Müslümanca Yaşamak
Müslümanca Yaşamak

Kitapyurdu Fiyatı: 191,30TL

Ürüne Git
426Yorum
titibiti
Dili ve anlatımı basit, sıradan ama okunabilir.
KY-1817027
Bugün bize kalan bu dünyada dış etkilere bağlı kalarak değil islama bağlı kalarak o yahut bu ne der diye değil Allah bizden ne ister diyerek yaşamak gerektiğini, ıslamdan taviz vermeden , siyahilerin ırklarini belli eden derileri gibi bizlerin de müslüman olduğumuz belli eden bir deri giyinmemizi güzel örneklemelerle anlatmış yazar . Allah razı olsun.
ikra023
müslümanca yaşamak,yaşam tarzınıza yeniden göz atmaya nedersiniz?
emo2000
Kitapkurdu
Yazarın diğer kitaplarının olduğu gibi bu kitapta çok etkileyici. İnsan okurken kendi kendini sorgulamadan edemiyor . Özeleştiri yaparak ne olduğumuzun farkına varmamızı isteyip ve nasıl davranmamız gerektiği konusunda bizi uyarıyor. Müslümanlığı dilimizden ve kalbimizden ziyade yaşantımızla da ispat edip her ortamda göstermemiz gerektiği konusunda insana olumlu bir bilinç kazandırıyor.<br />Şiddetle tavsiyedir.
KY-853230
Lafta değil, özde Müslüman olmanın nasıl bir inceliği olduğunu, buna müteakip Müslümanca yaşamanın ne demek olduğunu gayet açık bir üslupla dile getirmiş üstad, Allah razı olsun. Sadece okumayı değil; aynı zamanda anlatılanları içselleştirmeyi de gerektiren bir eser, tavsiye olunur.
Doğansu23
Kitapkurdu
Yazar ile tanışmama vesile olan eser için çok fazla söyleyecek bir şey yok...Müslümanların içersinde bulunduğu halin ve buna paralel olarakta yaşanıla gelen duruş kaymalarına karşı yapılması gerekenleri keskin ifadelerle açıklamış.Alın size kitaptan can alıcı bir tespit : Halen kendine Müslümanım diyen bazı insanların kafası çağdaş putlarla donatılmıştır.Günümüzde ortalama her Müslüman bu putlardan birini bahane olarak kullanıp İslam'ın hükmünden kaçabilmenin yolunu bulabilmektedir...
22222
Günümüzde müslüman kimliğimizin dokunulmazlığını ve dış kuvvetlere bağımsızlığını sarsacak birçok puta karşı yaşantımızda yeni bir düzenleme...
immortalmiss
Kitapkurdu
Rasim Özdenören, fikir sahibi olmak isteyen herkesin okuması gereken bir yazar. Yazar demek, bu gün eline herkesin kalem aldığı bir devirde üstadları anlatmıyor. Gerek düşün gerekse gramer kalitesi açısından üstadı yakından tanımalı. Müslümanca Yaşamak kitabı ise tek cümlesi dahi atlanmadan dikkatle okunması gereken bir eser.
