Son sozu bastan soyleyelim: Da Vinci Sifresi gibi degil. Gerci Da Vinci Sifresi de bir edebiyat saheseri sayilmaz, ama yine de gerek gerilim dozunu iyi ayarlamasi, gerekse son derece ilgi cekici bir konunun secilmis ve cok iyi arastirilmis olmasi nedeniyle iyi bir kitapti. Ancak Melekler ve Seytanlar'da, birazcik sanat tarihi, az bucuk Ronesans eserleri, biraz da turist rehberi kivaminda Roma ve Vatikan bilgisi disinda cok da buyuk bir arastirmacilik becerisi gorebilmek mumkun degil. Gerilim kismini sorarsaniz, Da Vinci Sifresi gibi degil. Final son derece zayif. Ayrica bayat bir din ovgusu de var, Katoliklik ozelinde olmak uzere. Ancak Dan Brown Katoliklik ovgusunu yaparken inandirici olmayi becerememis. Sanirim Papa'nin kendisine arastirma yapmasi icin gerekli izinleri vermis olmasina karsilik olarak bir diyet odemek istemis; ama cok zorlama olmus. Da Vinci Sifresi'nde de oldugu gibi, bu kitapta da sik sik karakterlerin cocukluklarina donuluyor. Bu zorlama "bana cocuklugunuzu anlatin" edalari komik kaciyor. Dogrudur, cocuklukta yasananlar bazi davranislari etkileyebilir. Ama bir romanda "karsidan karsiya gecerken once saga, sonra sola bakti" diye baslayip cocukluguna donup, kendisine yola bakmadan karsiya geciyor diye korna calan adam macerasini anlatmaya gerek yok. Diyaloglar cok zayif. Sitcom tadinda kalmis. Kisacasi, tam bir bestseller. Yine de okunabilir. Da Vinci'yi begenenler bunu da begenecektir, ama beklentileri cok buyuk olmamalidir. Bu bir Dan Brown bestselleri, Okunmasa da olurdu...