Düzceli Mehmet
Düzceli Mehmet

Kitapyurdu Fiyatı: 136,80TL

Ürüne Git
431Yorum
enesacar
konu olarak kendini arayan adam ile aynı.. hayatta tek amacı eğlenmek olan bir gencin islam ile tanışması ve sonrası konu edilmiş. düzce depreminde vefat eden mehmetin ölümünde olanlar insanı çok etkiliyor..
engin1984
Mehmet'in yaşadıkları bazı insanlara gerçeküstü gelebilir.Unutmamak gerekir ki bu dünyada milyonlarca insan var ve de bu insanların kendilerine ait küçük birer dünyaları var.Biz Mehmet'in başından geçen ilginç olayları yaşayamıyorsak,onun gibi manevi duyguları tadamıyorsak , kendimizi sorgulamalıyız.Elbette Mehmet'in yaşadıkları kriter değildir ama günümüz insanı maalesef maddeye çok bağlanmış değil midir?
Ayrıca kitapta asıl önemli olan Mehmet'in hocasına sorduğu sorular ve hocanın verdiği cevaplardır.Bunun dışında kalanlar bir hikaye örgüsü kurmak için yazılmış hayal ürünü cümleler olamaz mı?Olsun asıl önemli olan, sorulan sorular ve verilen güzel cevaplardır.Rica ederim risalelerdeki Arapça yazıyı görüp de korkan gençler var.Önyargılı davrananlar var.Hiç olmazsa sade bir dille bu hikayeyi okurlar da Risale-i Nur'a ve müellifine karşı önyargıları ortadan kalkar.
kyzylsungur
Sizi üzmek istemem ama bu kitaptaki olayların hiçbiri gerçek değil(bence).Bu kitabın yazılış amacı da belli: İnsanların Fettullahçı bir din anlayışına sahip olması.
Kitapta resmen modern bir vicdan sömürü yapılıyor.İslamiyetîn kurallarına tam anlamıyla uymayanların anarşist olacağı iletisi(mesajı) veriliyor.Örneğin ben beş vakit namazımı kılmıyorum;fakat bu benim diğer insanlara ve vatanıma karşı saygısız olacağım anlamına gelmez.Ben ülkemin bir hukuk devleti olması kanaatndeyim, din devleti olması kanaatinde değil.
Şunu unutmayın din kardeşlerim:Öncelikle vatanımızı ve insanlarımızı sevelim,dinimizi unutmayalım.
Hoşgörü ile kalın...(KIZILSUNGUR)
KY-62664
mükemmelin de ötesinde bir kitap..<br /><br />okurken gözyaşlarımı tutamadım..<br /><br />acaba Üstad bir gün bizi de onun gibi "talebeliği"ne kabul eder mi diye düşünmekten alamıyorum kendimi..<br /><br />umarım herkes bu kitabı okuma fırsatını elde eder..<br />tebrikler Halit Ertuğrul..Allah razı olsun..
okyanu_s
Konu: Kuralsız gençlik akımının içinde sürüklenen bir gencin, öğretmeninin yakın ilgisi ile hayatını nasıl yeniden şekillendirdiği konu edilmiş kitaba. Gerçek bir yaşam hikayesi, saygı ve ilgi ile topluma kazandırılan bir gencin hikayesi Düzceli Mehmet

“İnsan dünyaya bir kez gelir, bu nedenle her anı iyi değerlendirmek gerekir.”Herkes bu konuda hem fikir, ayrılık “her anı iyi değerlendirmek” kavramına yüklenilen anlamda başlıyor.

Bu kavrama her ideolojik kesimin yüklediği anlam farklı hatta her insanın. Ama temelde iki farklı görüş mevcut. Birincisi “insan dünyaya bir kez gelir, her anın zevkini çıkarmalı. Hiçbir kuralla insan kendini kısıtlamamalı, sınırsız bir özgürlüğe sahip olmalı” felsefesi. İkincisi “her insanın dünyada olmasının bir nedeni var ve herkes kendi gayesini gerçekleştirmek için çalışmalı, kendisine düşen sorumluluğu yerine getirmeli.” Tabi bu görüşte de insanların “kendine düşen sorumluluktan anladıkları farklı. Ancak sonuçta bu ikinci görüşü benimseyen insanlara göre hayat sadece zevk ve eğlenceden ibaret değildir. Her insanın yapması gereken şeyler vardır ve her insan yaşamın her anını buna hizmet ederek geçirmeli. İdeolojiler ne olursa olsun temel mantık bu şekildedir.

Temelde bu kadar birbirine zıt iki ayrı görüşü benimseyen ve bunlara göre yaşayan iki insan dost olabilir mi?

