KOKU
Patrick Suskind
XVIII.yy Fransa’sı.Babası belli olmayan,bir balıkçı tezgahının altında doğup,kendisini ölüme terkeden annesinin giyotine gönderilmesiyle kilise ve süt annelerin şefkatli kollarında! bebeklikten çocukluğa ve ilk gençliğe terfi eden kahramanımız Jean-BaptisteGrenouille,bir tabakhane’de başlar yaşam ile yüzleşmeye.Azimli ve çalışkan demek doğru olmayabilir zira,ne buyurulursa yerine getirir ve asla belli etmez yorulduğunu.Sanki tüm insani duygulardan sıyrılmıştır ve görünen bir zaafı da yoktur.
Oysa ki,burnu ile beyni arasındaki eşgüdüm,mükemmel bir yetenek vermiştir genç adama.Grenouille tam bir koku uzmanıdır.Havada aılı gezen tüm kokuları tanımakta,koku zerreciklerini bile algılamakta ve teşhis etmektedir.Bu yeteneği ile tabakhaneden parfüm imalathanesin terfi etmekte gecikmeyecek ve üretilmesine önayak olduğu benzersiz kokular,parfümler ile patronunun zenaatkarlıktan fabrikatörlüğe geçişini sağlayacaktır.
Fakat bir handikapı vardır Jean-Baptiste’in.Kokusu olmayan bir canlıdır o.İnsanlar içerisinde varlığı da yokluğu da belli değildir bu nedenle.Genç adam kendisi için bir koku yaratmaya girişir bu nedenle.Genç ve güzel bakirelerin beden kokularını çalmaya başlar.Onlara acısız ölümler sunar tek darbede ve özel yağlarla kapladığı bezler içerisinde mumya gibi sarmalar onları,kısa süreler için.Bedenlerin kokusunu yağlar içerisine hapsettikten sonra da işleyerek parfüm haline getirir.Artık dünyanın en erotik,aşk dolu,gizemli,etkileyici kokusu onun beden kokusu haline gelmiştir.Ama bu koku ölümüne de neden olacaktır.Kokunun cezbettiği hırsız ve katillerin sevgilerini gösterme biçimidir ölümüne neden olan.Aman siz siz olun dışında kalmayın sürünün.Hele sürü kokusunun hiç.
Bireyselliği arayan bir zekanın trajedisi okuduğum.Çok ama çok etkileyici.Okumazsanız;siz olamazsınız,diyebileceğim anlatılardan bir tanesi.