesin yeniçeri olamayacağını ve yeniçeri olamayacak kişilerin yeniçeri olmasıyla kaldırılan kazanın (belki de son kez olduğunun farkında olmadan)yeniçerilere pahalıya patladığını mansurun bu durumdaki halet-i ruhiyesini her insanın anlayacağı dilden akıcı bir şekilde bizlere aktardığı için bu kutlu yazıcıya sonsuz şükranlar......
msoydogan
23.01.2004
Bende hayranlık uyandıran bir kitaptır. Yeniçerilerin hayat hikayeleri arasında bir aşk yaratılarak sunulması ayrı bir lezzet katmış. Yeniçeriliğin dumura uğradığı noktada Osmanlı padişahlarının ananeyi göze almadan yaptığı işler, sonunda hem sultanların ölümü, hem de yeniçeriliğin sonunu hazırlamıştır. Kitabın aşk hikayelerinde yer verilen kokularda ayrı bir tat var. En güzel koku da gülün kokusu ve güle kokusunu veren Peygamberimizin ter damlalrını ilk defa buradan okumam oldu.
ifade-i_meram
03.12.2003
"Daha yüksekte olan bir gerçeği işaret etmek için ben uydurdum bütün hikayeyi" diyor Nazan Bekiroğlu
Her ne kadar uydurulmuş bir hikaye olsa da okurken anlıyoruz işaret edilip gösterilmek istenen gerçeği.
Yazarın bütün kitaplarında hayran kaldığım şiirsel anlatım, mükemmel uslubun doruk noktaya ulaştığı bu kitapta yeniçeri ocağının içinden Osmanlı imparatorluğunun yükselişini, duraklayışını , gerileyişini göreceksiniz.
Zaman zaman uzun tasvirlerle sıkılır gibi olsanız da tasvirin uslubu , ahengi, ince detayları sizi mest edecekir.
ve NİHADE....
duygularını dizginleyen gizemli kadın
Edebiyat ve tarih severlerin okuması gereken kitap.tavsiye ederim
Idris Yıldırım
13.09.2003
insanda kendi tarihini araştırmanın, kendi edebiyatına bağlanmanın bir ihtiyaç olduğunu hissettiren güzel bir çalışma tarihimize bir giriş yapmayı düşünen tüm arkadaşlara tavsiye ediyorum.
YörükoğluSerkan
28.05.2003
Yazarın evvela Yusuf ile Züleyha adlı kitabını okumuş kısa cümlelerle herkesce bilinen bir kıssayı sıkıcılıktan uzak şiire benzer dile getirmişti. Aynı başarıyı bu romanda aradım ama bildiğim, bildiğimi sandığım Osmanlı tarihini yepyeni bir söylemle ifade etmiyor kanısındayım tersini düşünenlere saygılıyım. Yeniçeri ve devşirme sisteminin ilk zamanlardaki rayında gidişinin kayırmalar ve devlet yapısındaki genel bozulmaya bağlı olarak bozulması ile bir aşk harmanlanıyor.Okumaya değer.
efulimay
Kitapkurdu
07.04.2003
Yazıcı: " önce "isim" vardı sonra varlık "diyor. cismi olmayan varlığın ismini kabullenmek zor olsa da yüreğinize sağlık Sayın Nazan Bekiroğlu.Eseriniz yürekleri ısıtacak kadar ateş varlığı yoktan çıkaracak kadar isime yakın. Yazıcı olmakla yazar olmak arasındaki ince sırrı, mütevazilikten öte bir kabullenmeyle öğrettiniz.Okumamış olmak kayıptır...
Zeynep Isik
31.01.2003
Hep boyle mi yapacaksin Nazan Bekiroglu bizi, hep gonlumuzun o en hassas yerinden mi vuracaksin bizi, her kitabi gibi bu kitabinda da gonlun en derinliklerinde sakli elemler, huzunler, ince hisler, asklar ortaya cikiyor ve yazdiklarinda insan kendini buluyor. satirlarin arasinda gezinirken; evet!bu benim! bunlar benim hislerim diyor ve ifade edemediklerimizi bu denli guzel ifade eden boylesi yazarlara bu istidadi verdigi icin Yuce Yaratici'ya sukrediyorsunuz.