muftuihsan
Kitapkurdu
Yazar, "Bu dünya bugün bize kalmıştır. Dünya, halen üzerinde yaşayan insanlara bırakılmıştır. Şu anda sınananlar, deneyden geçirilenler biziz. Elimizde bu fırsatı nasıl kullanacağız? Nasıl kullanıyoruz? Yarına dönük tasarılar üzerinde miyiz, yoksa bugün yapabileceğimiz işlere mi bakıyoruz? Yarın yaşayacağımıza dair elimizde senet mi bulundurduğumuzu sanıyoruz da yarına dair tasarıların hayaliyle uğraşıyoruz? Yoksa bize, belki de yaşamayacağımız yarın hakkındaki tasarılarımızdan mı soracaklarını sanıyoruz?"(s.170) sorularına cevap olarak bu kitabı bize sunmakta. En iyi kitabı gördüğüm bu eseri tavsiye ederim. Alıntılar şöyle:
İki kişi tartışıyorlarmış. Biri öbürüne diyormuş ki: “Allah dilerse deveyi iğnenin deliğinden geçirir; deveyi küçültür, iğnenin deliğinden geçirir.” Öbürü itiraz etmiş: “Hayır, demiş, bence deveyi küçültmez, iğnenin deliğini büyültür, bu işi öyle yapar.” Deveyi mi küçültür, iğnenin deliğini mi büyültür noktasında anlaşamıyorlarmış. Derken, oradan geçen birinin hakemliğine müracaat etmek istemişler. Hangimiz haklıyız diye sormuşlar. O da demiş ki: “Allah, deveyi iğnenin deliğinden geçirmeyi murad ederse, ne deveyi küçültür, ne iğnenin deliğini büyültür; o deveyi o delikten öylece geçirir.”(s.19)
Deve ve iğne tartışmasına taraf olanlar, aslında Allah’ın kudretini kavramaya cehdetmekten çok, eğer ben bu deveyi bu iğneden geçirmek zorunda kalsa idim ne yapardım, diye düşünüyor. Ve böyle bir zorunlulukta ne yapacak idi ise onun doğru olduğunu iddia ediyor. Ve görünüşte farklı iddialar ileri sürdüklerini sanmalarına rağmen, neticede aynı iddiayı desteklediklerinin farkına varmıyorlar. Ha devenin küçültülmesi, ha iğnenin büyültülmesi; ikisi de aynı mantığın eseri değil mi?(s.20)
Hudeybiye barış anlaşması yapıldıktan sonra, Sahabelerin geçirdiği sarsıntı esnasında, anlaşma tamamlanmış fakat Ashab üzüntülüdür, “akılları başlarında değildir.” Hz. Peygamber, Ashaba: “Develerinizi kesin ve başkalarınızı tıraş edin” diye buyurur. Fakat Ashab yerinden kıpırdamaz. Bu, Peygamber emrine itaat ve riayet etmeme gibi, Sahabe ahlakı içinde düşünülemeyecek, haddi tecavüz kabilinden sayılabilecek bir hareketsizlik değildir. Bir sarsıntı halidir. Resul (as), buyruğunu üç kez tekrarlar. Sahabeler O’nun bu sözlerini işitirler ve sadece bakınmakla yetinirler. Bunun üzerine Resulullah üzüntüyle çadırına döner. Müminlerin anası Ümmü Seleme (ra) oradadır. Resulullah’tan üzüntüsünün sebebini sorar ve şu cevabı alır: “Üç kere, kurbanlarınızı kesin ve başlarınızı tıraş edin diye emir verdim, sözümü işittiler, yüzüme bakıp sözümü tutmadılar.” Ümmü Seleme der ki: “Onları mazur gör, onlar bu sene haccedeceklerini düşünüyorlardı; oysa bu istekleri olmadı da, müşriklerin muratları hasıl oldu sanıyorlar. Eğer murad-ı şerifiniz develerini kurban edip başlarını tıraş etmeleri ise, dışarı çıkıp kimseye bir şey söylemeden, kendi deveni kurban eyle ve mübarek başını tıraş eyle. Onlar bunu görünce tabi olurlar.” Resulullah öyle yapar. Ashab-ı Kiram da Resulullah’a uyup hepsi kurbanlarını keserler ve başlarını tıraş ederler.
İnsana öyle geliyor ki, artık söz, kelime, emir, insan bilincine işlemez olmuştur. İnsan bilincinin iadesi, kendine dönmesi için bir şeyler yapmak gerekmektedir.