Düzceli Mehmet’in hikayesinde bu dostluğu göreceksiniz. Bir tarafta kuralsızlık felsefesini benimsemiş hiçbir kural tanımayan Düzceli Mehmet diğer tarafta niçin var olduğunun bilincinde kendisine düşen görevleri yerine getirmeye çalışan inançlı birisi; Mehmet’in üniversiteden hocası.

Düzceli Mehmet’in kendisi için oluşturmaya çalıştığı yaşam; kuralsız, engelsiz ve zevk doluydu. Mehmet’e göre dinler insanların tam zevk ve keyif almalarını engelliyordu bu nedenle de materyalizmin arkasına sığınır.

Mehmet ile hocası arasında bir tek kural vardır… Saygı… Saygı samimiyeti ve sevgiyi beraberinde getirmiş ve Mehmet ile hocası sıkı bir dost olmuşlardır.

Hocasının demokrat ve alçak gönüllü tavırları Mehmet’i cezp eder. Sık sık hocasını ziyarete giden Mehmet’in kafasında soru işaretleri oluşmaya başlar. Düzceli Mehmet gerçeklerden kaçmak değil gerçekleri öğrenmek ister.

Mehmet tam sekiz ay kafasındaki soru işaretlerini aydınlatmak, gerçekleri öğrenmek için araştırır. Sekiz ay sonunda Mehmet namaz kılmaya başlar. Gerçeklerle yüzleşmek ve sorumluluklarını yerine getirerek yaşamak, kurallar artık Mehmet’e rahatsızlık değil haz verir.

Mehmet’in hayatında hiçbir şey eskisi gibi değildir. Hayatında ilginç olaylar gelişemeye başlar. Büyük bir kaza ile başlayan bu gelişmeler Mehmet’i bir iman ve tevekkül timsali yapar.Düzce’de yaşanan depremde hayatını kaybeden Mehmet’in ölümü de yaşadığı diğer olaylar kadar ilginç ve ibret vericidir.

Anlatım ve Dil

Kitap günlük konuşma dili ile yazılmış her kesimin anlayabileceği tarzda. Anlatım sade ve akıcı. Kitabı elinize aldıktan kısa bir süre sonra bitireceğinize emin olabilirsiniz.


Son Söz

Genç nüfusun fazlalığı ülkemizin en büyük avantajlarından biri. Bunun farkında olan ve genç nüfusumuzu sindirmeye, onları kendilerinden ve kendi zevklerinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen insanlar haline getirmeye çalışan ideolojik oyunlar oynanıyor.

Bu ülke gençlere ve bu yeni nesilde öğretmenlere emanet edilmiş. Sorumsuz, kendisinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen gençler ile ve gençlere karşı ilgisiz ve anlayışsız öğretmenler ile ülkemizin hak ettiği yere gelmesi mümkün değil.

Bu kitap, öğretmenin bir genci saygı ve ilgi ile nasıl kazanabileceğini; bunun için de öğretmenliğin sadece dersle ilgili bilgi aktarmak olmadığının farkına varmış eğitimcilere aslında ne kadar ihtiyacımız olduğunu gösteriyor.
KY-105726
Bir afet öncesi,bir gencin imana kavuşması,kalbinin nurla dolması anlatılmış,gencin 17 Ağustos depreminde ölmesi,ve hakka kavuşmuş olması olağanüstü geldi bana,ve çok etkilendim,hikayenin yaşanmış olması da İlgi çekici.
KY-84596
<br />kitabı yeni okudum.aklımda hep,bediüzzaman hazretleri'nin hastanede söylediği:daha ömrün var,ama kısadır,sözü..böyle bir hayat olabilir mi?...böyle bir hayat,böyle bir ölüm...
fpgang
halit ertuğrul'un okuduğum ilk eseri ve dahası geldi tabi ki.diger eserler de mükemmel.hepsini etkileyici kılan ise yazarın hayata çok derinden bakışı.hiç bir okuyucu yoktur ki,bu eserlerden sonra hayatın,ALLAH ile olan bağlantılarını gözden geçirmiş olmasın.
umutlar
Bu kitap beni oldukca etkiledi.Eleştirilerin coğu yazarın mehmet'in kılık kıyafetinin ve ilk halinin betimlemelerini 'böyle giyinenler hep böledir'mesajı içerdigi idiasına dayanıyor.Oysa yazar orada ken din den birşey katarak Mehmeti tanımlamıyorki,mehmet ilk hali ile kılık kıyafette zaten öyle bir cizgisi olan insandı.Burada okuyucuların aşırı alınganlşıkyapmalarına gerek yok.
Acıkcası ben cok etkilendim.Şuana kadar okudugum eserleri arasında Halit beyin en güzel eseri.Mutlaka okunmalı.
Önyargısız ele alındıgında inanılmaz sürükleyiçi ve her hamlesinde bir sonraki gelişmeyi heyecenla bekleten bir eseri..ben bi solukta okudum..ve kitabı bitirdiğimde gözlerim dolmuştu..
Selda Akkılıç
Öncelikle heralde bende Halit Ertuğrul'un öğrencisi olmak isterdim.Kitapta Halit Ertuğrul'un öğrencisi olan düzceli mehmetin yaşamından bir parça sunulmuş.Kitabı okuyunca insanın ilk aklına gelenin ölümün çok uzak olmadığı.Önce manvei inançlardan yoksul olan bir kişinin öğretmeninin katkılarıyla tamamen dönüş yapması ve daha sonra da bu dönüş uğruna vefatı anlatılıyor.Bence okunması gereken bir kitap.
CemC
Bu kitabı yaklaşık bir sene kadar bu kitaptan söz eden bir arkadaş sebebiyle alp okudum.

Kitapne yazık ki son derece sığ ve basit bir yapı üzerine ilerleyerek son buluyor. Günümüzün asi, modern, isyankar ve dinle alakası kalmamış gençlerinden birisi olarak Düzceli Mehmet hikayeyi anlatan kişiyle (yazar?)karşı karşıya geldikten sonra bilmeden isyan ettiği şeylerin özünü kavrayarak dine ve imana yöneliyor. Ve düzce depreminde ölüyor.

Bu öykü gerçek mi bilmiyorum ; gerçek olsun olmasın bu öykünün ne yazık ki hiç bir derinliği yok. Bunu nereden anlıyoruz? Herşeyden önce karakterlerin sunuluş biçiminden. uzun saçlı küpeli isyankar gençlik tiplemesi son derece klişe bir yaklaşım. uzun saçlı küpeli rockçı ya da ateist olmamasna rağmen dindar olmayan ya da Allah'a inanmayan bir çok insan var. Burada dinden imandan Allah'tan uzaklaşmışlık tamamen dış görüntüyle alakalıymış gibi sunuluyor.

İkinci bir nokta şu olmalı: Kitap, Risale-i Nur'dan doğrudan yapılan alıntılarda derinlik kazanıyor ve burada o eserin kendi uslubunu hissedebiliyorsunuz. Diğer bölümlerdeyse bir üsluptan söz etmek mümkün değil.

Bir arkadaşm bu kitabı okuyarak iman etmiş bir çok insan olduğunu söyledi. Bu insanların okuma alışkanlığının olmadığını düşünüyorum. Eğer bu kitaptaki savlar doğrudan sunulsaydı ya da fikir kitabı olsaydı ve edebi bir hedef tutturmaya çalşmasaydı eleştiriler yorumlar farklı olabilirdi. Ancak kitap bir öykü anlatıyor. Bir başı bir sonu var. Betimlemelerle ilerliyor. Konuyu açıp genişletiyor. Hayatı değişen bir insanın öyküsüyle karşı karşıyayız. Böyle olunca da edebiyatın başka bir şey olduğunu ve yazarın başarılı bir eser oluşturamadığını düşünüyorum.

Sırf meraktan yazarın KENDİNİ ARAYAN ADAM adl kitabını da okudum. Burada da ateist ve sosyalist bir adam aynı düzceli mehmet gibi kendisine hayatn ve varoluşun kanunlarını anlatan birisiyle sohbet ederek dinsiz imansız bir hayattan imana ve Allah'a yöneliyor. Ne denebilir??? Herşeyden önce hayatı materyalizmle geçmiş bir insanın ideolojisinden geriye sadece şüpheler kalmışsa bomboş bir kaç cümle kalmışsa ne söylenebilir? Cidden yazarın amacı inancımızın çok uzağında yaşanan hayatları ve ideolojileri çözerek insanların Allah'ı bulmasıysa..o zaman o materyalist ideolojiyi ve yaşama biçimini de uzun saç, rock müzik, ve ateizm dışında biçimleri olan, derin bir şekilde okura sunmalı ki inandırıcı olabilsin. Bir sosyalist veya ateist Risale-i Nur'dan bir kaç alıntı ile Allah'a inanıyorsa onun ideolojisinin derinliğinden söz edilebilir mi? Eğer edilebiliyorsa hayatımızdaki bütün inançsızlıkların bu alıntılarla ortadan kaldırılması gerekirdi. Ama değişmiyor. Çünkü ideolojiler güçlü. Çünkü insanlar beş on günde değişmezler. Değişseler de eski hayat ve yaşama biçimleri sık sık geri teper. Yazar işte bunları anlatarak öyküsünü oluştursa bence büyük bir başarıya imza atmış olurdu...ama bunu yapamamış.