İnsanlar bu gün konuşulanı işitiyor, fakat söz onları harekete geçirmeye yetmiyor. Onun aklını başına getirmek için yakasından tutup sarsmak da işe yaramayabilir. Ondan yapması beklene şey neyse, onu, “ben yapmalıyım” diye öne çıkmak gerekiyor.(s.31)
Eylem(fiil, hareket, amel), kelimeyi aşar. Kelimenin kısır ve yetersiz kaldığı yerde, söz eyleme düşer. Böyle düşünmek, kelimenin değerini düşürmez. Kelime ile meram anlatmanın imkansız kaldığı yerde eyleme müracaat edilir. Müslümanın en etken tebliğ aracı bizzat yaşamasıdır.(s.43)
Allah’ın dilediği, emrettiği hayat yaşanmadıkça, Allah’ın hükmü insanlar arasında yürürlüğe girmez. İnsanı o hayat tarzını yaşamaktan Allah mahrum etmiyor, o kendi kendini mahrum kılıyor. Çünkü Allah, dinini tamamlamıştır. Fakat o din yaşanmadıkça onun yeryüzünde yürürlüğe girmesi adetullahtan değildir.(s.47)
Bu gün, bir müslümanın yaşayış tarzından hiç kimse, onun müslüman olup olmadığını anlayamamaktadır. Zencinin alamet-i farikası olan onun derisinin rengi gibi insana yapışık bir İslamî hayat tarzını hiçbir Müslüman yeterli ölçüde gerçekleştirememektedir.
Bir zencinin zaruri mücadelesinin ırkı uğruna olduğu yolundaki varsayım, bir müslümanın mücadelesinin de İslam uğruna olabileceği hususunda bir kanaati başkalarına veremiyorsa, bu sonucu müslümanların yaşadığı hayat tarzında bıraktıkları gediklerde aramalıdır. Bunun sorumluluğuysa, elbette müslümanlardan başka kimseye raci değildir. Bir zencinin zenci olduğunu ispat etmesi gerekmez, ama bir müslümanın müslüman olduğunu yaşadığı hayatla ispat etmesi gerekmektedir, denilebilir.(s.77)
Eskiden, eğitimin başlangıcında insanlara susması öğütlenirmiş: lüzumsuz konuşmamak, kelime israf etmemek. Öyle ki, anlayamadığı sözleri bile hemen sormaması, beklemesi, ilkin anlayamadığı şeylerin üzerinde kendi kendine düşünmesi salık verilirmiş. Soru arkadan gelirmiş. Bu eğitim tarzının insanları gevezelikten koruduğunu söylemeye gerek yok. Bugünse, özellikle Amerikan tarzı eğitim, çocukları durmadan soru sormaya, neticede geveze olmaya yönlendiriyor.(s.125)
İslamî anlamda ihtilali(inkılabı) birey ilkin kendi nefsinde gerçekleştirmeyi dener veya denemelidir. (s.136)
Bugün ölmüş bulunanlar, ellerindeki fırsatı kaçırmıştır. Yarın yaşayacak olanların ne yapabileceği onlara ait bir iştir. Biz, sadece kendimizden ve kendi zamanımızdan sorumluyuz. Şu gün, şu saatte bu fırsat bizim elimize verilmiştir.
Aramızda kimse kendi cenaze namazına tanık olmadı. Fakat böyle olması bizi kandırmalı mı? Gazali der ki: “Ömrün bitmiş, fakat sen yalvarmış, yakarmışsın, sana bir gün daha verilmiş; işte şimdi öyle bir günde bulunuyorsun, öyle bir günde ne yapacaksan, her gün aynı gayretle o işe sarıl, öyle çalış, öyle ibadet et, öyle yaşa.”(s.171)
K@lemşör
Müslümanların içerisinde bulunduğu grift duruma bir çözüm arayışı içerisinde olan bir kitap. Bunun yolunun ise bireyin kendi iç oluşumlarını tamamlaması gerektiğinden geçtiğine atıflarda bulunmuş. Bu tarz eserler Müslümanların 'Geniş düşünebilmesine' yardımcı olur.
bilgin5819
insan bunca sıkıntının arasında asıl grevini unutuyor. makalelerle bezenmiş çok güzel bir kitap<br />
haakyuz
makalelerden oluşan fikir kitabı.. kitaptan şu cümleyi okuyunca kitabı almaya karar vermiştim : Ömrün bitmiş, fakat sen yalvarmış yakarmışsın, sana bir gün daha verilmiş; işte şimdi öyle bir günde bulunuyorsun, öyle bir günde ne yapacaksan, her gün aynı gayretle o işe sarıl, öyle çalış, öyle ibadet et, öyle yaşa
paizen
alın, okuyun dağıtın. üstad yine yazmış yine anlatmış. dünyada olduğunu fakat dünyadan olmadığını bilen ve bilmek isteyen kişiler okumalı. tek sıkıntısı, keşke ciltler biraz daha profesyonel olsa idi. tamam her şey güzel de maliyeti düşürmek için boyutları düşürmüşler gibi geldi bana.
neva9934
Kitabın derdi İslam Dünyası falan değil; bizzat kendini "müslüman" olarak tanımlayanın müslümanlığının çoğu kez sadece alışkanlıklardan ibaret olduğu hakikati, bence hocanın derdi.Dahası alışkanlıklardan ibaret bir yaşam yerine insanı "akletmeye" davet eden,müslümanca yaşamanın müslümanca düşünmekten geçtiğini söyleyen bir eser.Hocanın dilindeki arı çalışkanlığını ve estetiğini bilen biliyor zaten.Onca müptelası olduğuna göre.
dark_brain
Kitapkurdu
günümüz gerçeklerini anlatan güzel bir kitap. bence herkes tarafından okunmalı.
denyel
Kitapkurdu
Müslümanca yaşamak üzere denemelerden oluşan bir kitap..Etkileyici bir üslubu ve anlaşılır bir dili var..
musa arslan
yazar kitabında müslümanların ibadete ait olan bölümlerin yaşamımızda uygulandığını, fakat muamelat kısmını bir çok müslümanın hayatına tatbik etmediğini ama bunu mutlaka yapmamız gerektiğini anlatmaya çalışmış. çok etkileyici anlatımı var kitabın. tavsiye ederim...
cengiz91
Kitapkurdu
tek kelimeyle harika bir kitap.günümüz müslümanları mutlaka bu kitabı okumalı ve anlmalı.okuduktan sonra rasim özdenören mutlaka bir ilgi duyacağınızdan şüphem yok
nemertini
Günümüzde müslümanca yaşamak nasıl olur sorusuna çok güzel cevap olan bu kitabı müslümanca yaşamak isteyen tüm kardeşlerime tavsiye ediyorum.İslamiyetin aşındırılmaya çalışıldığı , ahir zaman fitnelerinin oyunlarını bozan ben dinsizim diyen beyinsizlerin din dersi verdiği bu çağda müslümanlığı bu derece güzel anlatan canım ağabyime teşekkür ediyorum Allah(c.c) sizn gibi insanlardan razı olsun...
KY-328805
Rasim Özdenören bu eseriyle bana Mehmed Alagaş'ı ânımsattı. Benzer konuları Fecre Doğru adlı eserinde de işlemişti M. Alagaş.<br />Bâhis mevzû olan her iki eserde Müslümanlar tarafından okunmalıdır. Artık bilinç baltalanmasına son vermek içün...<br /><br />"Eylem(fiil, hareket, âmel), kelimeyi aşar. Kelimelerin kısır ve yetersiz kaldığı kaldığı yerde, söz eyleme düşer. Böyle düşünmek, kelimenin değerini düşürmez. Ama kelimelerle merâm anlatmanın imkânsız kaldığı ânlarda başvuracağımız çâre, o kelimelerle anlatmak istediğimiz husûsu, fiillerimizle göstermektir."<br /><br />Kitabdan iktibâs...